Hızlı Kilo Vermenin Zararları

Hızlı kilo vermeye şok diyet ile yapılmaktadır. Şok diyetlerin insan vücudunda önemli zararları vardır.

KAN ŞEKERİNE DİKKAT!
Haftada 45 kilo verdirmeyi vadeden şok diyetler, son derece düşük kalorilidirler ve vücudumuzun ihtiyaçlarını karşılamaktan çok uzaktırlar. En önemlisi, bu tür diyetlerle yağlar kaybedilmez, su ve kas kayıpları gözlenir. Vücut ihtiyacı olan enerjiyi, bu tür diyetlerle karşılayamaz ve enerjiyi sağlamak için kas proteinlerini ve karaciğerde bulunan bir tür şekeri (glikojen) kullanmaya başlar. Gün boyunca aç kalan bir insanda kan şekeri düşer, halsizlik, güçsüzlük, yorgunluk ve baygınlık gözlenir, iş verimi, anlama ve öğrenme kabiliyetinde düşme gözlenir, baş ağrıları oluşur. Bütün bu olumsuzlara rağmen, sonuçta kaybedilen yağ değil, su ve kas olur. Bir gram kas kaybedildiğinde, yaklaşık 2,7 gram da su kaybedilir. Dolayısıyla tartıda görülen kayıplar aldatıcıdır. Doğru kilo kaybı vücut yağ dokusundaki azalma ile olur. Bazal metabolik hız vücudumuzdaki yağ ve yağsız doku ile orantılıdır.

YAĞLANMA ARTAR
Bu da yağsız doku kitlesinin yani kas ağırlığının korunması hatta artırılmasına bağlıdır. Vücutta ne kadar fazla kas varsa, metabolik hız da o kadar yüksek, yani yağ yakma yeteneği o kadar iyi demektir. Öte yandan, vücuttaki kas kütlesi azaldıkça yağları yakma güçleşir. Karında, bel çevresinde, üst bacaklardaki yağlanma, gün geçtikçe artar.

Metabolizmayı yavaşlatır
Şok diyetlerin diğer bir olumsuz etkisi metabolizmayı yavaşlatmasıdır. Bu tür diyetler ile yağ dokusundan çok kas dokusu kaybedildiği için metabolizma yavaşlar. Bir miktar kilo verilmiş olsa da bunlar ilk fırsatta geri alınır. Hatta kişi daha az veya eskisi kadar bile yese kilo almaya devam eder. Daha sonra yapılan diyetlerde kilo vermek zorlaşır. Diyet yapılırken sonuca hemen ulaşılmak istenir, ancak seneler süren yanlış beslenme alışkanlıkları nedeniyle bozulan metabolizmanın bir veya iki ay gibi kısa sürede düzelmesinin imkansız olduğu kabul edilmelidir.

Egzersiz yapın!
Diyet programı mutlaka fiziksel aktiviteyi artırmakla veya egzersiz ile desteklenmelidir. Egzersize başlayınca vücut ağırlığı hemen azalmaz. Çünkü egzersizle başlangıçta kas hacmi olmak üzere yağsız vücut kitlesi artar. Ama vücut hızla daralır ve dokusu sıkılaşır. Artan kas kütlesiyle birlikte metabolizma hızlanır ve yağlar kalıcı olarak yakılmaya başlar. Böylece sağlıklı ve gerçek bir zayıflama başlar. Yapılacak sporun sıklığı, tipi, aktivitenin hızı, şiddeti, süresi ve tekrar sayısı önemlidir.

Hastalıklar kapıda

Şok diyetler sağlık açısından uygun olmadığı gibi besin öğeleri açısından yetersiz ve dengesiz olması nedeniyle hastalıklara daha kolay yakalanma riskini artırır. Şok diyetler genelde çok düşük kalorilidir ve bazıları bir besin öğesinden zengindir ve diğer öğeleri hiç içermez, bazıları bir besin grubuyla diğerini bir arada tükettirmez, bazıları ise tek bir besine dayanır. Örneğin yüksek miktarda hayvansal kaynaklı besinlerden oluşan bir diyette, kolesterol açısından zengin olan hayvansal kaynaklı gıdaların çok fazla tüketimi, bu tür diyetler uzun dönem yapıldığında kalp sağlığını tehdit eder. Proteinleri yüksek miktarda içeren bir diyet böbreğe yük getirir, safra taşlarına neden olabilir. Sık sık çeşitli şok diyetleri uygulayan kişilerde sindirim ve sinir sistemi bozuklukları, osteoporoz, dikkat azalması, anemi, saç dökülmesi, yorgunluk, baş dönmeleri, bulantı ve kusma problemleri görülebilmektedir.

Aç kalmamalısınız!

Zayıflamak uğruna aç kalmak, öğün atlamak, sanılanın aksine kilo almaya neden olur. Çünkü yeterince beslenemeyen metabolizma, durumu ‘kıtlık’ olarak algılar ve enerjiden ‘tasarruf etmeye’ karar verir. Böylece tüketilen ilk öğündeki her besini vücutta yağ şeklinde depolamaya başlar. Kilo vermek için bir beslenme programı oluşturulurken; biyokimyasal bulguların (tüm metabolizmanızı gösteren kan değerlerinin), genetik özelliklerin, metabolizmanın, yaşam şeklinin ve beğenilerin, yaşın, cinsiyetin, fiziksel aktivitenin, özel durumların (herhangi bir hastalık geçirildi mi? veya kullanılan herhangi bir ilaç var mı? vb.) incelendikten sonra, bu bilgiler ışığında bir diyetisyenin kişiye özel hazırladığı beslenme programını uygulanmalı ve sonrasında da yeterli ve dengeli beslenme yaşam boyu alışkanlık haline getirilmelidir.

tuna

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir