Kartepe Gezi Rehberi – Kocaeli
Kartepe Belediyesi, 2008 Yılı Mart ayında kurulmuş. Köseköy, Uzunçiftlik, Uzuntarla, Eşme, Acısu, Maşukiye, Derbent, Arslanbey, Sarımeşe ve Suadiye’nin birleştirilmesiyle oluşturulan belediye kısa bir süre içinde bütün birimlerini kurarak, her alanda kaliteli hizmet verebilecek bir güce kavuşmuş.
İlçe, coğrafi konumu itibariyle, Kocaeli ilinin doğu kısmında bulunuyor. İzmit İlçesi ile Sapanca Gölü arasında kalıyor. Tarih boyunca bu yöre, Asya ile Avrupa arasındaki göç, ticaret ve ipek yolu üzerinde bulunan çok önemli bir geçit yeri olarak kullanılmış. Yine askeri yol ve Hac yolu üzerinde olması itibariyle de her daim önemli bir güzergah olarak kabul görmüş.
Deniz seviyesinden 1062 metre yüksekte bulunan Kartepe, meteorolojik verilere göre, kış aylarında kuzeybatı yönden esen ve Karadeniz’i aşarak bölgeye yoğun yağış getiren karayel rüzgarının Marmara Bölgesi’nde kara dönüştüğü ilk noktadır. Genellikle Kasım ortalarında başlayan kar yağışları, Nisan sonuna kadar devam eder. Ortalama olarak 1,5 ile 3 metre arasında kar yağışı olur. Kar turizmi yanı sıra çevresindeki yaylalar, kanyonlar, şifalı sular, bitki ve hayvan çeşitliliğiyle de doğacıların vaz geçemedikleri bir nokta olarak önemini korumaktadır.
İmre Tökeli ve Kartepe
Erdel Prensi olan İmre Tökeli, 1657 yılında Kesmark’da doğmuştu. Osmanlı yanlısı bir Macar devlet adamıydı. Hadsburg Hanedanlığı karşıtıydı. Avusturya yönetimindeki Macarlar’ın şefi olarak, Sadrazam Köprülü Fazıl Ahmet Paşa’ya müracaat ederek Osmanlı himayesine girmek istediğini bildirdi. Çünkü, şefliğini yaptığı Macarlar protestandılar ve Avusturya İmparatorluğu onların Katolik mezhebine geçmeleri için kendilerine teklifte bulunmuştu. Teklif reddedilmiş ve Osmanlı himayesine girmek isteğiyle Osmanlı Sadrazamına müracaat edilmişti. Ama, sadrazam Avusturya ile olan ilişkilerin bozulmasını istemiyordu. Tökeli İmre ve beraberindekiler Osmanlı’dan olumlu yanıt alamadılar. Fakat başkaldırı devam ediyordu. Yukarı Macaristan Tökeli İmre ile yandaşlarının eline geçti. Fakat bu sırada yanında bulunanlardan bir kısmı onu terk ettiler. Tökeli çaresiz kalmıştı. O sırada Osmanlı İmparatorluğunun yeni sadrazamı Merzifonlu Kara Mustafa Paşa olmuştu. 1681 Yılında aynı teklifi yeni sadrazama yaptı. Tökeli, Sadrazama gönderdiği değerli hediyelerle de onun nezdindeki itibarını yükseltti. Orta Macaristan Kralı ünvanının sahibi oldu. Osmanlı’dan aldığı destekle birçok Avusturya kalesini de ele geçirdi. Ama, İkinci Viyana Bozgunu onun da sonu oldu. Aldığı kaleleri bir bir geri verdi. Osmanlı – Kutsal İttifak Savaşları boyunca Osmanlı Ordusu’nda görev aldı. Bir çok başarıya imza attı. Transilvanya Prensliği yaptı. Fakat, Zenta Yenilgisi onun için yeni bir sonun başlangıcı oldu. İzmit’e gelerek Karabağlar Köyü’ne yerleşti. Karlofça Barış görüşmeleri sırasında, Avusturya’lılar onun kendilerine verilmesini istediler. Ama Osmanlı bunu red etti. 1705 Yılında İzmit’te öldü. 300 Sene sonra, 2008 yılında, Kocaeli Büyükşehir Belediyesi’nce, Türk-Macar dostluğu anısına öldüğü köyde onun ve eşinin yattığı yerde bir anıt mezar yaptırıldı. Bu ilginç Macar devlet adamı, üzerine “Muin-i Ali Osman’a itaat üzereyim emre, Kral-ı Orta Macar’ım ki namım Tökeli İmre” diye yazdırmış olduğu bir mühür kullanıyordu.
Maşukiye
Kartepe etekleri ile Sapanca Gölü’nün güney batı kıyısındaki yeşil alanı kapsar. Doğal güzelliği ile bilinen Maşukiye, yeşil dokusu, pınarları ve vadileri, şelaleleri, dereleri ve meyve bahçeleriyle çekiciliğini her zaman koruyabilmiş ender yörelerdendir. Dört mevsim gezilebilecek özelliklere sahiptir. Haziran ayında gidildiğinde Napolyon kirazıyla, Ağustos ayında da meşhur armudu ile karşılaşılır. Özellikle armut burası için önemlidir. Öyle ki uzun yıllardan bu yana burada her sene armut festivali düzenlenmektedir. Maşukiye’de yetiştirilmekte olan “Hamdi Sünger Armudu” yöreye özgü bir çeşit olup bütün bir kış boyunca saklanabilmekte ve kaldıkça lezzeti artmakta olan özel bir türdür. Yörede, sonbahar aylarında da kestane ile karşılaşılmaktadır.
Maşukiye, Karadeniz’e özgü yeşil bir doku ile Marmara’da yer alan bir doğa merkezidir. Alabalığın bol olduğu vadilere, suyun özgürce aktığı derelere, yurdumuzun en geniş ağaç ve bitki türlerine ev sahipliği yapar. Üstelik bozulmamış bu özellikleriyle İstanbul’un yaklaşık bir saatlik mesafesinde ve ana ulaşım yolunun kenarında bulunmaktadır. Buradan satın alınabilecek olan bal, tereyağı, yöre peynirleri hatta alabalıklar, tamamen doğal ortamlarda üretilmiş olup şehirde yaşayanlar açısından büyük bir şans olarak kabul edilmektedir.
Uzuntarla
Sapanca Gölü kenarında kalan Uzuntarla, E- 5 (D-100) yolunun güneyindedir. En önemli özelliği engebeli arazi yapısı, ormanı ve meyve bahçeleridir. Buradaki manzara noktaları görülmeye değer güzelliklerin seyri açısından özel imkanlar yaratırlar. Tepe noktalardan Sapanca Gölü, İzmit Körfezi veya Kartepe’nin seyrine doyum olmaz. Göl kenarında bulunan Seka Kampı, göl içinde bulunan su kayağı tesisi, içinde iki adet baraj gölü barındıran Ketenciler Köyü, Uzuntarla sınırları içerisinde yer alırlar. Bölge sahip olduğu meşe ormanları, bir adet golf merkezi, altı adet harasıyla da önemlidir. Havası ve orman dokusu İngiliz atı yetiştiriciliği hususunda çok uygun olduğundan, at yetiştiriciliği gelişmiştir. Bölge bütün bu özellikleriyle 1995 yılında, The Times Dergisi’nde kapak konusu olarak yer almış ve önemli açıklamalarla okuyucuya tanıtılmıştır. 1938 tarihinde Düzce’li Hüseyin tarafından yaptırılan su havuzu ve daha sonra hayvanların su içmesini sağlamak amacıyla yapılan yalaklar da meraklıları tarafından ilgiyle gezilmektedirler.
Derbent
Derbent de Kartepe eteklerindeki yoğun yeşil dokuyu içinde barındıran bir bölgedir. Doğa turizmi için ideal özellikler taşımasının yanı sıra kültür turizmi açısından da önemlidir. Halen işlemekte olan bir su değirmeni ve çok güzel bir tarihi eser olan Hikmetiye Camisi buradadır. Özellikle elma, armut, kiraz ve ceviziyle meşhur olan Şirinsulhiye, Balaban ve Nusretiye köyleri Derbent sınırları içerisindedirler. Üniversiteye ait uygulama oteli de Derbent’tedir.
Aktiviteler
Kayak : Kartepe’de bulunan kayak pistleri yaklaşık olarak 1700 metre yükseklikte kurulmuşlardır. Pist alanları toplam 42 kilometreyi bulur. Türkiye’nin sayılı kayak merkezlerinden olan Kartepe, 14 adet doğal piste, 3 adet telesiyeje, 2 adet T bara (teleski) sahiptir. Burada, kayak dışında snowboard, big foot ve kar motosikleti imkanları da bulunmaktadır.
Binicilik : Kartepe için özellikle son bir iki yıl içinde oldukça önem kazanan bir daldır. Orman içlerinde at biniciliği için elverişli yollar ve çevrede çok fazla sayıda at çiftliği bulunmaktadır. Atçılık son yıllarda burada özel bir önem kazanmıştır. Büyük bir sermaye birikimi olan ve bazen milyon liralarla ifade edilen yarış atlarının eğitimleri, yüksekokul mezunu özel antrenörlerle yapılmaktadır. Bu yasal bir zorunluluktur.
Jeep Safari : 4X4 Arazi araçlarıyla, genellikle zorlu arazi koşullarında yapılan bu spor da Kartepe için uygun koşullar bulabilmektedir.
Roma İmparatoru Trajan ile Bithynia Valisi Plinius arasında yazılan iki mektup
Bithynia Valisi Plinius, Roma İmparatoru Trajan’a bir mektup yazar;
Senin servetini ve ruhunun yüceliğini düşündüğümde, ölümsüzlüğüne olduğu kadar, şöhretine uygun düşecek ve görkemli olduğu kadar, yararlı da olacak bazı yapılara işaret etmemin çok doğru olacağına inanıyorum. Nicomedia topraklarının sınırında, çok büyük bir göl (Sophon yani Sapanca’dan bahsediyor) bulunuyor. Bunun üzerinde, mermerler, tarım ürünleri, kerestelik odunlar ve ticari mallar gemilerle, az bir masraf ve çabayla yola kadar taşınıp buradan yük arabalarıyla büyük bir zahmet ve büyük bir masrafla denize naklediliyor. Bu yüzden bu gölü denizle birleştirmek istiyorlar. Bu iş için bir sürü insana ihtiyaç var, ancak bunlar sırasıyla halledilebilir. Çünkü hem kırsal bölgelerde, hem de özellikle kentte büyük bir nüfus yoğunluğu var ve herkesin herkese yararlı olacak bir işle seve seve ilgileneceğine de hiç şüphe yok.
Öyleyse bu sana uygun görünüyorsa, iş sadece gölün deniz seviyesinin üstünde olup olmadığını dikkatlice araştıracak bir teftiş memuru ya da mimar yollamana kalıyor. Mimarlar, gölün, bu yerin kırk cubitum üstünde olduğunu ileri sürüyorlar. Ben o bölgenin yakınında bir kral tarafından kazılmış olan bir hendek keşfettim. Ancak bu hendeğin, birbirine bitişik tarlaların suyunu çekmek için mi, yoksa gölü nehre bağlamak için mi yapılmış olduğu kesin değildir. Çünkü bitirilmeden bırakılmış. Şüpheli olan bir başka konu da, bu hendeğin kralın ölümü mü yoksa işin başarısızlığa uğraması sonucu mu tamamlanamadığı. Bunun sebebi ikinci şıksa, sadece kralların giriştikleri bu işin, senin tarafından (çünkü senin ününün yararına duyduğum hırsı bağışlayacaksındır) gerçekleşmesini istemek cesaretini gösteriyor ve bunun için büyük heves duyuyorum.
İmparartorun cevabı;
Sözünü ettiğin göl, onu denizle birleştirmem konusunda beni herkete geçirebilir. Ancak gölün, denize boşaldığı taktirde hemen tükenmemesi için, ne kadar ve nereden su aldığını tam anlamıyla dikkatlice araştırmak gerekir. Calpurnius Macer’den bir kontrol memuru isteyebilirsin, ben de buradan sana bu tür işlerde usta olan birini göndereceğim.
İmparator ve valisi arasındaki bu mektuplar yaklaşık olarak 1900 sene önce yazılmışlar. Bahsedilen alan bu gün Kartepe ilçesi sınırları içerisinde kalmaktadır. Gölün çok küçük bir kısmı bu ilçe sınırları içinde olsa da, gölün denizle birleşme planları burası üzerinde yapılmaktaydı. Göl, buradan kazılacak bir kanalla ya İzmit Körfezine akacak olan bir nehre yahut doğrudan körfeze bağlanacaktı. Ama gerçekleştirilemedi. Bu imparatordan yaklaşık olarak dört yüz yıl sonra gelen bir başka imparator, Jüstinyanus bu bölgede bir takım çalışmalarda bulundu. Sakarya Nehri yatağını düzelttirip üzerine bir köprü inşa ettirdi. Ama sadece bu kadarla kaldı, daha ileriye gidemedi. Onun da böyle bir planı var mıydı, bu da tam olarak belli değildir. Osmanlı İmparatorluğu’nun en iyi sadrazamlarından biri olan Sokullu Mehmet Paşa, Plinius ile Trajan arasında yazışma konusu olan bu fikre çok sıcak bakıyordu. Ama ne yazık ki o da bu projeyi hayata geçiremedi. Daha sonra, III.Mustafa da, denizle gölün bir şekilde birleştirilerek taşımada su yolundan faydalanmayı düşündü ama bu sadece padişahın düşüncelerinde kaldı, gerçekleşemedi. Şimdi, Maşukiye’de, bu bölgelerin büyük bir kısmı yapılaşmaya açılmış durumdadır. Sapanca Gölü suları, çevresindeki büyük yerleşimlerin içme suyu olarak kullanılmaktadır. Gölde su bir hayli azalmış durumdadır.
