Kocaeli Turistik Yerleri ve Doğal Güzellikleri
Gör : Hereke Halı Fabrikasını, Müze gemileri, Arkeoloji ve İzmit Arkeoloji ve Kent Müzesi’ni.
Satın al : İpek seccadelikler, yastıklar, Kandıra bezi, Karamürsel sepeti.
Tadına Bak : Pişmaniye, İzmit’in alameti farikası oalark kabul edilen simit.
Öneri : Yakın bir mesafede. Birkaç defa günübirlik gidilip dönülebilir.
Gez : Maşukiye’de.
Yunanistan’ın megara kentinden gelip bu gün Başiskele denilen yere yerleşenler , buraya “İstakozların Körfezi” anlamına gelen Astakoz adını vermişlerdir. Astakoz, Milet, Megara ve Atina ile birlşkte Karadeniz üzerinden yapılmakta olan ticaretten dolayı gelişip kendi adına sikke basmaya başlar. Sikkeler üzerindeki istakoz, şehrin de amblemidir. Astakoz, bbizdek iismiyle İstakoz’dan gelmektedir. Çünkü bu körfezde bol miktarda istakoz bulunmaktadır. Aslında Megara’lılardan önce burada önce Frigya’luılar daha sonra da Trerlerin yaşadıkları biliniyor. Bir başka rivayet de Astakoz isminin burada daha önce yaşamış olan bir kahramanın adı olmasıdor. Rivayet, Astakoz’un bu bölgenn perisi olan Olba ile Deniz tanrısı Poseidon’un oğlu olduğunu söyler.
Daha sonra Nicomedia’ya yani bu günkü ismiyle İzmit’e dönüşmüş. Burada, M.Ö. 3000 yıllarından bu yana yerleşim olduğu belirtiliyor.Yani en az beş bin yıllık bir kent. Hatta yedi bin beşyüz yaşında olduğu da söyleniyor.
İstanbul’a iki saatlik bir mesafede. Zaten 1888 yılına kadar İstanbul’a bağlıymış. Önceleri İznik’in yan komşusu olduğu için “İznikmid” deniliyormuş, sonraları kısaltılıp İzmit olmuş.
Nicomedia adını, M.S.284 yılında İmparator Diokletionus zamanında, Roma, Antakya ve İskenderiye’den sonra dördüncü büyük şehir olmasından ve bu imparator zamanında başkent yapılmasından dolayı üzerinde kurulu olduğu yamacın adından almış. Kent, Nicomedia’dan İzmit’e ve oradan günümüze kadar yaşattığı bütün uygarlıklardan izler taşıyor.
Osmanlı İmparatorluğu’ndan da muhteşem eserlere sahip. Gezerken adeta bir imparatorluğun tarihini okur gibi oluyorsunuz.
GÖRMELİSİNİZ
Kültür tepesi içinde yer alan tarihi eserleri, Defterdar Abdülselam Cami’sini, Atatürk Anıtı’nı, Agavat Binası ve Saat Kulesi’ni. Kasr-ı Hümayun ve Redif Komutanlık Binasını. Mehmet Bey Camii’ni (Fevziye Camisi), Pertev Mehmet Paşa Camii ve Külliyesi, Portakal Hafız Konağı ve Gazi Lisesi’ni. Mehmet Bey Hamamı ve Sırrı Paşa Konağı’nı da (Pembe Köşk) mutlaka görmelisiniz.
İlk önce Elektronik Kent Müzesi’ni geziniz. Orada, İzmit’in 1/1350 ölçeğinde yer alan tarihi yapıların maketleri üzerinde gerekli bilgileri aldıktan sonra gezmeniz daha kolay olacaktır.
VAKİT AYIRMALISINIZ
İçinde, özgün sivil mimari yapılar, çeşme, sarnıç ve okul bulunan kentsel sit alanı içinde yeniden düzenlenmiş Kapanca Sokağı’na, İzmit eşrafından Gümüşlüoğlu ailesinin yaptırdığı ve daha sonra Saatçi Ali Efendi tarafından satın alınan özel bir konağın içindeki Etnoğrafya Müzesine, Nicomedia döneminden ayakta kalan surlar ve burçlara, tümülüslere, su kemerlerine, Osmanlı dönemi eski gar çevresine, Seka Parkı’na ve eski limana mutlaka vakit ayırmalısınız.
Hepsine yetişemeyecekseniz bile hiç olmazsa birkaç tanesini programınıza dahil etmenizi öneririz. Bir tarih sever için hepsi ayrı ayrı birer harika.
İZMİT HAKKINDA BİLİNMESİ GEREKENLER
Eski gar ve çevresinde gördükleriniz gerçek bir tarihin derin izleridir. Anadolu – Bağdat (HİCAZ) Demiryolunun, Haydarpaşa – İzmit hattı devlet tarafından yaptırılmıştı. İtalyan taş ustalarının çalıştığı gar binasının Alman mimarı Otto Riter’di. 1873 Yılında, Sultan Abdülaziz ile Alman İmparatoru Kaiser Wilhelm tarafından açılmıştı. Bu gün burası Arkeoloji Müzesi ve restoran gibi birimler olarak kullanılıyor.
İzmit Tersanesi, dünyanın en önemli tersanelerindendi. Evliya Çelebi, İzmit ve çevresini “ağaç denizi” olarak isimlendirmiştir. Bu yüzden gemi yapımı burada, bütün zaman dilimlerinde teşvik edilmiştir. Katip Çelebi’de İzmit için “1700 yılında, Süveyş’te inşa edilecek 3 kalyon için gerekli kereste, İzmit ve civarından temin edilmiştir” diye yazar. Osmanlı donanmasına 24 savaş gemisi veren İzmit Tersanesi, Cumhuriyet döneminde de Türkiye’nin birinci tersanesi olarak kendisini korumuştur.
İLÇELER
Derince :Osmanlı döneminde “Çınar Çayırı” deniliyordu. Ro-Ro seferlerinin yükünü azaltan limanıyla ünlüdür. Ünlü “çene suyu” buradan alınmış bir Derince markasıdır.
Körfez : Türkiye’nin en büyük sanayi merkezlerinden birisi. Son yıllarda yapılan oto yarış pisti, uluslararsı standarlara uygunluğuyla Formula 1 yarışları için de kullanılmaktadır. Tüpraş, Hereke Halı Fabrikası bu ilçe sınırları içindedir.
Gölcük : Samanlı Dağları ile İzmit Körfezi arasındadır. Gölcük Tersanesi ve Donanma Komutanlığı ile fındığıyla ünlü Değirmendere Gölcük sınırları içinde bulunmaktadır.
Gebze : Hünkar Çayırı denilen yerde Fatih Sultan Mehmet’in son nefesini verdiği tarihi ilçe. Kartaca’lı komutan Hannibal’ın mezarını da içine alan TÜBİTAK ve Yüksek Teknoloji Enstitüsü, Çoban Mustafa Paşa Külliyesi, kalesi ile ünlü Eskihisar Gebzede’dirler. Türk müzeciliğinin ölümsüz ismi Osman Hamdi Bey’in müze haline getirilen evi de yine Eskihisar’da bulunuyor.
Karamürsel : İlk Osmanlı Kaptan-ı Derya’sı Karamürsel Bey’in adıyla anılan ilçe bu mühiş denizcinin anıt mezarına da ev sahipliği yapıyor. Sepetiyle ünlü.
Kandıra : Bitinya Krallığı, Roma, Bizans ve Ceneviz gemicilerinin uğrak yeri olan bir sahil kasabası. Pembe kayalıkları ve tarihi adasıyla meşhur. Osmanlı’nın odun kömürü ve tomruk ihtiyacı buradan karşılanıyormuş. Akçakoca’nın anıt mezarı da burada bulunuyor. Evlerde dokunup Osmanlı motifleriyle işlenen meşhur Kandıra bezinin yanı sıra, yoğurdu, peyniri ve hindisiyle meşhur.
Başiskele : Zengin florası, treking alanları ve Yuvacık Barajıyla ünlenmiş turistik ilçe.
Kartepe : Son yılların en gözde kayak merkezi. Sapanca Gölü manzaralı ilçenin biricik gözdesi de doğa turizmcilerinin vaz geçemedikleri Maşukiye.
Dilovası : Sanayi ağırlıklı tesislerin en yoğun olduğu ilçe. Tavşancıl’da Yahya Kaptan’ın anıt mezarı bulunuyor.
Tarihte Nikomedai ile ilgili olaylar
Konstantinapolis’in kurucusu olan, İmparator Konstantin, l.Contantinus ile Helena’nın oğluydu. Bütün başarılarından sonra çok sevdiği annesi dindar Helena’nın bu gün Hereke Kalesi (Ankyrona) yakınlarında bir yerde bulunan yazlık sarayında hayata veda ettiği söylenir. Ayrıca, Konstantin’in ölmeden önce yine Nikomedia (İzmit) Piskoposu Eusebios tarafından takdis edildiği de yine yazılanlar arasındadır.
