Mudanya Gezi Rehberi / Bursa

Turan Emeksiz Vapuru : Turan Emeksiz Vapuru, 1961-2006 yılları arasında kırk beş yıl süresince İstanbul Şehir Hatlarında hizmet vermiş bir yolcu gemisi. 2006 yılında Bursa Mudanya Güzelyalı Belediyesi emekliye ayrılan bu yolcu gemisini İDO`dan satın almış. Amaç, geminin bri restorana dönüştürülmesiymiş ama belediye kendi olanaklarıyla uzunca bir süre bu işi gerçekleştirememiş. Bursa Şehir merkezinde bulunan ve eski Bursa konakları tarzında, butik olarak hizmet veren Otantik Club Hotel işletmecileri Güzelyalı Belediyesinden YAP-İŞLET-DEVRET modeline göre her ay belli miktar kira karşılığında 15 yıllığına bu gemiyi kiralamışlar. Uzun uğraşlar sonucu yaklaşık 3 milyon dolara mal olan restorasyon çalışmalarının sonunda 2008 yılı Mayıs içerisinde yine Butik Otel olarak gemiyi faaliyete geçirmişler. Bursa, Mudanya, Güzelyalı İDO Feribot iskelesine yürüyüş mesafesinde sadece 5 dk. uzaklıkta bulunan Güzelyalı Yat Limanının içinde, hali hazırda yüzer vaziyette olan Gemi Otelin su altında bulunan Makina ve Motor aksamı sökülerek 180-200 kişilik bir Ziyafet ve Toplantı salonu elde edilmiş. İçersinde Çocuk Oyun salonu , Cafe & Kahvaltı Salonu, Açık alanda 200-250 kişi arasında, kapalı alanda 80-100 kişi kapasiteli olarak hizmet verebilen özellikle Balık, Şarap ve Deniz ürünleri sevenlerin rağbet ettiği, Türk ve Dünya Mutfağının seçkin örneklerinin sunulduğu restauranları ve toplantı salonları bulunuyor. Vapur, orta katında bulunan, 2 suite ve 18 özel odası ile beş yıldızlı otel standardında ve İSO 9001-2000 Kalite Belgeli olarak hizmet veriyor.

H.Apostoloi Kilisesi (Mudanya) : Mudanya’ya yaklaşık olarak dört kilometrelik bir mesafede bulunan Aydınpınar Köyü’ndeki bu kilisenin giriş kapısı üzerindeki kitabesi 1901 tarihlidir. Ancak yazılı kaynaklar, burasının 1846-1870 yıllarında Bursa Metropoliti olan Konstantios zamanında yapıldığını belirtirler. Kitabedeki tarih, muhtemelen onarımla ilgili olmalıdır. 1922 Yılından sonra camiye çevrilen kilise, 1980 yılında bırakılmış ve kaderine terk edilmiştir. Camiye çevrildiğinde, batı cephesindeki çan kulesi de minare olarak kullanılmıştır. Daha sonra yıkılan kulenin yerine bugünkü minare eklenmiştir. Yapı, doğu-batı doğrultusunda dikdörtgen planlı olup, üzeri bir çatı ile örtülmüştür. Doğusunda dışarıya taşkın apsidi, batısında da narteksi bulunmaktadır. Naos (ibadet mekanı) yedişerden birbirlerine kemerlerle bağlı iki sıra destekle üç nefe ayrılmıştır. Bunlardan orta nef beşik tonozla, yan nefler de düz bir tavanla örtülmüştür. Absidin önünde tek basamaklı bir synthronon bulunmaktadır. Naos batı, kuzey ve güneyden U şeklinde bir galeri ile çevrelenmiştir. Camiye çevrildikten sonra da güney duvarının eksenine mihrap eklenmiştir. Bu yapı ahşap süslemeleri ile dikkat çekmektedir. Naosdaki sütunlar içeriden taş, dışarıdan ahşap kaplamalıdır. Galeri korkuluklarında, ambonda oyma tekniğinde bezemeler görülmektedir. Bina, kesme taş ve tuğladan yapılmıştır. Harap durumdadır.

Mudanya ile ilgili bilgiler

Bir kıyı kenti olması ve İstanbul’a yakınlığı, onu, bütün zamanlarda önemli bir konumda tutmuştur. Bu önem antik çağdan 20.yy.başlarına kadar devam etmiştir. Günümüzde, deniz yolu ile kolayca gidilebilmektedir. İstanbul limanının önceleri buğday ve sonraları köle, ipek ve diğer ticari alanlarda önemli olması burasını da etkilemiştir.

Bu konuda Mudanya ile ilgili deniz kayıtlarında da ilginç olaylara rastlanıyor. 1839 yılında Trieste’de bir gemi yaptırılıyor. Ahşap çarklı bu gemi İstanbul ile Suriye arasında posta işlerinde kullanılacak. Ser-i Pervaz adı verilen gemi 1840 aralığında sert bir fırtına sırasında Mudanya kayalıklarına oturuyor. Zamanın gazeteleri bu haberi oldukça işlemişler.

Mudanya çok önemli bir olayın da şahididir. Fatih’in oğlu, II.Bayezid’in kardeşi Cem Sultan, Avrupa’da tam olarak 12 yıl, 4 ay 29 gün gezdikten sonra ölür. Çok olaylı bir yaşamı vardır. Osmanlı tarihi açısından önemlidir bu yaşam hikayesi. Ölümü de öyle. Napolı Kralı Frederico, Cem’in tabutunu, Napoli Filosuyla Avlonya’ya gönderip orada bekleyen Donanma-i Hümayuna teslim eder. Cenaze Mudanya’da karaya çıkartılıp Bursa’da Cem’in ağabeyi Sultan Mustafa’nın türbesine gömülür.

Osmanlı İmparatorluğu’nun başkentinde diplomat olarak bulunan J.V.Hammer, aynı zamanda bir tarihçi ve gezgindi. Görevi sırasında, İtanbul’dan Bursa’ya bir seyahate çıkar, dönüşte de İznik ve İzmit yolunu kullanır. Bu seyahatini bir kitapta toplar ve kitabı, Avusturya İmparatoriçesi, Macaristan ve Bohemya Kraliçesi Caroline Auguste’ye ithaf eder. Kitabın Mudanya ile ilgili kısmında, Hammer, özetle şunları anlatmaktadır; 1351 Yılında Sultan Orhan tarafından fethedilerek Osmanlı topraklarına katılmış. Burasını gezerken kendimi Türkiye’de değil de İtalya’nın en güzel şehirlerinden birisindeymişim gibi hissettim. Ayrıca, Mudanya’nın doğal güzellikleri, burada yetişen sebze ve meyvelerini anlatıp, her taraftan fışkıran kaynak sularına hayran kaldığını söyler.

Roma İmparatoru Traianus, M.S.111 tarihinde, genç Plinius’u Bithynia Eyaleti valisi olarak görevlendirir. Plinius, bu görevi sırasında, 111 yılının ilk aylarında Apameia’yı (Mudanya) ziyaret eder. Ve imparatora şöyle bir mektup yazar;

Efendim, Apameia’da kamu borçlularını, gelir ve giderlerini gözden geçirmek istediğimde bana, koloninin hesaplarını okumamı herkesin istediği, yine de bunların şimdiye kadar hiçbir yönetici tarafından incelenmediği, koloninin topluluğu istediği şekilde yönetme ayrıcalığına ve çok eski adetine sahip olduğu yanıtı verildi. Onlardan, söylediklerini ve başvurdukları metinleri bir rapor halinde toplamalarını istedim. Raporun büyük bir bölümünün araştırılan konuyla ilgili olmadığını bilerek onu aldığım şekliyle sana gönderdim. Neye uymak zorunda olduğum konusunda yol göstermeni istirham ediyorum. Nitekim, görevimin sınırlarını aşmaktan ya da görevimi yerine getirememekten çekiniyorum.

Okumaya bir sonraki sayfadan devam edebilirsiniz.

tuna

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir