Bilgi Çağı
Dünyada bilişim teknolojilerinin etkin kullanımı her geçen gün biraz daha önem kazanmaktadır. Bu konuda başarılı olan ülkeler hızla büyümektedirler. Türkiye’nin, bilgi toplumuna dönüşüm rüzgarlarından ne kadar etkilendiğine baktığımızda, bu yolda büyük mesafe kat etmiş olan gelişmiş ülkelere nazaran oldukça gerilerde olduğumuz bilinmektedir.
Bilgi toplumu olma yolunda öncelikle, devletin kendisi, bilgi işlem altyapısını kurmalıdır. Göstermelik bir bilgisayar kullanımından öte, yasama, yürütme, yargı ve kamu hizmetlerinde doğrudan katılıma açık yeni bir demokratik düzen hedeflenmelidir.
Mal ve hizmet üreticisi şirketler, bilgi teknolojilerini kullanma konusunda öncü rol oynamaktadırlar. Bununla birlikte bu konuda yalnız bırakılmış ve gelişmiş ülkelerdeki şirketlere kıyasla geride kalmışlardır. Şirketler arası ticaretin bilgi teknolojileri kullanılarak yapılabilmesi için yasal düzenlemeler olması gerekmektedir. Yasakçı, sınırlayıcı devlet anlayışı, yardımcı devlet anlayışına dönüştürülmelidir. Şirketlerin görevlerini yerine getirebilmesi kendi özen ve gayretlerini gerektirdiği kadar, devlet düzeninin sadeliğini, anlaşılabilirliğini, açıklık ve verimliliğini de gerektirir. Bu anlayışla, resmi işlemler için, iş takipçilerinin şirketler adına devlet dairelerinde koşuşturması, işini bilen devlet memurlarıyla diyalog kurması dönemi geride kalmalıdır. Şirketlerin devletle ilişkilerinde gerekli formları elektronik ortamda doldurup işleme koymaları yeterli olmalıdır. Devlet açısından da denetleme süreçleri gene elektronik ortamda gerçekleştirilebilmelidir.
Devlet, şekilci ve bürokratik imajından sıyrılıp yurttaşları için çalışan bir hizmet kurumu haline getirilmelidir. Yurttaşın güveni kazanılmalı, karşısında değil yanında olduğu hissettirilmeli, bunun için mevzuat ve yasalar baştan düzenlenerek kamu hizmetleri yeni bir yapıya kavuşturulmalıdır. Uzun bekleyişler, elinde evrakla masadan masaya koşturmalar, anlaşılmayan karışık süreçler ortadan kalkmalıdır. Bu, tüm kamu hizmetlerinin baştan ele alınması, kısaltılması, şeffaflaştırılması, anlaşılır ve kolayca uygulanabilir hale getirilmesi ile mümkün olabilir. Farklı kurumlara ait, farklı veri tabanlarında duran bilgilere, herkesin yetkisi dahilinde ulaşabilmesi, şu anda başına buyruk olan sistemi denetim altına alacaktır.
Planlı ve doğru adımlar atılmazsa, teknik, ekonomik ve sosyal fizibilitesi olmayan yatırımlar, ülkenin kaynaklarını umulmadık bir şekilde tüketir. Ülkemizde bu tür irili ufaklı yatırımların birçok yaşanmış örnekleri mevcuttur.
Bilgi toplumu olma yolunda, uygulaması kolay, toplumsal etkisi büyük, yararlı projelerle işe başlanmalıdır. Bunun yanında, diğer projelere için temel olacak öncelikli projeler belirlenmelidir. Eğitim, sağlık ve sosyal güvenlik otomasyonu ve bu konuda alınacak hizmetlerin kalitesinin artırılması vatandaş açısından çok büyük önem taşımaktadır. Ülkemizde bu konular ne yazık ki önemsenmemektedir. Çoğunluğa verilen hizmet azaltılırken, kaynaklar dar bir kesimin çıkarları doğrultusunda tüketilmektedir. Çoğunluğu ilgilendiren konuların bir an önce otomasyona geçirilmesi, aynı yatırımla sağlanan toplam faydayı artıracağı gibi, toplumun genelinin bu konuya yatkınlaşmasını sağlayacaktır.
Akıllı kartların kullanımı bilişim altyapısının oluşturulmasında önemli adımlardan birisidir. Bireylere ait değişik bilgilerin depolandığı tek bir kart, değişik kurumlarda kullanılabilmelidir. Bilgilerin güvenliğinin sağlanması, yetkisiz erişimin engellenmesi, kurumlar arasındaki iletişimin ve bilgi alışverişinin sağlanması da planlama aşamasında düşünülmelidir. Altyapı için atılacak adımlardan birisi de sayısal haritaların hazırlanmasıdır. Yerleşim alanları ile ilgili her türlü bilgi için bu gerekecektir.
Otomasyon projelerinde ilk adım, mevcut sistemleri daha basit ve anlaşılır hale getirmek olmalıdır. Karmaşık yapıdaki süreçlerin otomasyona geçirilmeye çalışılması, sistemi iyileştirmek yerine daha da karmaşık hale getirebilir.
Bilgi işlem yatırımlarını planlayacak ve denetleyecek kurumun personelinin, siyasi kadrolaşmadan uzak tutulması, niteliklerinin yapacakları göreve uygun olmasının sağlanması gerekmektedir. Projelerin uygulamaya aktarılması için sivil toplum örgütleri, yurttaşlar, özel ve kamu kurumlarının çalışması yetersiz kalmaktadır. Siyasi örgütlerin de konuya sahip çıkmaları gerekmektedir. Bu projelerin gerçekleşebilmesi için güncel politikaların hedef değiştirilmeden canlı tutulması gerekir. Bilgi toplumuna geçiş gibi uzun vadeli projeler, hükümet değişikliklerinde gündeme gelen siyasi görüş farklılıklarından etkilenmeyecek kalıcı devlet siyaseti gerektirmektedir.
Yapılacak yatırımların geri dönüş süreleri, önlenecek kaçaklar nedeniyle oldukça kısa olacaktır. Bu nedenle, bilişim yatırımları, hiçbir dönemde tasarruf kapsamına alınmamalıdır. Yatırımların gerçekleştirilmesi zaten tasarruf sağlamaktadır.
Bireylerin bilişim teknolojilerini kullanabilmeleri için herkese ucuz bilgisayar ve internet olanaklarının sağlanması da devlet tarafından yapılması gereken yatırımlardan birisidir.
Hukuki olarak sayısal imzanın geçerli olabilmesi için gerekli düzenlemelerin yapılabilmesi gerekmektedir. Bu, işlerin elektronik ortamda yürüyebilmesi için zorunludur. Ulusal politika ve uygulamalar, uluslararası politika ve uygulamalarla uyumlu olmalıdır. Elektronik ortamda saklanan bilgilerin delil olarak kabul edilmesi, bilgilerin değiştirilmemesini sağlayan hukuki düzenlemelerin uygulamaya konulması, elektronik ortamda tüketicinin korunması gibi hukuksal adımlar, hızla atılmalıdır.
Başka devletlerde başarıyla uygulanan projeler, ülkemizde işe yaramayabilir. Bu nedenle, proje tasarım aşamasında, toplum iyi analiz edilmelidir.
Henüz eğitim altyapısı oturmamış, bilişim teknolojileri kullanım oranı son derece düşük, araştırma geliştirmeye ve insana yapılan yatırımın çok cılız seviyede olduğu bir ülkeyiz. Bu konumuyla, Türkiye’nin dünya pazarında rekabet edebileceğini varsayarak yapılan planların beklenen sonuçları vermesi mümkün değildir. Türkiye’nin şimdiye kadar, yatırımlarını bu konuya yöneltmiş olması, bilgi teknolojilerini, yurttaşlarının günlük kullanımına sokması gerekirdi. Artık, günü kurtarma hevesindeki bir siyaset anlayışı ve bir önceki yönetimin çalışmalarının çöpe atılması alışkanlığı ile başarıya ulaşma şansı yoktur.
Yararları uzun süreden beri dile getirilen bu yatırımlar konusunda, kasıtlı bir gecikme söz konusudur. Son dönemde ortaya çıkan yolsuzluklara bakınca bu gecikmeyi kimlerin istediğini anlamak kolaydır. İşlerin karışık ve takip edilemez olmasından faydalananlar yönetimde söz sahibi oldukları sürece sistemin değişmesini beklememek gerekir. Beklemeye devam ettikçe, geri kalmış ülkeler arasındaki yerimizi kabul etmekten başka seçeneğimiz kalmayacaktır. Son dönemde, Türkiye’yi şeffaflaştırmaya ve yabancı sermaye için uygun hale getirmeye çalışan yabancı ülkelerin baskısıyla, bu konuda yetersiz de olsa bazı adımlar atılmıştır. Bu durum umut verici olmakla birlikte, toplumun kendi dinamikleri harekete geçmeden fazla iyimser olmamak gerekir.
Kaynakça: Bilgi Toplumu Yolunda (Havelsan,) IT Business, Sayı:50
Baran Kaya
kaynak:çalakalem
