İstanbul Anadolu Yakası Gezi Rehberi

Pazar günü bende abim de erkenden kalktık. Bir gün öncesinden Çengelköy’e cumartesi kahvaltısına gidelim düşüncesi zihnimizde belirmiş olsa bile o saatte hazırlanıp çıkmak zor geldi. Fakat yine de günü güzel geçirmek istedik. Öğrencimi arayarak dersi tehir ettim. Ardından yola koyulduk abi kardeş. Fakat nereye gideceğimize karar veremedik. O kararsızlık içinde iken Üsküdar’a kadar indik.

Akbillerimizi doldururken Anadolu yakası kıyı gezisinin en iyi fikir olduğuna karar verdik. Tıklım tıkış otobüse bindik. Bir değişik insanlar gördük ki otobüste terbiyem müsait olmadığından ve o anın şaşkınlığını hala üzerimde bulunduğundan anlatmamak daha doğru geliyor. Neyse efendim zaten konumuz terbiyesiz insanlar değil güzel istanbulum’un güzel manzaraları.

Malum olduğu üzere biz abi kardeş gezmeyi hele de eski sokaklarda gezmeyi çok seviyoruz. Vaniköy’ de otobüsten indik ve yürüyüş turumuz başladı.

Her zaman söylemişimdir. Anadolu yakasına alışmam biraz zaman almış ve burayı İstanbul gibi değil yan komşusu olarak görmüş olsam bile yeşili boldur. Hatta öyle yerler vardır ki sanki İstanbul değil de küçük bir Ege kasabası gibidir. Sokaklarında bir sakinlik vardır. Çocuklar sokaklarda bir o yana bir bu yana koşturup dururlar, akşam üstü mahallelerinden inip denize taş atarlar. Karşı tarafın kıyı kesiminde böyle bir sıcaklığı bulmak oldukça zordur, çünkü taaa Beşiktaş’tan Sarıyer’e kadar hep çok zenginlerin evleri kaplar etrafı denizi görmek bir hayli zorlaşır. Ama burada Anadolu yakasında öyle değil. daha samimi bir hava vardır. Toplumdan uzak değil bilakis toplumla iç içedir.

(kandilli kız liesinden manzaralar)

Vaniköy’ da turumuzu başlattık ya, önce gözümüze Kandilli kız lisesini kestirdik. Bir dönem bir hayli bakımsız olan bina Sabancı’ların desteği ile restore edildi ve şimdi sabancı Kültür merkezi olarak hizmet veriyor. Dik yokuşlardan menzilimize vardık. Lakin içeri girmek yasak olduğu için şöyle bir kenarından bakalım dedik. O sırada uzaklardan bir görevli görününce sesimin en hoş haliyle söyle bir gezip gezemeyeceğimizi sordum. Saolsun izin verdi. Binanın içine giremesek bile bahçesinden manzarayı seyreyledik ki hakikaten muhteşem bir manzarası var. Düşünsenize her iki köprü de muhteşem bir açıdan görebiliyor. Görevliden malumat aldık nasıl olmuşta bu işlere karışmış sabancılar ne hizmetler vermişler diye. Kültür merkezinin en çok İspanyollar tarafından kullanılıyor olması bana ilginç geldi.

Ardından turumuza devam ettik. Eski evler gördük. Her yer güllerle kaplı idi. Hayran kaldık elbette. Öne kocaman bir yokuş tırmanıp ardından başka bir yokuştan aşagı iniverdik. Bu kadar kısa sürede anlattığım hadise bizim ayak tabanlarımızın acımasına sebep oldu. Ama öyle kolay pes edenlerden değiliz. Güç depolamak için dondurma aldık ve kendimize geldik.

O kuvvetle Anadolu Hisarı’na kadar yürüdük.

Göksu deresinin yanından geçtik. Hani şu eskilerde mesire yeri olarak kullanılan göksu deresi. Bir ara kokudan yanına yaklaşılmıyor su değil balçık akıyordu ama şimdi pek bir güzel olmuş. Nezih çay bahçeleri kondurulmuş. Belki eski şaşalı zamanlarına geri dönemez lakin bu hali bile güzel. Tabi biz yürüyüşe kendimizi kaptırdığımızdan öyle durup dinlenmek gelmedi aklımıza.

Hep sağı solu çekmekten kendimin fotosunu çekmediğimi fark ettim ve hadi bi de kendimi fotolıyim dedim ama onda da gözlerimi kapatmışım. Ehh benim ki biraz “İstanbul’u dinliyorum gözlerim kapalı” durumu olmuş.

Hafiften ayakta duramaz olunca artık dönüş vaktidir diyerek turumuza son vermeyi uygun bulduk. Aslında abim Anadolu hisarından girip Hıdiv kasrından çıkmak istiyor idi ama yok dedim benden bu kadar.

yolcu

Hissetmediğin her yer uzaktır. http://www.biriyilik.com http://www.yapmake.com

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.