Eğitimin Tarihi ve Gelişimi
Eğitim günümüzde en önemli gelişmişlik ve bilgili olma düzeyi ile eş tutulan bir olay. Eğitimin insanlık için neden ve nasıl bu derece önem kazandığına bakacak olursak çok eskiye gitmemize gerek. Bazı araştırmacılar bu konuda çok ciddi araştırmalar yapmış onlara göre eğitimin kurumsallaşması yani okullaşma 1700 yılların sonları, 1800’lü yılların başına denk gelmekte. Özellikle avrupa devlet okulları açılarak eğitimli insan sayısı hızla arttırılmak istenmiş. Aslında daha çok okur yazar insan sayısı arttırılmaya çalışılmış desek daha doğru olur. Bu tarihlerde önce insanlar eğitimi isteyene dernek, vakıf benzere kuruluşlarda veriyorlardı ve çok az insan okur yazardı. Okur yazarlık oranını arttırmak istemenin nedeninin sanayi devrimi ve makineleşme ile aynı tarihlere çakışma okur yazar insanların makina kullanım talimatlarını okularının gerekliliğinden kaynaklanabileceği gibi bir düşünce oluşmasına hasıl oluyor. İnsanların okumadan kendi yaşamlarını sürdürebilecekleri bir dönemde hızla okur yazar olmaya zorun tutulmalarının nedenini açıklamak pek mümkün görülmüyor. Çünkü insanların bilgili olmaları neden istensin ki? Bilgili insan savaşmayan barış içinde yaşayan, başlarının haklarına saygı gösteren insan anlamına gelmediğini biliyoruz ve bunun ilgili o dönemde hiç bir araştırma veri yok. Eğitim tarihi ile ilgili olarak daha da geçmişe gidecek olursak;
Sümerler, şüphesiz, M.Ö. 3200 yılında tüm insan toplulukları içinde yazıyı ilk geliştiren toplum olarak kurumsal ve sistemli eğitim geleneğini ilk oluşturan ulusturlar. Öyle ki onların oluşturdukları kurumsal yapılar ve süreçler bölgede sonra ortaya çıkan uygarlıkklar tarafından miras alınmıştır. İlk kez yazıyı gelliştirmenin yanında, takvim, ölçüm, matematik, geometri, edebiyat gibi dallarda ilk olarak tarihte yerlerini alırken bu entelektüel bilgi ve becerileri sistemli eğitim kurumları ile nesilden nesile taşımışlardır.
Bölgede daha sonra varlık göstermeye başlayan Akadlar, Yahudiler, Asurlular ve Fenikeliler Sümerler’in kurdukları sistemleri devam ettirmişler, Fenikeliler’den öğrendikleriyle Yunanlar batı eğitim tarihi’ni başlatırken Antik Mısır ve Persler de dünyanın diğer bölgelerine Mezopotamya geleneğini taşımışlardır. Elbette Mezopotamya’dan bağımsız gelişen gelenekler de olmuştur. Bunlara yazıyı Sümerler’den bağımsız olarak keşfeden Amerika ve Çin toplumları örnek gösterilebilir.
Sümerler’in dışında Yahudiler de eğitim tarihinde anlamlı fark yaratmışlardır. Kutsal kitapları olan Tevrat’ta geçen öğrenmek, öğretmek, eğitmek gibi eğitim bilimlerince incelenen fenomenlerin isimleri eğitimin kültürün bir parçası olmasında kaydettiği gelişmeyi göstermektedir. Bununla birlikte Ezra’nın tarihin ilk halka açık kurumsal okullardan birisini Kudüs’te açtığı bilinmektedir.
Hindistanda Eğitim
Hindistan bilinen en eski okul sistemlerinden birisi olan Gurukul sistemiyle eğitim tarihinde önemli bir yere sahiptir. Gurukul’lar zengin kastlardan gelen çocukların ücretsiz devam ettiği okullardı. Bu okullarda edebiyat, tarih, tıp, astronomi, felsefe ve kamu yönetimi alanlarında eğitim veriliyordu. Daha sonra ortaya çıkan Budizm ve Janizm dinleri ile birlikte eğitim hızla gelişmiş ve bugün dünyanın en eski üniversiteleri arasında değerlendirilen Nalanda, Takshashila, Ujjain, ve Vikramshila üniversiteleri milattan önce 7. yüzyıldan itibaren kurulmuştur. Hindistan eğitim geleneği daha sonra İslam dünyasında da büyük etki bırakmıştır. Selçuklu veziri Nizam ül Mülk, Nizamiye Medreseleri’ni Hint geleneğinden esinlenerek kurmuştur.
