Bağışıklık Sistemini Güçlendiren Besinler
Bağışıklık sistemi güç kazandıkça, metabolizmayı tehdit edebilecek mikroplar, bakteriler, mantarların yaratabileceği riskler azalma eğilimi çizmektedir çünkü vücudumuzun savunucuları saat başı 10 milyondan fazla antikor üreterek savaş açmaktadır.
1. Kırmızı Et: Güçsüz Noktalarda Destek
Çinko, organizma için esansiyel bir mineraldir.Optimal sağlık için her gün belirli miktarlarda alınması gereken biyolojik bir eser elementtir. Çinko eksikliği özellikle Amerikan gençliğinde ve vejeteryanlarda sık görülen bir durumdur ve bağışıklık sisteminin olumsuz etkilenmesine neden olur. Çok düşük seviyelerde bile yaşanan çinko eksikliği enfeksiyonlara yakalanma riskini artırmaktadır. Vücudu adeta istila eden bakteri ve virüslerle mücadelede savaşan beyaz kan hücrelerinin üretiminde önemli olan bu mineral beslenmemizde yeterli miktarlarda yer almalıdır. Bunun için yağsız kırmızı et, zenginleştirilmiş mısır gevreği, kümes hayvanları, süt ve yoğurt tüketilmelidir.
2. Turuncu Renkli Besinler: Koruyucu Kalkan
Cildimiz, fark etmesek de aslında bizi dışardan gelen saldırılara karşı müdafa eden koruyucu bir kalkan gibi görev yapmaktadır. Cildin daha güçlü bir savunma yapabilmesi için de iyi beslenmesi gerekmektedir. Bunun için cilt sağlığında önemli olan A vitamini yeterli tüketmeliyiz. A vitaminini karşılamanın en iyi yollarından biri de beta karoten içeren gıdaların diyette fazlaca yer almasıdır. Havuç, kabak, bal kabağı, topatan kavunu ve tatlı patates en zengin kaynaklardandır.
3. Mantar: Beyaz Kan Hücre Üretimine Yardımcı
Yüzyıllardır, dünyanın dört bir yanındaki insanlar mantara bağışıklık sistemini koruyucu olarak görev biçmekteydi, yapılan son çalışmalarda bunu adeta tasdikler niteliktedir. Mantarın beyaz kan hücre üretimine yardımcı olup, daha agresif mikrop öldürücüler haline getirdiği gözlenmektedir. Bu sonuçlar damak tadına önem veren kişileri oldukça sevindirecektir pek çok yemeğe güzel aroma katan mantar farklı tipleri ile de çeşitlilik getirmektedir. Soslara, sebze yemeklerine, hamur işlerine eşlik edebilen, garnitür olarak sunulabilen, her tür pişirme metoduna açık bu sebzeyi siz de mutfağında daha sık bulundurmalısınız.
4. Çay
Vücudun enfeksiyonlarla mücadelesi bir savaş olarak değerlendirilebilir, her savaş sonrası olduğu gibi geride kalan enkazların da temizliği titizlik gerektirmektedir. Bağışıklık sistemi istenmeyen istilacıları yok ederken, bir yandan da yarattıkları tahribatları onarmaya çalışmaktadır ve bu aşamada istek dışı da olsa serbest radikaller oluşabilmektedir. Hücreleri hasara uğratabilecek, yaşlanma ve kanser hücrelerinin gelişimine neden olabilecek bu bileşiklerin uzaklaştırılabilmesi için antioksidanlar devreye girmektedir.
Bu nedenle beslenmemizde bol miktarda sebze, meyve tüketmeli, siyah ve yeşil çay tüketimimizi de artırmaya gayret etmeliyiz. Poşet veya demlik olarak tüketilebilecek çayların poşet olanlarını tercih etmeniz durumunda içeriğindeki yararlı bileşiklerden daha iyi yararlanmak için poşetin yukarı aşağı sallanması etken maddelerin 5 kat daha fazla yayılmasına yardımcı olabilmektedir.
5. Kefir: Destek güç
Barsaklardaki mukoza tabakasında yer alan trilyonlarca iyi huylu bakteri metabolizmanın zararlı bileşiklerce kuşatılmasını engellemektedir. Ancak bu iyi huylu bakterilerin sayıları antibiyotik kullanımı, dengesiz diyetler gibi faktörlerle azalabilmekte ve kişileri enfeksiyonlara açık hale getirebilmekte, ishale benzer belirtilerin oluşmasına neden olabilmektedir. Bu nedenle yoğurt ve bir tür fermente süt ürünü olan kefir tüketerek vücudumuza destek güç göndermekte fayda vardır. Piyasada light formları da bulunan kefir, eski zamanlardan beri tüketilegelmekte, sağlıklı bakterilerin barsak florasında artışına yardımcı olmaktadır. Bu canlı besinin daha yararlı olabilmesi, daha başarılı sonuçlar doğurması için yeterli miktarlarda, düzenli tüketimi çok önemlidir.
6.MUSKAT ÜZÜM
Kırmızı-mor arası rengi, oval yuvarlak arası şekliyle göze hitap eden, leziz tadıyla meyve severleri güldüren Muskat üzümü, sağlık faydaları ile de pek çok çalışmaya konu olmuştur. Kalın, etli kabuğu ve büyük çekirdeği ile fark yaratan muskat üzümünün ortalama % 90 sağlık avantajı bu özelliğinden ileri gelmektedir. Muskat üzümünün diğerlerinden en belirgin farklarından biri ekstra kromozomlara sahip olmasıdır. Bu sayede daha yüksek fitokimyasal aktiviteye sahip profil oluşmakta, örneğin diğer üzümlerde olmayan ellagik asit gibi sağlık faydası gösteren bileşikler yer almaktadır. Muskat üzümünde 21 farklı fitokimyasal vardır. Bunlar arasında muskata özel olan ve üzerinde en çok araştırma yapılan ellagik asit hücre fonksiyonlarının normal gelişimine katkıda bulunmaktadır. Bunun dışında kuersetin serbest radikal hasarına karşı mücadele edip, genel iyi hal durumuna katkıda bulunmaktaylen, antosiyaninler göz, sinir sistemi gelişimine yardımcı, kan damarlarının korunmasında etkilidir. Proantosiyanidinler ise yine göz ve cilt sağlığına yardımcı, bağışıklık sistemini koruyucu ve inflamasyon önleyicidir.
7. BETA GLUKAN
Ekmek mayasından elde edilen ‘beta-glukan’ bağışıklık sistemini güçlendiren, besinlerde doğal olarak bulunan bir maddedir. Vücudun doğal savunma mekanizması dahilinde zararlı bileşikleri yok ederek, metabolizmayı serbest radikallere karşı koruyabilmektedir. Öte yandan kişisel direnci güçlendirebilir, performansı artırarak enfeksiyon durumlarında yaşam kalitesini yükseltebilir.
kaynak: http://www.taylankumeli.com/basin_detay.asp?menu_id=5&id=262
