Polonya Gezisi

Polonya Kralı 1.Mieszko, 966 yılında, Hristiyanlığı kabul eder. 1569 Yılında, Polonya ve Litvanya soyluları kendi aralarında imzaladıkları Lubnin Birliği antlaşmasıyla, Lehistan-Litvanya Birliği doğar ve Osmanlı İmparatorluğuyla uzun süren savaşlar yaşanır. Fakat, ülke, 17.YY’da Avrupa’nın en güçlü ülkeleri arasındadır. Elli sene kadar da Osmanlı himayesinde kalır.

18.YY’da zayıflayan ülke, Rusya, Avusturya ve Prusya arasında paylaştırıldı. 1918 Yılında, küllerinden yeniden doğdu. Ama, 1939 Yılında Almanya, Polonya’yı işgal edince, II.Dünya harbi başladı. Yahudi soy kırımı bu yıllarda Polonya sınırları içinde en üst düzeyde yaşandı. Auschwitz dahil ülke içindeki değişik toplama kamplarında bir milyondan fazla yahudi öldürüldü. Savaştan sonra SSCB’nin baskısı altında Doğu bloku ülkelerine katıldı. Doğu bloku ülkeleri arasında kurulan Varşova Paktı 1955’te Polonya’nın başkenti olan Varşova’da imzalandı. 1989 yılında cumhuriyet geri geldi. Ülke, 1990 yılında Nato, 2004 yılında da Avrupa Birliği üyesi oldu..

Tarihi geçmişi böylesine zengin olan ülke, turizmde iddialı ülkeler arasında. Avrupa’nın en dindar ülkesi. Resmi dini, katoliklik. Yönetimde, kilisenin de hatırı sayılır bir nüfuzu var. Yasalar da bu yönde düzenlenmişler. Krakow Piskoposu Kardinal Karol Wojtyla, 1978 yılında Papa II.Jean Paul adıyla papa seçilmiş ve 2005 yılında bu görevindeyken vefat etmişti.

Varşova :

Hem başkent hem en büyük şehri. Vistül Nehri kıyılarında kurulmuş. 1955 yılında, sekiz sosyalist ülkenin katıldığı ünlü Varşova Paktı burada imzalanmıştı. Merkezi Varşova’daydı. 1991’de dağıldı. Hitler tarafından yerle bir edilmişti. Yeni baştan inşa edildi. Önemli merkezleri arasında, Kale Meydanı, müze olarak Kraliyet Kalesi (1984’e yeniden yapıldı) 14. yüzyıl St. John Katedrali sayılabilir. Varşova Tarih Müzesi, 4 kilometrelik Kral Yolu, Chopin Müzesi de yine görülmesi gerekenler arasında.

Krakow

Yine Vistül Irmağı kıyında kurulu bir kent. Ülkenin, bilim, kültür ve sinema merkezi. Adeta Polony’nın kalbi. Eskiden krlların sarayları buradaydı. II.Dünya savaşının ölüm kampı Austvich de buraya yakın. Yılda yaklaşık olarak yedi milyon konuk ağırlıyor. En büyük ortaçağ meydanlarından biri olan Rynek Glowny burada. Bir de Yahudi Müzesi bulunuyor. Kayatuzundan yapılan heykel ve rölyeflerin bulunduğu maden de görülmesi gereken yerlerden. Auschwitz ve Birkenaiu Toplama Kampları da bu şehrin yakınındalar.

Lodz :

En kalabalık ikinci şehir. Sandal anlamına geliyor, şehrin arması da bir sandal.

Torun

Kopernik’ burada doğmuş. gerçek bir ortaçağ kenti. 1997 yılında UNESCO’nun Dünya Kültür Mirası listesine alınmış.

Gdansk

Bir liman kenti. Baltık Denizi kıyısında kurulmuş. Mimarisi ile ünlü. Bir çok tarihi mekanı bulunuyor. 1970 yılında öldürülen işçiler adına 1980’de yapılan İşçiler Anıtı da burda.

Zamosc

Savaşın en önemli nazi merkeziydi. Burası da, 1992’de ‘den beri UNESCO’nun Dünya Kültür Mirası listesine girdi. Rönesanstan etkiltici eserler barındırıyor.yer alıyor. Rynek Wielki olarak eski kentte bulunan ve şehre bağlanan bir yer altı geçidi de savaşta hapishane olarak kullanılmış ve binlerce kişiye mezar olmuştu. Şimdi, müze olarak ölenlerin anısını yeni kuşaklara aktarıyor.

Wroclaw

Odra nehri üzerine kurulmuş. Savaşta çok zarar görmüş. Ama diğer kentler gibi burası da yeniden inşa edilmiş ve günümüzde bir üniversite şehri olmuş. Çok sayıda tarihi mekana ev sahipliği yapıyor.

Yapmadan Dönme :
II. Dünya savaşı yıkımlarını belgeleyen Varşova Tarih Müzesini ve Katedrali görmeden,
Polonya Votkası içmeden,
Nowi Swiat’taki sokak müzesyenlerini dinlemeden,
Lubnin’de, şehri tepeden gören Trinitarian Kulesini ve yanındaki barok freskleriyle ünlü katedrali gezmeden,
Yaklaşık olarak yüz bin insanı ölüme göndermek için istasyon olarak kullanılan kaleyi ve Majdanek Kampına da uğramadan,
dönmeyiniz..

tuna

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir