İassos
Milas yakınlarındaki İasos antik kenti, yüzyıllar öncesini günümüze taşıyan tarihi dokusu ve tertemiz denizin serinlettiği sahil şeridi ile farklı bir tatil geçirmek isteyenlere ilginç seçenekler sunuyor. İasos’ta dilerseniz tarihin derinliklerinde kaybolabilir, dilerseniz Ege’nin duru sularında zıpkınla balık avlayabilir ya da ”Kuş Cenneti”nde kuşların sesini dinleyebilirsiniz. Deniz üzerine kurulu restoranda taze balık yemek, çeşitli tepelerden rüzgara teslim olup İasos’u seyretmek ise bir başka zevk sayılıyor.
İasos’ta Zaman
Mandalya körfezinde, Güllük’ün karşı kıyısında bulunan İasos, Kıyıkışlacık (Asınkurin) köyünün bulunduğu yarımada ve çevresinde kurulmuş küçük bir yerleşim bölgesi. Efsaneye göre Milen döneminde Argos’tan gelen topluluklar tarafından kurulan İasos, önceleri bir adaymış. Zamanla alüvyonların dolmasıyla yarımada haline gelen kente en eski yerleşimin, M.Ö. 3.binin sonuna kadar uzandığı saptanmış. Yıllar önce tarım arazisi az olduğu için balıkçılık ve ticaretle uğraşan İasoslular, bugün de eski geleneklerini sürdürüyorlar. Ancak bu saydıklarıma balıkçılık ve ticarete şimdi bir de turizm, emlakçılık çiftlik balıkçılığı da eklenmiş. Güllük havaalanının tamamlanmasıyla, ulaşımın daha da kolaylaştığı İassos, tarihi özellikleriyle bir açıkhava müzesi, balık çiftlikleriyle de bir balık cenneti görünümünde.
Menderes nehri koluyla beslenen sulak alanlara da sahip olan İasos’un en önemli özelliği, sınırları içinde koruma altına alınan bir ”Kuş Cenneti” ni barındırması. İasos’daki Güllük sazlığı ve kuş cennetinin sakarmeke, angıt, yaban ördeği, pelikan ve balıkçıl kuşlardan oluşan ziyaretçileri; bölgeye yüzlerce yerli ve yabancı turistin akın etmesini sağlıyor. Kıyıkışlacık sahili sakin ve huzurlu bir tatilin yanısıra meraklılarına zıpkınla balık avı fırsatı da veriyor. Aynı zamanda Ege’deki en önemli yat duraklarından biri olan İasos, hem kara, hem deniz yoluyla ulaşılan bir tatil yöresi olduğu için Bodrum ve Güllük bölgelerinin en büyük rakibi olarak kabul ediliyor. Gerek İassos, gerekse Zeytinli süratle yapılaşıyor.
Bunca güzelliği bünyesinde toplayan şirin ve tarihi yerleşim bölgesinde hızla başlayıp gelişen sitelerde 2000 konut bitmiş durumda. Bir kısmı ise inşaatları sürüyor. Bazı yapılar ise terk edilmiş görünümler sergiliyor. Bitmiş yapıların % 40’ı yazlıkçılar tarafından doldurulmuş. Konut fiyatları 2007 Temmuz ayı itibarıyla 80-150 milyar arası değişiyor.
Yunuslu Çocuk
Balıkçılık ve denizcilik İasoslular için çok önemli. İasos’un simgesi olan ”Yunuslu Çocuk” heykeli de bunun en büyük kanıtı. Tarihçi George Bean’in ”Karia” adlı kitabında yazdığı; ”Büyük İskender’in ilgisini çeken bir başka İasoslu da, yunus tarafından sevilmek gibi bir şansa sahip olan erkek çocuktu” satırları, İasos halkının denizle ve balıkçılıkla nasıl bütünleştiğini daha iyi anlatıyor. Hem yerli hem yabancı turistlerin büyük ilgisini çeken ”Yunuslu Çocuk” öyküsü, İasos’ta asırlardır dilden dile, kulaktan kulağa aktarılıyor. Olay, İasos’taki erkek çocukların gimnazyumda çalıştıktan sonra denizde yıkanmaları geleneğinin sürdüğü günlerde yaşanıyor. Çocuklar denizde yıkanırlarken, kıyıya yaklaşan bir yunus çocuklardan birini sırtına alıyor. Çocukla birlikte açıklara giden yunus, bir süre sonra çocuğu yeniden kıyıya bırakıyor. Bunu duyan İskender, çocuğu Babil’e getirtiyor ve deniz tanrısı Poseidon’un rahibi yapıyor. Öykü burada bitiyor ama İasoslular bu olayı kolay kolay unutamıyorlar. Hatta M.Ö. 3.yy.de çıkarılan madeni paralarında, koluyla yunusun sırtını tutmuş biçimde yüzen çocuk tasvirlerine yer veriyorlar. İasos’un en değerli hazinelerinden biri olan ”Yunuslu Çocuk” heykeli, Selçuk’daki Efes Müzesi’nde bulunuyor.
Gezilecek Yerler
İasos antik kentinin bulunduğu Kıyıkışlacık köyü, tam anlamıyla bir açık hava müzesi görünümünde. Köyün girişinde, restorasyonu geçtiğimiz yıllarda Türk-İtalyan arkeologlarının ortaklaşa çalışmasıyla bitirilen ve görkemli bir törenle ziyarete açılan ”Balık hali” bulunuyor. Yerli ve yabancı ziyaretçilerin gezdikleri ören yerinde, çağdaş bir sergileme dikkati çekiyor. Sahile inip soldaki girişten sapanlar, kemerli kapıdan geçip Roma çağında inşa edilmiş dört tarafı revnaklarla çevrili agorayı, kent meclisi binası olarak kullanılan Bovleterian’I, Hellenistik çağda yapılıp Roma çağında onarılan tiyatroyu ve doğu bazilikasını görebilirler. Yukarı tırmananlar ise kentin ortasında ve en yüksek kesiminde yer alan yamuk, dikdörtgen planlı ve duvarları iki metre kalınlığındaki orta çağ kalesiyle karşılaşacaklar. Bu kaleden köyün tamamını görebilir, hafif esen rüzgarda tüm yorgunluğunuzu atabilirsiniz. Kenti koruyan surların ve mezarların dışında, liman bölümünde de Ortaçağ yapısı mendirek kalıntıları bulunuyor. Sahil yoluyla yürüyerek ulaşabileceğiniz küçük kumsal, plaj olarakta kullanılıyor. Günümüzde gençler bu kalıntılar arasında yüzmeyi, yüksek duvarlara tırmanmayı seviyorlar.
İasos kıyı kesiminden yükseldikçe yazlıklar arasında eski dönemlerden kalma bazı evler mimarisi ve bacaları ile ilgi çekiyor. Bu güzergahta ilerliyenler bir biri arkasına sıralanmış koylar, ve bu koylara tepeden bakan siteleri geçerek Zeytinli mevkiine ulaşıyorlar. Daha farklı koylara sıralı bahçeli evler, denize girilebilecek plajlar, kır lokantalarına, konaklama tesislerine sıkça rastlanıyor. Deniz tarafı ise kıyı kesiminden uzaklaştırılan ve küçük Ziraat, ile büyük Ziraat Adası sahillerine taşınmaya mecbur bırakılan balık çiftlikleri görülüyor.
Döviz Fabrikası balık çiftlikleri
Yurt dışına ve iç piyasaya balık temin eden balık çiftlikleri özellikle Çipura, Levrek ve fangri türü balık yetiştiriyorlar. Başta İspanya, İtalya, Yunanistan, olmak üzere Avrupa ülkelerine 20 tır işlenmiş veya işlenmemiş balık ihracatı yapılarak ülkeye önemli miktarda döviz kazandırılıyor. Bir balık havuzunda yaklaşık 5000 ila 40 bin adet balık bulunuyor. otomatik yemleme yapılıyor, sürekli durumları kontrol ediliyor çeşitli ağırlıklara ulaşınca istek doğrultusunda değerlendiriliyor. Titiz ve ciddi bakımla yüksek standart tutturulan balık çiftliklerinde havuzların altı büyük balıklara, üstü balıkçıl kuşların iştahlarına karşı ağlarla korunuyor. Bazı havuzlarda ise çipuraların tanesi iki kiloyu buluyor. lezzetleri ise deniz balığından farklı olmuyor.
Zaman zaman açık denize taşınması gündeme getirilen çiftliklere donanımı yeniden kurmak için her birine trilyonluk masraf gerekiyor.
Ülkeye döviz kazandıran sektöre her konuda destek bekleniyor.
Çevrede ne var ne yok
Tarihi eserlere meraklı olanlar, çevrede ve İasos antik kenti yakınlarında, çok sayıda ören yerine rastlayacaklar. Euromos, Milas, Labranda, Herakleia ve Stratanikeia bunlardan sadece birkaçı. Eğer yürüyüşe ve fotoğrafa meraklıysanız, ören yerlerine tırmanırken kendinizi tarihe bir yolculuk yapıyormuş gibi hissedebilirsiniz. Ancak yürüyüşe hafif lastik ayakkabılarla çıkmanızı ve mevsim yaz ise yanınıza su ve şapka almalısınız. Yürüyüş için en uygun saat ise sabah ve akşam serinliği. Daha zahmetsiz, daha zevkli bir gezi için İasos sahilinde, Deniz Restoran önünde ki teknelerden birini kiralıyarak deniz gezisine çıkabilirsiniz. İasos’tan ayrılırken yanınızda İasos’u anımsatan küçük bir hediye götürmek isterseniz, müze gişelerinde satılan küçük heykelciklerden satın alabilirsiniz. Heykelciklerin taş ve seramik olanları arasında seçim yapmakta size kalmış.
IASOS
Iasos, Mylas’a 28 km. uzakliktaki Kiyikislacik Köyü içerisindeki üç tarafi denizle çevrili bir yarimada üzerine kurulmustur. Mitolojiye göre Argos’tan gelenler tarafindan kuruldugu ve ismini kolonistlerin basi Iasos’tan aldigi söylenmektedir. M.Ö. 5. yüzyila kadar Iasos hakkinda eski kaynaklarda bilgi yoktur. Kentin kuruldugu alan önceleri bir ada iken daha sonra adanin denizle birlestigi berzah dolmus ve ada, yarimada haline dönmüstür. Antik kente ait önemli yapilar bu yarimada üzerinde yer almaktadir. Büyük sur, su kemerleri, mezarlar ile balik pazari olarak adlandirilan yapi ise sur disinda yer almaktadir. Iasos’da yapilan kazilarda kentteki en eski yerlesimin M.Ö. 3. bin sonuna kadar uzandigi tesbit edilmistir.
Bir zamanlar kenti ziyaret eden müzisyen, tiyatroda bir resital vermis. Bu resital sirasinda balik pazarinin açildigini bildiren çan sesi duyulunca elini kulagina götüren yasli adam disinda herkes yerinden firlayarak tiyatrodan ayrilmis. Yasli adamin yanina gelen müzisyen “Bana ve sanatima gösterdiginiz saygidan ötürü size tesekkür borçluyum; çünkü çan sesini duyan tüm dinleyiciler çekip gittiler” demis. “Ne ?” diye haykirmis bunu duyan yasli adam, “Yoksa çan mi çaldi ? “Evet, neden ?” “Öyleyse izninizle efendim…” ve gözden kaybolmus.
Strabon bu öyküyü bereketsiz topraktan ürün alamayan Iasoslular’in baliga olan düskünlüklerini belirtmek için anlatir. Iskender’in 334’te Miletos’u kusatmasi üzerine Iasos, kente yardim etmeye çalisan Pers donanmasina bir gemi bagisinda bulundu. On yil sonra Ekbatan’da Iskender’in silah deposu komutanliginda Gorgos adli bir Iasoslu bulunuyordu. Iskender’in ilgisini çeken bir baska Iasoslu da yunus tarafindan sevilme gibi garip bir yazgiya sahip olan erkek çocuktu.
Iasos’ta erkek çocuklarin gimnasiumda çalistiktan sonra denizde yikanmalari bir gelenekti. Bu sirada kiyiya yanasan yunus, çocuklardan birini sirtina alip, açiklara götürüyor ve sonra yeniden kiyiya birakiyordu. Bir anlatiya göre bu öyküyü duyan Iskender, çocugu Babil’e getirtip deniz tanrisi Poseidon’un rahibi yapmis. Iasoslular bu olaydan, M.Ö. 3. yüzyilda çikarilan madeni paralarinda, kolunu yunusun sirtina atmis biçimde yüzen çocuk tasvirine yer verecek kadar etkilenmislerdir. Iasos antik kentinde 1960 yilindan bu yana Italyan Arkeoloji Heyeti’nce düzenli kazilar yapilmaktadir. Bu kazi çalismalari sonucunda birçok eser ortaya çikarilmistir. Bunlardan agoraya kemerli bir kapidan geçilerek girilir. Roma Dönemi’nde insa edilen agoranin dört tarafi revaklarla çevrilidir. Agoranin güney batisinda bouleterion yapisi yer alir.
Kent meclisi olarak kullanilan yapi daire biçimli orkestra ve onun arkasinda yer alan dört merdivenle üç bölüme ayrilmistir. Oturma siralarinin alti tonozlarla desteklenmistir. Agoranin dogu kösesinde 17 x 13 m. boyutlarindaki önü sütunlu dikdörtgen planli yapi Caesareon olarak tanimlanir. Agora içinde yapilan kazilarda elde edilen buluntular Orta Bronz Çagi’na kadar gitmektedir. Agoranin etrafini saran stoalar bulunan yazitlara göre M.S. 130 yillarinda yapilmistir. Agoranin güney bati kösesindeki genis düzlükte Artemis Astias Tapinagi yer almaktadir. Tiyatro, kentin ortasinda yer alan yükseltinin kuzey dogu yamacinda kurulmustur. Tiyatronun skene binasi cephesi yaklasik 61 m. dolayindadir.
