Ulu Kam’ın Göğe Yolculuğu
Şaman’in (Kam’in) görevlerinden biri de ölen birinin ruhuna kilavuzluk etmekti. Ruhlar alemine yeni katılmış bir ruh, Kam in yardımı olmadan yolunu bulmakta zorlanabilir, ait olmadığı bir “alemde” acı ve sıkıntı çekebilirdi.
***
Sevgili kardeşim, Merhum Servet Somuncuoglu’nun binlerce kilometre uzaklardan, büyük zahmetlerle, bizlere getirdigi ve ayni zamnada ebediyen koruma altina aldigi bu “saymali tasta” bir Kam’in, Yerlati Aleminde yolunu kaybetmiş merhum yada merhumeye ait bir ruha kılavuzluk ederek, onu Gökyüzü Alemine ulaştırdığı anlatılmaktadır.
Henüz yazının icat olmadığı, bir dönemde atalarımızın taşlara nakşettiği, binlerce yıllık bu mesajı bizlerle ulaştıran, Aziz Dostum merhum Servet Somuncuoğlu’nu rahmet ve saygıyla anıyorum.
Oncelikle belirtmek isterim ki, bu mesaji tam anlamiyla cozumlemek kolay degildir. Birincisi bu mesaj sirdan birleri tarafindan yazilmamistir, bu mesaj bir din adamina, bir Kam’a aitir. Ikincisi bu mesaj gunluk siradan, (o donemde dahi) herkesin kolyca anlayabilecegi bir mesaj degildir. Cunku, bu mesaj Kam’in trans aninda, matafizik alemde yaptigi yolculugu ,ve bu yolculuk suresince, karsilastigi (bu alemde olmayan, normal biri tarafindan gorulemeyen) imgeleri anlatmaktadir. Ucuncu olarak, bu mesaj birileri tarafindan tam anlamiyla cozumlense dahi, gunluk ve siradan dil ile başkalarina akatarilmasi kolay degildir.
***
Resime baktığımız zaman, öncelikle resmin beş parçadan oluştuğunu görüyoruz. Bu beş parçadan oluşan ifadeler, sağdan sola ve saat yönünde akmaktadır. Birinci bölümde bir tören var. Bu tören taşın en sağ ve yan yüzeyine nakşedilmis. İfadenin bu bölümünün taşın başka bir yüzeyine yazılması tesadüf değildir. Taşın bu yüzeyi, sirdan insanlara açık, onlar tarafından, gorulebilen, algilanilabilen “yasadigmiz alemi” ifade ediyor. Kam dahil, torene katilanlar, bu alemde yasamakta olan kisilerdir. Bu yuzden, ifadenin bu bolumu taşın ayri bir yüzeyine bilincli olarak islenmistir. Bunun anlami, taşın diger yuzeyindeki olaylarin bu aleminden ayri, başka boyutlarda ceryan ettigini vurgulamaktir.
Tasin diger, on cephesine baktigimiz zaman gozumuze ilk carpan sey, taşın ortaşında uzun-yatay bir çizgidir. Bu çizgi, yasadigmiz bu “Yeryuzu Alemi” ile, “Yerlati Alamini” birbirinden ayiran siniri simgeler. Şaman Kozmolojisine gore, evren uc alemden olusur; yasamakta oldugumuz Orta Alem, aşağıda Yeralti Alemi, yukarda Yerustu/Gukyuzu Alemi vardir. Yeryuzu Aleminde mevcut olan insan, hayvan, bitki, dag, tas, kaya, gol ve irmaklar dahil hersey canlidir ve bir ruha sahiptir. Ancak bu ruhlari sadce kamlar (Sman Dinadmalari) gorebilir.
Yeralti Alemi’nde hayvan ruhlari, zarali kotu ruhlar (gunahkar ruhlar) bulunur. Kotu ruhlar ve bazi hayvan ruhlari ebediyen burda yasarlar. Bazi iyi ruhlar ise, yolculuklarinin ilk asamasinda, olumden hemen sonra, yolunu kaybederek, ait olmadiklari Yerlati Alemine gelebilirler. Ait olmadiklari bu Alemde aci cekebilirler.Iste bu ruhlarin ait olduklari Gökyüzü Almeine, yani “cennete” ulasabilmeleri icin Kamlarin yardımina ihtiyaclari vardir.
Yerusutu /Gökyüzü Alemi gunumuz anlamiyla “Cennettir”. Tanrilar orada yasarlar. Iyi insanlar oldukten sonra ruhlari normalde Gökyüzü Almeine giderler. Gökyüzü Alemi’nin seviyeleri vardir. Tanrilar onem derecesine gore, Gökyüzü Almeimi’nin degisik seviyelerinde yasarlar. Bazi bolgelerdeki Şaman inancina gore Elklerin (yaban kecisi) ruhlari da Gökyüzü Aleminde yasarlar. Sibirya Samnlarina gore, Gunes Gökyüzü Aleminde yasayan “Altin Elbiseli Sehzadedir”. Burda hemen belirtmek isterim ki, Turklerdeki “Altin Elbise” fikrinin esin kaynagi bu inanc olabilir.
Yerlati Alminde yasayan kotu-gunahkar ruhlar, yeniden, yeniden (rearcarnation) dogarak bu aleme gelirler. Bunlarin ruhlari temizleninceye kadar, Yeralti ve Yeryuzu Alemi arsinda gidip gelirler. “Dogru” bir hayat surup, ruhlari temizlendiginde bu ruhlar da Gökyüzü Almeine gitmeye hak kazanirlar.
Tekrar resme baktigimizda biri merkezde olamk uzere uc dikey çizgiyi gorecegiz. Tam merkezden gecmekte olan dikey çizgi, Şaman inancina gore Dunyanin Diregidir (World’s Pillar).(Hernekadar metinlerde Dunya Diregi olarak gecse de saniyorum buna “Alemin Diregi” demek daha dogru olacaktir). Bu direk ayni zamnda Goyuzunu tutmaktadir.
Uc dikey çizgiden ortadakinin, Kutsal/Cosmologic Dagi simgeledigini uzerindeki heybetli Kutsal Elk’ten (Elklerin Tanrisi) anliyoruz. (Orta Asya Şamanlarina gore Bu dag Tanri Dagidir). En soldaki son çizgi ise Hayat Agaci dir.
Dikkatle baktigimizda, Hayat Agaci çizgisinin tepesinde ve tabaninda iki dairesel çizgi goruyoruz. Şaman motiflerinde bu daireler ” Gecitleri” simgeler. Gecitler bir boyuttan başka bir boyuta giden yollarin baslangici, kapilaridir. Gecitlerin, bulunmasi ve asilmasi zor ve zahmetlidir.
Hayat agacinin ust gecidinin Yerustu Aleminde, tabandaki gecidin ise Yeralti aleminde oldugu goruluyor. Bu gecitler, yukarda bahsettigimiz gibi, yeralti almeindeki ruhlarin, yeniden dogarak (Rearcarnation) bu aleme tekrar gelinebilmelerine imakan verir. Bazi samanlara gore ise, Hayat Agaci nin ust kismi, yani dallari Gökyüzü Alemindedir. Yildizler bu agacin dallarina asilmis meyveler gibidir. (Belki de Turk Mitolojisindeki Kizil Elma “Hayat Agacinin” meyvesidir).
Hernedense, Gökyüzü Alemi bu resimde gorulmuyor. Gökyüzü Alemi ayri bir boyut olarak, taşın (goremedigimiz) ust veya arka kismina cizilmis olabilir. Eger resimde gorulmeyen, taşın arka yuzunde mesaj devam etmiyorsa, taşın zirvesi Gökyüzü Alemini olarak kabul edilmis demektir.
***
Bu temel bigilerden sonra mesaji okumaya calisalim. Yukarda belirttigimiz gibi, resmin tamanina baktigimizda bu mesajin, bir Kam in merhum veya merhumeye ait bir ruha kilavuzluk ederek, onun ruhunu ait oldugu yere, yani Gökyüzü Almeine ulastirdigini gorebiliyoruz.
Mesajin ilk pasajinda, bir kalabalik goruyoruz. Bu bir cenaze merasimi. Biri hayatini kaybetmis. Merhum yada merhumenin ruhu, bilmedigi bu yolculuk siarasinda muhtemelen yolunu kaybetmis, ait olmadığı Yerlati Aleminde aci icerisindedir. Bu yuzden, cenaze sahipleri Kam’dan yardım istiyorlar. Kam alisik oldugu uzere, tefini calarak, manisni soyleyerek, dans etmeye ve sonunda transa girmeye baslar. Seans ilerledikce Kam titremeye baslar.
Titreme esnasinda, Kam in bedenine bir yabanci-yardımci ruh girmektedir. Kamlar aldiklari uzun ve zahmetli egitim sonunda bazi ruhlara hukmetmeyi, onlardan yardım almayi, onlarin ruhlariyla kendi ruhlarini birlestirmeyi ogrenirler. Bu yardım eden “Yardimci Ruhlar” genelde hayvan ruhlaridir. Kamlar, yolculugun ve gidecegi yolun mahiyetine uygun olan Yardimci Ruhlar secme yetisine sahiptirler. Kam in ruhu hangi hayvanin ruhu ile birlesmisse, Kam in davaranislari da o hayvani taklit etmeye baslar.Daha sonar Kam in ruhu bedenden ayrilir ve “ucmaga” varir. Bu asamadan sonra Kam “yolculugu” suresince baygin haldedir.
Mesajin ikinci bolumunde goruyoruz ki, Kam bir Elk ve bir yaban tavsanini yardımci ruh olarak seciyor. Cunku, Kam once Yeralti Almine inecektir. Bu yolculuk uzun ve engebeli oldugundan normal binenk hayvanin, yani atlarin yardım edemeyecegi kasindir. Bu nedenle dik-sarp yamaclardan inemek, taşlardan, kayalardan kolayca atlamak icin Elki, caliliklarin arasinda kolay ve hizli manevra yapabilmek icin ise yaban tavsanini yardımci ruh olarak secmektedir.
Yukarda da bahsettigim gibi, bu hayvanlar, yeryuzunde olmasina ragmen, bunlarin ruhu normal insanlar tarafindan gorulmedigi icin taşın on cephesine , başka bir “boyuta” geçilmiştirtir. Mesajin burden sonrasi sadece Kam in gorebildigi alemdir.
Mesajin ucuncu pasajinda, Kam Yeralti Alemine girmektedir. Merdiven şeklindeki kesik-yatay çizgiler, Kam in aşağı indigini belirtmektedir. Kam’in, oncelikle bu Yeralti Aleminde merhumun ruhunu bulmasi gerekiyor. Ancak buranin resimde goruldugu gibi cok kalabalik, degisik hayvan ve kotu ruhlarla dolu oldugundan Kam in zorlandigini anlayabiliyoruz. Kam bu zorlugu asmak icin, bir “Kurt” un ruhundan yardım istedigini goruyoruz. ( Bkz. ilk soru isareti).
Şaman inancina gore (bildigimiz ozellilerine ek olarak) Kurt gece-gunduz gorusune sahiptir; yol-yordam bilir, “bilgedir”. Ayrica, bilge Kurt “ogretmendir” , bildigilerini totemi oldugu insanlarla paylasir, onlara yol yordam ogretir, onlara kilavuzluk eder.
Bir ilerki adimda, Kam’in kurttan aldigi bilgiler isiginda, armakta oldugu ruhu buldugunu goruyoruz (Bknz. Ilk parentez). Kam, aradigi ruhu bulduktan sonra, Gökyüzü Almine yukselmek icin, Dunya Diregi altindan, başka bir boyuta gecmesi gerekmektedir. Bunu yapabilmesi icin sozkonusu yolun “gecidini” (kapisini) bulmasi gerekiyor. Bu nedenle Kam bu defa başka bir kurttan, sozkonusu gecit hakinda bilgi almaktadir ( Bkz. Ikinci soru isareti).
Gecitten giren Kam ve beraberindeki ruh, Dunya Diregi nin altindan gecerek, Dunya Diregi ile Kutsal Dag arasindaki başka bir boyuta ulasiyorlar. Resmi zihnimizde uc boyutlu olarak canlandirisak, bulunduklari meakn elbette iki çizgi arasi olmaktan cikacaktir. Kam ve beraberindeki ruh, bu boyutta (her ne kadar resimde zik zak seklinde gorulse de) spiral/ helezyonik sekilde yukseliyorlar. Bu yukselisle once, Yeralti Almeinden, Yeryuzu Almenie geciyorlar, sonra Gökyüzü Alemine dogru ilerliyorlar.
Ancak yine belirtmekte yarar var ki, bu yeni gelinen boyut, yasayan birinin hayal edemeyecegi kadar farkli bir mekandir. Yukselmeye devam eden Kam ve beraberindeki ruh, once Kutsal Dagdaki “Gecidi” asiyorlar (Bkz ikinci parentez). Şaman kaynaklarina gore, gecitlerden gecmek bir dagin sarp bolumunden gecmek cok cok farkli birseydir. Gecitler, bir boyutu başka bir boyuta baglayan kapilardir. Bu yuzden gecitlerden gecmek bir boyuttan başka bir boyuta gecmek; dogmak, olmak gibi farkli bir deneyim olarak algilanmalidir.
Ucuncu ve son parentezin (Bkz. 3 parentez) oldugu bolumde yine bir dairesel çizgi goruyoruz. Bu Dunya diregi (Dunyanin Ekseni) uzerindeki son ve zorlu bir gecittir. Bu son zorlugu da atlatan Kam ve beraberindeki ruhun, (sol tarafta gorulen) heybetli Kutsal Elk i selamlayarak, sipiral seklinde yukselip, yolculuklarini tamamladiklarini, Gökyüzü Alemi’ne yani “cennete” ulastiklarini goruyoruz.
Yukarda da belirttigim gibi, eger taşın resimde gorulmeyen ust ve arka yuzunde mesaj devam ediyorsa, orada “cennetin’in” ve “tanrilarin” figurlerini gormek mumkundur.
***
Bu gibi “Kutsal Yolculuklar” sirasinda kamlar kendinden gecmis, baygin haldedirler. Kamlar’in “Yolculuk” sirasinda yasadiklarini transtan,, kendilerine geldikten hemen sonra taşlar uzerine rapor etmeleri bir gelenekti. Ancak, bireysel olarak, ruhi nitelikte, metafizik alemde yasnan bu yoculugun başkalarina tam olarak aktarilmasinin veya aktarilanlar tarafidan tam olarak anlasilmasinin kolay olmayacagi da bir gercektir.
Burda, Aziz Dostum Serveti, birkez daha saygi ve rahmetle anarken, mekaninin cennet olmasini diliyorum.
Fazil Cetiner
23.11.2013, Melbourne
