Çavdarhisar Tarihi Yerleri Gezisi – Kütahya
Çavdarhisar, Kütahya’nın, 57 km. uzağında, Afyon yolu üzerinde bulunan küçük bir ilçesi. Kocasu Deresi, antik çağdaki adıyla Penkalas Nehri’nin kenarına kurulu bir antikçağ kenti. Günümüz itibariyle küçük bir kasaba. Adeta bir köyü andırıyor. Küçük, bir o kadar da sevimli. Sessiz ve sakin. Antik kent bu günkü kasabanın iki yanında kalmış. Büyük kısmı da buradaki yerleşim alanlarının altında bulunuyor. Ama gün yüzündeki antik eserler olabildiğince görkemliler. Görülmeye değer bu harika ören yeri bu haliyle gidenleri büyülümeye yetiyor da artıyor bile.
Aizanoi’de ilk yerleşim M.Ö.III. bin yılda olmuş. En az beş bin yaşında. Anadolu’nun önemli yerleşim merkezlerinden biri olan Aiazoni, kimilerince “İkinci Efes” olarak da adlandırılıyor.
Aizanoi adının kaynağı
Kocaçay (Penkalas) Irmağı’nın yukarısında bulunan mağara ana tanrıça Meter Steunen’in kutsal mağarasıydı. Frigya’lılar öncesinde burada yaşayanlar, Azan isimli bir mitolojik kahramanın varlığına inanıyorlardı. Onlara göre Azan, su perisi Erato ile efsanevi kral Arkas’ın oğluydu. Aizanoi isminin kaynağı olarak bu mitolojik kahraman gösterilmektedir. Kent, antik Frigya’ya bağlı olarak yaşayan Aizanitis’lerin ana yerleşim bölgesiydi.
Hellenistik çağda, Bergama’ya ve Bithinya’ya bağlandı. Bu dönem değişimli olarak yaşandı. Bergama’lı Attalos’lar zamanında M.Ö.133’te Roma egemenliğine girdi. Bu dönemde tahıl ekiminde, şarapçılıkta ve yün üretiminde zengin bir kent oldu. Ünü bölge sınırlarını aşıyordu. Birinci yüz yılın sonlarına doğru kentleştiği sanılıyor. Buradaki ilk yapılaşma Zeus Tapınağı ile başlamıştı. Aizanoi sikkeleri ise, M.Ö.2/I.yy’dan bilinmekteydiler.
Erken Bizans döneminde piskoposluk merkezi olan kent, VII.yy’dan itibaren önemini yitirmeye başlamış.
Aizonai 1824 yılında Avrupalı gezginlerce yeniden keşfedilmiş ve 1830-1840’lı yıllarda incelenerek, tanımlanmış. 1926 yılından itibaren de Alman Arkeoloji Enstitüsü tarafından kazı çalışmalarına başlanılmıştır. Kazı çalışmaları halen devam etmektedir. Aizonai’den günümüze kalan yapı kalıntılarının büyük bir kısmı Roma İmparatorluk dönemi eserleridir.
Zeus Tapınağı
M.S. 2 nci yy.’ın ortalarında küçük bir tapınak olarak kabul edilen bir Heroon ve etrafı galeriyle çevrelenmiş olan agora inşa edilmiş. Güneydeki Dor sütunlu galeriyle çevrili alan, tapınağı çevreleyen galeriden daha önce yapılmış. Bu görkemli yapıların bir kısmı günümüze kadar ulaşmıştır. Erken Bizans döneminde piskoposluk merkezi iken VII. yy.’dan itibaren önemini yitirmiştir. Tapınak düzlüğü Ortaçağ’da hisara dönüştürülmüş. Ertuğrul Gazi dönenimde Söğüt’ten gelen Çavdar boylarının buraya yerleşmesiyle ilçe bugünkü ismi olan “ÇAVDARHİSAR” adını almıştır.
Tapınağı’nın yapımına M.S. 2 nci yy.’ın 2 . çeyreğinde başlanmıştır. Ön galerinin (Pronaos) kuzey tarafındaki yazıtta İmparator Hadrian ile kent arasındaki yazışmalar yer alır. Aynı duvarın dış tarafında ki yazıtlarda ise M. Apuleius Eurykles’ten söz edilmektedir. Yazıt, M. Apuleius Eurykles’in erdemlerinden ve kent için yaptığı işlerden övgü ile bahsetmektedir. Bazı yerlerinde savaş sahnelerini, atlıları ve atları gösteren çizimler vardır. Bu çizimler, 13 ncü yy.’da tapınağın etrafındaki surlarda korunak arayan Çavdarların yaşamlarından sahneleri göstermektedir.
Tapınağın kısa yanında 8, uzun yanında ise 15 İon sütunu bulunmaktadır. Sütunlarla iç mekanlar (Pronaos, Cella ve Opisthodomos) arasındaki uzaklık, sütunlar arasındakinden iki defa daha geniştir.
53 x 35 m. ölçülerindeki podyum üzerine yapılmış olan tapınak ile tonozlarla örtülü büyük bir alt yapının birleşimi, Anadolu’da ki Roma mimarlık sanatında pek alışılmamış bir durumdur ve tam bir benzerine daha rastlanmamıştır. Cella, Opisthodomos ve Pronaos’u bütünüyle kaplayan alanın altındaki alt yapının kehanet yeri veya depo işlevini gördüğü sanılmaktadır.
Tapınağın kuzeybatı alınlığında bir kadın büstünün bulunması, tapınağın yalnız tanrıların babası Zeus’a değil, aynı zamanda Aizonai’de “Meter Steunene” adıyla tapınılan Anadolu’nun Kybele tanrıçasına da adanmış olduğunu gösterir. Ancak son araştırmalar tapınağın çift tanrıya (hem Zeus, hem de Kybele’ye) adanmış olamayacağını ortaya koymuştur. Kadın büstü biçimli Akroter, tapınağın önünde, buluntu yerine yakın bir yere konulmuştur.
Stadion ve Tiyatro
Aizonai’de ki Stadion-Tiyatro kombinasyonunun benzeri yoktur. Stadion’da yapılan araştırmalar bu yerin M.S. 160 yılından sonra başlanıp, aralıklarla M.S. 3 ncü yy.’ın ortalarına değin bir yapım süreci geçirdiğini ortaya koymuştur. Stadion’un oturma sıraları hafif çokgen biçimli olduğundan, yapı ortada genişlemektedir. Stadion’un tiyatroya bakan cephesi mermer kaplı bir duvarla sınırlıdır. Bu aynı zamanda tiyatro sahnesinin de arka tarafının kaplamasıdır.
Tiyatronun sahne kısmı zengin mermer bezemelerle kaplıydı. Bu bezemeler yüzyıllar boyu süregelen çeşitli depremler yüzünden oturma basamaklarının ortasına yıkıldıkları gibi kalmışlardır. Sahne binasını süsleyen özenle yapılmış mermer mimarideki bezemeler üzerine yapılan araştırmalar, yapının önce tek katı olduğunu ortaya koymuştur. Daha sonra Stadion genişletilirken buraya ikinci bir kat eklenmiştir.
HAMAM
M.S. 3 ncü yy.’ın 2 nci yarısında şehrin kuzeydoğusunda aslında var olan büyük kireçtaşı bloklardan oluşan bir bina içine ikinci büyük bir hamam inşa edilmiştir. Hamam mekanlarından birinde, ortada Satyr ve Menad betimli kaliteli bir mozaik taban vardır. M.S. 4 ncü veya 5 nci yy.’dan sonra bu hamamın ana mekanı düzenlenmiş ve Aizonai’nin erken hıristiyan cemaatinin yöneticiliğine atanan piskoposluk merkezi işlevini görmüştür.
Yuvarlak Yapı (Macellum) ve Geç Antik Sütunlu Cadde
M.S. 2 nci yy.’ın 2 nci yarısından kalma ve olasılıkla gıda pazarı olarak kullanılmış olan yuvarlak yapıya M.S. 4 ncü yy.’ın başlarında İmparator Diocletianus’un 301 yılında enflasyonla mücadele için yaptığı ücret tespitlerinin kopyası konulmuştur. Bu yazıtta, İmparatorluk pazarlarında satılan tüm malların satış ücretleri yer almaktaydı. Bu haliyle dünyadaki ilk borsa binalarından birisidir.
1992 ila 1995 yılları arasında yapılan kazılar sonucunda; yuvarlak yapıyı kuzeydoğudan sınırlayan sütunlu galerilerle çevrili ve buluntulara göre M.S. 400 ncü yıllara tarihlenen bir cadde ortaya çıkarılmıştır. Sütun ve kiriş parçaları neredeyse bütünüyle ele geçtiğinden yapı yeniden ayağa kaldırılmış, ayağa kaldırılmada kullanılmayan mimari parçalar ise galerilerin arka duvarlarına yerleştirilmiştir. Sütunlu caddenin her iki yanında malların satışa sunulduğu dükkanlar ve atölyeler yer almaktaydı. Yapımı için tapınak yıkılan ve 6. yy.’a kadar varlığını koruyan sütunlu caddenin bir deprem neticesinde yıkılmış olduğu sanılmaktadır.
Sütunlu caddenin yapılması için ortadan kaldırılan en önemli yapı Artemis Tapınağı’dır. Tapınak İmparator Claudius (M.S. 41-54) döneminde inşa edilmiştir. Zengin süslemeleri ile dikkati çeken kuzeydoğu galerinin görkemli İon başlıkları bu tapınağa aittir.
Köprüler
Antik dönemde iki yakayı birbirine bağlayan dört köprüden ikisi bugün bile geçişe hizmet etmektedir. Beş kemerli taş köprü korkuluğunun bir kaidesi üzerindeki yazıttan açılış merasiminin M.S. 157 yılının Eylül ayında yapıldığı anlaşılmaktadır. Köprüye 1990 yılında yeni korkuluklar konmuş ve yeniden kaplanmıştır.
