ENDOKRİNOLOJİDE MUAYENE PLANI
Endokrinoloji yönünden hastayı inceleyecek hekim, hastanın bir bütün olduğunu unutmamalı, genel dahiliye muayenesini ihmal etmemelidir.
Anamnez: Meslek, aile çevresi, alkolizm, coğrafi çevre, beslenme özellikleri. Daha önce geçirilen hastalıklar (kabakulak, hepatit, menenjit özellikle önemli). Metabolik hastalıklar ve tüberküloz. Kadınsal doğum, düşük ve menstruasyon anarnnezi.
Psikolojik Durum: Öforı, depresyon, cinsel şikayetler. Menses anamnezi. Kaç doğum yapmış (Ölü doğum? İri doğum?)
Aile Anamnezi: Metabolizma hastalıkları (diabet, hemokromatoz, obezite, gut, hiperlipemi) ve ailedeki endokrin hastalıklar.
Gözlem ve Anamnez Bulguları: Asteni, kilo kaybı, kilo alma, taşikardi, palpitasyon, kramplar, terleme bozuklukları, tremor, diare, konstipasyon, termofobı (sıcaktan kaçma) veya fazla üşüme.
Fizik Bulgular: Eski yüz fotoğrafları ile şimdiki görünümün karşılaştırılması. Guatr aranması. Gözlerin durumu. Sekonder seks karakterleri. Saçlar, tırnaklar, deri ve mukozalar. Antropometrik ölçüler (Vertexpubis, kulaç, pubis-topuk mesafeleri).
Genel Muayene: Solunum, dolaşım, sinir sistemlerinin olanaklar içinde muayenesi ve not alınması.
Endokrinolojik Muayene: Bu kitabın konusunu teşkil ettiğinden aynca özetlenmeyecektir.
HORMONLAR VE ETKİLERİ
Hormonlar dokuların veya organların morfolojik ve işlevsel (fonksiyonel) bütünlüğünü sağlayan özel kimyasal mesaj ileticilerdir. Hormonlar, iç salgı bezleri (endokrin guddeler) tarafından sagılanır ve hedef organa kan yolu ile vararak etki ederler. Hormonlar böylece organizmada kimyasal bir koordinasyon sistemi oluştururlar. Diğer
inemli ve büyük koordinasyon ağını da sinir sistemi oluşturur. Endokrin sistem ile merkez sinir sisteminiıı çok yakın ilişkileri vardır. Bu ilişkiler, hipotalamus ile hipofiz arasındaki gibi bir kontrol ilişkisi olabilir. Fakat mesela sürrenal medullasının sinir sistemine ait mi, endokrin organ mı olduğunu ayırmak zordur.
Hormonların tanımlanmasında bazı özelliklerini belirtmek faydalı olur. Hormonlar 1) Fizyolojik düzenleyicilerdir 2) Çok küçük miktarda etki ederler 3) Canlı hücrelerce salgılanırlar 4) Bu hücreler, salgılarını kan dolaşımına veren iç salgı guddelerinin hücreleridir 5) Dolaşan kanla “hedef” organa varırlar 6) Hedef organda spesifik etkiler yaparlar.
Bazı maddeler bu tariflerin birçoğuna uyduğu halde, özel gudde hücrelerince salgılanmadıklarından hormon sayılmazlar. Prostaglandinler, kininler ve histamin bu tür “parahormon” da denen fizyolojik düzenleyidilerdendir. Özellikle zoolojide önemli olan feromonlar (pheromones) endokrinoloji ile ilişkileri bakımından dikkat çekerler. Böceklerde, kemirgenlerde daha yakından incelenmiş olan feromonlar arasında cinsel cezbedici feromonlar, yuvayı veya yaşanan bölgeyi işaretleyen feromonlar örnek olarak sayılabilir. İnsanlarda da feromonların rolünü kabul etmek mümkündür. Fakat insanda deneysel çalışmaların zorluğu, özellikle ruhsal etkenlerin araya girmesi inandırıcı bulgular elde edilmesini güçleştirmektedir. Yukarda yaptığımız horınon tanımı yeni buluşlarla, eski sarsılmazlığını kaybetmektedir. Fakat yine de düşündürücü olmak bakımından bu tür sınıf lamalar yararlıdır.
Hormonların Kimyasal Yapısı
Hormonların birçoğu amino asid prekürsörlerden sentez edilirler. Hormonları yapı bakımından bazı gruplara ayırmak mümkündür.
Modifiye amino asidler: Bunlara amin hormonlar da denir. Bu grupta tirozin kökenli epinefrin ve norepinefrin ile trıptofan kökenli şerotonin ve melatonm vardır. İki tirozin molekülunün. iyodlandırıldıktan sonra kaynaşması ile oluşan tıroksin de bu gruptandır.
Küçük peptidler: Tirotropin salgılatıcı hormon (TRH) üç amino asidden oluşan bir tripeptid olarak bu gruptandır. Vasopressin, oksitosin de bu gruba giren sekiz amino asidli peptidlerdir (oktapeptid).
Orta büyüklükte peptidler: Gastrın (17 amino asid), glukagon (29 amino asid) ACTH (39 amino asid).
Büyük peptidler (yahut küçük protein- ler): İnsulin, parathormon, buyüme hormonu, prolaktin bu gruba girer.
Giikoproteinler: Tirotropin (TSH), FSH LH ve koryonik gonadotropinler glikoproteirı yapısındadır.
Steroidler: Over, testis, böbrek ustü hormonları bu gruba girer. D vitamini de steroid yapısındadır ve hormoniara benzer özellikler gösterir.
Hormonların Metabolizması
Hormonlar kan dolaşımına gırdikten sonra plazma proteinlerine bağlanırlar. Böylece hormonların dokulara iletilmesi kolaylaşır, katabolizmaları yavaşlar ve böbrek giomerüllerinden küçük molekiillü hormonların kaybı önlenmiş olur Proteinlere bağlanma kuvvetli ve geri dönüşsüz bir bağlanma değildir. Hormonun hedef organa giderek etki etmeye başlamasından önce, bu bağiantının çözülmesi gerekir. Hormonların küçük bir kısmı da proteinlere bağlı olmadan ‘aktif’ şekilde dolaşır. Plazma proteinlerinin çok azaldığı durumlarda, bazı endokrin işlev bozukluklan ortaya çıkması yedekteki hormon deposunun azalmasındandır. Hormonların birçoğu saigılandıktan kısa bir müddet sonra kan dolaşımından kaybolur. Hormonların başlıca ‘tutulduğu organlar kendi hedef organları, karaciğer, akciğer ve böbreklerdir. Dolaşan kanda hormonlarırı yarılanma ömrü genellikle dakikalarla ölçülür. Karaciğer enzimleri, oksidasyon, redüksiyon, deaminasyon ve metillendirme yolları ile hormonların birçoğunu inaktive ederler. Hormonlar ayrıca karaciğerde glukuronik asid ve sülfat ile bağlanırlar. Bu tür bağlanmalar suda çözünürlüğü arttırır.
