Nasıl Karar Veririz?
Gün içerisinde aldığınız kararlan bir düşünün. Kıyafet ve yemek seçiminden yapılacak işlerin sıraya konmasına, dolmuşa mı binsem otobüse mi, çay mı içsem kahve mi gibi somlara verdiğimiz yanıtlara kadar, gün boyu verdiğimiz kararların listesini yapsak binlerce satır tutar. Çoğu karan birkaç saniye içinde veriyoruz. Ya insan ilişkilerinde davranılanımızı belirlerken, söyleyeceğimiz kelimeleri seçerken verdiğimiz, mili saniyede gerçekleşen kararlar?
Tüketici olarak onlara seçenek arasından yaptığımız terdiler? Bir de tabii iş ve eş seçimi gibi daha uzun dönemde verdiğimiz hayati kararlar var. Ama herhalde hiçbiri bir komutanın savaşın kritik bir anında verdiği, ülkelerin geleceğini etkileyen ve bazen saniyeler içinde verilmesi gereken karar kadar zor değildir.
Peki bilim insanları “nasıl doğru karar veririz” sorusuna cevap olarak bir reçete sunuyor mu? Doğru karan vermek için duygularımızı bir kenara atıp akılcı mı davranmalıyız?
Hangi durumlarda duygularımıza ve sezgilerimize güvenebiliriz?
Beynimizin nörolojik karar mekanizmasını çözmek neden zor?
Bu zorluklar aşılırsa yukarıdaki soruları cevaplamak kolaylaşacak mı?
Yanlış hesap Bağdat’tan döner misali, bir gün beynimizde ilerleyen, yanlış kararla neticelenecek bilgi akışının bir nörondan geri döndürülüşüne şahit olacak mıyız?
Yukarıdaki sorular nöroloji, ekonomi, psikoloji, bilişsel bilimler, bilgisayar bilimleri ve yapay zekâ gibi birçok disiplinin kesişim noktasında. Ancak her bir disiplinin odaklandığı soru farklı. Ekonomistler tüketici davranışlarım ve aldığımız ekonomik kararları incelerken, psikologlar kişisel kararlarımız, bilgisayar bilimcileri ise kavramsal kararlarımız üzerinde yoğunlaşıyor. Nörologlar ise aldığımız ne çeşit bir karar olursa olsun, karar verirken beynimizde neler olup bittiğini anlamaya çalışıyor. Sanki beynimizde sürekli düğmelere basılıyor ve biz de çıkan komuta göre harekete geçiyoruz. Karar anından önce, yani beynimizde düğmeye basılmadan önce sinir hücreleri (nöronlar) arasındaki iletişimin nasıl olduğunu görüntülemeye çalışan nörologlar bunun için değişik yaklaşımlar ve teknolojiler kullanıyor.
Tramvay İkilemi
Bir tramvay yolunun ya kınlarında siniz. Derken uzaktan yaklaşan tramvayın sesini duyuyorsunuz. Bir bakıyorsunuz ki tramvay yolunun üzerinde ellerinde aletler olan beş işçi. Ama çok geç, işçiler toparlanıp kalkana kadar tramvay onları çoktan ezip geçmiş olacak. Birden makası kontrol eden kolun tam yanınızda olduğunu görüyorsunuz. İkilem bu ya, diğer yolun üzerinde de biri olduğunu fark ediyor¬sunuz. Ne yapardınız? Kolu çekip beş kişinin hayatını kurtarmak için tramvayı o bir kişinin üzerine yönlendirir miydiniz?
Senaryoyu biraz değiştirelim. Bu sefer tramvay yolunun üzerinde¬ki üst geçittesin iz. Tramvay yine beş kişinin üzerine doğru ilerliyor. Yanınızda bu trajik duruma sizinle birlikte şahit olan cüsseli bir adam var. Biliyorsunuz ki adamı köprüden iterseniz o iri cüssesiyle yolu tamamen tıkayacak ve beş kişinin hayatı kurtulacak. Bu durumda kararınız ne olurdu?
Felsefeci Philippa Foot ve Judith Jarvisln ortaya attığı “tramvay ikilemi sonuçlar açısından aynı olsa da duygularişin içine girdiğinde insanoğlunun nasıl farklı karar verdiğini gösteren etkili bir örnek. Bu sorulara muhatap olan birçok kişi birinci senaryonun sonundaki soruya olumlu yanıt verirken ikinci senaryodakine olumsuz cevap veri¬yor. Hemen belirtelim, azınlıkta kalsalar da‘beş kişinin hayatını kurtaracak şekilde davranır ve adamı köprüden iterdi m” diyerek faydacı yaklaşımı elden bırakmayanlar her zaman oluyor. Faydacılık, en fazla faydayı sağlayan seçeneği seçtiğimizde doğru hareket etmiş ola¬cağımızı savunan felsefi bir akım. Yine de birçoğumuz için ikinci durumda faydacı davranmak ahlaki değil. Sonuçlar açısından her iki durum da aynı, ancak birçok felsefeciye göre iyi bir amaç için de olsa kötülük yapılamaz.
Tramvay ikilemindeki sorular yöneltildiğindeki beyin aktiviteleri ölçülen denekler birinci senaryoyu düşünürken dolaştırsalar prefrontal kortekslerinin ön bölgelerinde hareket görülüyor. Duyguların daha çok dâhil olduğu ve faydacı yargılar veremediğimiz ikinci senaryoda ise cingulate korteksin ön bölgesinde etkinlik artıyor ki bu bölge beynimizin yanıt çatışması yaşadığımız durumlarla ilişkilen dirilen bölgesi.
