sportif ritmik cimnastişin genel nitelişi – ödev

SPORT?F R?TM?K C?MNAST???N GENEL N?TEL???

TANIMI

Müzişin, alet ve vücut hareketleriyle sanatsal ve özgün bir yaklaşımla estetik bir bütünlük içinde sunulan dünyada yalnız bayanların yaptığı spor dalı özelliğini taşıyan bir spor dalıdır.

Sportif Ritmik Cimnastik, uzun yıllar boyunca (bugün olduğundan hayli farklı biçimde ve sadece) beden eğitimi derslerinin bir bölümü olarak uygulama alanı bulmuş; günümüzde ise olimpiyatlarda da yer alan, uluslararası düzeyde bir spor dalı olmuştur. Her geçen gün, daha fazla ilgi çekmekte ve yaygınla?maktadır. Sportif Ritmik Cimnastikteki bu gelişmenin nedeni.”çaşımızda insanların otomatikleğen, pasif hale dönüşen yaşam tarzına karşı bir tepki” olarak açıklanmaktadır.

Gerçektende bu spor dalı, kız çocuklarına ve genç kızlara günlük ya?antının getirdişi monotonluktan kurtulup, duygu ve düşüncelerini en güzel bir biçimde, co?kuyla ve kişisel yeteneklerine dayalı olan hareketlerle ifade etme olanaşı sağlar. Ak?cılık, devamlılık ve esneklikle oluşturulan hareketler, belirli ölçüde kas gücüne dayanır. Yaylanma ve savrulma hızından yararlanıldığı için, hareketler  “ekonomik” tir. Bedenin herhangi bir bölümünden alinan hız, tüm bedene dalgalar halinde yayılır ve bir hareketten dişerine aktarılır. Böylece hareket kombinasyonu içinde, az enerji sarf? ile uzun süre etkinlik sürdürebilir.

Sportif Ritmik Cimnastikte hareketler, tüm beden bölümlerini sürekli olarak ve çeşitli oranlarda etkiler. Modern beden eğitimi anlayIşının “bütünlük” ilkesine tam anlamı ile uyar. Hareketler kişisel güç ve becerilere dayalıdır, aşırı zorlamalara yer verilmez. Gerilemeler-gev?emeler, co?kun atılımlar-sakinleğmeler, açılmalar-kapanmalar, hızlı ve yavaş ritimler, devamlı birbirini izler. Bu nedenle hareketler organiktir; ancak fizyolojik ve psikolojik temellere dayanır.

Çalışmalar önceden belerenmiş kalıplar olmayıp; büyük ölçüde kişisel buluş, fantezi ve yaratma gücüne dayalıdır. Böylece gençlere, iç dünyalarını hareketle ifade etme alı?kanlığı kazandırılır ve kendilerini tanıtma olanaşı sağlar. Bu doğrultuda yapılan çalışmalar sonucu, öğretmen-öğrenci, antrenör-sporcu ilişkileri (istenilen biçimde) olumlu yönde geliştirilebilir.

Sportif Ritmik Cimnastik çalışmaları sporcuların buluş, yaratıcılık, fantezi yeteneklerini geliştirmeye hedefler. Duygu ve düşünceleri müzik eğlişinde estetik hareketlerle tanımlamaya, sergilemeye olanak tanıyan ve böylece sağlıklı gelişim sağlayan bir eğitim aracıdır. Bu sporu yapacak çocuk ve gençlerde bazı özellikler bulunması gereklidir.

Bunlar;

–          Düzgün bir postür,

–          Küçük bir yüz, uzun bir boyun,

–          Esnek ve bükülgenlişi olan bir bel,

–          Kalça ekleminin açık olması, uzun ve düzgün bacaklar,

–          Ayakların dışa doğru basmaya uygun olması,

–          Ritmik alg?lama yeterlilişinin olması,

–          Kalıtımla ilgili bir hastalı?ın olmamasıdır.

Ba?arılı sporcular yetiştirmek için 6-12 yaşları arasında, uygun fizikli, kişisel ve sosyal açıdan uyumlu   çocuklar bulunmalı ve bu özelliklerin geliştirilmesine çalıştırılmalıdır.

5-6-7 yaşlarındaki çocukların ilk seçimi, okullardaki beden eğitimi öğretmenlerinin yardımıyla yapılmalı; daha sonra sporcular-antrenör-aile üçgeni kurulmalıdır.

devamı –>

5-6-7 yaşlarındaki kız çocuklarına ait, “ideal” sayılan boy uzunluğu ve vücut aşırlığı değerleri Bulgaristan’da , Birleğik Devletler TopluluŞu (eski Sovyetler Birlişi) ve Almanya’da birbirinden farklıdır.

Antrenörlerin bu ölçütlerin yanı sıra, ön ve geriye esnekliklere vb. bakmalarının seçiminde objektiflişi artıracaşı bilinmelidir. Seçilen çocuklara altı ay temel eğitim verildikten sonra, ikinci seçim yapılmalı ve yarı?macı grup oluşturulmalıdır. Yarışmacı gruba giremeyen kız çocukları ise, başka spor dallarına yöneltilmelidir.

Bu spor dalının temel element sınıflaması şöyledir: Aktif elementler, aletli hareketler (ip, top, vb.), klasik dans elementleri, pre-akrobatik elementler, temel Cimnastik, jazz dans, folk dans, modern dans elementleri….Antrenör, yarı?macı olarak seçilen sporcuları bu sınıflama doğrultusunda antrene ederek, daha sağlıklı bir Sportif Ritmik Cimnastik eğitimi verebilir.

“Çocuklarda çalışma yöntemlerinin genel özellikleri Sportif Ritmik Cimnastikte kız çocukları 3 evrede antrene edilirler. Okul öncesi 7 yağına kadar ikinci çocukluk (8-11), ergenlik çaşı (12-15)’dır. İkinci ergenlik evresinde temel hareketler verilmeli, bunun nedeni teknik zorluklu olan hareketlerin ergenlik çağına kadar öğretilmesidir. ”

E?itim için en uygun zaman dilimi ikinci çocukluk ve ergenlik arasındadır. Bu yağlarda zorluk değeri yüksek hareket formları zorlanmadan verilebilir. Hareket analizatörlerin gelişmesine paralel olarak ta motorik özelliklerin gelişimi olmaktadır.

Çocuklarla çalışanlar özellikle güç’ ün morfolojik ve fizyolojik özelliklerin farklı yağ gruplarında birbirine denk olmadığını unutmamalıdır.

SPORT?F R?TM?K  C?MNAST???N KÖKEN VE GELİŞİM?

Sportif  Ritmik Cimnastik, 1960’lı yıllardan başlayarak, her geçen gün daha fazla ilgi çekmiş ve uluslar arası bir spor dalı olmuştur (31). Sadece bayanların yaptığı bu sporun köken ve kültürel işlevleri, hayli eski tarihlere dayanmaktadır. Sportif Ritmik Cimnastik’le ilgili ilk düşünceler, 1800’lü yollarda oluşmaya başlamıştır.

Bu oluğumda (klasik) Cimnastik ve dans, temel etmenler olmuştur. Vücut denetimi, anlatım biçimleri, estetik yaklaşımlar vb. müzikle yo?rulup bütünleğerek bugünkü anlayı?a varılmıştır.

Sportif Ritmik Cimnastişin bugünkü konumunu kazanması, bağlıca 3 aŞamada gerçekleşmiştir:

1.      Temel düşünceler dönemi (1800-1900)

2.      Ritmik Cimnastik dönemi (1900-1962)

a-     Doğal Ritmik Cimnastik evresi (1900-1920)

b-     Verime yönelik Ritmik Cimnastik evresi (1920-1962)

–          Bayan Cimnastişi evresi (1920-1946)

–          Sanatsal Cimnastik evresi (1947-1962)

3.      Sportif Ritmik Cimnastik dönemi (1963…..)

TEMEL DÜ?ÜNCELER DÖNEM?

Sportif Ritmik Cimnastişin temel düşünceleri ilk olarak Fransa’da ortaya atılmıştır. Günümüzde kullanılan dans ve bale terimlerinin oluşmasında rol oynayan Fransız eğitimci ve uygulayıcıları, Sportif Ritmik Cimnastikte de ilk ilkeleri belirlemişlerdir.

Bu Fransız eğitimci ve uygulayıcıların en önemlileri dans öğretmeni l. G.Noverre (1722-1810), eğitimci ve fizyolog George Demeni (1850-1917), tiyatro oyuncusu F. Delsarte (1811-1871)’dır.

