İkizdere Yaylası

Türkiye’de pek çok doğal güzellik var. Bunlardan biri de İkizdere yaylası. Rize ilinde bulunan İkizdere ilçesinde bulunan İkizdere yaylası doğa sever tüm insanları ziyaretine bekliyor.

YÜZYILLARDIR ALIŞIK ADIMLARLA PATİKALARDAN ZİRVELERE ÇIKILAN, ZAMANIN SADECE ANİDEN BASTIRAN SİSLE YA DA BİR ATMACA ÇIĞLIĞIYLA BÖLÜNDÜĞÜ İKİZDERE YAYLALARINDA YAZ BAMBAŞKA…

Tam 28 dağ köyü ile 70’in üzerinde yayla ve mezrası olan, yeşilin ve sisin içinde kaybolmuş, Rize’ye bağlı bir ilçe İkizdere. Şehir merkezine 56 kilometrelik uzaklıktaki ilçenin en uzak, en yalnız yaylalarına bile karayolu bağlantısı mevcut. Rize’nin sahil ilçelerinden biri olan İyidere’den başlayan yol, uçsuz bucaksız çay ve mısır bahçeleri arasından kıvrılarak, İkizdere Vadisi’ne uzanıyor. İlçeye adını veren İkizdere, Doğu Karadeniz’in tüm akarsuları gibi sert akışlı. Dereye paralel uzanan asfalt yolda ilerledikçe, yarı tropikal bitkilerle örtünen vadi daralırken, tam karşıdaki Ovit Dağı devleşiyor sanki. İkizdere’den önceki son durak olan Güneyce köyünde iki mimarlık harikası gizli. Biri köy merkezinde, diğeri Şimşirli’de bulunan 150 yıllık ahşap Osmanlı camileri, kestane ağacının bir dantel gibi işlenmesiyle inşa edilmiş. Civar köylerde çay, mısır, fasulye, kivi ve yabanmersini tarlalarını ayılardan korumak için kullanılan ‘ayı topu’nun sesi duyuluyor. Mutfak tüpü gazının özel bir cihaz ile sıkıştırılarak belli aralıklarla patlatılıp hırsız ayıların korkutulması prensibiyle çalışan bu ilginç aygıt, yöre insanına özgü çarpıcı bir zekânın ürünü!

KEŞAN, PEŞTEMAL, ÇAYI
Vadiye adını veren İkizdere, Köhçer ve Cimil derelerinin kesiştiği yere kurulmuş. Manle Şelaleleri ve Vane Kaplıcası dışında, renkli bir çarşısı var ilçenin. Yöre kadınlarının başına bağladığı ‘keşan’ denilen bordo desenli el dokuması, bele sarılan kökboyalı peştamal, yün çorap, köy peyniri, el yapımı sepet, ahşap yayık ve rahle, İkizdere çarşısının yerel objelerinden bazıları. Su kaynaklarının bolluğu ve bol oksijenli havası ile Türkiye’nin en lezzetli çayının da yine İkizdere Vadisi’nin yüksek kesimlerinde yetiştiği biliniyor. El değmemiş yaylaları, dağ gölleri, termal kaynakları, kuş ve yaban hayvanı gözlemciliği ve her türlü doğa sporuna elverişli coğrafyasıyla doğa turizmi için eşi bulunmaz bir yöre, İkizdere. 100 bine ulaşan kayıtlı nüfusa rağmen, yerleşik insan sayısı ancak 8 bin 500 civarında. Yayla mevsimi olarak adlandırılan yaz aylarında nüfusun 50 bini aşması olağan; çünkü İkizdereli gurbetçiler nerede yaşıyor olursa olsun, her sene en az 15 gün memleket hasreti gideriyor. Doğu Karadeniz’in karakteristik doğasını temsil eden İkizdere’de yerleşim alanları genellikle dağınık bir yapıya sahip. Derin vadilerin ıssızlığını paylaşan yayla evleri, birer kartal yuvası sanki. Neredeyse bütün gününü dağda bayırda, hayvanlarının başında geçiren yayla ahalisi, doğanın zorlu koşullarına alışkın. Yayla yollarında çam ağaçları kadar bolca rastlanan bir başka şey ise, yol boyunca insana güç veren su kaynakları. Kimisi kayalıklardan süzülen kimisi topraklardan fışkıran kaynakların bazıları yöre halkı tarafından çeşmelere dönüştürülmüş. Yemyeşil ormanların koynuna gizlenmiş asırlık kemerli taş köprüler, derin sulara atılmış kementler gibi.

YILDIZLARA DOKUNMAK
İkizdere’nin 10 kilometre güneyindeki Dereköy, 3 bin 354 metrelik Kırklar Dağı eteklerine dağılan yaylalarının çıkış noktası. Vadinin en yüksek zirveleriyle çevrelenen Puşula, Çamlık, Gölyayla, Cimil, Çiçekli, Mahura, Yatak, Buzluğan, Kaban ve Vaşa Yaylaları, bir günde gezilemeyecek ölçüde geniş bir alana yayılmış. İkizdere Vadisi’nin hazinelerinden biri olan Anzer Yaylası, şifalı balıyla ünlü. Yılda en fazla 300 – 400 kilo üretilebilen Anzer balının; kalp, mide ve damar rahatsızlıklarına iyi geldiği söyleniyor. Bölgeyi gezmek için konaklama, yemek, alışveriş ve rehberlik olanakları sunan Çamlık Yaylası’nı merkez seçmek doğru tercih. İkizdere’yi Kaçkarlara bağlayan Ovit Dağı Geçidi, deneyimli off-road tutkunlarını memnun edecek ölçüde sıkı bir parkur. 2 bin 600 metre ile Türkiye’nin en yüksek rakımlı iki dağ geçidinden biri olan Ovit Zirvesi, Yedigöller adı verilen doğa harikası buzul göllerle taçlanmış. Cimil’deki Başköy Gölü, Anzer’deki Koyun Gölleri ile Dağbaşı Krater Gölü, yörenin diğer buzul göllerinden. Anadolu’nun oksijen oranı en yüksek noktalarından biri olan İkizdere Vadisi, 200 civarında kuş çeşidi, 500 kadarı nadir bulunan olmak üzere, 2 binden fazla canlı türü ve aylarca bitirilemeyecek yürüyüş parkurlarıyla başlı başına bir gezi cenneti. Çengel boynuzlu dağ keçisi ile Huş tavuğunun Anadolu’daki en önemli yaşam alanlarına ev sahipliği yapan yörenin dağlık kesimleri, doğa gözlemcileri için de cazip bir bölge özelliğinde. Dağların 2 bin 800 metreden yüksek kesimlerinde; buzul çağına ait izlerin görüldüğü billur kayaçlar, buzul gölleri, ‘U’ kesitli vadiler ve erimemiş buzul kütleleri görülebiliyor. Bu yükseltinin altındaki kesimler ise yemyeşil orman örtüsü ile kaplı. Akşamüstü saatlerde başlayan tatlı esinti, yaylalardan coşkulu horon sesleri getiriyor. Dağlara sevdalı yayla insanının elinde müzikal bir şölene dönüşen tulum ve kemençe tınıları, tüm gezginleri Karadeniz’e çağırıyor!

ULAŞIM VE KONAKLAMA
Rize’ye en yakın havalimanının bulunduğu Trabzon’dan yarım saatte bir kalkan otobüslere binip İyidere Köprüsü’nde inebilirsiniz. Köprüden İkizdere’ye sık aralıklarla minibüsler kalkıyor. İkizdere Yaylaları’nın merkez noktası olan Çamlık köyüne, İkizdere – Ispir arasında çalışan dolmuşlarla ulaşılabilir. Danışma;
İkizdere Belediyesi: 0464 416 11 47
İkizdere’de tanıdık bir evde konaklama imkânınız yoksa Çamlık köyündeki Genesis Otel’de veya Rize içindeki otellerde kalabilir ve çevredeki yayla ve dağ köylerine günübirlik geziler düzenleyebilirsiniz. Çamlık köyünün girişindeki Genesis Otel, restoranı, barı ve bahçesi ile konforlu bir dağ oteli. Geceleri, ormanların hiç dinmeyen hışırtısı uykunuza eşlik ediyor. Yemeklerse, yöreye özgü lezzetlerden oluşuyor.
Tel: 0464 476 80 90
www.genesisotel.com

YEME-IÇME
İkizdere’de, Doğu Karadeniz beslenme biçimleri hâkim. Mısır ekmeği, hamsi, balkabaklı çorba, fasulye turşusu kavurması, karalâhana sarması, laz böreği ve güveçte köy sütlacı, turistlerin en çok beğendiği yerel lezzetler arasında. Kiremitte alabalık, klasik Rize mutfağının baştacı. Muhlama denilen ve taze köy peynirlerinin tereyağında kavrulup muhallebi kıvamında sıcak olarak servis edildiği Karadeniz usulü fondüye, yöre lokantalarında sıkça rastlanıyor. Aynı yemek, un ilavesi ile yapılırsa adına kuymak deniyor.

ALIŞVERIŞ
İnce kenevir ipliğinden üretilen Rize bezleri, masa örtüsü, şal ve çarşaf gibi pek çok yerde kullanılıyor. Çeşitli yerel motiflerle süslenen yorgan kılıfları da ilgi görüyor. Kısa ve uzun konçlu olarak yapılan çorapların beş şişle örülenleri çok ünlü. İkizdere’de örülmüş olan bu çorapların isimleri, yörenin folklorunu yansıtıyor: Aşık Yolu Şaşırdı, Gönül Çengeli, Gözü Yaşlı, Gelin Yanağı… İkizdereli kadınların yerel giysisi olan peştamallara, etnik giyimden hoşlanıyorsanız bayılacaksınız. Siyah, mor, yeşil, pembe ve mavi renklerde dokunan peştamallar, etek dikimine çok uygun. Kemençe gibi yerel enstrümanların yanı sıra bakır işleri de ilgiye değer cinsten. Çekiçle dövülerek yapılan bakır eşyaların en makbulleri, güğümler, hamsi süzgeçleri ve muhlama tavaları.

AKLINIZDA BULUNSUN
İkizdere Yaylaları’nda her yıl ağustos ayında tam 12 ayrı şenlik düzenleniyor. Uzun kır yürüyüşleri yapabileceğinizi göz önüne alarak, burkulmalara karşı ayağınızı koruyabilecek, su geçirmeyen botlar, yağmurluk ve rahat bir pantolon en yakın dostlarınız olacak. Yürüyüşlere profesyonel bir rehber veya yöreyi iyi bilen biri eşliğinde çıkmanız, güvenlik açısından çok önemli.

kaynak: thegate.com.tr

tuna

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir