KABLOSUZ AĞLAR – Wireless Networks
Günümüzün gelişen teknolojileri sayesinde iletişimde kablosuz teknolojilerin hızla artmakta. Kablosuz iletişim teknolojileri sanayi alanında kullanımdan günlük yaşama kadar hayatımızın hemen her alanında yer almayı başarmış durumda.
Önümüzdeki 10 yıl içerisinde hepimizin cebinde nerede ise günümüzün masaüstü bilgisayarları kadar yetenekli, hızlı ve multimedya araçları ile donatılmış iletişim cihazları olacak. Bu araçlar ile telefon görüşmeleri yapabilecek, oyun oynayabilecek, resim çekebilecek, internet’e erişebilecek, görüntü ve ses kaydı yapabileceksiniz. Hatta alışverişlerinizi, banka işlemlerinizi yapabilecek , okul harcınızı bu cihazlar ile yatıracaksınız. Popüler kitaplar ve dergilerin elektronik versiyonları da bu araçlar üzerinden takip edilebilecek hale gelecekler. Bu cihazların ataları diyebileceğimiz ilk örnekler raflarda yerlerini aldılar bile. Kısaca gelecek kablosuz iletişim üzerine inşa edilecek, ediliyor.
Kablosuz ağ teknolojisinin tarihi tahmin edilenden çok daha eskilere gider . İkinci Dünya Savaşı sırasında ABD Ordusu , iyi bir şifreleme yapısına sahip radyo dalgaları ile veri transferi teknolojisi geliştirdi . Bu yapı , savaş döneminde müttefikler tarafından kullanıldı . Savaş sonrasında Havaii Üniversitesi’nde çalışmalar sürdürüldü . 1971 yılında Alohanet adı altında farklı adalardaki 7 bilgisayar arasında bir kablosuz ağ yapısı oluşturuldu .
Aslına bakarsanız ofisler ve bilgisayarlar arasındaki haberleşmeyi de kablolardan kurtarmak için gerekli çalışmalar oldukça uzun zaman önce başladı. Artık kimse onlarca bilgisayarı birbirleri ile haberleştirebilmek için kilometrelerce kablo döşemek istemiyor. Şartlar ve ihtiyaçlar kablosuz iletişimin geleceğinin parlak olduğunu gösteriyor. Şu anda kablosuz ağlarda kullandığımız IEEE 802.11’in hayata geçiş tarihi 1997. IEEE 802.11 kısa sürede kabul gördü ve yaygınlaşmaya başladı. 802.11’in tanımlanmasından iki yıl sonra ise tüm firmaları bir çatı altında toplayan “ WiFi ” ortaya çıktı. Fakat teknolojinin oturması ve yaygınlaşması için günümüze kadar uzanan bir süreç geçmesi gerekti.
