Wikileaks Kurucusu Julian Assange Türkiye Röportajı

TÜRKİYE HAKKINDA ÇOK GİZLİ BELGE VAR

Julian, Türkiye Amerika’nın yakın müttefiki ve NATO’nun da güçlü üyeleri arasında. Türkiye’nin iç ve dış ilişkileri ile ilgili daha fazla kaynak görüp göremeyeceğimizi bizimle paylaşabilir misiniz?

Evet. En fazla belgenin olduğu ülkeler sıralamasında Bağdat’tan sonra Türkiye 2. sırada yer alıyor. Bu da Amerika için, Türkiye’nin bölgedeki stratejik değerinin bir ifadesidir.

Belgelerin yayımlanması için Taraf Gazetesi’ne nasıl ulaştınız? Türkiye ile ilgili belgelerin yayımlanması konusunda Taraf’ı seçmenizin sebepleri nelerdir?

Türk medya iklimi ile ilgili birçok farklı rapora bakıyoruz. Türkiye ile ilgisi olan kaynaklarımıza da sorduk. Onlar da dediler ki, tirajı ne olursa olsun günlük gazeteler arasında, Türkiye’deki belirli oyunculara karşı yayım yapma ihtimali olan gazete Taraf’tır. En cesur davranabilecek gibi görünen bu gazetedir.

Her şeye rağmen, anlıyorum ki Taraf’a bazı baskılar uygulandı. Küçük bir gazete olması nedeniyle sağlanan tüm bilgileri tarayacak kaynakları bulma konusunda zorlandılar. Bu kısıtları göz önünde bulundurduğumuzda, çok iyi bir iş başardıklarını düşünüyorum.

Şimdi tüm belgeler, orijinal halleriyle Wikileaks sitesinde yer aldığından; gazeteciler, Wikileaks belgelerine dayanarak yazılmış makalelerin esas alındığı orijinal belgeyi inceleyebilirler. Yazılan makaleler doğru muydu, belirli bir açıdan mı yazılmışlardı, bazı bilgiler eksiltilmiş miydi.

Biz de bazı yayımlar için bu süreci başlattık. Ve keşfettik ki; The Guardian gazetesi, bazı yolsuzluk suçlamalarını kaldırmış; sadece şahıslara karşı değil, şirketler de dahil buna, örneğin İtalyan Enerji Şirketi ENI hakkında olanlar… Hatta toplumdaki belli meslek ve gruplar hakkında, örneğin, Kazakistan’da bir generalin rüşvet almaya meyilli olduğunu öne süren yazışmalar.

Biraz da sitenizin mali geleceğini konuşmak istiyorum. Kar amacı gütmeyen Wikileaks projesi bağışlarla ayakta duruyor, hatta kısa bir süre önce mali sıkıntılar nedeniyle sitenizin yayınını durdurmak zorunda kalmıştınız. Wikileaks’in son mali durumu nedir, sitenin gelecekte benzer sıkıntılar yaşamaması için planlarınız var mı?

Geçen yıl günde yaklaşık 110,000 Euro bağış alıyorduk. Bu sürdürülebilir bir modeldi, tüm dünya, tüm insanlar bizim amacımıza öyle inanıyordu ki, 30-50 Euro’luk küçük bağışlarla bizi ayakta tutabiliyorlardı. Aldığımız en büyük bağış, en fazla 20,000 Euro olmuştur. Fakat geçen yıl, 7 Aralık’ta Visa, Mastercard, Western Union, PayPal, Bank of Amerika dahil olmak üzere, Amerika kaynaklı finansal hizmet kuruluşları bize karşı birleştiler ve bizi bloke ettiler. Bunu tamamen hukuk çerçevesi dışında, herhangi bir resmi talep olmaksızın yaptılar; herhangi bir resmi devlet talebi yoktu; gayrı resmi talepler vardı, Washington ve politikacıların talepleri… Hatta sahipleri teoride Avrupa bankaları olması gerekiyorken Avrupa Visa ve Avrupa Mastercard da bu karara uydu. Böylece Amerika tarafından yönetildikleri net biçimde ortaya çıktı. Visa Card’ın eski adı “Bank of America Card” olarak geçiyordu, ve anlıyoruz ki, temelde hala Amerika’nın Bankacılık ihtiyaçları doğrultusunda kontrol ediliyor.

Bu sadece bizim için bir problem değil; Türkiye’deki herhangi bir insan arzu ettiği şekilde parasını harcayamıyor; elini cebine atıp desteklediği organizasyona kaynak sağlayamıyor. Çünkü ceplerinde Visa veya MasterCard varsa, ceplerinde aslında Amerikan Dış politikasının bir aracı bulunuyor. Bu durum da Türkiye’nin ulusal egemenliğini tehdit ettiği için, rahatsız edici bir durum olmalı.

Resmi şekilde vurgulanmasa da, paramızı “en basit seviyede bile olsa” nasıl harcamayı seçeceğimizi Amerika’nın politikaları belirliyor. Elleri Avrupa’lıların ceplerinde. Bu konuyu Avrupa Komisyonu’na sunduk. İlk karar Ekim’de verilecek, ayrıca Danimarka’da bu konuda bir davamız var. Ne yapabileceğimizi göreceğiz, ancak bu daha genel bir problem ve insanların bu durumdan muhakkak haberleri olmalı. Rusya bile, mesela Putin Rus Bankası’nın kendisine verdiği Visa markalı kartıyla meşrubat almak için dışarı çıksa, Washinton’ın bundan bir saniye içerisinde haberi olacaktır. Bu nedenle, Rusya kendi yerel kart sistemini kurdu ki, bu bilgiler bu kadar hazır bir şekilde Amerika’nın eline geçmesin, diye. Moskova’daki Amerikan Büyükelçiliği buna karşı lobicilik yaptı, Visa buna karşı lobicilik yaptı; ve tüm güçlerini buna harcadılar ve nihayet bu fikirden vazgeçildi. Avrupa Merkez Bankası Başkanı 2008’de Avrupa’nın kendi ödeme sistemi olsun diye öneride bulundu, kısmen bu konuları bertaraf etmek ve kişisel bilgilerin Amerika’ya gitmesini engellemek için. Ama Avrupa’daki elçilikler Visa adına lobicilik yaptılar ve öneri durduruldu. Bu çok ciddiye alınması gereken bir konu.

Dünyayla irtibatınızı sağlayan sunucularınızı dünyanın birçok köşesinde muhafaza ediyorsunuz ve bilgi depolama ile ilgili hukuki mücadeleler veriyorsunuz. Sunucu barındırma sürekliliğini nasıl sağlamayı planlıyorsunuz?

Uzun tecrübelerden öğrendiğimiz şey; farklı tür ve büyüklükteki kuvvetlerle savaş halinde olduğumuz. Bu kuvvetler halkın cahil kalmasını istiyor. Hiçbir devlet, hiçbir kimse ya da yozlaşmış bir kurum Wikileaks’in veya benim bildiklerimi umursamıyor; onlar sadece halka ne söylendiğini dikkate alıyorlar. Bu nedenle de bize farklı yöntemlerle baskı yapıyorlar ki bu bilgileri halkla paylaşmayalım. Biz bu savaşta iletişimimizi sağlayan sunucularımızı kaybediyoruz; karşılaştırmayı doğru yapmak gerekirse, sunucularımız bombalanıp imha ediliyor. Fakat yine de bizim sunucu ağımız var, ve bu saldırılara rağmen yeteri kadar sunucumuz ayakta kaldığı müddetçe yayınlarımıza devam edeceğiz. Hatta geçen sene Aralık ve bu sene Ocak aylarında, saldırıların en kuvvetli olduğu dönemlerde bile, biz doğruyu halka ulaştırma becerimizi muhafaza edebildik. Bu çok büyük emek, çaba ve masrafa mal oldu; fakat en önemlisi, tarihte ilk defa bir yayınevi bir süper güçle kafa kafaya girdi.

Duyuyoruz ki, Wikileaks’ın diğer ekip üyeleri de, siteye olan katkıları nedeniyle resmi veya gayri resmi zorluklar yaşıyorlar. Bu durum gönüllülerin katılımını nasıl etkiliyor?

Birçok insan bizim için geçmişte gönüllü oldu, mesela ünlü bilgisayar uzmanı Jacob Appelbaum ve başka Amerikan vatandaşları gibi… Her seferinde ABD gümrük noktalarında tutuluyorlar, üstleri ve eşyaları aranıyor, cep telefonlarına ve özel eşyalarına el konuluyor. Bu tacizlerle ilgili Amerika’da davalarımız devam ediyor. Tabii ki bu durum, Amerikalı gönüllülerin katılımlarını zorlaştırıyor.

Ve evet, ben de şu anda ev hapsindeyim, durumumuz zor ve bazı gönüllülerimiz alıkonuluyor, takip ediliyor; ancak hiç birimiz hapiste değiliz. Şahsıma karşı birçok suikast girişimine rağmen şu ana kadar hiç birimiz suikaste kurban gitmedik. Bu bakımdan, makul ölçülerin dışında korkmanın ötesine gitmiyor bu iş. Basitçe, gerçek risklerin neler olduğunu anlayarak stratejilerimizi buna göre ayarlamamız gerekiyor.

Şu ana kadar yayın yapmaya, hatta en güçlü şekilde yayın yapmaya devam edebildik. Evet, bunun finansal, hukuki ve başka sonuçları olabiliyor ancak devam ediyoruz ve bu herhangi bir alanda ilerlemek için yapılması gereken bir şey. Yani korkmak yerine, durumu anlayabilmek; çılgınca cesur olmak yerine ve gerçek riskleri görebilmek, sorunlarla başa çıkabilmek için düşünerek adım atmak.

Almanya’dan elimizde çok ilginç bir örnek var şimdi. Biliyorsunuz, Almanya’daki son seçimlerde Korsan Partisi oyların %8,6’sını aldı ki bu da seçim barajı olan %5’in hayli üzerinde. Bu büyük başarının sebepleri nelerdir sizce?

Korsan Partisi’nin Genel Başkanı ile bu inanılmaz sonucu daha dün görüştüm. Bana öyle geliyor ki, genç insanlar ve internet kullanıcıları için bir siyasallaşma dönemi başladı. Onlar kendilerine dayatılan ve geleneksel olarak duyurulan dünyanın dışında; internet vasıtasıyla, dünyanın farklı bir açıdan görüntüsünü izleyebiliyorlar. Ancak küçük bir medya organizasyonu güçlenmeye, devletle çıkarları ortak olmaya başlayınca, ayrı bir “Kuvvet” haline geliyor ve artık hesap veremeyeceği yayınları yapmıyor.

Oysaki internette bir ayırım var; bilginin taşınmasını sağlayanlar, yani sunucu hizmeti verenler ve içerik hazırlayanlar, yani bilgiyi yayımlayan veya yazanlar. Bu ayırım, birçok konuyla ilgili gerçeklerin duyurulmasını sağlıyor. İnterneti yakından takip edenler, hayatın birçok alanında bilgi sahibi oluyorlar. Büyük ve ana akım siyasi partiler genellikle platformlarında bu bilgilenmiş toplulukları hesaba katmıyorlar.

Ama şu gerçek ki, internet vasıtasıyla bilgiye ulaşanlar ile buna ulaşamayanlar arasında belirgin bir fark oluşuyor. Hayatı internetten takip edenler dünyayı farklı gözlerle görmeye başlıyorlar ve Korsan Partisi ile benzerleri için siyasette artık önemli bir kitle haline geliyorlar.

Ve son sorum, İleride politikaya girmeyi düşünüyor musunuz?

Avustralya’da insanlar bana bu soruyu sıkça yöneltiyorlar ve seçimlere katılmam gerektiğini söylüyorlar. Ancak tabii ilk yapmanız gerekenlerden birisi, ülkede bulunmanız! (gülümseyerek) Ve ben de bildiğiniz gibi şu anda ev hapsindeyim; yani şu anda biraz zor görünüyor. İngiltere’de ise henüz politikaya giremiyorum çünkü yeterince uzun bir süre burada bulunmadım. Umarım bu iki durumdan birisi değişir (gülerek).

Buraya, İstanbul’a gelebilseydiniz, bu gerçekten harika olurdu… Biz yine de size bu değerli röportaj için çok teşekkür ediyoruz. Ama 5 Ekim’de Yeni Medya Düzeni Konferansı’nda daha uzun yeniden görüşeceğiz, tekrar teşekkürler.

Umarım… Hoşçakalın.

tuna

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir