Zirve İsteğe Bağlı, Dönüş Zorunludur: Bir Dağcının Hayat Dersi
Kerem, sekiz yıldır bu dağın hayalini kuruyordu. Yedi bin metreyi aşan, adı duyulduğunda deneyimli dağcıların bile sesini alçalttığı bir zirveydi bu. Yıllarca para biriktirmiş, işini bir süreliğine bırakmış, kış aylarını buz duvarlarında geçirmiş, sayısız kez “neden bu kadar zorluyorsun kendini?” sorusunu duymuştu. Şimdi son kamptaydı ve zirveye yalnızca yüz metre kalmıştı. Hayatının en önemli sabahı başlıyordu.

Zirveye Yüz Metre Kala
Dağcılıkta yazılı olmayan ama herkesin bildiği bir kural vardır: bir “dönüş saati” belirlersin ve o saate kadar zirveye varamadıysan, ne kadar yakın olursan ol geri dönersin. Çünkü asıl tehlike çıkışta değil, yorgun ve geç kalmış halde yapılan inişte başlar. Kerem’in dönüş saati öğlen on ikiydi. Saat on ikiyi geçeli yarım saat olmuştu ve gökyüzünün batı tarafında, daha önce gördüğü her şeyden farklı, kurşuni bir bulut kütlesi şişmeye başlamıştı.
Yüz metre. Belki kırk dakika. Sekiz yıl, onca emek, onca fedakârlık sadece kırk dakika ötedeydi. İçindeki ses “devam et, bu kadar yakınken dönülmez, bir daha bu noktaya asla gelemeyebilirsin” diye bağırıyordu. Ama tecrübesi başka bir şey fısıldıyordu: o bulut yetişirse, iniş yolunu göremezdi; göremezse de geri dönecek bir Kerem kalmazdı.
En Zor Karar
Kerem orada, dünyanın tavanına yüz metre kala durdu. Birkaç dakika hiç kıpırdamadan zirveye baktı. Sonra sırtını döndü. Hayatında attığı en ağır adımlardı bunlar; her birinde içinden bir parça koparak aşağı indi. Gözleri yaşardı, ama soğuk onu hemen dondurdu. “Sen bir korkaksın” diyen sese, “Hayır, ben yarın da yaşamak isteyen biriyim” diye cevap verdi.

O bulut, Kerem son kampa varmadan dağı yuttu. Görüş birkaç metreye düştü, rüzgâr insanı ayakta tutamayacak hale geldi. Kerem çadırına sığındı; saatlerce fırtınanın çadır bezini dövüşünü dinledi. Ertesi gün hava açtığında öğrendi ki, o gün dönüş saatini dinlemeyip zirveye doğru ilerleyen iki dağcı bir daha geri dönememişti. Kerem’in “korkaklık” dediği şey, aslında onu hayatta tutan şeydi.
Ve Bir Yıl Sonra
Kerem ertesi yıl aynı dağa geri döndü. Bu kez hava açık, koşullar elverişliydi. Dönüş saatinden çok önce zirveye ulaştı, birkaç dakika orada durup uzaklara baktı ve sağ salim aşağı indi. Zirvenin tadını çıkarabilmesinin tek nedeni, bir yıl önce zirveden vazgeçebilmiş olmasıydı. O gün dönmeseydi, bu gün hiç olmayacaktı.
Hayat Dersi
Dağcılar arasında şöyle bir söz vardır: “Zirve isteğe bağlıdır, geri dönmek zorunludur.” Bu söz aslında sadece dağlar için değil, hayatın tamamı için geçerlidir. Bazen bir hedefe çok yaklaşmışken durmayı bilmek, inatla devam etmekten çok daha büyük bir güç ister. Bir işten, bir ilişkiden, bir hırstan zamanında geri çekilebilmek başarısızlık değil; kendine ve geleceğine duyduğun saygının ifadesidir. Hedefler çoğu zaman seni bekler; ama kendini tüketerek peşinden koştuğun şey uğruna kaybettiğin sağlık, zaman ya da hayat geri gelmez. Asıl cesaret, herkesin “devam et” dediği yerde, doğru olanı görüp dönebilmektir.
