Reenkarnasyon
“Size gelip çatan her musibet ellerinizin kazandığı yüzündendir.” Şura 30.
Örnek olarak bir çocuğun sakat dünyaya gelmesi Kuran’a göre kendisini yüzünden olabilir mi? İyi de kundaktaki sakat çocuğun hiçbir kötülük sergilemeden, kötülük yapmaya imkan dahi bulamadan başına gelen musibet nasıl kendisini yüzünden olabilir? Kuran’ı düşünmeden mantık süzgecinden geçirmeden okuyanlar ya herseyi Allah bilir deyip körükörüne inanırlar ya da benim yıllarca önce ilk başta yaptığım gibi “yahu bu ne biçim sey” (haşa) derler.
İnananlar için İlahi Adalet var mıdır? Elbette ki inananlar açısından İlahi Adalet olmalıdır, yoksa inanç olmaz. Allah’ın çizdiği yolda çelişki olabilir mi? Olmamalıdır, yoksa inanç olmaz. Kendimize soralım, örneğin doğum sonrası hemen ölen bir bebek günah işlemeye fırsatı olmadığından cennete gidecekse, buna karşılık 10 yıllarca yaşayanlar ister istemez işledikleri günahlar yüzünden cennete gidemeyeceklerse bunun neresine adil ilahi düzen denebilir? Cennet-cehenneme inanan kime sorsanız her halde bu dünyada fazla yaşamadan doğrudan cennete gitmiş olmayı tercih edecektir.
Neden dünyaya gelenler zengin-fakir, güzel-çirkin, siyah-beyaz, sağlıksız/özürlü-sağlam, ünlü-ünsüz, uzun-kısa, erkek-dişi, ana/babalı-yetim, çocuklu-çocuksuz, aptal-zeki gibi farklı özelliklere sahip oluyorlar? Neden hiç kimseye zararı olmayan iyi bir insanın başına türlü kötülükler, felaketler gelebiliyor? İlahi Adalet neden herkesi eşit yaratmıyor ve herkese adil davranmıyor olarak görünüyor?
İşte reenkarnasyon bu çelişki, anlaşılmaz, mantıksızlık gibi görünen soruların açıklaması oluyor. Varlıklar çeşitli zamanlarda “karma” denilen kendi ektiğini kendin biçme, kendi kaderini belirleme, buna bağlı sebep-sonuç ilişkilerine göre tekamülleri için gerekli olan farklı tezahürlerde, kendi istekleriyle, önceden kaderlerini tekamül düzeylerine göre rehberlerin yardımıyla kendileri belirleyerek, hatta kaderlerini önceden bir film şeridi gibi izleyerek, ete kemiğe bürünüp dünyaya geliyorlar. Ayet:
Size gelip çatan her musibet ellerinizin kazandığı yüzündendir. Şura 30.
bunu anlatmaktadır. Yani ben iyi bir insanım bu dünyada kimseye bir kötülük yapmadım, kimseye bir zararım dokunmadı, neden benim bu başıma geldi? Neden ben? Neden fakirim? Neden çirkinim? Neden sakatım? gibi soruları yanıtlıyor ayet.
“Sizi biz öğüt alanın öğüt alacağı bir süre ömürlendirmedik mi?” Fatır 37.
Kur’an a göre ömür kavramı tekamülün bir evresinin tamamlanması için gerekli olan süredir. Örnegin bir yaşamında zengin olan diğerinde fakir olabiliyor. Böylece yaşamı her türlü yönleri ile yaşıyarak tekamül ediyor. Aynen ana okulundan başlayıp doktora yapıncaya kadar her seferinde yeni bir sınıfta, yeni bir çevrede, değişik hocalarla, arkadaşlarla, yeni bir eğitim alarak, belli aşamalardan sonra yeni bir okula giderek nasıl eğitim tamamlanıyorsa varlıklar da benzer şekilde enkarne olarak (bedenlenerek) tekamüllerini tamamlamaya çalışıyorlar. Her sınıf yeni bir başlangıç, yeni bir sayfa oluyor ama geçmiş sınıflarda edinilen bilgiler arka planda yeni sınıfa taşınıyor. Her seferinde sıfırdan başlanmıyor. Ayete göre ömür her seferinde tekamüle göre ders alınacak kadar bir sürede tamamlanıyor.
Madem reenkarnasyon var da neden önceki hayatlarımızı hatırlamıyoruz? Bunu da aşağıdaki ayet açıklıyor:
“Allah sizi yarattı. Sonra sizi vefat ettirecek. İçinizden bazıları ömrün en basit noktasına geri çevrilir ki, bir ilimden sonra hiçbirşey bilmez olsun.” Nahl 70
Dünyaya her gelişte yeni ve temiz bir sayfa açmak icin önceki hayatları hatırlamayarak yani hafiza silinerek (en basit nokta/sıfırlanma) ama bir önceki hayatın ruhsal tekamül düzeyinden, ruhsal birikiminden başlanmaktadır. Önceki hayatları hatırlamamaktayız ama onların tüm birikimlerini, ağırlığını ve izlerini üzerimizde taşımaktayız. Sonuçta ruh bedene bağlanınca artık o bağlandığı formun bilinç ve eylem olanakları ile sınırlanır. Böylece kendini, neden oraya geldiğini, omuzunda taşıdığı geçmiş hayatlarını hatırlayamaz.
