Servet Somuncuoğlu – Türklerin Peşinde Bir Kaşif 2

Servet hoca göçtü ya
Taşlar öksüz kaldı ya
Yüreğim kor kor yandı ya
Şimdi gözler kan ağlar.
Ah! Servet hocam ah.
Turan dağında taşlar
Dile gelir de ağlar.
Göçtüğünü duyanlar
Yandı beğ’im ardından.
Ah! Servet hocam ah.
…

Bu yazı dizisinin ilk yazısını okuduktan sonra çok mutlu olmuş, sizlerin bunu kaleme alması Nobel almaktan daha değerli demişti. Merakla takip edeceğini söylemişti, bu yazıyı çok uzaklardan okuyacağından habersiz.

Servet hocayı kaybettik.. Ama o bize büyük bir miras bıraktı. Bir ufuk açtı, ona bir görev verilmişti, o da bu görevi başarıyla tamamladıktan sonra aramızdan ayrıldı. Türk tarihinin bilinmeyenleri onun geçtiğimiz 10 yıldaki çalışmalarıyla aydınlanmıştı, daha da aydınlanacaktı. O bilinmeyenlerin felsefesini çözmüş, dünyanın bir çok yerinde araştırmalar yapmıştı. Dünyada yeri doldurulamayacak insanlar vardır. Servet hoca da onlardan biriydi. Türk tarihi onu sonsuza dek anacaktır.

Araştırmacılığının yanında kalbi de tertemizdi Servet hocanın. Vefatının ardından ona gösterilen sevgi gösterisi de bunun en önemli göstergesiydi. Belgeselleriyle, televizyon programlarıyla ve sosyal paylaşım sitelerindeki paylaşımlarıyla her kesimden ‘Türk’ meraklılarına ulaşmayı başarmıştı, en önemlisi de bu araştırmaları halka ulaştırmıştı.

Doğa çiçekleri her bahar açtığında, dağların karı erimeye başlayıp nehir olup coştuğunda,
Karlı dağlara doğru sırların yürüyüşü başlardı, destan zamanlarında.
…

SERÜVEN BAŞLIYOR

Servet Somuncuoğlu 2004 yılı içerisinde Altın Elbiseli Adam’ın de bulunduğu Tamgalısay’a Türkiye’den araştırmacılar tarafından yapılan bir araştırma gezine fotoğrafçı olarak katıldı. Tamgalısay’da zaten gönlüne bir sevda düşen Somuncuoğlu’na burada Zafer Ersöz adlı bir Türk işadamının Saymalıtaş’tan bahsetmesi üzerine buraya yolculuk yapmaya karar verdi. Ve böylece Türk’ün peşindeki serüveni de başlamış oldu.

Saymalıtaş’a yapılan yolculukların ardından bir belgesel çekilmesi kararlaştırıldı. Belgeselin adı ”Karlı Dağlardaki Sır” idi. Birçok araştırmacının da içinde bulunduğu bir ekip ile yola çıkıldı…

Saymalıtaş’tan başlıyordu bu zahmetli ama aşk ile dolu yolculuk. Saymalıtaş 4000 rakımdaydı ve buraya ulaşmak oldukça zordu. Ancak Saymalıtaş’ı görmek, binlerce yıl önce atalarımızca çizilen kaya resimlerine dokunmak, Türk’ün binlerce yıllık kokusunu ciğerlere çekmek her şeye bedeldi.

Saymalı’da 10.000 kaya üzerinde sayılmış 96.000 kaya resmi mevcut. Somuncuoğlu belgeselinde hareket noktam dediği Saymalı’dan hareket ederek-aynen atalarımız gibi- Asya’nın birçok yerine uğrayarak bir gezintiye çıkıyor.

Nerelere uğramıyor ki Samuncuoğlu… Tamyalısay, Kaşkır Say(Kurtlar vadisi), Cigdeli Say, Gobi Çölü, Gobustan (Bakü), Çolpan Ata, Kaçkar kayaresim alanları bunlardan bazıları. Ve en son Anadoluya geliyor.Tıpkı binlerce yıl önce atalarımızın yaptığı gibi… (1)

ANADOLU’DA TÜRK İZLERİ

Asya’nın derinliklerinde, binlerce yıl önce kazınmaya başlayan Türk kayaresimleri günümüzde dünyanın birçok bölgesinde karşımıza çıkmakta, bazı yerlerde damga bazı yerlerde harf halini almaktadır.

Bu bölgelerden biri de yurdumuz Anadoludur. Halihazırdaki resmi tarih, Türklerin Anadolu’ya -yerleşmek amacıyla- ilk olarak 11.yy’da geldiklerini yazmaktadır. Şüphesiz bu yüzyıl itibariyle Anadolu’ya büyük bir Müslüman-Türk göçü gerçekleşmiştir. Ancak bu Türkler göçü rastgele yapmamışlardı. Onlar Anadolu’daki akrabalarının yanına gelerek yerleşmişlerdir. Akrabaları, Anadolu’nun yerli Türkleri ise binlerce yıldır buradaydı…

Geçen yazımızda bir yapbozdan bahsetmiştik. Somuncuoğlu Türk tarihini bir yapboza benzetiyor ve yapbozun kayıp parçalarının peşine düşüyordu.

Türk’ün kayıp parçalarından bazıları da yurdumuz Anadolu’da çıkıyor karşımıza. Anadolunun kuzeyinden güneyine, doğusundan batısına, her yer kaya resimleri fışkırıyor. Hakkari-Gevaruk Yaylası, Ordu-Mesudiye-Esatlı Köy’ü, , Kars Kağızman-Yazılıkaya kayaresim alanları, Erzurum-Karayazı-Cunni Mağarası Kütahya-Aizanoı Tapınağı duvarlarındaki yazılar… Hepsi Türk kokuyor, hepsi Türk’e ait. Ne Hakkari’deki kayaresimlerinin Saymalı’dakilerden bir farkı var ne de Tamgalısay’dakilerin Ordu’dakilerden. Anadolu’da ayrıca Türk Abece’si ile yazılmış yazıtlar da mevcut.

Anadolu’da en çok dikkat çeken kaya resim alanı ise Güdül’dedir.

GÜDÜL KAYA RESİMLERİ

TRT’de yayınlanan ”Karlı Dağlardakı Sır” belgeselinden sonra yurdun birçok yerinden ”bunlardan bizim buralarda da var” şeklinde heberler gelmişti Somuncuoğlu’na. Bunlardan en önemlisi ise Anadolunun tam ortasında Ankara-Güdül-Salihler köyünden Türk tarihinin kendisine çok şey borçlu olacağını Cemil Söylemezoğlu’ndan gelen haberdi. Cemil Söylemezoğlu bu süreci Güdül Kayaresimleri için hazırlanan ”Damgaların Göçü” adlı belgeselde şöyle anlatıyor:

”Ben dağlarda çok gezerim. Bu kaya resimlerini gördüm fakat ne işe yaradığını, kime ait olduğunu bilmiyordum. Bir gün köyümüzde televizyon seyrederken Karlı Dağlardaki Sır programını… Baktım ki bu, buna benzer resimlerin bizim köydeki resimlerin aynısı olduğunu -aşağı yukarı- farkettim. Daha sonra bu programın yapımcısı ve yönetmeni Servet Somuncuoğlu’nu haber verdim. İrtibatlaştık, köyümüze geldi. Bu resimleri inceledi. Baktı ki bu resimlerin Orta Asya’daki resimlerin aynısı olduğunu söyledi.”

Cemil Söylemezoğlu’nun da bahsettiği üzere Orta Asya’daki resimlerin aynıları binlerce kilometre ilerde Anadolu’da ortaya çıkıyordu. Ankara’nın 80 kilometre batısında, Güdül’deki buluntular kaya resimleri ile de bitmiyordu.

Aynı bölgede çeşitli yazıtlar, kurganlar ve Türk boylarına ait damgalar da mevcuttu…

Yazıtlar tamamen Türk Abece’si ile yazılmış, bazıları cümle niteliğinde ve 30 civarında. Bu yazıtlar dua ve dilek içeren küçük cümleler. Orhun Abidelerindeki kadar sistemli ve belirgin olmasa da o yazıya temel oluşturan cümlelerdir.

Bölgede birçok Türk boyuna ait damga var. Bunlardan en dikkat çekici olanı Osmanlı Devleti’ni de kurmuş olan Kayı Boy’unun damgası. Ayrıca Avşar, Salur boylarına ait damgalar da mevcut.

Bölgenin bir dini alan olması nedeniyle 1000 civarında kurgan da var burada. Kurganlardan en önemlisi çapı 30-35 metre olan ve Kağan Kurganı olarak adlandırılan, bir kağana ait olduğu düşünülen kurgandır. Bu kurganda yapılacak çalışmalardan sonra kayaların buradaki yaşları -en az kaç yıllıksa- tespit edilme ihtimali mevcuttur.
…

Bugün çeşitli toplumlar ortaya çıkarak ve yurdumuzun çeşitli yerlerini göstererek ”burası bizimdir”, ”biz sizden önce buradaydık” gibi sayıklamalarda bulunmaktadır. Onlara verilecek en iyi cevap Servet Somuncuoğlu’nun bizlere sunduğu bu kayaresimleridir. Bu kayaresimleri Anadolu’nun en az 5000 yıllık tapularıdır. Atalarımızdan bizlere mirastır.

Yazı Serisinin Tamamı


1. Bölüm

2. Bölüm

3. Bölüm

4. Bölüm

5. Bölüm

6. Bölüm

tuna

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir