Nasıl Karar Veririz?

Var mısın? Yok musun?
Ödül ve risk kavramlarını nörologlardan çok daha önce kullanmaya başlayan, bu kavramlara kuramlarında yer veren bilim insanları psikologlar A ve ekonomistler olmuş, ödül ve riskin insanların kararlarını nasıl etkilediği davranışsal ekonomi dalında yapılan deneylerle de incelenâ miş. Bu konuda yapılan araştırmalardan biri 1 Baba Shive ait. Stanford Üniversitesi İşletme Fakültesinde Stratejik Pazarlama Bölümü başkam olan Baba Shiv bir grup sağlıklı ve bir grup kaza ya da hastalık sonucu beyinlerinin duygusal devresi hasara uğramış katılımcıyla bir bahis oyunu oynuyor. Her katılımcı elindeki 20 dolar ile 20 defa yazı tura atacak Bilemezse 1 dolar kaybedecek, ama bilirse 2,5 dolar kazanacak. Tabi katılımcıların kazanmak ya da kaybetmek için her seferinde bahse girmeleri gerekiyor. Deneye katılan sağlıklı katılımcılar kaybetme korkusuyla bahislerden birkaçına girmiyor ve sonuçta oyunu ortalama 22,80 dolar ile bitiriyorlar. Kaybetme korkumuzun kazanma hevesimizden daha güçlü olduğunu ortaya koyan bu deneyi ilginç yapan, hasta denekler. Hastalar her seferinde korkusuzca bahse giriyor ve sonuçta ortalama 25,70 dolar kazanıyorlar. Baba Shiv’in Uzay Yolu dizisinin “duygusuz” Mr. Spock’undan esinlenerek “Volkanlı” ismini verdiği bu hastalar duygusallıktan uzak akıla davranış modeli sergiliyor ve sonuçta kazançlı çıkıyorlar.
Nöroekonomide duygusal gelgitler
Ekonomistlerin “insan seçeneklerini tartar, her birinin değerini ve olasılığım dikkate alarak en yüksek faydayı sağlayanı belirler ve onu seçer” şeklinde özetlediği akılcı davranış biçimi insanoğlu için her koşulda geçerli bir şey değil Karar alırken sezgilerimizi ve duygularımızı en az mantığımız kadar kullanıyoruz. Platodan Descartesa kadar birçok felsefeci de duyguların akim düşmanı olduğunu ve doğru karar vermek için duygusallıktan uzak durmak gerektiğine inanır. Bu konuda tarih boyunca zigzaglar çizen ekonomistler ise 1930lardan önce kuramlarında psikolojik etkenlere yer vermişler. Daha sonra, biraz da doğa bil ünlerindeki kesinliği yakalayabilmek için, kuramlarım matematiksel bir tabana oturtmak istemiş ve hep rasyonel kararlar verirlerse insanların tercihlerinin sabitleşeceği ve bu tercihlerin matematik formüllerle ifadesinin kolaylaşacağı düşüncesiyle akılcı bir yaklaşım benimsemişler. 20. yüzyılda baskın hale gelen bu yak
laşmam şimdilerde yerini tekrar psikolojik faktörlerin ve insan davranışlarındaki belirsizliğin formüllerde bir şekilde yer aldığı, karmaşık kuramlara bıraktığını görüyoruz. Artık akademi k dünyasında, doğru karar vermede duygu ve sezgilerimizin vazgeçilmez olduğu ve yapıcı rol oynadığı üzerinde duruluyor.
Warnkk Üniversitesi’nden psikolog Gordon Brown önümüzdeki seçenekleri ikili karşılaştırmalar ile derecelendirdiğimizi ve bunun için sıkça ‘örneklendirme ile karar verme’ yöntemini kullandığımızı belirtiyor, örneğin bir çay bahçesinde 5 TL olan bir bardak çayın fiyatını, önceden gittiğimiz benzer çay bahçelerinde ödediğimiz miktar ile karşılaştırıp pahalı kategorisine koyuyor ve kararımızı buna göre veriyoruz.
Basitleştir, sonra karar ver
Bazen gündelik, basit kararlar bile öyle çok yönlü olabiliyor ki beynimiz tüm bilgileri işleyemiyor ve bir şekilde bazı bilgileri göz ardı edip konuyu basitleştirmemiz gerekiyor.
Alman psikolog Gerd Gigerenzer topu yakalamaya çalışan futbolcu örneğini veriyor. Futbolcunun topun yörüngesini tahmin etmek ve en doğru noktaya doğru koşmak için kafasında topun hızını, uzaklığını ve açısını hesaba katarak bir dizi matematiksel denklem çözmesi gerekiyor. Ancak biliyoruz ki futbolcuların hiçbiri böyle yapmıyor. Futbolcu bu bilgilerin hepsini göz ardı ediyor ve sezgilerini dinleyerek bir tek bilgiye odaklanıyor. Gözü ile top arasındaki açı. Top en yüksek noktada iken topa gözünü dikiyor ve bu açı hep sabit kalacak şekilde koşuyor.
Değişkenler çoğaldığında… Mantığınla değerlendir, sezgilerinle karar ver
Son yıllarda yapılan araştırmalar duygularımızın basit tercihlerden ziyade bir sürü değişkenin devrede olduğu, daha karmaşık durumlarda daha da önem kazandığım gösteriyor. John Lehrer Karar Anı adıyla Türkçe’ye çevrilen kitabında araştırmacıların bu durumu zor bilişsel görevler söz konusu olduğunda ön plana çıkan bilinçaltımıza bağladığını belirtiyor. Tek bir anda bilinçli olarak 4 bitten fazla

kaynak: merak ediyorum

tuna

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir