Mardin Gezilecek Yerleri

Mardin’in bir kültür başkenti olmasnda Mezopotamya’da yer almasının etkisi büyük. Fırat ve Dicle nehirleri arasına kurulmuş , İpek yolu üzerinde yer alan şehir M.Ö. 5500’den beri farklı farklı kültürlere ev sahipliği yapmış.

Şehirdeki kültürel güzellikler, Eski Mardin denen bölgede yer alıyor. Mardin’in en yüksek yeri olan Mardin Kalesi’nin bir tarafı Eski Mardin. Vadiye bakan tarafı ise yeni binalar ve es geçebileceğin şehirleşmiş Yeni Mardin’i oluşturuyor.

Nereye gitmeli?

Mardin taş evleri

Gabriel Manastırı

Mardin’de Süryani kiliseleri meşhur. Aziz anlamına gelen “Mor” ismiyle başlayan bu kiliselerin kimi majestik, kimi ise görünüş olarak daha iddiasız ve minik. “Mor Gabriel’i mutlaka görmelisin” diyenler doğru söylüyor. Dünyanın en eski Süryani Ortodoks manastırı olan Mor Gabriel, devasa bir alanı kaplıyor ve kendi kendine yetecek bir sistem kurmuş, dış dünyadan yardım almadan kendini besleyebiliyor. Ama bunun detaylarını bizden değil, seni gezdirecek rahibe veya rahibe adaylarından dinlemen çok daha keyifli olur.

Deyrulzafaran Manastırı da görülmeye değer yerlerden biri, en az Mor Gabriel kadar ünlü. İlk önce güneşe tapanlar tarafından kurulmuş, daha sonrasında kiliseye dönüştürülmüş. Bu manastırın özel safran çayları meşhur, içmeden gelmeyin deriz.

Merkez’de bulunan Mardin Müzesi, mühürler, seramikler, kandiller, figürler, takılar ve Mardin geleneklerini gösteren gerçek insan boyutundaki mankenlerle hazırlanan dioramalar ile Türkiye’de gezebileceğin en etkileyici müzelerden biri. Eski Postane binası ise, tarihi içine çekebileceğin, kendini gerçekten özel hissedeceğin ve üst katından Suriye’ye kadar uzanan Mezopotamya ovası manzarasına inanamayacağın bir tarihi yapı. Olur da ovaya gece bakarsan, o kadar karanlık olacak ki denize baktığın hissine kapılacaksın. Burada geceleri İstanbul siluetini çizmek mümkün; biz baktığımızda Boğaziçi ve FSM köprüleri, Ortaköy, Sarıyer, Üsküdar’ı konumlamış, hatta hayal gücümüzü biraz zorlayarak kız kulesini bile çizmiştik. İstanbul ya da başka bir yer, nereyi çizeceğin senin hayal gücüne kalmış.

Eski Mardin’in ayırt edici mimari yapılarından biri de evleri birbirlerine bağlayan abbaralar, bunlar yapının kesintisiz bir şekilde devam etmesini sağlıyor. Buralarda dolaşırken kendini Prince of Persia’da gördüğün arap şehirlerinin içinde gibi hissedebilirsin.

Eğer biraz uzaklaşabilirsen Midyat ve Dara antik kentini mutlaka gezmelisin. Dara eski bir roma kenti, hala çok az bir bölümü ortaya çıkarılmış, agorası var, sarnıçları var, hatta çok derin bir deposu var ki duyduğumuza göre zamanında tavuğun biri oraya düşmüş, köylüler de tavuğu ararken keşfetmiş.

Dara Harebeleri

Dara-Nekropol

Mardin Çarşı, görmezsen çok pişman olmayacağın ama görürsen çok eğleneceğin yerlerden. Bakır ve taş içşileri, bol bol mırra ve bol bol hediyelik!

Hediyelik demişken, Mardin’e, özellikle de Midyat’a gittiysen telkari denen çok ince gümüş tellerden yapılan takılardan almak adettendir. Küçük ve bütçene uygun bir parça mutlaka bulacaksın. Mardin’in sabunları da meşhur, hele satıcının sana değişik sabunların faydalarını anlatması doyulacak gibi değil.

Mardin yemekleri için bir sonraki sayfaya gidin.

tuna

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir