Rize Kültürel Özellikler
Halk Edebiyatı
Halk kültürünün önemli bir kolunu temsil eden halk edebiyatı ürünleri, bölge insanının, günlük yaşamının zorluklarını, hüzünlerini, sevinçlerini dile getirdiği, geçmişten getirdikleriyle bugünün yeniliklerini harmanlayarak kendini ifade ettiği kültürel varlıklardır.
Rize bölgesinin genel karakteristiği olarak, denize, çay tarımına (1940 lar sonrası), zorlu dağ yaşamına ve yayla kültürüne bağlı olarak üretimde bulunan yöre insanı, kendine has şivesiyle türküler, destanlar, hikayeler, masallar, bilmeceler, ninniler, fıkralar söylemiş ve nesilden nesile aktarmıştır. Bu ürünlerin birçoğu dilden dile dolaşarak, zamanla yaratıcısı bilinmez olmuş, halka mal olmuştur. Kimisi de toplumsal ve kültürel değişimle birlikte yeni anlamlar ve sözcükler kazanarak varlığını sürdürmüştür. Son yıllarda yapılan derleme çalışmaları neticesinde yörede söylenen şiir, destan ninni v.b. türlerden bazı örnekler kayıt altına alınabilmiştir. Tabi ki zamanın ve yeni değerlerin karşısında tutunamayıp, halk arasında yazılı kültür yaygın olmadığından, söylenmeye söylenmeye yitip giden ve hiçbir kayıt altına alınmamış olan eserler de olmuştur.
Gerek halk edebiyatında ve gerekse de halk kültürünün diğer alanlarında meydana gelen değişim, anonim bir şiirde şöyle dile getiriliyor:
‘Şerevaz, pepeçura, kastaniça kabağı
Sacayak, pelki, hosti, kapandı gitti çağı
Kunci, minci, korkoti, koloti, unutuldi,
Malahtara, likmene hasret kaldı gazyağı
Geçen zaman içinde değişti bizdeki dil
Şimdi bu sözcükleri, ister oku ister sil
Rizeli arkadaşum, anam, babam, kardaşum
Alem bilmesa bile ne dediğumi sen bil.’
Günümüzde Rize bölgesinde ‘atma türkü, karşı beri atma türkü, düğün türküsü’ gibi isimlerle ifade edilen türkülerle yiğitliğin, hasretliğin, vatan sevgisinin işlendiği destanlarla, Karadeniz insanının zekasını ve yaratıcılığını ortaya koyan ninniler, fıkralar, bilmeceler, atasözleri, deyimler ve hikayelerle süslü zengin bir halk edebiyatı geleneği mevcuttur.
Türküler
Rize halk türkülerine atma türküler damgasını vurmuştur. Atma türküler belli bir konu etrafında doğaçlama olarak söylenir. Konu ve ezgi bütünlüğüne dikkat edilir. Genelde mizahi bir üslup kullanılır. Türküler beyitler (ikili) halinde olduğu gibi 4’lü kıtalar halinde de söylenir. Günlük hayatın akışı içinde herkes atma türkü söyleyebilir.
Kemençe veya tulum eşliğinde söylenen atma türkülerde kemençe ezgiyi yinelerken sonraki dizeler düşünülür. Atma türküler iki dize şeklinde ve son heceleri kafiyelidir. Atma türküler tek taraflı veya iki taraflı olarak söylenir. İki taraflı atma türkülere “karşı beri atma türkü” denir. (Kız-Erkek, Kadın-Kız, Baba-Evlât, Gelin-Kaynana, Gelin-Kayınbaba, Karı-Koca, arasında söylenen atma türküler yaygındır.)
Atma Türkü
‘Götürün enişteyi
Tanımayanlar görsün
Enişteye balduzi
Nazar boncuği taksun
Eniştenin cebinde
Elli liralık kalem
Doğru oyna enişte
Gülmesun bize alem
Enişte ince uzun
Alıyor saçaklara
Balduzun kurban olsun
Bastuğun toplara
Bu akşam haburaya
Yaprak sallanmayacak
Şaka maka diyoruz
Kimse alınmayacak’
Karşıberi Atma Türkü
Kaynata : Çok Hevesli Kapse’den seni gelin almışım
Gelin : Teşkim almasan beni ben külemi kalmışım
Kaynata : Herkes gülecek beni bakın ne hale düştüm
Gelin : Daha saymayrum seni herşeyi ölçtüm biçtüm
Kaynata : Gelin bu konuşmaklan güldiriyin herkesi
Gelin : Askere gitmiş olsa gelmiş idi künyesi
Kaynata : Daha böyle konuşma düşü bayılacağum
Gelin : Altı seneyi geçti boş duruyi kucağum
Kaynata : Haçan eve gideruk bunu sana sorcağum
Destanlar, Efsaneler (Anlatmalar)
Destanlar belli bir konuyu ele alarak yazılır, söylenir. Okuma-yazma bilmeyenler ya hafızalarına yazarlar veya birilerine yazdırırlar. Destanlar sekiz, on bir ve on dört heceli olabiliyor. En çok görüleni on bir heceli olanlarıdır. Toplumu etkilemiş olaylar konusunda yapılmış destanlar uzun süre akılda kalır. Eskiden özel toplantılarda veya sohbetlerde destanlar okunurdu. Bu okunuşlar, bu olayları hatırlamaya vesile olurdu.
Sandıkçı Şükrü Destanı
Sene bin üçyüz yirimi tamam
Rize şehrinde okundu ferman
Dünyada kimseye kalmadı iman
Bu fani dünyaya itibar olmaz
Mahfume sebebdur Perilizade
Yapmadı tapuyu düştü inade
Görende paşayı uğrar feryade
Korkusundan çünkü dermanı olmaz Mutasarrif paşa gazaba geldi
Yaktı kayığımı ciğerim deldi
Ol saat bilun sandıkçı geldi
Görünce ateşi aklum oynadı
Ciğerum tutuşti aklum oynadı
Kale yokuşunda sipere yattum
Hükümete şehre çok tüfek attum
Tatlı yemeğume zehiri kattum
Zulumsuz eşkıya tövbekar olmaz
Ağlama validem ettuğum çoktur
Yiğitlik naminda eksuğum yoktur
Senden kayır beni acıyan toktur
Yaktuğum canların hesabı yoktur.
Ninniler
“Melekler dolanur bu kuyti yere
Gün kadar güzel çocuğum uyi
Bi gun hasretiyle içun titrer de
Anarsun bu derun datli uykuyi
Nenni yavrim neni”
“Denuzlerde yuzer kayuk
İçi doli yayun baluk
Beyin kizi sana layuk
Nenni uşağum neni”
“Oğul neni edu yukliyasun
Yukilarundan doyasun
Oğul nenni ede peşuğune
Yukilar gelsun eşiğune” (Yuki: Uyku)
Deyimler (Kalıplaşmış Sözler)
– Masti kedi. (Huysuz yaşlı kadınlar için kullanılır. Masti kedi: Dişi kedi.)
– Ander kalasun veya ander kaybana kalasun (Geberesun)
– Abril fafaturası gibi. (Nisanda çıkan kelebek gibi hareketli fakat ömrü az.)
– Dudi kaybana (Manyak)
– Oy cesuleyim sağa.
– Tava dibini yema, duğununde kar yağar
– Araba yikilince yol gösteren çok olur.
Atasözleri
– ‘Süleymanlar çoktur ama davutlisi binde bir’
– ‘Haçan bir kız kaçacak, yan basar ayağını’
– ‘İki şoza bir güneli üstüne bir hapsikoli’
(Şoz: Güneş almayan yer. Hapsikoli: Hamsili ekmek.)
Bilmeceler
* Altı kül, üstü kül
İçine bir sarı gül
(Pilekide Mısır Ekmeği)
* Bir sığ tamiluğa bir kara tavuk,
Döner o yana, döner bu yana
(Makoçı)
* Uzun uzun dervişler,
Hak yolundan gelmişler
Bizim evin üstünde ne horonlar etmişler
(Yağmur)
