Ildırı – Erythrai – Çeşme – İzmir
Ildırı çeşme’ye bağlı şirin bir köy. I’nci.derece arkeolojik sit bölgesi ilan edilmesi yüzünden sıkıntılar yaşanıyor. Kahveleri, yerel restoranları, taş evleri, camisi, balıkçı barınağı ve insanları ile yaşam dolu bir yerleşim bölgesi. Çevresinde, yeni yapılan siteler ve Erythrai oteli ile dar bir bölgede büyümenin sıkıntılarını yaşıyor. Manisa’nın Antik dönem tarihi içinde Erythrai’nin önemli bir yeri olduğuna inanıyoruz. Girit’in İtanos kentinden gelen Magnetler; Manisa’ya gelmeden önce Erythrai limanında karaya çıkmış. Oradan kentimize gelerek Spilos Magnesia’sını kurmuşlar. Köyün içinden sahile indiğiniz vakit sizi jandarma karakolu ve balıkçı lokantası karşılar, dolaşmağa çıktığınız vakit, her tarafta buram buram tarih kokan bir dokuyla karşılaşırsınız.Yel değirmeninde eski günlere gidersiniz. Bu köye ve balıkçı lokantalarına gelen insanlarımızın çoğu, burada eski dönemden kalma bir kent olan Erythrai’den habersizdir. Turizm pastasından pay almak istiyor, yörede yaşayan insanların ekonomik durumunu güçlendirmeyi düşünüyorsak, I’nci derece sit bölgesi ilan ettiğimiz bu bölgeleri bir an önce restore ederek gün ışığına çıkarmak mecburiyetindeyiz. Erythrai’de başlayan kazı çalışmaları ödenek yetersizliğinden 1983 senesinde durdurulmuş. Kazı çalışmalarında Athena tapınağı, tiyatro, anıt mezar, Hellenistik ve Roma dönemine ait villalar açığa çıkarılmış. O günden bugüne yeni bir kazı çalışması başlatılmamış. 2005 yılında İsviçre’nin Bern kentinde bulunan Arkeoloji Enstitüsü, Ankara Üniversitesi ile birlikte kazılara başlayacak. Erythrai harabelerinin bulunduğu bölgede, tarlalarda bulunan eserler, ören yeri bekçisi tarafından toplanarak, orada bulunan bir bina da muhafaza edilmeye çalışılmaktadır. İsmini, üzerinde kurulduğu bölgede bulunan Trakit kayalarının kırmızı tonundan almış. Bir kültür hazinesi olan Anadolu’dan çeşitli kavimler geçerken, Erythrai’de Lidya, Pers, Hellenistik çağ kralları, Roma, Bizans, Türk beylikleri ve Osmanlı yönetimlerini de görmüş. Erythrai’de bulunan Athena tapınağı, kilise kalıntısı, tiyatro (MÖ.3.yy), devlet Agorası, tapınak biçimli mezar anıt (MÖ.5yy.), Hellenistik çağ villası, Roma Villası (MÖ.2.yy), Megeron biçimli evler (MÖ.5 yy) Herakles tapınağı (yeri henüz kazılmamış, MÖ.6yy), Bizans su kemeri ve 4 km uzunluğundaki (MÖ.4yy) kent duvarları bu şehrin antik dönemdeki değerini gözler önüne sermektedir. Mitolojiye göre; Mısırlılar hazırladıkları çok büyük bir Herakles heykelini Anadolu’ya göndermiş. Heykeli getiren Mısırlı denizciler onu Sakız Adası ile Eritre adası arasında bırakmış. Kuvvetin ve gücün simgesi Herakles’e kim güçlüyse sahip olsun demişler. Her iki taraf, aylarca uğraşmasına rağmen bu eseri kendi kıyılarına çekememiş. Sonunda Erythraili kadınlar saçlarını uzatmış ve onlardan yapılan halatların yardımıyla Herakles’e sahip olmuş. Bu gün bu herakles heykeli ortalarda yok. Ne olduğu bilinmemektedir. Bizim Tantalis grubuna intikal eden bir bilgiye göre; bir dalgıç, çok büyük bir heykeli denizin içinde gördüğünü Manisalı bir arkadaşına söylemiş. Erythrai’ye girişte çeşme müze müdürü Emrullah Karaturgut’un hazırladığı, şehrin tarihi ile ilgili bir yazıyı bilgilerinize sunuyoruz. “Bu şehir Pausanıas’ın (VII 3,7 ) yazdığına göre Erythrai, Rhadamonthys’in oğlu adı “kırmızı” anlamına gelen Erythros’un önderliğinde Giritliler tarafından kurulmuş olup, burada aynı zamanda Lykıalılar, Karıalılar ve Pamphylılar da oturmaktaydılar. Bununla birlikte Erythrai kentinin, efsanevi Atina Kralı Kadros’un soyundan geldiği Kleopos ya da Knopos yönetimindeki Iona’lı kolonisiler ile güç kazanıp geliştiğini Pausanias bildirmektedir. Ionaı kentleri arasındaki güçlü siyasal birliği oluşturan MÖ.9.yy.Daklırlıların Panıonıon’a Erythrai’de üyedir. MÖ:560 tarihlerinde Erythrai Lydia egemenliğine girmiş ve MÖ.545 ten sonra da Persler yönetimi ele geçirmiştir.”
Her yanı sit alanı olan Ildırı da Türkiye’nin en lezzetli enginarları yetişiyor…
Yıllar önce Rum Köyü olan ve birçok antik kent kalıntısı bulunan Ildırı, hem tarih hem doğal güzellikleri ile gezi severleri cezbe ediyor.
Adım atılan her yerde tarih solurken, lezzetli yemekler yiyebilir, ada turları yapabilirsiniz…
Bir zamanların “Litri” adıyla anılan Rum Köyü, 1924’te Rumların yöreden ayrılmasıyla Ildırı adıyla Türk Köyü olmuş. Selanik’ten gelen Türklerin önce Dalyan’a gelip bir süre kalması ve ardından tarım için Aleon deresini keşfetmesi ile Türk Köyü olarak gelişmiş. Saniyede 500 litrelik yüksek debili kaynak suyu ile yetiştirilen sebzeler lezzetiyle ün kazanmış, bilhassa Türkiye’nin en iyi enginarı burada yetişir yer olmuş.
Birçok adası var
Ildırı Körfezi açığında irili ufaklı bir çok ada bulunuyor. Toplam 28 ada içinde en tanınmış olanları Çelebi, Küçük Adalar, Yassı Ada, Sarı Ada,Taş Adaları, Eşek Adası, Karabağ… Körfezin içinde bulunan küçük ve ilginç ada ise 1964 yılında Sanat Güneşi Zeki Müren’in iki kere talip olup da alamadığı ada olarak ün salmış. Görünüşte kara bağlantısı olmayan suların alçalıp yükselme olayında belirginleşen sığlıktaki adada bulunan yegane ardıç ağacı belirgin sembol olarak anılara yerleşmiş. Çevredeki diğer adalara ise günümüzde Çeşme’den yapılan tekne seferleri ile gidilebiliyor veya Ildırı sahilinden özel tutulan teknelerle tertemiz denizin en yakın gizli koylarına 15 dakikada ulaşılabiliyor.
Antik Kent
Ildırı Köyünün üzerine kurulduğu Erythrai antik kenti, Pausanias’ın yazdığına göre Eritrai Rhadamanthys’in oğlu, adı “kırmızı” anlamına gelen Erythros’un önderliğinde Giritler tarafından kurulmuş. Burada aynı zamanda Lykialılar, Karialılar ve Pamphylialılar da oturmuşlar. Erythrai kentinin efsanevi Atina kralı Kodros’un soyundan gelen Kleopodos ya da Knopos yönetimindeki İonalı Kolonistlerle güç kazanıp geliştiğini Pausanias bildirmekte. İona kentleri arasındaki güçlü siyasal birliği oluşturan ve M.Ö. 9.yy.da kurulan Panionion’a Erythrai de üyeymiş. M.Ö. 560 tarihlerinde Erythrai, Lydia egemenliğine girmiş ve M.Ö.545’ten sonra Persler yönetimi ele geçirmiş. Kent alanında Athena Tapınağı kalıntıları, kilise, tiyatro, devlet agorası, tapınak biçimli mezar anıtı, Helenistik çağı villası, Roma villası, Megaron biçimli evler, Herakles tapınak yeri kent duvarları da görülebiliyor.
M.Ö. 335 yılında 10 bin kişilik inşa edilen Erythrol Tiyatrosu’nun iskeleti, 65 -76 yılları arasında Cevdet Bayburtluoğlu, 77- 83 yıllarındaysa Ekrem Akurgal hocanın çalışmalarıyla ortaya çıkarılmış. Günümüzde kalıntılar, soyunma odaları, sunak görülebilecek yerler arasında yer alıyor. Antik kentte yapılan gezi sırasında Athena Tapınağı duvarlarıysa Arkaik Devri panogral yapı, çok köşeli duvar taşları ile inşa edilen depreme dayanıklı, yıllara meydan okurcasına hala ayakta duruyor. Antik kent akropolünde M.Ö. 6. yy da Athena Tapınağında bronz kadın heykeli bulunmuş. 80 cm boyundaki heykel, İzmir Arkoloji Müzesi’nde sergileniyor.
Erythrai sahilinde yer alan görkemli mozaikler ise büyük bir yapının tabanına döşenmiş. Üç panonun kapalı birinin açık olduğu mozaikler saray kalıntısı yanında, kenti çevreleyen dört kilometrelik duvarın bir bölümü ve hamam kalıntıları da görülebiliyor.
Çeşme Yarımadasının yüksek ve rüzgarlı bir tepesine sahip Ildırı’da, Ege’nin lacivert denizine uzanan panoramik manzara gözleri dinlendirmeye neden olurken bölgedeki bitki dokusu arasında dikkat çeken bir yaprak türüne de rastlanıyor. Özellikle Akropolü dolaşırken bolca rastlanan bitki türünde alışageldiği üzere daldan yaprak çıkmasıyerine bitki sapının yaprakların ortasından çıkması.! Dekoratif özellikli bu bitki türü son derece narin olup, kuru halinde ise kırılgan bir yapıya sahip oluşu nedeniyle dikkat çekiyor. Ildırı girişinde ise bu güzelliği paylaşan sitelerin son yıllardaki gelişimi gözleniyor.
