Rize Gezi Rehberi
Rize Kaleleri
Sert, dağlık bir yapıya sahip bulunan ve tarihin ilk yıllarından itibaren yerleşimin olduğu yöredeki kalelerin hemen hepsi, stratejik noktalarda konumlandırılmış savunma amaçlı kalelerdir. Gündoğdu Beldesi’ndeki Bozuk Kale ile Pazar İlçesi Yücehisar Köyü’nde bulunan Cihar Kale küçük yapılar olup, ortalarında birer gözetleme kulesi barındırmaktadırlar.
Rize Kalesi : Şehir merkezindedir. İç (yukarı) kale ve dış(aşağı) kale olarak iki ayrı bölümden oluşmuşsa da, yoğun yapılaşma nedeniyle, aşağı kaleden, batı tarafındaki bazı sur parçalarından başka hemen hemen hiç bir iz kalmamıştır. 150 metre kadar yüksekte bulunan iç kalenin giriş kapısı doğudadır. Burası, doğal bir yükselti üzerine kurulmuştur. Dış kapıdan girilen küçük avludan ikinci bir kapı ile kalenin asıl alanına geçilir. İç kaleyi çevreleyen duvarlar kısmen düzgün kesme taş ve moloz taşlardan inşa edilmiştir. Duvarların kalınlığı 1,5 mdir. Yarım daire planlı beş kulesi vardır. Burası, İmparator Justinyen zamanında (527-565) yeniden inşa edilmiştir.
Aşağı Kale : Zamanında iç kaleden kuzeydoğu ve kuzeybatı yönlerine doğru açılarak uzayan ve denize ulaşan surlarla çevriliydi. Bugün sadece batı surlarının bir bölümü ile bazı kule kalıntıları kalmıştır. A. Bryer ve D. Winfield tarafından batı surları üzerinde 9 kule ve 2 kapı yeri tespit edilmiştir. Aşağı kale surları düzgün yontu taşlı, bazı kısımlarda içten takviye kemerleri yer almakta olup, bu kemerler tuğla örgülüdür.
Kuleler dikdörtgen veya yuvarlak planlı olup iki katlıydı. Günümüze ulaşan kalıntılardan üst örtülerinin tuğla tonozlara sahip olduğu anlaşılmaktadır. Doğu surlarından hiç bir iz kalmamıştır. A. Bryer-D. Winfield planlarında surları tahmini göstermişlerdir. Büyük ihtimalle surlar vadinin doğu yamaçlarından geçerek kale camisini içine alıyordu. Tuzcuoğlu Konağı’nın batı yanında yapılan bir kazıda sur izlerine rastlanmıştır.
Rize Kalesi’nin tarihlendirilmesi için kesin verilere sahip değiliz. Aşağı Kale surlarının bazı bölümleri Alexios II. (1297-1330 ) zamanında yapılan Trabzon Kalesi’nin batı surları ile benzerlik gösterirler. İç Kale’den daha sonra şehrin önemli bir kısmının korunması için aşağı kale yapılmış olmalıdır. Trabzon Kommenosları zamanında da aşağı surlar inşa edilmiştir. Kale Osmanlı döneminde de onarımlar görmüş ve kullanılmıştır.
Zil Kale : Çamlıhemşin ilçesininin 15 km güneyinde Fırtına Deresinin batı yamaçları üzerinde kurulmuştur. Denizden 750 metr dere tatağından 100 metre yüksekte, doğal bir kaya kütlesi üzerindedir. Dış surlar ve orta surlar içinde bulunan iç kaleden meydana gelir. Dış kalenin kapısına kuzey batı yönündeki patika bir yolla ulaşılır. Kuzeydeki kapının söve taşları sökülmüştür. Bir teras yardımıyla orta surlar seviyesine çıkılır ve ikinci bir kapı ile kale içerisine girilir. Orta kale içerisinde üç önemli yapı bulunmaktadır. Bunlar; muhafız binası, şapel ve baş kuledir. Kulenin dört katlı olduğu, duvarlardaki hatıl izleri ve kiriş deliklerinden anlaşılmaktadır. İçerisinde ince bir bölüntü duvarı ve dolgu toprak vardır. Duvarlar üzerinde doğu yönünde kemerli pencereler, diğer taraflarda mazgal delikleri bulunmaktadır. Kulenin üstünün dendanlı bir teras şeklinde olduğu belirlenmiştir. Duvarlar içerisinde dikey uzanan boru yuvaları, belki de kapanmış sarnıçlara su akıtıyordu. Kalenin yapılış tarihini belirtecek kesin veriler olmamakla birlikte 14. ve 15. yüzyıllara tarihlendirilmektedir.
Kız Kalesi : Pazar sahilindedir. Yolun kenarında,küçük bir yarımada üzerinde kurulmuştur. Kayalık bir zemin üzerinde bulunan kalenin kara ile bağlantısı kesilmiştir. Yaklaşık 7 metre eninde 7 metre boyunda olup kare plana sahiptir. Kalenin duvarlarında muntazam taş işçiliği görülür. Giriş kapısı batıdadır. Güney surları yıkılmıştır. Sağlam kalan duvarlarda mazgal pencereleri ve yuvarlak kemerli üst kat pencereleri yer alır. Kız kalesinin kesin olarak kimler tarafından yaptırıldığı bilinmemektedir. 13. ve 14. yüzyıllarda Trabzon Devleti zamanında yapıldığı sanılmaktadır. Kale, Osmanlılar zamanında da onarılarak kullanılmıştır.
Kale-i Bala : Çamlıhemşin İlçe merkezine 40 km uzaklıkta, Hisarcık Köyü sınırları içinde, Fırtına Deresi’nin kaynaklarına hakim bir noktada kurulmuştur. Yazılı kaynaklarda geçen bir diğer adı da Varoş Kale’dir. Kale, Kaçkarlar’ın iç kısma geçit verdiği Baş Hemşin ve Tatos geçidine yakındır. Kale çevresinde bazı yayla yerleşimleri vardır. Kalenin surları oldukça harap olmuştur. Duvar işçiliği bakımından Zil Kale ile benzerlikler gösterir. Duvar kalınlıkları 50 cm ile 1 m arasında değişmektedir. Kalenin ana planı dikdörtgen olarak tanımlanabilir. Doğusu, güneyi ve kısmen kuzeyi de sarp kayalıktır. Batı taraf eğimli bir arazi üzerindedir. Giriş kapısı kuzey batıdadır. Aynı cephenin doğusunda bir kapı izi daha vardır. Mevcut kapı 1,10 m genişliğinde, 2,5 m yüksekliğindedir. Kalenin ortalama uzunluğu 70 m genişliği ise 25 mdir. Duvar izlerinden batı kulelerinin varlığı anlaşılmaktadır. İç kısımda doğu duvarına bitişik tonozlu bir mekan kalıntısı vardır. Burası yüksek ihtimalle sarnıçtı. Kalenin kurulduğu yer ve duvar işçiliği bakımından Zil Kale ile benzerlikler göstermektedir. Zil Kale ile aynı tarihlerde (14-15 yüzyıl) yapıldığı düşünülmektedir.
Yayla Turizmi
Son yıllarda korkulu bir rüya halini alan küresel ısınmanın uğramadığı Kaçkar Dağları ile yüksek dağların eteklerinde bulunan Rize yaylaları, turizmin bu dalında göz doldurmaktadırlar. Bir hayli iyi bir orman dokusu içinde bulunan bu yaylalar, sahip oldukları flora va fauna ile alternafif turizmin hemen her alanında zengin ayrıcalıklar içermektedirler. Ayder, Pokut, Sal, Hazindağ, Aşağı ve Yukarı Kavron, Anzer (Ballıköy), İkizdere’de Çağırankaya, Elevit ve Pokut Yaylaları, Rize’de bilinen en önemli yayla şenliklerinin yapıldığı bir kaç merkez olarak ön plana çıkmaktadırlar. Kentin iki bölgesi Bakanlar kurulu kararıyla “Kültür Turizm Gelişim Bölgesi” statüsüne alınmıştır. İşte Rize’den önemli doğa turizm merkezleri;
Çamlıhemşin-Ayder
Çamlıhemşin’e 16 km.lik bir mesafede bulunan Ayder, Termal Turizm Merkezi Kültür ve Turizm Gelişim Bölgesi olarak kabul edilmiştir. Bu termal tesiste 25 kişilik iki adet havuz, 8 özel oda ve sıra banyolar bulunuyor. 1250 Metre yükseklikte bulunan Ayder, bir çok yayla yolunun kesişme noktasındadır. Ayrıca, Kaçkarlar Milli Parkı’nın ana giriş kapısı da buradadır. Kaçkarlar’ın kuzey yönündeki tırmanışları da Ayder’den başlamaktadır. Dağcılık, doğa fotoğrafçılığı, doğa yürüyüşleri ve jeep safari güzergahları açısından zengin olanaklara sahiptir.
Pokut, Sal ve Hazindağ
Bir dizi yayla olan Pokut, Sal ve Hazindağ Yaylaları Çamlıhemşin’de Fırtına ve Hala Derelerinin oluşturduğu vadiler arasında yer alıyorlar. Bu yaylalar orman üst sınırında 1750-2000 metre yükseltilerde bulunuyorlar. Bu yaylalarda asfalt yol dokusu olmadığından orijinal dokuları korunmuş ve zengib biyolojik doku heder edilmemiş durumdadır. Doğa yürüyüşleri açısından eşi benzeri bulunmayan bu yaylalar ayrıca özgün mimari dokularını da korumuşlardır. Pokut’ta kalınabilecek bir pansiyon da bulunmaktadır.
Çay
Tarihi geçmişi, binlerce yıl öncesine dayanıyor. Bilinen kökeni uzakdoğu’lu olduğunu gösteriyor. Süreç içinde, savaşlar, göçler ve kültürel etkileşimlerle çok geniş bir coğrafyaya yayılmış. Önemli bir içecek olarak hemen her ülkede yer edinmiş.1924 Yılında Rize’li milletvekillerinin özel çabalarıyla, Rize’de ve bu gün Artvin sınırları içinde kalan Borçka’da, çay ekimi başlatılmış. Bununla ilgili olarak bir kanun çıkartılmış. Bu kanunda çayın yanı sıra, fındık, limon, portakal ve mandalina yetiştiriciliği de bulunuyormuş. Rusya’dan getirtilen çay tohumları Rize’li üreticiler tarafından ekilmeye başlanmış.1938 Yılında da Çay Teşkilatı kurulmuş.
Lord Kinross’un kaleminden Rize
1951 Yılı yazında, gemi ile bir Karadeniz yolculuğu yapıp, daha sonra Kars, Erzurum, Ani, Van, Bitlis, Diyarbakır, Urfa, Mardin, İskenderun, Konya ve Ankara’ya giden ve bu gezileri “Kutsal Anadolu Toprakları” adıyla kitaplaştıran Lord Kinross, Rize’ye de geniş yer vermektedir. Kinros, Rize’de bir gün kalmayı düşünür. Ama onu misafir edip ağırlayan ve Rize Konsolosunun yakın dostu olan Asım Zihnioğlu onun u kentte bir günden daha uzun kalacağını söyler ve haklı da çıkar. Yazar, Rize’de bir kaç gün kalır. kenti uzu nuzun anlatır, lazlar hakkında bilgiler verir ama onu nen çok etkileyen şey Rize’da başlagtılaan çay ekimi olur. Asım Zihnioğlu, çay yetiştirme yöntemlerini öğrenmesi için Seylan ve Darjeeling’e göderilmiş, döndükten sonra da burada örnek bir çay bahçesini hayata geçirmiştir.
Rize, Atmaca ve Atmaca Kültürü
Başta Ardeşen olmak üzere, kentin yerel kültüründe önemli bir eleman olan Atmaca, Çayeli, Pazar ve Fındıklı’da da yaygındır. Atmacanın yakalanması, eğitilmesi ve iyi bir avcı olarak yetiştirilmesi oldukça zahmetli ama yöre halkı tarafından çok sevilen bir kültür haline gelmiştir. Büyük bir bilgi, sabır ve meşakkat gerektiren bu olay, Ardeşen Kaymakamlığınca başlatılan “Ardeşen Atmaca Şenlikleri’yle” gelenekselleşmeye başlamıştır.
Yapmadan Dönme
* Yaylalarında tulum eşliğinde horon tepmeden,
* Çay Müzesini gezip, demli bir çay içmeden,
* Anzer balı almadan, kuru fasulye yemeden,
* Rize kalesi’nde Kuşbakışı şehir panoramasını görmeden,
Rize’den dönmeyin.
Yazı ve Fotoğraflar : Bilsen GÜRER
bgurer@isiltur.com.tr
