Depresyon

Depresyon tüm çağların ve insanların en popüler rahatsızlıklarından biridir ve tüm çağlarda değişik şekillerde ele alınmıştır. Depresyon yarardan çok insan zihnine ve bedenine zararlı bir rahatsızlıktır.

Depresyon, genel bir bunalım, sıkıntı, içsel yorgunluk ve çökmüşlük halidir. Nedenleri çevresel de olabilir, hormonal ya da kalıtımsal da. Tanımı genişletirken gelin belirtileri de gözden geçirmiş olalım: İnsan kendini sürekli kederli hisseder, bu sıkıntılı durum günlük işleri yapmasını, herhangi bir şeyle ilgili konsantrasyon sağlamasını, sosyalleşmesini engeller. Hatta yemek yemek, uyumak gibi doğal ihtiyaçlar bile düzensizleşir, insan kendini hasta hissetmeye başlayabilir. Kilo kaybı yaşanabilir. Devamlı huzursuzluk, sürekli bir endişe durumu baş gösterir. İnsan hiçbir şeyden zevk alamaz hale gelir.

Ertesi gün üç sınavınızın birden olması, en iyi arkadaşınızla aranızın bozulması, mezuniyet balosunun olduğu gün sivilcenizin çıkması gibi durumlar sizi kolay kolay depresyona sokamaz. Herhangi bir dertli ya da sıkıntılı durumu hemen depresyona girmenize neden olacak şeklinde algılamamalısınız. Depresyon, klinik teşhis gerektiren tıbbi bir durumdur ve tedavi edilmesi gerekir.

Neden kaynaklanır, nasıl düzelir?

Peki nasıl bir değişiklik insanı depresyona sokabilir? Çok sevilen bir kişinin kaybı bu nedenlerin en başında gelenlerden biridir. Sevgi ve güvenden yoksun bir ortamda büyümek, boşanmak ya da uzun süredir birlikte olunan bir kişiden ayrılmak, işini kaybetmek, okul hayatında yaşanan zorluklar, ciddi fiziksel hastalıklar gibi ağır konular da depresyona sebep olabilir. Ama her olay herkeste aynı sonucu vermez; çünkü herkesin karakteri, genetiği, duyarlı olduğu konular farklıdır. Bu buhran durumu genetik faktörlere de bağlıdır, insanların depresyona girme eğilimleri farklıdır, kimisi daha dayanıklı kimisi daha hassas ve aşkasına minik gelebilecek sıkıntıda bile gemilerini batırmaya meyillidir. Ancak sonuçta bu buhran durumu insanın zihninde biten bir şeydir. Herşeye umutsuz ve karamsar baktığında kişinin sevdiklerini düşünmesi, o anda kimbilir başka insanların ne tür dertleri olduğunu hatırlaması, arkadaşlarıyla dertleşmesi ne kadar canı istemese de kendini iyi hissettirecek aktiviteler yapması iyi gelecektir.

Ayırca aspirinle sıkıntıyı defetmek mümkün olamayacağına göre, profesyonel (psiyatr hekimler ve psikologlardan) yardım alınması gerekebilir. Psikoterapilerde kişinin en derinlerdeki deneyimleri su yüzüne çıkarılarak depresyona olan eğilimin ana kaynağı bulunur ve üzerinde çalışılır. Kişinin yaşadığı zorluk ve sıkıntılar karşısında geliştirdiği ve kullandığı savunma mekanizmalarındaki aksamalar, yaşam tarzında ve düşünme biçiminde onu negatif uçlara sürükleyen faktörler bu şekilde anlaşılabilir ve düzeltilebilir. İnsan beynini bir araç gibi düşündüğümüz zaman üzerinde bu şekilde ayarlamalar yapmanın da mümkün olduğunu anlayabiliriz. Önemli olan, direnci kırmak ve problemli bir hayat tarzından kurtulmaya istekli olmak.

Psikoterapi seanslarının süresi kişiden kişiye, vakadan vakaya değişebilir. Ne olursa olsun terapiste iki kere giderek depresyondan kurtulmayı beklemek saflık olur.

Sanatta depresyon mu?

Edebiyatta, müzikte, sahnede, sinemada herkes depresyondadır! Klasiklerde durum daha bir vahimdir üstelik. Trajediden trajediye koşarken nasıl depresyona girmesinler ki? Örneğin Shakespeare’in Kral Lear’ı, depresyonu uçlarda yaşar. Hamlet deseniz melankoliğin şahıdır. Anton Çehov’un Vanya Dayı’sı tam bir klinik depresif vakadır.

Van Gogh depresyonun canlı tarifidir adeta. Kardeşi Theo’ya yazdığı mektuplarda da, resimlerinde de bunun yansımalarını görmek mümkündür.

Mesela Woody Allen, depresyon tanısı ile tedavi gören yönetmenlerden biri ve tedavi iyi gidiyor olmalı, bir eski filmlerine bakın bir de “To Rome with Love”a, “Vicky Cristina Barcelona”ya.

Yine Jon Bon Jovi, tescilli depresiflerden ama şarkılarından çaktırmaz. Billy Corgan (Smashing Pumpkins’ten) tam tersi gözünüze sokar. Leonard Cohen (anlamak için dahi olmaya ne hacet), Eminem (bu konuda bir dünya markası), Natalie Imbruglia (bıcır bıcırlığına bakma), Beyonce, Demi Lovato, aklımıza gelen şarkıcılar.

Sonraa, oyunculardan Alce Baldwin, Christian Bale (Bruce Wayne oynaya oynaya tabii), Jim Carrey, Harrison Ford, Anne Hathaway, Angelina Jolie ve Brad Pitt, saymakla bitmez…Tabii bunlar duyumlarımız ve gözlemlerimize göre. Depresyonun da gösteriş için kullanıldığı oluyordur. Siz siz olun, hayata karşı güçlü kalın.

tuna

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir