Servet Somuncuoğlu – Türklerin Peşinde Bir Kaşif 3
Ay’lı gecelerin şavkı vurduğunda dağlara, yakarırlardı, yalvarırlardı inançları adına.
Onlar Güneş’e yürüyen Gök Tanrı’nın çocuklarıydı, Ve taşlara kazıdılar inançlarını.
…
Orhun Anıtları Türklerin önsözü değil, Türklerin Taşlar üzerindeki sonsözüdür.
Servet SOMUNCUOĞLU
ORHUN ABİDELERİ TÜRKLERİN İLK YAZILI KAYNAĞI MIDIR?
Bizlere bugüne kadar devletimizin okullarında böyle öğretilmişti: ”Orhun Abideleri, Türkler’in ilk yazılı kaynağıdır.” Bu açıdan ilk çalışmaları yapan yabancı araştırmacılar bu şekilde söylemiş ve bu yanıltma günümüze kadar böyle bilinegelmişti. Ancak burada gözle görünür bir hata vardı…
Günümüzde araştırmacılar bir abecenin oluşabilmesi için en az ”beş bin” yıllık bir süreç gerektiğini vurguluyorlar. Bu süreç kayaresimlerinden damgaya, oradan harflere ve abeceye ulaşan binlerce yıllık, zahmetli ve yüksek kültür gerektiren bir süreç. Her bir harfin ardında binlerce, yüzbinlerce kayaresmi var.
Peki Türk milleti..? Türk milleti bu süreçten geçmeden tamamen kendisine has bir abeceyle ve kendisine has kelimelerle, imlalı cümlelerle, bu denli büyük abideleri bozkıra nasıl dikmişti? Burada bir hata vardı…
Türk abecesi Türklere gökten inmemişti.. Başka bir milletten de geçmemişti. Peki bu abece nasıl oluşmuştu?
TÜRK ABECESİ NASIL OLUŞTU?
Servet Somuncuoğlu Türk Abece’sinin hazırlık dönemini ortaya çıkartarak bu hatanın çözülmesinde de önemli rol oynadı. Kayaresimlerinin abeceye doğru olan yolculuğunu birçok kayaresim alanında görüntüledi, bizlere sundu.
Araştırmacılar eski uygarlıklarda yazının ilk olarak inançlar çerçevesinde din adamlarınca kullanıldığını ve yayıldığını vurgulamaktadırlar. Durum Türk Uygarlığında da böyledir. Türkler ilk ortaya çıktıklarından itibaren tek Tanrı’ya inanmışlardır. Tanrı’ya yakarışlarını, şükürlerini, sevdalarını, Tanrı’dan isteklerini de yılın belli zamanlarında çıktıkları yüksek dağlardaki alanlarda kayalara kazımışlardır. Böylece günümüzde -genel olarak-Servet Somuncuoğlu tarafından kamuoyuna sunulan kayaresim alanları ortaya çıkmıştır.
Sözkonusu kayaresimleri ilk zamanlarda birebir çizilmiş oldukça somut resimlerdir. Yani insan normal bir insan boyutunda, bir dağ keçisi aynı boyutunda çizilmiş. Ancak bu resimler zamanla soyutlaşmış, küçülmüş ve stilize olarak damga haline gelmişlerdir.
Oluşan bu damgalar da zamanla daha çizgisel bir üsluba doğru yol aldı ve Orhun Abidelerinin de yazıldığı Runik Alfabe de denilen özgün Türk Abece’si ortaya çıktı. Türk Abece’si aynen Türk milleti gibi bir yolculuk yapmış ve bugün dünyanın birçok noktasında karşımıza çıkmaktadır.
…
9-10 satırla burada yazıverdiğimiz bu süreç aslında zannedildiği kadar kısa bir sürede olmadı tabi. Atalarımızın entellektüel zekasının ürünü bu abece ve dil, binlerce yıllık çabaların, bir sevdanın, bir aşkın ürünü…
Yazı Serisinin Tamamı
