Kadıköy Gezisi – İstanbul
Büyük besteci Münir Nurettin Selçuk’un, “Bir tatlı huzur almaya geldik Kalamış’tan, ahh Kalamış’tan” şarkısında dediği gibi Kalamış’a bu duygularla dönerken Kızıltoprak’ta Fenerbahçe Stadı dikilir karşınıza. Stat taraftar ve sempatizanlarına içinde maç yapılmadığı zamanlarda bile bir elektrik, bir heyecan yayacak şekilde boyanmış ve çevresine kurulu dükkanlarla canlılık, hareketlilik kazandırılmıştır. Stat arkasında Türkiye’nin en ünlü semt pazarından biri sayılan ve bu pazara Bursa, Kocaeli, Adapazarı’ndan bile gelenlerin olduğu “Kadıköy Salı Pazarı”, sebze- meyveden, parfüm- elbiselere varıncaya dek hanımların kendilerinden geçtiği yerlerden biri olarak göz dolduruyor. Söğütlüçeşme deki Pazar yerinde, ikinci el eşya alım satımı ile Cumartesi, Pazar günlerinde de yoğunluk yaşanıyor.
(Pazar yeri, 2010 Aralık ayı sonunda değiştirilerek, yeni yeri olan Fikirtepe’de kuruluyor).
Bağdat Caddesi tek yönlü Kadıköy gelişine ayrıldığı için biz gezimize Kalamış Marinaya doğru sahile daha yakın devam ediyoruz. Bir zamanların bahçelerinden denize girilen, özellikle Marmara yelken Kulübü gibi yalıları, önlerinden geçen sahil yolu, dolgu çalışmaları nedeni ile hepsi birer yalı olma özelliğini kaybedip denize geriden baksalar da sahilin çok şeritli yolu yapılan düzenlemelerle yürüyüş ve bisiklet ayırımları ideal parkur olarak kullanılıyor.
Büyütmek için TıklayınMarmara Yelken kulübünün bende de bir anısı var. Davetlilerle beraber Kasımpaşa’dan askeri botla hareketle Marmara Yelken Kulübü iskelesine yanaşmış, Türk Donanma Cemiyeti tarafından düzenlenen gemi modelleri sergisinde, yapmış olduğum tekne maketi de dereceye girmesiyle kazandığım ödülü Galatasaray Kulüp Başkanı Ulvi Yenal’ın elinden bu kulübün sahilinde almıştım. (Yıl:1971)
Bir zamanlar Münir Nurettin Selçuk, Selahattin Pınar, Yahya Kemal gibi ünlülerin uğrak yeri olan Kalamış koyunun, günümüz marinasında birbirinden cazip tekneler omuz omuza uyurken, koya dizili çay bahçeleri ve restoranlarda oturanlar için temaşa zevki sunuyorlar. Fakat esas güzellik denize yarımada gibi uzanan Fenerbahçe Burnunda ki araç trafiğine kapalı parkta yaşanıyor.
Araçları ile gelenler, girişte bulunan Restoran, butik ve cafelerin çoğunluk teşkil ettiği Fenerbahçe Burnu çevresindeki oto parklara araçlarını bırakıyorlar.
Esintisi, havası, yürüyüş patikaları, park mobilyalarının yerleştirildiği bakımlı bitki dokusu arasında, anıt ağaçların gölgesinde ki parkta gerçekten dinlenebiliyorlar. Usta bir elin değdiği ve iyi bir makyaj yapılmış olduğu her halinden belli olan bu parkta, her sabah sağlık yürüyüşü yapanlara, bebekleri ile hava almaya çıkan annelere, kafa dinlemeye çalışanlara, her yaştaki aşıklara ve emeklilere daha sık rastlanıyor. Fenerbahçe turumuzu bitirip sahil yoluna devamla Bostancıya gelinceBüyütmek için Tıklayın burada karşılaşılan manzara deniz otobüsü terminalleri, Bostancı vapur iskelesi ile otoparkların çokluğu oluyor. Araçlarını bu parklara bırakanlar İstanbul’a deniz otobüsü seferleriyle geçiyorlar. Yine İstanbul’un Prens Adalarına gidecek olanların bir kısmı bu parkları yaz aylarında araçları ile tıka basa dolduruyorlar. Oto parklar, otobüs durakları restoranların yer aldığı büyük meydan içinden dönerek İstanbul’un en modern, en rahat yürüyüşe en uygun, geniş kaldırım platformlarının bulunduğu nezih bulvarına geliyoruz.
Bağdat Caddesi
Çevresinde yer alan tüm binalar yeni olup, boş arsa, virane, harabe, ucuz barınak olmadığı için Nişantaşı, Rumeli Caddesi veya Beyoğlu’nda gözlenen olumsuzluklara bu cadde de rastlanmıyor.
Her trafik ışığında elindeki bezle oto camı silmeye davrananlar, tiner, bally koklayan çocuklar, başı boş bırakılmış sahipsiz köpeklerden arınmış caddenin köşe başlarında her ihtimale ve olası bir şikayete karşı polis görev ekipleri nöbet tutunca semt sakinleri, çocuklar, genç kızlar, bebekli anneler günün ve gecenin her saatinde yalnız başlarına istedikleri gibi giyinerek gezebiliyorlar.
Üç beş adım atıp birkaç vitrin seyretmenin haz verdiği Bağdat caddesinin her iki yanında sırasıyla yer alan ünlü moda merkezlerinin şubeleri, tanınmış markalar yepyeni kreasyonlarını sergiliyorlar. Adeta bir podyumu andıran ve günün modasının yakından takip edildiği bariz belli olan ünlü Bağdat Caddesi birbirinden alımlı, bakımlı, yürüyüşleri ile dikkatleri üzerlerine çekmesini bilen şık hanımların çokluğu ile dikkat çekiyor. Şimdi bir yemek molası veriyor ve Bostancı cadde üstü no: 458 de yıllardır bozulmayan kalitesiyle hizmet veren “Han Restorana” köfte yemeye giriyoruz. Sahil yolu ile dik kesişen sokağın köşesinde bulunan Han da açık ve kapalı bölümlerde hizmet veriliyor, restoranın İnegöl köftesi ünlü, yanında özel acılı sos arzunuza göre sunulurken, taze patates tava, dinç salata, ev yapımı acur turşusu, soğutulmuş bardakta servis edilen soğuk bira veya ayran lezzet mönünüzü tamamlıyor. Arzu edenlere mönüde İskender Kebabın da olduğu mutlaka hatırlatılıyor.
Han Rest. Tel No: 0(316) 361 29 68
Bağdat Caddesi’nde sayısız restoran zenginliği yaşanırken, sık sık kahve molası vermenize sebep olacak cazibeye sahip cafeler, Divan pastanesi, Mado dondurmacısı türünden mekanlar, nezih birahaneler de, bir kahve içimlik molada bile dinlendirici, hayattan zevk almanızı sağlayan lezzetler yaşanıyor. Bunların haricinde trafik ışıkları ile sıkça trafiğin kesildiği, işlek bir dört yol ağzında bulunan “Old English Pub” ikinci katta, çevreye hakim manzaralı balkonlu salonuyla uğrak yerlerinizden bir başkası olabiliyor. Geniş ve narin yaprakları ile yayılıp yola kaldırıma şemsiye olmuş dev palmiye ve manolya ağaçları altından yürüyenler hemen hemen her köşe başında renkli kişilerin renk ahenk mevsim çiçekleriyle oluşan tezgahları, renkli baloncularla karşılaşıyorlar.
Cadde hayranlık uyandıran son model otoların sergilendiği show roomlar ile devam edip, yeniden Fenerbahçe stadına geliyor.
Şimdi de Kadıköy den Üsküdar a yöneliyor Çiçekçi, Duvardibi, Karacaahmet semtlerini geçerek şarkılara, (Üsküdar a gider iken aldı da bir yağmur) ata sözlerine (Atı alan Üsküdar’a geçti) diye konu olmuş İstanbul’un camileri, çeşmeleri ile ünlü tarihi mekanlarından birine geliyoruz.
Üsküdar
Üsküdar Meydanı için de Eminönü, Kadıköy arenalarından aşağı kalmayan kalabalıklara sahne olan ve onları aratmayan bir başka telaş ve curcuna meydanı denilebilir. Beşiktaş yolcusunu karşılayan motor iskelesiyle başlayan yoğun yolcu trafiği, vapur iskelesiyle devam ediyor.
Bir zamanlar kıyı bandı üzerinde yer kapan taze balık satıcılarına, karaya kıçtan bağlı balık ekmek satıcılarına iskele çevresinde Marmaray çalışmaları nedeniyle meydan inşaat sahasına döndüğü için artık rastlanmıyor. Biz gezimize sahilde ki şantiye sahası arkasından dolaşarak devam ediyoruz. Karşımıza Mimar Sinan’ın ve hayranlık uyandıran yapıtı Şemsi Paşa Camii ve çevresini saran Avrupa kıtası manzaralı çay bahçeleri çıkıyor.
Balık olan her yerde görüldüğü üzere Üsküdar’da da İstanbul’un simgesi kar beyazı albatros ve şişman martıların çığlıkları arasında Kız kulesine doğru yürüyenler İstanbul’un en güzel seyir terasında bulunmanın mutluluğunu yaşıyorlar.
Üsküdar’ın Emirgan’ı olarak da nitelendirebileceğimiz sahil bandı, Harem Araba Vapuru İskelesine kadar süren platformda İstanbul’u seyretmeye doyamayacağınız bir panorama sunuyor.
Yol tarafına dizili restoranlar, bir zamanlar Salacak vapur iskelesi iken şimdilerde denizden uzaklaşıp çukurda kalan iskele ve çevresi çeşitli lokaller, cafeler ile ziyaretçilerine ev sahipliği yapıyor. Gün batımını Salacak ta yaşamak isteyenler, turistler, el ele kol kola dolaşan sevgililer, ille de çekirdek yiyerek yürüyenler, ya da basamaklara oturup tarihi yarımadayı Ayasofya, Sultanahmet Camii, Topkapı Sarayı siluetini seyrederek çay kulübelerinden yapılan servis eşliğinde çaylarını yudumlayanlar, fotoraf çeken, resim yapanlar, şansını olta ucunda arayanlar, Kız kulesine kalkan seferler ile kuleye çıkarak kule hasreti giderenler, Üsküdar, Salacak, Harem yolunu renklendiriyorlar.
Harem araba vapuru iskelesi arkasında bulunan Harem Otel İstanbul’a farklı açıdan bakmanızı sağlarken, tüm heybeti ile kale güvenliği yaşamanıza neden olan Selimiye Kışlası gözünü kırpmadan örnek disiplini ile İstanbul’u takibe devam ediyor!
Selimiye Kışlası içinde ünlü hemşire Florance Nightigale’nin müzesi de yer alıyor. Kışlanın arka tarafında bulunan Selimiye camii, üzerinde barındırdığı kuş sarayları (serçe saray) ile göz okşayıp iç kapısında bulunan eşsiz kapı tokmakları ile en az Üsküdar İmrahor camilerinde bulunan detaylar kadar ilgi topluyor.
Kadıköy’e bu defa Üsküdar yönünden yaklaşırken bir zamanlar Haydarpaşa lisesi olan bir başka tarihi ve zarif mimarili binanın saatlerle süslü kuleleri dikkatinizi çekiyor.
Altunizade Capitol ve Carrefour gibi alış veriş merkezleri çeşitli dükkanların bir arada oluşları nedeniyle mevsim şartları ne olursa olsun Kadıköy yakasında oturanlara büyük kolaylıklar sağlıyor.
Tüm sahil manzarasına doyamayan ve daha geniş bir perspektiften İstanbul seyretmek isteyenler için bir başka alternatif olarak Hidiv Köşkü ile Küçük ve Büyük Çamlıca Tepeleri bulunuyor. Anadolu yakasında göze sığmayan panoramaya sahip bu ünlü seyir tepesine çıkanlar burada da oturup yemek yiyecek, dinlenecek yerler bulabiliyor, Boğazın nehir misali akıp Kadıköy önlerinde genişleyerek Marmara ya açılışına şahit olabiliyorlar.
Yine burada, Çamlıca yolunda aşığı kolunda, işleri yolunda şarkısını söyleyene de, yeni evlendiği eşini gelinliği ile getirenlere de, göç mevsiminde kuşların klimatik hava sayesinde yüksekten geçişlerini dürbünleriyle nefes almadan seyredenlere de rastlanabiliyor.
kaynak: sihirli tur
