Marmara Ereğlisi – Tekirdağ
Marmara Ereğlisi, Tekirdağ ilinin bir ilçesidir. Silivri’ye 35, İstanbul’a 90, Tekirdağ’a 38 km uzaklıktadır.
Tarihi Bizans’a dayanan ilçenin eski adı Perinthos’tur ve M.Ö. 600 yılında Samoslu kolonistler tarafından kurulmuştur. Üç tarafı denizle kaplı bir yarımada şeklindeki ilçe uzun bir kıyı şeridine (32 km) sahiptir. Kapsamlı bir ticaret, gelişmiş bir ekonomi için büyük önem taşıyan iki önemli doğal limanı ve 3 iskelesi vardır.
Ayrıca deniz kenarında 3. yüzyıla ait kaya mezarları bulunmaktadır. İçerisinde bir açık hava müzesi bulunur. Perinthos iken adı Heraklia olarak değiştirilmiştir. Osmanlı Türkleri Heraklia’ya Ereğli dediler. Diğerleriyle karışmaması için de marmara ereğlisi demeye başladılar. Fatih Ereğli’nin gelirini İstanbul’daki imaretine vakfetmiştir. Cedid Ali Paşa fırtınadan kurtularak geldiği Ereğli’ye bir cami yaptırmış ve çok beğendiği bu yere gelip yerleşecek olanlara kolaylıklar sağlanacağını duyurdu. Böylece ilk Ereğli halkı oluşmaya başladı.
Osmanlı döneminde 1876’ya kadar barış içinde geçirmiştir. Deniz taşıtlarının uğrağı ve önemli bir liman olmaya devam etmiştir. Yunanlıların 20 Ekim 1920’de İzmir tümenini Ereğli kıyılarına çıkarmalarının 30 Ekim 1922’ye kadar Yunan işgali altında kaldı. 1987’ye kadar bucak olarak bağlı olduğu Çorlu ilçesinden ayrılarak ilçe oldu ama Seymen köyü Çorlu’da kaldı.
Önemli geçim kaynakları balıkçılık, sanayi, tarım (kavun, karpuz, buğday, arpa, ayçiçeği) ve hayvancılıktır. İlçenin sahilleri balık bakımından oldukça zengindir. Çıkan başlıca deniz ürünleri tekir, barbunya, kılıç balığı, kolyoz, uskumru, palamut, torik, istavrit, sardalya, sinarit, levrek, midye ve kalamardır.
İlçenin sahil şeridi boyunca içkili ve içkisiz restaurantlar, hoteller, barlar, cafeler, discolar, kamp yerleri, halk plajları bulunmaktadır ve yerli ve yabancı turistlere hizmet vermektedir. İçerisinde Trakya Üniversitesi’ne ait bir yüksekokul bulunduran ilçede öğrencilerin yaşamasına uygun kiralık ev ve pansiyonlar bulunmaktadır. Her yıl Ağustos ayında Karpuz Festivali düzenlenmektedir. İhtiyacı olan ailelerin çocuklarının sünnet ettirildiği bu festival birçok konsere ev sahipliği yapmaktadır.
Marmara Ereğlisi ilçesi konumu açısından İstanbul iline 90 km., Tekirdağ iline 38km. uzaklıkta olup, İstanbul iline 11 km. olmak üzere toplam 32 km. uzunluğunda sahil şeridi ve plaj niteliğindeki kumsal kıyı yapısı, kısmen de yar niteliğinde sahil yükseltileri mevcuttur.Yüzölçümü 182km2 olan ilçemiz arazisi genelde tarıma elverişli topraklardan oluşmaktadır.
Marmara Ereğlisi, İstanbul’a yakınlığı ve ulaşım kolaylığı ile hoş bir haftasonu tatili geçirilebilecek ideal tatil beldelerinden. Sahil şeridinde oluşan ilginç kaya yapısı, uzayda başka bir gezegende olduğunuz hissine kapılmanıza neden olacak kadar etkileyici.
Doğal güzellikleri, tarihi zenginlikleri, damakta tat bırakan lezzetleriyle Marmara Ereğlisi farklı bir tatil vaat ediyor.
Tekirdağ’a bağlı Marmara Ereğlisi İstanbul’a yakınlığı ve ulaşım kolaylığı ile hoş bir haftasonu geçirebilecek ideal tatil beldelerinden. Sahil şeridinde oluşan ilginç kaya yapısı uzayda bir başka gezegende olduğunuz hissine kapılmanıza neden olacak kadar etkileyici. Açık hava müzesi görünümündeki bölgedeki kayalara halk arasında ”Kına Taşı” deniyor. Ördek kafası, köpek, kaplumbağa veya tekerlek biçimli taşların yanısıra ”Güngörmez Mağarası”, dehliz ve galeriler ilginizi çekecek. Eskiden denizden gelen korsan baskınlarında gözetleme kulesi vazifesi gören kalıntılar, kaya oyukları arasına yuva yapan kerkenez kuşları bakir bölgede doğaseverleri olduğu kadar fotğraf ve video tutkunlarını da memnun ediyor.
Bu ortamdan olta balıkçılığı ise bir başka seçenek. Yaklaşık 30 kilometre uzunluğundaki kıyı şeridi yazın İstanbul ve Trakya’nın birçok yerinden gelen ziyaretçilerle dolarken Marmara Ereğlisi,yerleşim alanı sahil bantındaki lokantalar cafe ve yürüyüş alanları konukları ağrlıyor.
Yörenin Tarihi
Tarihi İstanbul kadar eski olan Perinthos antik kentindeki kazı çalışmalarında henüz yüzey temizlik çalışmaları yapılmış olmasına rağmen toprak altında Efes antik kadar önemli kalıntıların olduğu belirtiliyor. ilk çağlarda Perinthos daha sonra Heraklera, Trakya Ereğlisi, nihayet Marmara Ereğlisi adlarını alan bölge eski ve zengin tarihi geçmişe sahip. En eski yerleşmeler Tunç çağında kurulmuş. M.Ö.3000 yıllarına inen yerleşme birimleri ve çömlek parçaları ortaya çıkarılmış. Tüm Trakya’da olduğu gibi burası da denizden ve karadan gelip koloniler kuran Trakyalıların istilasına uğramış. Daha sonraları Frigler, İskitler, Grekler, Persler ve Makedonyalılar bölgeyi ele geçirmişler. Kent M.Ö. 340’da Büyük İskender’in ordularının kuşatmasına karşı koyup teslim olmamış. Roma dönemi boyunca Trakya’nın başlıca deniz üssü olma özelliğini koruyan, iki kez Arapların eline geçen 1204’de Venedik donanmasının uğrak yeri olup 1460’da Osmanlı egemenliğine girmiş. Ruslar, Bulgarlar, Yunanlılar, İtalyanlar bölgeyi ziyaret etmişler ve 1922 yılında bölge Türk birliklerince alınıp vatan topraklarına katılmış.
Çevrede Nereleri Gezilir
Marmara Ereğlisine 40 km. uzakta bulunan Tekirdağ’dan yazın Marmara Adasına feribot seferleri yapılıyor. Kumbağ’dan adaya kalkan motorların hareket saati 13.00. Tekirdağ içindeki Arkeoloji Müzesi Tekirdağ evleri ve Macar kralı Rakoczy’nin müze evi görebilecekleriniz arasında. Sahil boyunda yer alan çay bahçeleri, kafeler ve lunapark başlıca uğrak yerleri ama Tekirdağ deyince ilk akla gelenler şüphesiz haklı şöhrete sahip Yeni Rakı, içinde eser miktarda sarmısak bulunup kömür ateşinde pişirilen Tekirdağ köftesi, Hasanbey ve Kırkağaç karpuzu, Haziran ayının ilk haftasında festivali yapılan kirazı ve mandıralarda işlenen süt ürünleri, özellikle de peyniri. Şimdi bunları teker teker inceleyip özelliklerine bir bakalım.
Meraklısına
Tekirdağ bölgesinde üzümle karpuzun olgunlaşması aynı döneme rastlıyor. Narin meyvelerin farklı olanları Temmuz sonu Ağustos başında az da olsa bulunabiliyor. Kumbağ-Barbaros arasındaki alanda yetişen karpuza Türkiye’de sadece burada rastlanıyor. Bölge coğrafi durum itibariyle yamaca kurulu. Bitki hava ve topraktan ne alırsa doğal yolla sulanmadan yetişiyor. Arazinin meyilli olması nedeniyle ovada yetişen karpuz, içi aşırı su depolayan tatsız, et karpuzu olmuyor. Barbaros karpuzu olarakta anılan bu tür karpuzu meraklıları ticari kaygıdan uzak tat için yetiştiriyor. Bölgenin yerlilerinden Müh. Oğuz Sezen hormon ve suni gübre içermeyen hakiki Barbaros karpuzunu şöyle tarif ediyor; tam küresel biçimli, dış kabuğu koyu yeşil damarlı, ince beyaz iç çeperli, yenen kısmının bayrak kırmızısı renginde ve yeterince olgunlaşınca bıçağa dokunur dokunmaz kendisi patlıyor. Tatlı olduğunu da unutmamak lazım. Ne var ki kültür karpuzun üretimi İtalyan tohumuna oranla daha az mahsül veriyor.
Soğumaması için iki partide servis yapılan Tekirdağ köftesi porsiyonunda yer alan piyaz ve acı biber turşusu, özel biber salçası, sarmısaklı parmak köftenin tadını tamamlayan unsurlar. Bölgede otlanan koyunların et kalitesini de unutmamak gerekir. Haziran ayının ilk haftasında yapılan Kiraz Festivali için sapı ince, küçük çekirdekli, sarı kırmızı renkleri içeren tatlı kirazlar, Rumlardan kalma az sayıdaki ağaçlardan el değmeden cımbızla toplanıyor ve yarışma sepetlerine diziliyor. Ve Yeni Rakı. Üç nolu damgasıyla tanınan Tekel’in Tekirdağ Rakı Fabrikası artık şişelere kod numarası basıyor. Kuru üzümün damıtılması ve anasondan yapılan rakı, bağbozumu zamanı bölgeden toplanan yaş üzümlerden yüzde 10 nispetinde karıştırılmasıyla imalatı zaten ünlü olan Yeni Rakıyı meraklıları tarafından daha aranan hale getiriyor. Tekel Rakı Fabrikası önünde bulunan satış reyonu tatil günleri ve mesai haricinde kapalı olduğu için Tekirdağ Malkara çıkışı üçüncü trafik ışıklarının sağında yol üstündeki ”Sezen Market”ten hediyelik rakıları alabilirsiniz.
Eksperlere göre yeterince dinlenme süresine riayet edilenmamül iyi beyazlanıyor. Baş ağrısı, dimağ yorgunluğu yapmıyor ve içim lezzeti artıyor. Rakıyı soğutup soğuk suyla karıştırmak, içine buz atmaktan daha olumlu sonuç veriyor. Işık görmeyen yerde saklanan rakının acılaşmaması, içilirken esans ve aromasının uçmaması için şişe kapağını açık bırakmamak gerekiyor. Rakıya en eşlik eden menü; lüfer ızgara, kaşık çoban salata, beyaz peynir ve tartışmasız kırkağaç kavunu. Sezen Market’in Saray-Vize yolundaki özel mandırada imal edilen, yağı-tuzu kıvamında, kesilirken dağılmayan beyaz peyniri ve taşfırında odun ateşinde pişirilen gerçek kokulu ekmeği de rağbet görüyor.
‘Perinthos Bazilika’ kazısına başlanıyor.
Tekirdağ’a bağlı Marmara Ereğlisi’ndeki tarihi ‘Perinthos Bazilika’ kazı çalışmalarının bu yıl içinde başlayacağı bildirildi. Marmara Ereğlisi Belediye Başkanı İbrahim Uyan, yaptığı açıklamada, ilçe girişinde 2 bin metrekare alanda bulunan bazilika için kamulaştırma çalışmalarının bir kısmının tamamlandığını söyledi. Kamulaştırma için bugüne kadar 50 milyar lira harcandığını ifade eden Uyan, şunları kaydetti: “Kazı çalışmalarının yapılacağı bölge, Bizans İmparatoru Anastasius (I.S 491-518) ve Justinianus (I.S 527-565) dönemine aittir. Geçmişteki adıyla Heraklia (Marmara Ereğlisi), büyük bir onarım ve yeni yapılaşma dönemi yasamıştır. Bu dönemde Heraklia’nin antik kaynaklarda piskoposluk merkezi durumuna geldiği yazılıdır. 1993 yılında Tekirdağ Müze Müdürlüğü’nce gerçekleştirilen arkeolojik kazılarda, tabanı mozaik döşeli Perinthos Bazilikası açığa çıkarılmıştır. Kamulaştırmalar tamamlanana kadar 50 milyar lira daha harcanacağı tahmin ediliyor.”