“…yine içinizden bir kimse bir ilimden sonra birşey bilmesin diye ömrün en basit ve düşük noktasına geri gönderiliyor.” Hac 5.
Reenkarnasyonu gözardı eden inanç eksik ve körükörüne olarak kalmaya mahkumdur. Ne yapılırsa yapılsın dünyaya niçin, neden, nereden, nasıl gelindiğini, doğum ve ölüm sonrası hayatı, hayatın anlamını, başımıza gelenlerin nedenlerini, her şeyin mükemmel bir planın eseri olduğunu, tesadüf diye hiçbirşeyin olmadığını, varlıkların farklılığını, ilahi adaleti v.b. reenkarnasyon olmadan idrak etmek mümkün degildir
Reenkarnasyona din adamları neden yok diyorlar? Gerçekten de Süleyman Ateş, Hüseyin Atay, Yaşar Nuri Öztürk (Kurandaki İslam Sayfa 161, 249, 257, 283, 312, 320) gibi az orandaki din otoriteleri dışında bizim din sektörümüz, softa-hacı-hoca-duahan-şeyh ittifakı ve Diyanet reenkarnasyona şiddetle karşı çıkmaktadırlar. Bunun nedeni dinin aslında/özünde olmayan maaşlı-ücretli tarikat, ayin, mevlüt, dua, 40, 52. gece, hatim v.b. yollarıyla geçinen bir ruhban sektörünün çok önemli gelir kaynaklarını kaybetmek istememeleridir. İnsan bir yaşamında Müslüman diğer yaşamında Hiristiyan veya Yahudi olabiliyorsa bunun anlamı dinin amaç değil araç olduğudur. İnsanlar “bu dünyada acaba kaç mezarımız var” diye düşünmeye başladıklarında kaymakli din sömürü/kazanç düzeninin sonu da gelecektir.
İbni Rüşd’ün yaklaşık 850 yıl önce çizdiği, Batı’nın rönesansı bu sayede keşfettiği yoldan giderek Kuran’ı mantığımızı kullanarak okursak bunları daha iyi anlayabiliriz bkz http://bpakman.wordpress.com/dininanc/ibnrusd/ .
* Siz ölülerdendiniz. O sizi diriltti. Sizi yine öldürecek ve sonra diriltecektir. Nihayet O’na döndürüleceksiniz. Bakara 28.
* Bir spermden yarattı onu, ölçülendirip biçimlendirdi…Sonra onu öldürdü, kabre koydurdu: Sonra dilediği zaman diriltip ortaya çıkardı onu. Abese 9-22.
* Ölümü aranızda biz takdir ettik. Yerinize diğer benzerlerinizi getireceğiz ve sizi bilemiyeceğiniz bir şekilde yeniden oluşturacağız. Vakıa 60-61.
* Biz yarattık onları ve kuvvetli yaptık bağlarını/eklemlerini. Dilediğimizde benzerleri ile değiştiririz onları. Insan 28.
* derileri piştikce, azabı tatsınlar diye onlara başka deriler vereceğiz. Nisa 56.
* Hanginizin daha güzel is yapacağını belirlemek için sizi imtihana çekmek üzere ölümü ve hayatı yaratan O’dur. Mülk 2. (Buradaki o mükemmel sıralamaya bakın ÖLÜM hayattan önce geliyor).
* Ve Allah sizi bir bitki gibi yerden bitirdi. Sonra sizi yere geri gönderiyor ve sonra bir çıkarışla tekrar çıkarıyor. Nuh 17-18.
Bir tarikatçıya rastladığımda firsatı kaçırmıyorum, hemen soruyorum: “Sizin şeyhiniz ne diyor bana anlatın bakalım. Örneğin bir bebek dünyaya geldi ve hemen öldü. Hiçbir günahı olmadığından kesinlikle cennete gidecek, ben 60 yıldır yaşıyorum, ister istemez tonla günahım oldu, cennete gidip gidemeyeceğimi Allah bilir. Eğer cennete gidemeyeceksem ben de şeyhinize şu soruyu sorarım: Allah neden bir kuluna bu sekilde iltimas geçiyor, diğerine geçmiyor, bu adalet mi?” Aldığım yanıtlar “kem, küm, Allah her şeyi bilir, her şeye O karar verir, bunlar kaderdir, herkesin kaderi farklıdır” gibi.
Halbuki verilecek yanıt çok kolay, inançlı ama düşünen her insan bu ikilem gibi görünen bilinmezi çoktan çözmüştür zaten. Ama tarikatlarda, falancılarda, filancılarda düşünce ne arar? Düşünce olsa orada olmazlar zaten. İnanç sektörü hacısıyla, hocasıyla, hocaefendisiyle, şeyhiyle, duahanıyla, imamıyla, müezziniyle, vaiziyle altın yumurtlayan tavuk. Onlar da bu fırsattan olabildiğince yararlanıyorlar.
