Kronştadt Kaleleri: Sankt Peterburg’un Denizdeki Kalkanı
Finlandiya Körfezi’nin doğu ucunda, Sankt Peterburg’un yaklaşık otuz kilometre batısında, denizin ortasında uzun ve dar bir ada yükseliyor: Kotlin Adası. Bu adanın üzerinde kurulmuş Kronştadt şehri ve çevresindeki denizin ortasına yerleştirilmiş onlarca kale, yaklaşık üç yüz yıl boyunca Rusya’nın başkentini denizden gelecek saldırılara karşı korudu. Kronştadt kaleleri, dünyanın en ilginç deniz savunma sistemlerinden biri ve Rus donanmasının efsanevi üssü.
Kaleler serimizin Rusya ayağında, Petropavlovsk Kalesi’nden sonra bu kez Sankt Peterburg’un denizdeki kalkanına gidiyoruz. Kronştadt’ın hikâyesi, Büyük Petro’nun Baltık hayaliyle başlıyor, Rus donanmasının zaferleri ve trajedileriyle devam ediyor. Denizin ortasında yükselen granit kaleler, ihtişamlı deniz katedrali ve askerî tarihin izleriyle dolu sokaklar, sizi bekliyor.
İçindekiler
- Kronştadt Nerede?
- 1704: Kronşlot ve Denizin Ortasındaki İlk Kale
- Kotlin Adası ve Kronştadt Şehri
- Bir Deniz Savunma Sistemi
- Aleksandr Kalesi: Veba Kalesi
- Konstantin Kalesi
- Kırım Savaşı ve Kronştadt
- Deniz Katedrali
- Rus Donanmasının Beşiği
- 1921 Kronştadt İsyanı
- Baraj ve Yeni Yol
- Video
- Ulaşım
- Pratik İpuçları
- Sıkça Sorulan Sorular
- Sonuç
- Aynı Yolda Görülecek Diğer Kaleler

Kronştadt Nerede?
Kronştadt, Finlandiya Körfezi’nin doğu ucundaki Kotlin Adası’nda yer alan bir şehir. Ada, Sankt Peterburg’un merkezine yaklaşık otuz kilometre uzaklıkta. Kotlin Adası, körfezin en dar noktalarından birinde bulunuyor ve Sankt Peterburg’a deniz yoluyla ulaşan bütün gemilerin yakınından geçmek zorunda olduğu bir konumda. Bu stratejik konum, adayı Rus başkentinin denizdeki kapısının bekçisi yaptı.
Koordinatlar: 59.9944° K, 29.7669° D
Google Haritalar’da Kronştadt
Kotlin Adası yaklaşık on iki kilometre uzunluğunda ve en geniş yerinde iki kilometre kadar genişliğinde. Adanın çevresindeki sular oldukça sığ; büyük gemiler yalnızca belirli kanallardan geçebiliyor. Bu doğal özellik, savunmacılara büyük bir avantaj sağladı. Gemilerin geçebileceği kanalları kontrol eden kaleler, Sankt Peterburg’a ulaşmak isteyen bir düşman donanmasının yolunu kolayca kesebiliyordu.
1704: Kronşlot ve Denizin Ortasındaki İlk Kale
1703’te Sankt Peterburg’u kuran Büyük Petro, yeni şehrinin denizden gelecek İsveç saldırılarına karşı savunmasız olduğunu biliyordu. İsveç, o dönemde Baltık Denizi’nin en güçlü deniz gücüydü ve Sankt Peterburg’a bir donanma göndermesi an meselesiydi. Petro, bu tehdide karşı denizde bir savunma hattı kurmaya karar verdi.
1703-1704 kışında, Petro’nun emriyle Kotlin Adası’nın güneyinde, denizin ortasındaki sığ bir noktada bir kale inşa edildi. İnşaat kışın yapıldı: Körfezin donmuş yüzeyi üzerinde, taşlarla doldurulmuş ahşap kasalar, buzda açılan deliklerden denizin dibine indirildi. Bu yöntemle oluşturulan yapay bir temel üzerine ahşap bir kale kuruldu. Kalenin adı Kronşlot, yani “Taç Kale” oldu. Kale, Mayıs 1704’te tamamlandı ve hemen hizmete girdi.
Aynı yıl, İsveç donanması Kotlin Adası’na saldırdı, ancak Kronşlot’un topları ve adaya yerleştirilen bataryalar, saldırıyı püskürttü. Bu ilk zafer, deniz savunma sisteminin etkili olduğunu kanıtladı. Sonraki yıllarda İsveç saldırıları devam etti, ama Kotlin Adası ve Kronşlot hiçbir zaman düşmedi. Sankt Peterburg, böylece kuruluşunun ilk ve en kritik yıllarında denizden güvenle korundu.
Kronşlot: İlk Kalenin Bugünü
Kronştadt’ın hikâyesinin başladığı yer olan Kronşlot Kalesi, bugün de denizin ortasında, Kotlin Adası’nın güneyinde duruyor. Ancak bugünkü Kronşlot, Büyük Petro’nun 1704’te inşa ettirdiği ilk ahşap kale değil. İlk kale, yüzyıllar içinde defalarca yenilendi ve on dokuzuncu yüzyılda taştan yeniden inşa edildi. Bugün gördüğünüz yapı, bu sonraki dönemin eseri.
Kronşlot’u görmek için en iyi yol, yaz aylarında düzenlenen tekne turları. Tekneyle kaleye yaklaşırken, denizin ortasında yükselen bu tarihi yapının ne kadar yalnız ve ne kadar kararlı göründüğünü fark edeceksiniz. Kalenin içine girmek genellikle mümkün olmasa da, dışarıdan görmek bile etkileyici. Bu küçük kale, üç yüz yıl önce Sankt Peterburg’un denizden korunmasının ilk adımıydı.
Kronşlot’un inşası sırasında kullanılan yöntem, mühendislik açısından gerçekten ilginç. Kışın donmuş denizin üzerinde çalışan işçiler, büyük ahşap kasalar inşa etti ve bu kasaları taşlarla doldurdu. Ardından buzu keserek bu ağır kasaları denizin dibine indirdiler. Bu yöntemle, sığ denizin ortasında yapay bir ada oluşturuldu. Bu yöntem daha sonra diğer Kronştadt kalelerinin inşasında da kullanıldı ve Rus mühendisliğinin önemli bir başarısı olarak kabul edildi.
Kotlin Adası ve Kronştadt Şehri
Kronşlot’un inşasından sonra, Kotlin Adası’nın kendisi de tahkim edilmeye başlandı. Adaya bataryalar, kışlalar ve depolar inşa edildi. 1723’te Büyük Petro, adada bir şehir kurulmasını emretti ve şehre Kronştadt, yani “Taç Şehir” adını verdi. Kronştadt, kısa sürede Rus Baltık Donanması’nın ana üssü haline geldi.
Petro, Kronştadt’ı sadece bir askerî üs olarak değil, aynı zamanda bir ticaret limanı olarak da tasarladı. Kotlin Adası’nın çevresindeki sığ sular nedeniyle, büyük ticaret gemileri doğrudan Sankt Peterburg’a ulaşamıyordu. Bu yüzden gemiler Kronştadt’ta yüklerini daha küçük teknelere aktarıyor, mallar bu teknelerle Neva’ya taşınıyordu. Böylece Kronştadt, uzun yıllar boyunca Rusya’nın en önemli ticaret limanlarından biri oldu.
Şehrin içinde, Petro döneminden itibaren pek çok önemli yapı inşa edildi. Bunlardan en dikkat çekicisi, Petro Doku olarak bilinen büyük kuru havuz. Bu havuz, gemilerin bakım ve onarımı için kullanılıyordu ve inşa edildiği dönemde mühendislik açısından büyük bir başarı olarak kabul ediliyordu. Kronştadt’ın sokaklarında yürürken, on sekizinci ve on dokuzuncu yüzyıldan kalma kışlaları, depoları, deniz okullarını ve subay konaklarını görebilirsiniz.
Kronştadt, yüzyıllar boyunca kapalı bir askerî şehir olarak kaldı. Sovyet döneminde, yabancıların şehre girmesi yasaktı ve Sovyet vatandaşlarının bile girişi kısıtlıydı. Şehir, ancak 1996’da ziyaretçilere açıldı. Bu yüzden Kronştadt’ın pek çok tarihi yapısı, uzun süre dış dünyanın gözlerinden uzak kaldı.

Bir Deniz Savunma Sistemi
Kronştadt’ın en etkileyici özelliği, Kotlin Adası’nın çevresindeki denizde inşa edilen kaleler zinciri. On sekizinci yüzyıldan yirminci yüzyılın başına kadar, adanın kuzeyinde ve güneyinde, denizin ortasında yirmiden fazla kale inşa edildi. Bu kalelerin bir kısmı yapay adalar üzerine kuruldu. Hepsi birlikte, Finlandiya Körfezi’nin doğu ucunu geçilmez bir savunma hattına dönüştürdü.
Kalelerin inşası, son derece zor bir mühendislik işiydi. Denizin ortasında, sığ ama dalgalı sularda kale inşa etmek için önce yapay adalar oluşturmak gerekiyordu. Bu adalar, taşlarla doldurulmuş ahşap kasalar ya da kazıklar üzerine kuruldu. Ardından bu temellerin üzerine granit kaleler yükseltildi. Kalelerin bir kısmı, kışın donan denizin üzerinde çalışılarak inşa edildi.
Bu kaleler, farklı dönemlerin askerî teknolojisini yansıtıyor. On sekizinci yüzyılda inşa edilen erken kaleler, ahşap ve taştan yapılmış basit yapılardı. On dokuzuncu yüzyılın ortalarında inşa edilen kaleler ise granitten yapılmış, çok katlı ve yüzlerce top barındıran devasa yapılardı. Yirminci yüzyılın başlarında ise beton ve çelikten yapılmış modern kaleler eklendi.
Kalelerin her birinin kendine ait bir adı ve hikâyesi var. Kronşlot, Aleksandr, Konstantin, Pavel, Rif ve numaralı kuzey ve güney kaleleri, bu sistemin en önemli parçaları. Bugün bu kalelerin bir kısmı harabe halinde, bir kısmı restore edilmiş, bir kısmı ise hâlâ askerî kontrol altında.

Aleksandr Kalesi: Veba Kalesi
Kronştadt kalelerinin en ünlüsü ve en fotoğrajenik olanı, şüphesiz Aleksandr Kalesi. Kotlin Adası’nın güneyinde, denizin ortasında yükselen bu oval biçimli granit kale, 1838 ile 1845 yılları arasında inşa edildi. Adını, Çar I. Aleksandr’dan alıyor. Kalenin ilginç oval şekli, düşman gemilerinin her yönden ateş altına alınabilmesi için tasarlanmıştı.
Aleksandr Kalesi, dört katlı bir yapı ve her katında top mevzileri bulunuyordu. Kalede yüzlerce top yerleştirilebiliyordu ve bir garnizon için kışlalar, depolar ve barut odaları vardı. Kale, inşa edildiği dönemde Avrupa’nın en güçlü deniz kalelerinden biri olarak kabul ediliyordu. Ancak ironik bir şekilde, hiçbir zaman gerçek bir savaşa katılmadı.
Aleksandr Kalesi’ni ünlü yapan asıl hikâye, on dokuzuncu yüzyılın sonlarında başlıyor. 1899’da kale, veba ile mücadele için kurulan özel bir laboratuvara dönüştürüldü. Denizin ortasındaki izole konumu, tehlikeli hastalıklarla ilgili araştırmalar için ideal bir yer sağlıyordu. Bu laboratuvarda, veba, kolera, tetanoz ve diğer bulaşıcı hastalıklara karşı aşılar ve serumlar geliştirildi. Bu yüzden kale, halk arasında “Veba Kalesi” olarak anılmaya başlandı.
Laboratuvar, yaklaşık yirmi yıl boyunca faaliyet gösterdi. Bu süre zarfında, laboratuvarda çalışan bazı bilim insanları, araştırdıkları hastalıklara yakalanarak hayatını kaybetti. Laboratuvarın deneyler için kullandığı hayvanlar arasında atlar da vardı; atlar, serum üretimi için kalenin içinde özel olarak düzenlenmiş alanlarda tutuluyordu. Laboratuvar, 1917 devriminden sonra kapatıldı.
Bugün Aleksandr Kalesi, son yıllarda yapılan restorasyonlarla yeniden ziyarete açıldı. Yaz aylarında Sankt Peterburg’dan ve Kronştadt’tan kaleye tekne turları düzenleniyor. Kalenin içinde, tarihini ve veba laboratuvarını anlatan sergiler bulunuyor. Denizin ortasında yükselen bu granit dev, gerçekten etkileyici bir deneyim sunuyor.


Konstantin Kalesi
Kronştadt kalelerinden bir diğeri, Konstantin Kalesi. Kotlin Adası’nın batı ucunda yer alan bu kale, Kronştadt’ın en eski kalelerinden birinin yerinde, on dokuzuncu yüzyılın ortalarında yeniden inşa edildi. Adını, Çar I. Nikolay’ın oğlu Büyük Knez Konstantin’den alıyor.
Konstantin Kalesi, son yıllarda kapsamlı bir şekilde restore edildi ve “Deniz Kalesi” adlı bir müze-tarih parkının parçası haline geldi. Kalede, Rus donanmasının ve deniz savunmasının tarihini anlatan sergiler, deniz feneri ve seyir terasları bulunuyor. Konstantin Kalesi, karadan ulaşılabilen tek büyük kale olduğu için, Kronştadt’ı ziyaret edenlerin en kolay görebileceği kalelerden biri.
Kalenin yanından, Sankt Peterburg’un su baskınlarına karşı koruyan baraj kompleksi geçiyor. Kalenin seyir terasından, barajın uzanan hattını, Finlandiya Körfezi’ni ve uzakta diğer kaleleri görebilirsiniz. Gün batımında bu manzara gerçekten büyüleyici.

Pavel Kalesi ve Diğerleri
Kronştadt kaleleri arasında Aleksandr ve Konstantin kadar ünlü olmayan, ama kendi hikâyeleri olan pek çok kale bulunuyor. Bunlardan biri, Kotlin Adası’nın güneyindeki Pavel Kalesi. Çar I. Pavel’in adını taşıyan bu kale, on dokuzuncu yüzyılın ortalarında, Aleksandr Kalesi’ne benzer bir tasarımla inşa edildi. Ancak yirminci yüzyılın başlarında bir patlamada ağır hasar gördü ve bugün büyük ölçüde harabe halinde.
Rif Kalesi ise Kotlin Adası’nın batı ucunda, denize doğru uzanan bir burunda yer alıyor. Adını, bulunduğu sığlık alandan, yani “resif”ten alıyor. Bu kale, on dokuzuncu yüzyılın ortalarında, Kırım Savaşı sırasında yeniden güçlendirildi. Bugün kalenin kalıntıları, doğal bir manzaranın ortasında, rüzgâra ve dalgalara açık bir şekilde duruyor. Rif Kalesi’nin çevresindeki kumsal, yerel halkın sevdiği bir yürüyüş alanı.
Kotlin Adası’nın kuzeyinde ise numaralı kuzey kaleleri bulunuyor. Bu kaleler, adanın kuzey tarafındaki sığ suları korumak için inşa edildi. Bugün bu kalelerin bir kısmı baraj yolunun yakınında yer alıyor ve yoldan geçerken görülebiliyor. Yirminci yüzyılın başlarında inşa edilen bazı kaleler ise denizden uzakta, körfezin kuzey ve güney kıyılarında yer alıyor; bunlardan Krasnaya Gorka ve Totleben kaleleri en bilinenleri.
Bütün bu kaleler birlikte, Kronştadt’ı dünyanın en yoğun tahkim edilmiş deniz bölgelerinden biri yaptı. Bu sistemin bütünlüğünü anlamak için, Deniz Kalesi parkındaki müzede bulunan haritaları ve maketleri incelemenizi öneririm.
Kırım Savaşı ve Kronştadt
Kronştadt kalelerinin en büyük sınavı, 1853-1856 yılları arasında yaşanan Kırım Savaşı sırasında geldi. Bu savaşta Rusya, Osmanlı İmparatorluğu, İngiltere, Fransa ve Sardinya’dan oluşan bir koalisyona karşı savaştı. Savaşın en bilinen cephesi Kırım olsa da, Baltık Denizi de önemli bir savaş alanıydı. İngiliz ve Fransız donanmaları, 1854 ve 1855 yazlarında Baltık’a girerek Rus kıyılarına saldırdı.
Müttefik donanmanın asıl hedefi, Kronştadt’ı ve dolayısıyla Sankt Peterburg’u tehdit etmekti. Ancak İngiliz ve Fransız amiralleri, Kronştadt’ın kalelerini inceledikten sonra, saldırının çok riskli olacağına karar verdi. Kalelerin topları, sığ sular ve Rusların denize yerleştirdiği deniz mayınları, müttefik donanmasının ilerlemesini engelledi. Bu savaşta, Rusların ilk kez modern deniz mayınlarını etkili bir şekilde kullandığı anlatılıyor. Birkaç İngiliz gemisi bu mayınlara çarparak hasar gördü.
Sonuç olarak, müttefik donanma Kronştadt’a ciddi bir saldırı düzenleyemedi ve Baltık’taki operasyonlar sınırlı kaldı. Kronştadt kaleleri, tek bir ciddi savaşa girmeden, sadece varlıklarıyla düşmanı caydırarak görevlerini yerine getirmiş oldu. Bu, bir savunma sisteminin en büyük başarısı olarak görülebilir: savaşmadan kazanmak.
Türk okuyucular için ilginç bir not: Kırım Savaşı’nda Osmanlı İmparatorluğu, Kronştadt’ı tehdit eden koalisyonun bir parçasıydı. Ancak Osmanlı donanması Baltık operasyonlarına katılmadı; Baltık’taki savaş İngiliz ve Fransız donanmaları tarafından yürütüldü. Osmanlı’nın asıl mücadelesi Karadeniz, Kırım ve Kafkasya cephelerindeydi.
Deniz Katedrali
Kronştadt’ın en görkemli yapısı, Aziz Nikolay Deniz Katedrali. 1903 ile 1913 yılları arasında inşa edilen bu dev katedral, Rus donanmasının ana katedrali olarak tasarlandı. Katedralin mimarı Vasili Kosyakov, yapıyı İstanbul’daki Ayasofya’dan ilham alarak tasarladı. Bu yüzden katedral, Neo-Bizans üslubunda, büyük merkezî kubbesi ve çevresindeki yarım kubbeleriyle Ayasofya’yı andıran bir görünüme sahip. Türk ziyaretçiler için bu benzerlik, katedrale ayrı bir ilgi katıyor.
Katedral, denizcilerin koruyucu azizi olarak kabul edilen Aziz Nikolay’a adanmış. Katedralin içi, denizcilik temalarıyla süslenmiş. Duvarlarda ve zeminde, deniz hayvanları, gemiler ve çapalar gibi deniz motifleri yer alıyor. Katedralin duvarlarında, Rus donanmasında görev yaparken hayatını kaybeden denizcilerin isimlerini taşıyan anma plaketleri bulunuyordu. Bu plaketler, katedrali aynı zamanda bir anıt haline getiriyor.
Sovyet döneminde katedral kapatıldı ve uzun yıllar sinema, konser salonu ve deniz müzesi olarak kullanıldı. Bu dönemde katedralin iç süslemeleri büyük ölçüde zarar gördü. 2000’lerde kapsamlı bir restorasyon başlatıldı ve 2013’te, inşaatının tamamlanmasının yüzüncü yılında, katedral yeniden kutsandı. Bugün katedral, yeniden eski ihtişamına kavuşmuş durumda ve Kronştadt’ın en önemli ziyaret noktası.
Rus Donanmasının Beşiği
Kronştadt, üç yüz yılı aşkın bir süre boyunca Rus Baltık Donanması’nın ana üssü oldu. Rus deniz tarihinin pek çok önemli ismi, Kronştadt’ta görev yaptı ya da buradan seferlere çıktı. Rusya’nın ilk dünya turunu gerçekleştiren keşif gemileri, on dokuzuncu yüzyılın başlarında buradan yola çıktı. Antarktika’yı keşfeden Rus seferi de, 1819’da Kronştadt’tan denize açıldı. Bu sefer, Antarktika kıtasını ilk gören keşif seferlerinden biri olarak kabul ediliyor.
Kronştadt, aynı zamanda Rus deniz biliminin ve deniz teknolojisinin önemli bir merkeziydi. Şehirde deniz okulları, tersaneler, deniz laboratuvarları ve deniz kütüphaneleri bulunuyordu. Radyonun mucitlerinden biri olarak kabul edilen Rus fizikçi Aleksandr Popov, Kronştadt’taki deniz okulunda öğretmenlik yaptı ve radyo deneylerinin önemli bir kısmını burada gerçekleştirdi. Kronştadt’ta Popov’a adanmış bir anıt ve müze bulunuyor.
Kronştadt’ın sokaklarında yürürken, bu denizcilik geleneğinin izlerini her yerde görebilirsiniz. Ünlü amirallerin heykelleri, eski deniz okullarının binaları, tersaneler ve limanlar, şehrin denizle olan derin bağını yansıtıyor. Şehrin merkezindeki Çapa Meydanı, bu geleneğin sembolik merkezi. Meydanda, Rus donanmasının tarihine adanmış anıtlar ve Deniz Katedrali bir arada duruyor.
Kronştadtlı Aziz İoann
Kronştadt’ın tarihinde öne çıkan isimlerden biri de, on dokuzuncu yüzyılın sonlarında yaşamış olan ve Rus Ortodoks Kilisesi tarafından aziz ilan edilen Kronştadtlı İoann. İoann Sergiyev, 1855’ten 1908’deki ölümüne kadar Kronştadt’taki Aziz Andrey Katedrali’nin rahibi olarak görev yaptı. Bu süre zarfında, Rusya’nın en sevilen ve en saygı duyulan din adamlarından biri haline geldi.
İoann, özellikle yoksullara ve muhtaçlara yaptığı yardımlarla tanınıyordu. Kronştadt, o dönemde yoksul işçilerin, denizcilerin ve sürgünlerin yaşadığı zorlu bir şehirdi. İoann, bu insanlar için bir yardımlaşma evi kurdu. Bu evde yoksullara iş, eğitim, barınak ve yemek sağlanıyordu. İoann’ın ünü kısa sürede bütün Rusya’ya yayıldı ve ülkenin dört bir yanından insanlar onu görmek, onun ayinlerine katılmak ve ondan dua almak için Kronştadt’a akın etmeye başladı.
İoann’ın görev yaptığı Aziz Andrey Katedrali, Sovyet döneminde yıkıldı. Bugün katedralin bulunduğu yerde bir anıt bulunuyor. Kronştadt’ta ayrıca İoann’ın yaşadığı ev, bir müze olarak ziyaretçilere açık. Bu müzede, İoann’ın kişisel eşyaları, mektupları ve fotoğrafları sergileniyor. İoann, 1990’da Rus Ortodoks Kilisesi tarafından aziz ilan edildi ve bugün Rusya’da çok saygı gören azizlerden biri.
1921 Kronştadt İsyanı
Kronştadt’ın tarihindeki en dramatik olaylardan biri, 1921 Mart ayında yaşanan Kronştadt İsyanı. 1917 devriminde Kronştadt’ın denizcileri, Bolşeviklerin en sadık destekçileri arasındaydı. Ekim Devrimi sırasında Kışlık Saray’a yapılan saldırıda önemli rol oynamışlardı. Ancak iç savaşın ardından, Bolşevik yönetiminin politikalarından hoşnutsuzluk arttı.
1921 başlarında, ülkedeki kıtlık, ekonomik sıkıntılar ve siyasi baskılar nedeniyle Kronştadt denizcileri ayaklandı. İsyancılar, serbest seçimler, ifade özgürlüğü ve köylülerin haklarının tanınması gibi taleplerde bulundu. Bu talepler, “Bütün iktidar sovyetlere, partilere değil” gibi sloganlarla ifade ediliyordu. İsyan, Bolşevik yönetimine karşı devrimin kendi destekçilerinden gelen ciddi bir meydan okumaydı.
Bolşevik yönetimi, isyanı sert bir şekilde bastırmaya karar verdi. Mart 1921’de Kızıl Ordu birlikleri, donmuş Finlandiya Körfezi’nin üzerinden yürüyerek Kronştadt’a saldırdı. Şiddetli çatışmaların ardından isyan bastırıldı. Çatışmalarda ve sonrasında pek çok kişi hayatını kaybetti; isyancıların bir kısmı buz üzerinden Finlandiya’ya kaçmayı başardı. Kronştadt İsyanı, Sovyet tarihinin en tartışmalı olaylarından biri olarak hatırlanıyor ve tarihçiler tarafından hâlâ farklı yorumlarla değerlendiriliyor.
Baraj ve Yeni Yol
Kronştadt’ın modern tarihindeki en önemli gelişmelerden biri, Sankt Peterburg’u taşkınlardan koruma amaçlı baraj kompleksinin inşası oldu. Sovyet döneminde, 1979’da başlayan inşaat, uzun yıllar boyunca aralıklarla devam etti ve ancak 2011’de tamamlandı. Yaklaşık yirmi beş kilometre uzunluğundaki bu baraj, Finlandiya Körfezi’nin kuzey ve güney kıyılarını, Kotlin Adası üzerinden birbirine bağlıyor.
Barajın üzerinde bir karayolu bulunuyor. Bu yol, Kronştadt’ı Sankt Peterburg’a karayoluyla bağlıyor. Daha önce Kronştadt’a yalnızca feribotla ya da kışın buz üzerinden ulaşılabiliyordu; şimdi ise arabayla ya da otobüsle kolayca gidilebiliyor. Barajın inşası sırasında, eski kalelerin bazılarının çevresinde değişiklikler yapıldı. Bazı kaleler barajın parçası haline geldi.
Deniz Kalesi Müze Parkı
Son yıllarda Kronştadt, büyük bir dönüşüm geçirdi. Şehrin tarihi mirasını korumak ve ziyaretçilere tanıtmak için kapsamlı projeler hayata geçirildi. Bunlardan en önemlisi, “Deniz Kalesi” adlı müze-tarih parkı. Bu park, Kotlin Adası’nın batı ucunda, Konstantin Kalesi’nin çevresinde kuruldu ve Rus donanmasının tarihine adanmış.
Parkın içinde, Rus donanmasının üç yüz yıllık tarihini anlatan modern bir müze, Rus deniz kahramanlarına adanmış bir anıt yolu, deniz feneri, seyir terasları ve çeşitli sergiler bulunuyor. Parkta ayrıca, farklı dönemlere ait gemi topları, çapalar ve deniz araçları sergileniyor. Ailelerin ve çocukların ilgisini çekecek interaktif bölümler de mevcut.
Deniz Kalesi parkı, Kronştadt’ın kaleler sistemini anlamak için de iyi bir başlangıç noktası. Parkın seyir terasından, denizdeki kalelerin bir kısmını görebilir ve onların stratejik konumlarını daha iyi anlayabilirsiniz. Gün batımında terastan bakan manzara, Finlandiya Körfezi’nin ve kalelerin siluetiyle unutulmaz bir görüntü sunuyor.
Kronştadt Şehrinde Bir Yürüyüş
Kronştadt’ı ziyaret ettiğinizde, kalelerin yanı sıra şehrin kendisini de keşfetmeyi unutmayın. Kronştadt, Rusya’nın en iyi korunmuş on sekizinci ve on dokuzuncu yüzyıl askerî şehirlerinden biri. Uzun yıllar kapalı bir şehir olarak kalması, ironik bir şekilde tarihi dokusunun korunmasına yardımcı oldu.
Şehrin merkezinde, Deniz Katedrali’nin bulunduğu Çapa Meydanı’ndan başlayan bir yürüyüş, sizi Kronştadt’ın tarihi sokaklarında dolaştıracak. Şehrin kanalları, eski kışlalar, deniz okulları, subay konakları ve parklar, on dokuzuncu yüzyıl Rus askerî şehirciliğinin güzel bir örneğini sunuyor. Petro Parkı, şehrin en eski parkı ve Büyük Petro’nun heykeline ev sahipliği yapıyor. Parkın denize bakan kıyısından, Sankt Peterburg’un silueti görülebiliyor.
Kronştadt’ın limanlarında ise hâlâ askerî gemiler demirli. Bu gemilerin bir kısmı yakından görülebiliyor, ancak askerî alanlara girmek ve fotoğraf çekmek yasak olabiliyor. Şehirde yürürken bu kısıtlamalara dikkat etmeniz gerekiyor. Kronştadt’ın Rus donanması için hâlâ önemli bir üs olduğunu unutmayın.
Kronştadt Kalelerini Videoda İzleyin
Denizin ortasında yükselen Kronştadt kalelerini havadan görmek için aşağıdaki videoya göz atabilirsiniz.
Kronştadt’a Nasıl Gidilir?
Kronştadt’a Sankt Peterburg’dan ulaşmak, baraj yolunun açılmasından sonra oldukça kolaylaştı. Sankt Peterburg’un kuzeybatısındaki bazı metro istasyonlarından, örneğin Staraya Derevnya’dan, Kronştadt’a giden otobüsler ve minibüsler kalkıyor. Yolculuk, trafiğe bağlı olarak yaklaşık bir saat sürüyor. Arabayla da baraj yolu üzerinden kolayca ulaşılabiliyor.
Yaz aylarında, Sankt Peterburg’un merkezinden Kronştadt’a tekne seferleri de düzenleniyor. Bu tekne yolculuğu, Neva’dan çıkıp Finlandiya Körfezi’ne açılarak, yol boyunca bazı kalelerin yanından geçiyor. Tekneyle Kronştadt’a varmak, şehrin denizle olan bağını hissetmek için harika bir yol. Ayrıca Kronştadt’tan Aleksandr Kalesi ve diğer deniz kalelerine düzenlenen tekne turları da bulunuyor.
İkinci Dünya Savaşı’nda Kronştadt
İkinci Dünya Savaşı sırasında Kronştadt, Leningrad’ın, yani bugünkü Sankt Peterburg’un savunmasında hayati bir rol oynadı. 1941’de Alman orduları Leningrad’ı kuşattığında, Kronştadt ve Baltık Donanması, şehrin denizden savunulmasını sağladı. Kronştadt’ın kaleleri ve donanmanın gemileri, Alman mevzilerine top ateşiyle karşılık vererek şehrin savunmasına katkıda bulundu.
Kuşatma boyunca Kronştadt, Alman uçaklarının yoğun bombardımanına maruz kaldı. Eylül 1941’de yapılan büyük hava saldırılarında, limandaki pek çok savaş gemisi ağır hasar gördü ya da battı. Bunlar arasında, Marat adlı zırhlı da bulunuyordu. Marat, batmasına rağmen limanda sabit bir top bataryası olarak kullanılmaya devam etti ve savaşın sonuna kadar Alman mevzilerine ateş açtı.
Kronştadt, kuşatma boyunca hiçbir zaman düşmedi. Kalelerin, gemilerin ve şehrin savunucularının direnişi, Leningrad’ın ayakta kalmasına önemli bir katkı sağladı. Bugün Kronştadt’ta, bu dönemin kahramanlarına adanmış anıtlar ve müzeler bulunuyor. Şehri ziyaret ettiğinizde, bu anıtların önünde durup, kuşatma sırasında yaşanan zorlukları ve gösterilen direnişi hatırlamak anlamlı olacaktır.
Kronştadt’ta Bir Gün
Kronştadt’ı bir günde gezmek için şöyle bir rota önerebilirim. Sabah Sankt Peterburg’dan otobüsle ya da yaz aylarında tekneyle Kronştadt’a gelin. İlk durağınız, şehrin merkezindeki Çapa Meydanı ve Deniz Katedrali olsun. Katedralin muhteşem iç mekânını gezin, kubbenin altında durup denizcilik temalı süslemeleri inceleyin.
Katedralden sonra şehrin tarihi sokaklarında yürüyüş yapın. Petro Parkı’na, Petro Doku’na ve şehrin kanallarına uğrayın. Öğle yemeğini şehir merkezindeki bir restoranda yiyebilirsiniz; Kronştadt’ta denizcilik temalı ve deniz ürünleri sunan restoranlar bulunuyor.
Öğleden sonra, Kotlin Adası’nın batı ucundaki Deniz Kalesi parkına gidin. Müzeyi gezin, Konstantin Kalesi’nin seyir terasına çıkın ve Finlandiya Körfezi’nin manzarasını izleyin. Eğer yaz aylarındaysanız, buradan ya da şehrin limanından deniz kalelerine tekne turuna katılabilirsiniz. Aleksandr Kalesi’ne yapılacak bir tekne turu, günün en unutulmaz anı olabilir.
Akşamüstü Kronştadt’ın kıyısında gün batımını izleyin. Finlandiya Körfezi’nin sularına batan güneş, denizdeki kalelerin siluetleri ve uzaktaki Sankt Peterburg’un ışıkları, günü tamamlamak için mükemmel bir manzara sunuyor. Akşam otobüsüyle Sankt Peterburg’a dönebilirsiniz.
Mevsimlere Göre Kronştadt
Kronştadt’ı farklı mevsimlerde ziyaret etmek, bambaşka deneyimler sunuyor. Yaz aylarında şehir canlı ve renkli. Tekneler denizdeki kalelere düzenli seferler yapıyor, Deniz Kalesi parkı ziyaretçilerle dolu ve şehrin parklarında yürüyüş yapmak çok keyifli. Temmuz ayındaki Donanma Günü kutlamaları, şehrin en coşkulu zamanı; denizde gemiler geçit töreni yapıyor, gökyüzünde uçaklar gösteri uçuşları gerçekleştiriyor.
Sonbaharda Kronştadt daha sakin. Turist kalabalığı azalıyor, parkların ağaçları sararıyor ve Finlandiya Körfezi’nden esen rüzgârlar şehre melankolik bir hava katıyor. Bu dönemde şehrin tarihi sokaklarında yürüyüş yapmak, Kronştadt’ın gerçek ruhunu hissetmek için ideal.
Kışın Finlandiya Körfezi donuyor ve denizdeki kaleler, uçsuz bucaksız bir buz düzlüğünün ortasında yükseliyor. Bu manzara, gerçekten etkileyici ve biraz da ürkütücü. Kış aylarında tekne turları düzenlenmiyor, ama Deniz Kalesi parkından ve kıyıdan, donmuş denizin ortasındaki kaleleri görmek mümkün. Eskiden, baraj yolundan önce, kışın Kronştadt’a buz üzerinden yürüyerek ya da kızakla ulaşılıyordu.
İlkbaharda ise buzların çözülmesiyle körfez yeniden canlanıyor. Bu dönemde deniz kuşları geri dönüyor ve Kronştadt’ın kıyıları yeniden hareketleniyor. Hangi mevsimde giderseniz gidin, Kronştadt size denizle iç içe geçmiş bir şehrin eşsiz atmosferini sunacak.
Neden Kronştadt’ı Görmelisiniz?
Sankt Peterburg’u ziyaret edenlerin pek çoğu, şehrin saraylarına ve müzelerine odaklanıyor ve Kronştadt’ı programlarına dahil etmiyor. Oysa Kronştadt, Sankt Peterburg’un hikâyesinin ayrılmaz bir parçası. Bu şehrin varlığı, yüzyıllar boyunca Kronştadt’ın kalelerinin sağladığı güvenliğe bağlıydı. Kronştadt’ı görmeden Sankt Peterburg’un hikâyesi eksik kalır.
Kronştadt’ı görmek için pek çok neden var. Denizin ortasında yükselen benzersiz kaleler, Ayasofya’dan ilham alan muhteşem Deniz Katedrali, uzun yıllar kapalı kaldığı için korunmuş tarihi dokusu ve Rus deniz tarihinin zengin mirası, Kronştadt’ı unutulmaz bir gezi hedefi haline getiriyor. Üstelik Sankt Peterburg’a sadece bir saat uzaklıkta olması, bu geziyi son derece kolay kılıyor.
Kronştadt, aynı zamanda Sankt Peterburg’un kalabalığından uzaklaşmak için harika bir yer. Şehrin sakin sokakları, denize açılan parkları ve rüzgârlı kıyıları, size farklı bir Rusya deneyimi sunacak.
Kronştadt’tan ayrılırken, Finlandiya Körfezi’nin sularında yükselen kalelere son bir kez bakın. Bu sessiz granit devler, üç yüz yıldır nöbet tutuyor ve Sankt Peterburg’un denizdeki kalkanı olmaya devam ediyor. Onların hikâyesini dinledikten sonra, Sankt Peterburg’un güzelliğine bambaşka bir gözle bakacaksınız; çünkü bu güzelliğin arkasında, denizin ortasında yükselen bu kalelerin yüzyıllar süren sessiz nöbeti var.
Bu yüzden Kronştadt’ı, Sankt Peterburg gezinizin vazgeçilmez bir parçası olarak düşünmenizi öneririm. Denizin ve tarihin buluştuğu bu adada geçireceğiniz bir gün, size uzun süre unutamayacağınız anılar bırakacak.
Rüzgâr, deniz ve tarih sizi bekliyor; iyi yolculuklar.
Keyifli keşifler dilerim.
Hoşça kalın.
Pratik İpuçları
Kronştadt’ı ziyaret etmek için en uygun dönem mayıs ile eylül arası. Yaz aylarında hava ılık, tekne turları düzenli olarak yapılıyor ve deniz kalelerine ulaşmak mümkün. Haziran ayında, Sankt Peterburg’un beyaz geceleri sırasında, Kronştadt’ta akşam saatlerinde bile aydınlık bir gökyüzü altında yürüyüş yapabilirsiniz. Temmuz ayının son pazar günü kutlanan Rus Donanma Günü’nde ise Kronştadt’ta büyük törenler ve gemi geçitleri düzenleniyor; bu dönemde şehir oldukça kalabalık oluyor.
Kronştadt ve kaleler için en az bir tam gün ayırmanızı öneririm. Deniz Katedrali, Deniz Kalesi parkı, şehir merkezi ve bir deniz kalesine tekne turu, programınızı rahatça dolduracak. Kalelere tekne turları için önceden bilet almanız ve hava durumunu kontrol etmeniz iyi olur; fırtınalı havalarda turlar iptal edilebiliyor.
Kronştadt hâlâ aktif bir askerî üs olduğu için, bazı alanlara girmek ve askerî tesislerin fotoğrafını çekmek yasak. Uyarı levhalarına ve görevlilerin talimatlarına dikkat edin. Deniz Katedrali’ni ziyaret ederken uygun kıyafetler giymeyi unutmayın.
Finlandiya Körfezi’nden esen rüzgâr, yaz aylarında bile serin olabiliyor. Özellikle tekne turlarında yanınıza bir rüzgârlık ya da ince bir mont almanızı öneririm.
Sıkça Sorulan Sorular
Kronştadt ne zaman kuruldu?
İlk kale olan Kronşlot 1704’te inşa edildi. Kronştadt şehri ise 1723’te Büyük Petro tarafından resmi olarak kuruldu.
Kaç kale var?
Kotlin Adası’nın çevresindeki denizde, farklı dönemlerde inşa edilmiş yirmiden fazla kale bulunuyor.
Aleksandr Kalesi’ne neden “Veba Kalesi” deniyor?
1899’dan 1917’ye kadar kalede veba ve diğer bulaşıcı hastalıklarla ilgili araştırmalar yapan bir laboratuvar bulunuyordu.
Kronştadt’a nasıl gidilir?
Sankt Peterburg’dan baraj yolu üzerinden otobüs ya da arabayla yaklaşık bir saatte ulaşılabiliyor. Yaz aylarında tekne seferleri de düzenleniyor.
Deniz Katedrali neden Ayasofya’ya benziyor?
Katedralin mimarı Vasili Kosyakov, yapıyı İstanbul’daki Ayasofya’dan ilham alarak Neo-Bizans üslubunda tasarladı.
Sonuç: Denizdeki Kalkan
Kronştadt ve kaleleri, Sankt Peterburg’un üç yüz yıllık tarihinin görünmeyen kahramanları. Büyük Petro’nun denizin donmuş yüzeyinde attığı ilk temelden, Kırım Savaşı’nda düşmanı caydıran granit kalelere, veba laboratuvarına dönüşen Aleksandr Kalesi’nden, Ayasofya’dan ilham alan Deniz Katedrali’ne kadar, Kronştadt’ın her köşesinde bir hikâye saklı.
Sankt Peterburg’a gittiğinizde, bir gününüzü Kronştadt’a ayırın. Deniz Katedrali’nin kubbesinin altında durun, Deniz Kalesi parkının terasından Finlandiya Körfezi’ne bakın ve bir tekneyle denizin ortasındaki kalelere doğru yol alın. Bu deneyim, size Rusya’nın denizle olan derin ve tutkulu ilişkisini en canlı şekilde gösterecek.
Aynı Yolda Görülecek Diğer Kaleler
Kronştadt’ın koruduğu şehrin kalbinde, Petropavlovsk Kalesi yer alıyor; iki kale, aynı yıllarda Büyük Petro’nun emriyle kuruldu. Neva’nın kaynağında Oreşek Kalesi, körfezin güney kıyısında ise Koporye Kalesi ve İvangorod Kalesi bulunuyor. Körfezin kuzey kıyısında, Finlandiya sınırına yakın Vyborg Kalesi de bölgenin önemli kalelerinden.
