Maden Deresi – Sakarya
Kocaali ilçesi, Karadeniz sahili, Yeşil alanları, Akarsuları ve Maden Deresi gibi Doğal güzellikleri ile turizmin gözbebeği olma yolunda ilerlemektedir. Yazın sahili ile birçok yerli ve yabancı ziyaretçinin uğrak yeri olmaktadır. Kocaali İstanbul ve Ankara gibi büyük şehirlerimize yakın olması sebebiyle insanların haftasonu tatili geçirmek için seçtiği yerler arasında bulunmaktadır.
Maden Deresinin Doğal güzelliği, Dinlenme alanları, Mesire Yerleri , Doğal Alabalık Tesisleri, Şelalesi ve Akarsuyu insanların yorgunluklarını atmada ve Güzel bir tatil yapmalarında en büyük etken olmuştur.
Maden Deresi oldukça sık bir ormanlık alan içerisinde derince bir vadinin içinde akan derenin sağ ve sol kıyılarında kayın, kestane ve çınar ağaçları arasında bulunan patikalar, yürüyüş için oldukça uygun bir ortam oluşturmaktadır. Patikayı takiben kayalıklar üzerinde çeşitli mağara girişlerinin bulunduğu bölgede Cumhuriyetin ilk yıllarında açıldığı söylenen bir altın madeni bulunmaktadır. Maden kapatılmış olup madene ait bazı tünel ve yollar hala kullanılmaktadır. Ayrıca alabalık ve sazan balığının bulunduğu derede olta balıkçılığı da yapılmaktadır.
Maden Deresi Tarihi
Cumhuriyetin ilk yıllarında açıldığı söylenen bir altın madeni bulunmaktadır. Maden kapatılmış olup madene ait bazı tünel ve yollar hala kullanılmaktadır. Maden Deresi, Hendek İlçesi’nin kuzeyinden, Çaltepe’den doğarak 30 km bir yol kat ettikten sonra Kocaali’nin batısından Karadeniz’e ulaşmaktadır.
Oldukça sık bir ormanlık alan içerisinde derince bir vadinin içinde akan derenin sağ ve sol kıyılarında kayın, kestane ve çınar ağaçları arasında bulunan patikalar, yürüyüş için oldukça uygun bir ortam oluşturmaktadır. Patikayı takiben kayalıklar üzerinde çeşitli mağara girişlerinin bulunduğu bölgede Cumhuriyetin ilk yıllarında açıldığı söylenen bir altın madeni bulunmaktadır. Maden kapatılmış olup madene ait bazı tünel ve yollar hala kullanılmaktadır. Ayrıca alabalık ve sazan balığının bulunduğu derede olta balıkçılığı da yapılmaktadır…
Madene ait tüneller, yollar v.b. hala kullanılıyor. Yürüyüşümüz süresince yer yer bu tünelleri kullanabilirsiniz. Yaklaşık 1 saat 15 dakikalık bir yürüyüşten sonra çok güzel bir şelale ile karşılaşırsınız.. Maden Deresi’nin suları iki ayrı koldan yan yana yaklaşık 10 m. yükseklikten küçük bir gölcük üzerine düşüş yapıyor. Şelalenin hemen arkasında Cenevizlilerden kaldığı söylenen yaklaşık 15 m. yüksekliğinde bir set var. Bu set taşlardan örülerek oluşturulmuş ve Maden Deresi’nin üzerinde bir baraj gibi görülmektedir.
ŞİFALI SU
Maden Deresinde bulunan şifalı su özellikle, sedef hastalıkları, mide ağrıları ve yaraların iyileşmesinde çok etkili olduğu bilinmektedir. Tabi su görüntüleri ve doğal kaynamaların en güzel örneği olan şifalı su bir çok hastalığa şifa kaynağı olmuş ve dört mevsim ziyaretçiler ile dolup taşmıştır. akarya Maden Deresinde bulunan şifalı su ile Maden deresi mevkiin de bulunan kaplıcalar çevresi ormanlarla kaplı nezih bir dinlenme yeridir.
Doğal kaynaklı olan kaplıcalar, romatizma hastalıklarına, deri, dolaşım ve kalp, solunum yolu, kadın, sindirim sistemi, böbrek ve idrar yolları, kemik ve kireçlenme hastalıkları ,metabolizma bozukluklarına iyi gelmektedir. Kaplıca yanında küçük bir konaklama tesisi bulunmaktadır.
Halk arasında “ılıca”, “kaplıca”, “içmece” “çermik”, “girme” gibi değişik isimler takılmıştır kaplıcalara. Tıpta ise “maden suları” adı verilir.. Bu sular, yirmi dereceyi aşan sıcaklıkları ve ihtiva ettikleri maden tuzları ile şifa potansiyeli taşırlar. Bileşimlerinde ayrıca karbondioksit ve kükürtlü hidrojen gibi gazları veya radyoaktif elemanları taşırlar. “Kadın hastalıkları”ndan mide ağrılarına, egzamadan solunum yolu rahatsızlıklarına kadar bir çok hastalığa iyi gelirler.
Genel olarak ifade etmek gerekirse, kaplıca tedavisinin mevsimi yoktur. Ancak gelenekler, bu konuda bir mevsim yaratmıştır. Daha doğrusu, kişi, kendine uygun bir zaman seçmekle birlikte en uygun mevsim ve zaman İLKBAHAR ve SONBAHAR’dır.
Romatizmalılar, nevraljiler, ve şeker hastaları için yaz ayları, mide, bağırsak, karaciğer ve sinirle ilgili hastalıklar için de ilkbahar ve sonbahar ayları daha uygun mevsimdir.Bir yılda iki kez kaplıca tedavisinde, mayıs ve eylül ayları seçilebilir.Kaplıca bir hamam değildir. Şifa gücüne sahip yeraltı su kaynağı ve birer sağlık yurdudur. Bu nedenle, o kaynaktan fışkıran suların nasıl ve nerelerde kullanıldığını oralara gidenlerin biraz olsun bilip öğrenmelerinde her zaman yarar vardır.Ülkemiz ikliminin sertliği nedeniyle, ayrıca her kaplıcada kaloriferli otellerin olmayışı yüzünden insanlarımız, kaplıcalara çoğunlukla yaz aylarında gitmeyi tercih etmektedir. Kaplıcada sabun ve benzeri temizleyici kullanmayınız. Tedavinin etkisini azaltır. Sıcak havuza yavaş yavaş girmeli, su içinde olabildiğince hareketsiz kalmalıdır.
Gezilecek Yerler
Artık üzerinizde mayo yok. Kızgın güneş yakmıyor teninizi. Havuz kenarında buzlu içeceklerle serinlemek, Ağustos böcekleri, barbekü partileri de geride kaldı. Ama gezi programlarınızı yazla sınırlamaya gerek yok ki. Rüzgarlara, güneşi kapatan yağmur bulutlarına ve ıslaklığa rağmen güzelliğini yitirmeyen bir beldeye, Maden Deresi’ne davet ediyoruz sizleri. Zengin maden yatakları ilgiye, yeşil doğası sevgiye muhtaç Maden Deresi’ne…
Artık güneş yüzünü nadir gösteriyor. Gökyüzünün ışıltısı, mavisi de yaz aylarında olduğu gibi göz kamaştırıcı değil. Ama yağmurun, sert rüzgarın, erken kararan günlerinde bir romantizmi, hüznü var. Islak havaların ardında parlayan güneşli pazar günlerinden birinde Maden Deresi’ne gitmelisiniz. İçinizin soğuktan titremediği bir sabah erken kalkmak şartıyla gideceğiniz Maden Deresi, doğasıyla konuklarına huzur veren, kısa tatil programı için ideal bir belde.
Adapazarı, Karasu ve Kocaali İlçeleri arasında sınır oluşturan bölgede bulunuyor Maden Deresi. Kışın büyük bir coşkuyla akan suyu, Hendek’in arkasındaki Cam Dağı’ndan geliyor. Alabalıkların ve karabalıkların, köpüklenen bu sularda seri hareketlerle sıçramaları görülmeye değer. Dere boyunca, manzarayı izleyerek, rahatlıkla yürüyüş yapabileceğiniz toprak bir yol var. Sonunda, alabalık tesisleri karşılıyor sizi. Böylece oksijeni bol havada yaptığınız kısa gezi, iştahlı bir pikniğe bırakıyor yerini.
Değerli maden yatakları halen kapalı
Çoook, ama çok eskiden, bir İngiliz, bir Yunanlı, bir de Manisalı Abdullah Paşa isminde üç kişi, Maden Deresi’ni uzun seneler işletmişler. 1914’de bütün galerileri çökerterek terk etmişler bölgeyi. Galeriler o gün bugündür kapalı. Kurşun, boraks, çinko ve altın gibi madenlerin bolca bulunduğu bu yataklar, kaderiyle başbaşa şimdi. Umarız, devletin halen ilgilenmediği bu zenginlikten faydalanmaya kalkan olmaz.
Yaban çileğine ve kestaneye doyamazsınız
Kayın, çınar, ceviz, en çok da fındık ağacına rastlarsınız Maden Deresi’nde. Mevsiminde yetişen yaban çileğinin, Ekim-Kasım aylarında toplanan kestanelerin ne dallardaki görünümüne, ne tadına doymak mümkün. Ağaçların yosun kaplı gövdeleri, geniş ve yapraklarına güneş vurduğunda oluşan yemyeşil atmosfer de size kendini hayran bırakacak. Meyve ve yeşilliğin bol olduğu beldenin, diğer bir karakteristiği de ılık ılık esen meltem rüzgarları.
Maden Deresi’nin seyredilmeye, yaşanmaya değer güzellikleri bu kadarla da sınırlı değil. Yazdan arta kalan sıcak havalarda pantolonlarının paçalarını sıyırdıktan sonra dere içinde yürürken şarkı söyleyenlerin, bir kenarda hazırladıkları piknik sofralarından onlara eşlik edenlerin, böğürtlen toplayan çocukların neşesi, büyük şehir yaşamında hasret kaldığınız kurbağa ve kuş sesleri, bambaşka bir huzur vaad ediyor sizlere.
Maden Deresi Yürüyüşü
Bu hafta sonu Ultima Doğa Sporları olarak Sakarya’nın kuzeyine çıkarma yaptık. Yaz sıcakları bastırdı ya, Ultima ekibini biraz serinletelim dedik.
Uzun süredir adını duyduğum ama gitmeye fırsat bulamadığım bir yere; Maden Deresine gittik.
Yaz gelince dere yürüyüşleri doğaseverlerin gözdesi olur. Bu konuda olağanüstü keyifli bir parkur olan Maden deresi görülmeye değer. Tanıtımı yapılmadığından dolayı buraları gezip gören kişi sayısı yok denecek kadar az.
Yürüyüş alanının doğal dokusu, 19. yüzyılda yapılmış olan maden tünelleri ve suyolları, yüz yıl öncesine ait taş işçiliği ile yapılmış olan küçük barajın görüntüsü, barajın üzerinden dökülen şelale insanı tarihin derinliklerine götürüyor.
Definecilerin efsaneleriyle ünlü olan bu bölge 1800’lü yıllarda Fransızlar tarafından işletilmiş. Burada altın ve gümüş maden yatakları olduğu söyleniyor. İngiliz ve Fransızlar, başka milletlerin madenlerini sömürme konusunda dünyanın en tecrübeli iki devletidir. Siz bakmayın İngiltere ve Fransa’nın burnu kalkık tavır ve tafralarına. Bugünkü zenginliklerini sömürdükleri ülkelere borçlular.
Bu haftaki parkur kısa olunca otobüsü doldurduk. Arif Aruca Bey’i parkurun çerezliği konusunda ne kadar ikna etmeye çalışsam da başarılı olamadım. Siyasetçi olduğundan olsa gerek ustalıkla manevra yaparak son anda gelmekten kurtuldu. Bir dahaki sefere…
Genel yayın müdürümüz Özgür Arık ise işin makarasında. “Kirlenmiş şehir siyasetine” inat dağlara çıkmaktan bahsediyor. “İbrahim, şu dağcılık işini bana da öğret” diyor. İsyancı ruhuna dağlardan takviye yapacak galiba.
30 kişilik Ultima ekibine ilaveten doğaseverlerden oluşan dört kişilik Akyazılı bir ekip Kocaali’de bize katıldı. Dere içinde mola verdiğimiz sırada tanıştık ve birlikte çay içtik. Akyazı’da binlerce kişiden oluşan ve geleneksel olarak düzenlenen doğa yürüyüşlerinin mimarı olduğunu öğrendiğim Erol Bey ve üç arkadaşını bu vesile ile tebrik ediyorum.
DOGAY 2006 Taraklı’da ikincilik ödülü alan fotoğraf sanatçısı Dr. Recep Yüksel ekibimize Gölcük’ten katıldı. Maden Deresi parkurunun fotoğraflanması konusundaki ricamı kırmayıp gezi boyunca fotoğraf çeken Recep Bey’e teşekkür ediyorum. Maden Deresine ait fotoğrafları sitemizde www.ultima.org.tr inceleyebilirsiniz.
Diğer yandan Kocaali İl Genel Meclis Turizm Komisyonu Üyesi Ertan Yılmaz Bey; gezi boyunca bizleri yalnız bırakmadı. Dönüşte bizimle yürümekten pişman olmuş gibiydi ama ne yapalım ok yaydan çıktı bir kere
Aktivite toplam olarak dört buçuk saat sürdü. Çıkışı; parkur başlangıcındaki alabalık tesislerinden yaptık. Dere içinden yukarı yürüyen ekibimiz takriben bir saat sonra şelaleye ulaştıktan sonra barajın hemen sağındaki kayalık zeminden rehberlerin yardımıyla tırmandı. Barajın üzerine çıkarak bir buçuk saat daha yürüdük. Baktık derenin sonu gelmiyor. Yeter deyip dönüşe geçtik.
Dönüşte macera olsun diye farklı bir rota izledik. Amacımız dağın içine inşa edilmiş olan tünel ve suyollarını kullanarak parkuru tamamlamak. Gerçi tünel başında Ultima üyeleri arasında küçük bir tartışma yaşandı.
Daha önceden keşif yapan ekipten biri; Genel Sekreterimiz Tafo Mehmet’in tünellerde sıkışma ihtimali üzerine bir kılçık attı ama yemedik. Tafo Mehmet, her zamanki gibi esprileri ve formuyla göz doldurdu. Dönüşte ısmarladığı dondurmalar, neyin şerefineydi tam anlayamadım…
Tünel geçişleri ve enfes doğal güzelliği ile insanı büyüleyen Maden Deresi görüntüleri ekipteki herkese unutulmayacak anlar yaşattı
Sizler de parkur alanı başlangıcında bulunan tesislerde alabalık yedikten sonra müthiş doğal güzellikler içerisinde çaylarınızı yudumlayıp yorgunluk atabilirsiniz. İlgilenenler için tesis irtibat tel: Avni Çatalbaş; cep:0 538 2600660
Sakarya’nın doğal güzelliklerinin tanıtımına katkı sağlayan Ultimanın bütün üyelerine teşekkür ediyor; yeni rotalarda görüşmek üzere diyorum.
İbrahim Selamet