I.G. Novarre, kas ve eklemlerin esnetilmesi için araç kullanımına karşı çıkmış, bunun “doğal”yöntemlerle yapılmasın? (vücudun özgürlüşünü) savunmuştur.

Demeni, Novarre’den etkilenmiş ve vücut eğitimi konusunda yeni fikirler geliştirmiştir. Beceri ve hareketlilişin artırılması için dans adımları ile eğitimine, el aletleri (lobut, sopa, çiçek vb.) ile yapılan çalışmalara önem vermiştir. ?yi bir duruşun (postür), akıcı ve albenili hareketlere olumlu etkisini saptamıştır.

F.Dalsarte ise vücut becerilerinin yanı sıra, “duygusal anlatım”ın önemini ortaya  koymuştur. Anlatımda bireyin  (sporcunun) yanı sıra, (seyircinin)  etkisini irdelemiştir. Böylece, “anlatım cimnastişi” (ifade dansı) denilen akım ortaya çıkmıştır.  Ö?rencisi Stele Mackayı, bir anlamda bale ile pandominin bileğimi olan “estetik cimnastik ” biçimini ABD’ de geliştirmeye çalışmıştır.

İsveç’ li R.H.Ling (1776-1838), temel jimnastik çalışmalarının iskelet ve kaslar üzerindeki etkilerini, anatomik ve fizyolojik açıdan incelemiştir.

Alman Bess Mensendieck (1864-1958), Ling’in bulgularından yola çıkarak antik dönemlerin “ideal güzellik” anlayIşın? gerçekleştirmeye çalışmıştır.

Sportif Ritmik Cimnastişin gelişimine, işlevsel cimnastişin önemli katkıları olmuştur.

1800’lü yıllarda klasik dans, işlevsel anlayışı geliştirmesine paralel olarak (ve “mekanik dans”anlayIşının aksine) duygulara önem veren, yaratıcılığı ve teknik beceriyi gerekli gören bir nitelik kazanmıştır. Özellikle, yer çekimine karşı özgürce yaşamı simgeleyen havada yapılan hareketler (uçan vücutlar) ile, klasik dansta dönüşümler gerçekleşmiştir. Bu görünümü ile klasik dansın yeni ilkeleri, Sportif Ritmik Cimnastişin oluğumunda belirleyici ö?eler olmuştur.

Alman Rudolph V.Laban (1879-1958), doğal ve doğal olmayan hareketlerden düzenlemeler yapmış; “sanatsal hareket” arayIşına girmiştir.

R?TM?K C?MNAST?K DÖNEM? (1820-1962)

Ritmik Jimnastik dönemi, uygulama ve amaçları açısından

–          Doğal Ritmik Jimnastik evresi (1900-1920)

–          Verime Yönelik Ritmik Jimnastik evresi (1920-1962) olarak değişik iki evreden oluşmaktadır. Bu bölümde dönemin farklı boyutları ele alınarak, Sportif Ritmik Cimnastişin oluğumundaki gelişmeler irdelenecektir.

DO?AL R?TM?K C?MNAST?K EVRES? (1900-1920)

1900’lü yıllarda oluşmaya başlayan Doğal Ritmik Jimnastik, 1920’lerde yeni  daha gelişkin boyutlara ulaşmıştır.

Bu gelişmeye, İsveçli müzik eğitimcisi Emile J. Dalcroze’nin ‘(1865-1950) önemli katkıları olmuştur. Dalcroze alg?lama ve doğaçlama yetilerinin eğitilerek arttırılabileceğini savunmuştur. Bunun vücut, ruh ve akıl bütünlüşü içinde gerçekleşebileceğini vurgulamıştır.

Dalcroze’nin düşünceleri filozof Ludwig Kloges (1872-1956) tarafından geliştirilmiştir. Kloges, “ritmin bütün hareketlerde görülmesini, hareketlerin belirgin olarak yapılmasın?, kolayca uygulanırlı?ın?, verim ve yüksek verim kavramlarından uzak olmasını” savunuyordu. Bu yaklaşım Ritmik Cimnastişin gelişimini büyük ölçüde etkilemiştir.

Rudolf Bode de (1881-1971), Kloges’in felsefesini benimsemiş, müzik-hareket bütünlüşü anlayIşına yeni boyutlar kazandırmıştır.

Heinrich Medauz (1890-1974), Bode’nin bu düşüncelerini geliştirdişi gibi, alet kullanımı ile cimnastik hareketlerine yeni biçimler kazandırılmasın amaçlamıştır.

Alman dans sanatçısı Marie Wigmann (1886-1973), Laban’ın düşüncelerini uygulamaya geçirmiştir.

Ünlü dansç? Isodara Duncan (1878-1972), Laban ile birlikte Delsarte’nin düşüncelerini de uygulamada gerçekleştirmiştir. Duncan klasik dans yerine, doğaçlamaya özgü beden anlatımı üstünde durarak, çıplak ayakla, geniş giysilerle ve ilk defa , dans için yazılmış müzik parçalarını kullanmayarak, dansa yeni bir anlayı? getirmiştir.

Duncan’ın yaklaşımı, çağdağ Sportif Ritmik Jimnastik uygulamalarında çok benzemesi bakımından önemlidir.

Marta Graham’ın (1893-    ) sistemi ise doğal hareketlere bağlıdır.

VER?ME YÖNEL?K R?TM?K C?MNAST?K EVRES? (1920-1962)

1920’lerde jimnastik ve Ritmik Cimnastikte verim karşılaştırma eğilimleri başlamıştır. İlk verim karşılaştırması 1921’de Almanya’da yapılmış ve bu bir gelenek halinde sürmüştür. Bu uygulama, verime yönelik Ritmik Jimnastik anlayIşın? da getirmiştir.

Bu anlayı? Sovyetler Birlişi’nde “bayan cimnastişi”, Batı Avrupa ülkelerinde ise doğal Ritmik Jimnastik düşüncesini, verime yönelik Ritmik Jimnastik anlayIşına dönüştürmüş ve günümüze kadar getirmiştir. Bu düşünceler paralelinde, Batı Avrupa ülkelerinde Ritmik Cimnastişin içerik çalışmaları yapılmıştır. Almanya’nın yapmış olduğu içerik düzenleme, bu spora yön verici olmuştur.

BAYAN C?MNAST??? (1920-1946)

1900’lü yıllarda “bayan cimnastişi” akımı, DoŞu Avrupa ülkeleri ile Sovyetler Birlişi’nde hemen hemen aynı zamanlarda başlamıştır.

?deolojik nedenlere bağlı olarak sağlığı koruma, üretimi arttırma, kadının toplumdaki yerini güçlendirme ve üstün bedensel yetiler kazandırma hedeflenmiştir.

SANATSAL C?MNAST?K (1947-1962)

1945 yılında Sovyetler Birlişi Beden Kültürü ve Spor Komitesi, “büyün cimnastişinin” yarı?ma sporu olarak kabul edilmesi için bir konferans düzenlemiştir. 22 Ekim 1946’da “sanatsal jimnastik” yarı?ma sporu olmuştur. Böylece “bayan cimnastişi”, “sanatsal jimnastik” adlı yeni bir oluğuma yönelmiştir.

1947 yılında yapılan ilk yarı?malar serbest hareketlerden oluşmuştur. İkinci yarı?ma 1948’de yapılmış olup, akrobatik hareketleri kapsayan zorunlu seri ile el aletleri ile yapılan serbest seri sunulmuştur.

Toplumun estetik anlayIşındaki değişimin etkisiyle akrobatik hareketler, sİçramalar ve serbest jimnastik ö?eleri, sanatsal jimnastik anlayIşından çıkartılmıştır. Böylece el aletleri kullanımının aşırlık kazandığı bir yarı?ma programı gerçekleştirilmiştir.

1960″lı yıllarda Batı Avrupa$da gelişen düşünceler, Ritmik Cimnastişe uluslar arası standardı getirmiştir. DoŞu Avrupa’ya özgü bir biçimde gelişen “sanatsal jimnastik”, yerini “Sportif Ritmik Jimnastik” anlayIşına bırakmıştır.

SPORT?F R?TM?K C?MNAST?K DÖNEM? (1963-….)

Özetle Sportif Ritmik Jimnastik, Do? Avrupa’da biçimlendirilen sanatsal cimnastikle, Batı’da gelişen doğal ritmik cimnastişin yakınlaşıp (bir anlamda) uzla?masıyla ortaya çıkmıştır.

İlk uluslar arası Sportif Ritmik Jimnastik yarı?ması, 1963 yılında Macaristan’ın başkenti Budapeğte’de yapılmıştır. Yarışma düzeyinin yüksek olması ve 11 ülkenin katılmasından dolayı, Uluslar arası Jimnastik Federasyonu (F.I.G.) bu yarı?mayı Dünya Şampiyonası olarak nitelenmiştir.

Aynı yıl, Uluslar arası Cimnastik Federasyonu Teknik Komitesi, Sportif Ritmik Jimnastik için bir komisyon kurup, yönlendirme çalışmalarına başlamıştır. 1963 ve 1965 Dünya Şampiyonaları’nda grup yarı?maları yapılmış; grup yarı?malarının (çember ve serbest el aletleri- 6 kişilik grup) ve dişer aletlerin (ip, top, lobut, kurdele) standartları belirlenmiştir.

1967 yılında yarı?ma kuralları geliştirilmiş, biçimlendirilmiş ve nasıl uygulanacaşı saptanmıştır. Böylece dans aşırlıklı DoŞu Avrupa yönelimi ile müzik-ritim eğilimli Batı Avrupa yaklaşımının bileğimi tam olarak ortaya çıkmıştır. Değerlendirme kurallarında eksik puan ile hatalar birbirinden ayrılmış, grup ve bireysel kompozisyonlardaki zorluk dereceleri düzenlenmiştir. 1967’de Kopenhang’da 3. Dünya Şampiyonası yapılmıştır. Bu Şampiyonada grup yarı?maları el aletleri ile sunulmuş (6 kişilik çember) olup, bireysel yarı?malarda da çember ilk defa kullanılmıştır. ?p, çember, top, lobut, kurdelenin standartları ve kullanım biçimleri belirlenmiştir.

1971 Dünya Şampiyonası’nda kurdele, 1973 yılında Rotterdam’da yapılan 6. Dünya Şampiyonası’nda lobut aleti ilk kez kullanılmıştır.

Sportif Ritmik Jimnastik adı ise, Uluslar arası jimnastik federasyonunun aldığı kararla ilk kez  1973 yılında kullanılmıştır. Gelişimin hızlı olması sonucu, l984 yılında Los Angeles Olimpiyatlarında yarı?ma sporu olarak yer almıştır.

SPORT?F RETM?K C?MNAST???N TÜRK?YEDEK? GELİŞİM?

Türkiye’nin Sportif Ritmik Jimnastik ile “tanıması”, 1980’li yılları bulmuştur. Dünya’ daki gelişmeleri izleyen ve çok iyi değerlendiren Türkiye Jimnastik Federasyonu’nun çağrıs? ile Bulgar Thordorka  Sheaskova ile Venatta Michailova, Ankara’da antrenörlük kursu açmışlardır. Türkiye’de bir yıl kalan V.Michailova sporcu seçimi, sporcu ve hakem eğitimi, teknik ve eğitim komiteleri oluşturulması konularında çok yararlı çalışmalar yapmıştır.

Kulüpleğmenin oluşmasıyla 1984 yılında ilk resmi yarı?malar yapılmıştır. Özellikle Bulgaristan, Macaristan ve Romanya ile yapılan ortak kamplar, ülkemizde bu sporun gelişmesini ve yaygınla?masın? sağlamıştır. İstanbul ve Ankara’da başlatılan ilk çalışmalar ?zmir, Bursa, Mersin, Denizli, Edirne, Antalya illerimize yayılmıştır. (Şu anda 1995-çalışmalar sadece Ankara, İstanbul, Edirne, ?zmir, Bursa, Kocaeli illerinde sürdürülebilmektedir.)

1986 yılında Filiz Do?an’ ın yazdığı “Ritmik Jimnastik”^adlı yapı, temel bilgileri içeren, öğretici yaklaşımıyla yönlendirici bir işlev taşımıştır.

Bu gelişmeler aynı zamanda, uluslar arası alanda başarıları da getirmiştir. Uluslar arası ilk madalyalarımız, 1994 yılı Eylül’ünde Bolu’da yapılan Balkan Büyükler Şampiyonası’nda (3 bronz olarak) alınmıştır.

KAYNAKÇA

DO?AN, Filiz – ALTAY, Figen. Sportif Ritmik Jimnastik, Ünal Ofset Basımevi, 1996, Ankara.

tuna

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir