Hipoglisemi
Hipoglisemi (kısaca “hipo”), kandaki şeker (glikoz) düzeyinin anormal derecede düşük olması demektir. Beyin sürekli olarak tek enerji kaynağı olan glikoz ikmaline bağımlı olduğundan, bu durum tehlikelidir. Genellikle, tedavi edilmemiş ya da yeterince kontrol altına alınmamış şeker hastalığı olanlarda görülmekle birlikte, sadece onlarla sınırlı değildir.
Vücudumuzda kan şekeri dengesi nasıl sağlanır?
Şeker (glikoz) vücut için iyi bir yakıttır, beyin ve sinirler içinse tek enerji kaynağıdır. Sinir sistemi şekeri depolayamayacağından, kandan gelen sabit miktara bağımlıdır. Vücudumuz kandan alınan şeker seviyesinin her zaman doğru olduğundan emin olmak için, emniyet mekanizmalarıyla donatılmış bir kontrol sistemine bağlıdır. Pankreasta üretilen insülin ve glukagon hormonları, bu dengeyi sağlamada anahtar rol oynamaktadır. Diyabeti olmayanlarda besinlerin emilimini takiben kan şeker düzeyi artar. Kan hücreleri nin ihtiyaç duyduğu şekerin hücre içine alınmasını sağlamak üzere insülin hormonu pankreastan salgılanıp kana verilir. İnsülinin görevi hem kasların bunu yakıt olarak yakmasını, hem de karaciğerin bunu depolamasını sağlamaktır. Kan şeker seviyesi çok düşerse bu kez, glukagon hormonu görev üstlenir. Bu hormonun görevi, kan şeker seviyesini tekrar normal seviyesine yü kseltmek için karaciğerin depoladığı şekerin bir kısmını salıvermesini sağlamaktır. Genellikle İnsülin ve glukagon, kan şeker seviyesini dengelemek için birlikte çalışırlar.
Nedenleri Nelerdir?
Diyabetlilerde, doğru kan glikoz düzeyinin sürdürülmesi, iğne ile alınan insülin miktarı ile yenen yemek miktarının dengelenmesi anlamına gelir. Hipoglisemi’nin en yaygın nedeni, nispeten fazla dozda insülin alınmasıdır. Alınan insülin dozu normalde alındığı kadar olsa dahi, alınan karbonhidrat miktarı azaltılırsa ya da sarf edilen güç nedeniyle vücut yakıtı normalden daha hızlı kullanırsa, hipoglisemi krizi oluşabilir. Ağızdan alınan hipoglisemi ilaçları (diyabetlilerin sık sık kullandığı, kan glikoz seviyesini düşüren ilaçlar) da kandaki şeker düzeyini düşürebilir. Hipoglisemi ayrıca, karaciğeri veya böbrekleri etkileyen bazı rahatsızlıkları olanlarda ya da pankreas veya tiroit bezi gibi endokrin sistemi bozuklukları olanlarda görülebilir.
Belirtileri nelerdir?
Hipoglisemi, yaşamı olumsuz anlamda etkileyen, halsizlik, yorgunluk ve baş dönmesine neden olan, iş verimini düşüren ve bireyi kızgın, öfkeli, sabırsız hale getiren bir durumdur. Hipoglisemi ataklarında; psikolojik durumda değişiklik, ellerde titreme, bulantı, soğuk terleme, yemek yeme isteği, depresyon ve kontrolü kaybetme, uykusuzluk, şekerli gıdalara düşkünlük, unutkanlık, sebepsiz yere ağlama gibi belirtiler mevcuttur. Sağlıklı insanlarda kan şekeri değerleri 70110 mg/dl aralığında yer alır. Kandaki şeker seviyesi 60 mg/dl’nin altına düştüğünde çarpıntı, terleme, halsizlik gibi belirtiler oluşur. 50 mg/dl’nin altında ise bu belirtilere baş ağrısı, davranış değişiklikleri, konsantrasyon sorunları, bellek bozulması gibi sinir sistemi işaretleri de eklenir.
Teşhis
Hipoglisemi krizi, kanda çok fazla şeker olması (hiperglisemi) ile karıştırılabilir. Emin değilseniz, söz konusu kişiye daima bisküvi ya da süt gibi biraz şeker içeren besin maddeleri verin. Kişinin bilinci tamamen yerinde olduğu sürece, zarar vermez. Bu tür durumlar, kişinin kan şekeri düzeyinin kontrol edilmesiyle teyit edilebilir.
Tedavi
Derhal yapılacak tedavi şeker içeren yiyecek yemek veya içecek içmektir. Ardından, bisküvi ya da sandviç gibi, etki süresi daha uzun olan karbonhidratlı yiyecekler yenmelidir. Bu, genellikle krizi sona erdirir. Diyabeti olanlar daima beraberlerinde bu tür yiyecekler taşımalıdırlar.
Acil durumlarda, özellikle kişi kendinde olmayıp hiçbir yiyecek veya içecek verilmemeli ise, iğne ile glukagon hormonu verilebilir. Diyet düzenlenirken besinlerin glisemik indeksi düşük olanları tercih edilmelidir. Glisemik indeks, bir besinin kan şekerini yükseltme kabiliyetidir.
Besinlerin glisemik indeks açısından değerlendirilmesi
Düşük glisemik indekse sahip besinler (40 ve daha düşük): Kurubaklagiller, rafine edilmemiş tahıllar, süt ve süt ürünleri, yeşil sebzeler, greyfurt, erik, elma, kayısı, şeftali, portakal, mantar, biber, soğan, brokoli, karnabahar, domates, kuruyemişler. Orta düzeyde glisemik indekse sahip besinler (40-60 arası): Haşlanmış patates, havuç, mısır, bezelye, beyaz unlu yiyecekler, makarna, pirinç, erişte, patlamış mısır, bulgur, üzüm, kivi, mango, muz, incir, dut. Yüksek glisemik indekse sahip besinler (60 ve daha yüksek): Şeker, bal, pekmez, ananas, kavun, muz, patates, pişmiş havuç, tatlı kurabiye, kek, beyaz ekmek.
Komplikasyonlar
Hipoglisemi krizinin kendisi vücut için tehlikeli olmamakla birlikte, boğulma riski nedeniyle, bilinç kaybı tehlikelidir. Dolayısıyla, derhal şekerli bir şey yiyerek ya da içerek hipoglisemi krizini durdurmak önemlidir. Alkol, vücudun glikozu serbest bırakma kapasitesini etkileyebilir. Diyabetlilerin günde 2-3 kadehten fazla alkol içmemeleri ve alkol içtikten sonra çerez yemeleri tavsiye edilir.
Hipogliseminin önlenmesi için
Hipoglisemi krizinden kaçınmanın en güvenli yolları, kandaki şeker düzeyini düzenli aralıklarla kontrol etmek ve başlangıç belirtilerini anlayabilmektir. Diyabeti (şeker hastalığı) olan çocukların annebabaları, belirtilerini çabukça anlarlar. Yine de çocuklar, belirtilerin başladığını kendileri anladıkları zaman kullanmak üzere daima çikolatalı bisküvi taşımak için teşvik edilmelidir. Yetişkinler de yanlarında şeker içeren yiyecek ve içecekleri bulundurmalıdırlar.
