Sıradanlığın Beynizi İşgal Etmesine İzin Vermeyin
Aşk’ın nasıl yaşanılması gerektiği size dergi eklerinde sunuluyor., tek tip bir yaşam biçimi . Mükemmellik anlayışı butikler ve jimnastik salonlarının varlığına bağlı. Göstergeler parasal gücü elinde tutandan yana. Konuştuğumuz dil ; ana dilimize çok yabancı ,inanması zor ama kopuk iletişimle , günde sadece elliye yakın kelimeyle bunu sağlamaktayız. Yaşam hiçbir zaman pazar alanı değildir; acıları,umutları,hüzünleri,sevgileri, unutulmaz anları, aşkları olan kendini sürekli yenileyen bir varoluş mekanizmasıdır. Sadece şunları tartın aklınızda dünyada açlıktan ölen ve yok olan insanlar,nesli tüketilen hayvanlar,bataklığa çevrilmeye çalışılan doğa , bu tüketim çağının geçmişi insan içindeki yok etme dürtüsüne dayansa da bu son dönem tüketim çağının masum kurbanları değil mi ? Tatminsiz bir anlayış, insan ruhuna ait bu açmazları fanatik görüşlerle veya tüketim çılgınlığıyla dışa vuruyor. İnsan yaşamının iki temel ögesi olan kadın ve erkek arasında sevgi üretimi tıkandı. İronik olarak ,birbirinden hem nefret eden ve yalnızlık korkusundan doğan sevgiyle birbirine muhtaç eşeyler haline geldiler.Küreselleşme rüyası sadece bankacılık sektörünü ve finans piyasalarını birbirine yaklaştırdı. Ama umut her gün dokularını yenileyen bir organizma gibi ,her geçen an insanlık için olanaklar sunmaya daha doğrusu ,o tarifte zorlandığımız avuçlarımızın içinde olan mutluluğu bize getirmeye çabalayacaktır. Kalemlere dokunmalı ve bir keman virtiözü gibi yaşamı seslendirelim .
Sıradanlığın beynizi işgal etmesine izin vermeyin.
Düşünen bir özne gibi öznel tarihinize yön verin.
Karanlığın İçinde Dolaşan Işınlarınızı Genişletin…
Herşeyin bilgiye doğru akıp gittiği zamanın ne içindeyiz nede dışında
Ne bekçisiyiz zamanın nede kalıcısı.
Okumaktan fırsat buldukça görüşmek dileğiyle…
Hakan Kaya
İSTANBUL 2000
kaynak: angelfire.com
