Kürt Sorunu’nda Çözüm ve TKP
Kürt sorunu,
Türkiye’nin emek-sermaye çelişkisi yani burjuvazi-proletarya arasındaki sınıf savaşımından sonraki en büyük sorunudur. Bu sorun iki halkın 1000 yıldır süren kardeşliğini bozmakta ve bu sorundan emperyalistlerin nemalanmasına yol açmaktadır. Sorun, bu ülkede büyük bir nüfusa sahip olan Kürt kimliğinin kabul edilmemesidir. Bunun sebeplerini tamamen Türklere yada tamamen Kürtlere yıkmak doğru değildir ancak bu yazımda sebeplerinden bahsederek yeni bir tartışmaya yol açmak yerine çözüme ulaşmaya çalışacağım.
Küreselleşen dünyada artık ulus devletler barınamamaktadır, sermaye güçlerinin ve emperyalizmin çıkarları doğrultusunda ulus devletler bölünmektedirler. Bundan dolayı kapitalizmde Kürt nüfusunun tanınması ve aynı zamanda ülke bütünlüğünün sağlanmasına imkan yoktur. AKP açılımı, sermaye sınıfının ve ABD’nin Kürtleri kimlik ile kandırarak boyunduruğu altına almasından başka bir şey değildir. Sermaye sınıfının ırkı yoktur, amaç demokrasi değil halkları kontrol altına almaktır. Peki Kürtler kimliklerine kavuşunca ne olacak? Kürt emekçileri yine ezilmeye devam edecek, Türkiye proletaryası yine ezilmeye devam edecek ve ülkeye hakim olan sermaye sınıfı halkları birbirine düşürmek için elinden geleni yapacaktır. Kısacası kapitalizmde Kürt sorununun ve emek-sermaye çelişkisinin çözümü mümkün değildir
Ayrıca sorunun çözümünde Kürt liderler Abdullah Öcalan ve PKK’nin muhatap alınması gerektiğini ileri sürmektedirler. PKK’nin yapısını bir kenara bırakacak olursak, muhatap alınması gereken PKK değil Kürt halkıdır. Kürt halkı PKK’ye veya Öcalan’a muhtaç değildir. Ayrıca Türk halkının PKK’ye olan bakış açısını değiştirmek mümkün değildir ve sırf bu yüzden çözümü zora sokmanın bir anlamı yoktur. Bu çözüm yöntemini de aklımızdan çıkarmamız gerekmektedir.
TKP, çarenin silahsız, eşit paylaşımı, emekçilerin haklarını ve birliğini öngören, dilleri ve kültürleri tanıyan sosyalist bir Türkiye olduğunu düşünüyor. İşte çözüm budur! Bu çözümün başarıya ulaşması kesindir. Sosyalizmde emekçiler haklarına kavuşacak, enternasyonalizm ve halkların kardeşliği ilkesine bağlı olarak Kürt kimliği tanınacak ve herkes haklarına kavuşacaktır.
Şimdi TKP’nin bu söylemlerine ulusalcılık, nasyonal sosyalizm diyenlere cevap verelim; Kürt kimliğini tanıyoruz, Kürtlerin ezildiğine inanıyor ve haklarını kazanmak için mücadele ediyoruz. Kürt milliyetçilerinden farklı olarak, bölünme istemiyor ve 81 iliyle tam bağımsız sosyalist bir Türkiye hedefliyoruz. Milliyetçilikte ve devlet kurmakta ısrar edenler ise UKKTH’den dem vuruyorlar. UKKTH Kürtleri ABD uşağı Barzani’nin, emperyalist ABD’nin, sermaye sınıfının ve kapitalizmin eline bırakmak değildir. Ayrıca Milliyetçilik, Kürt hareketi ve Kurtuluş yazımda UKKTH üzerinde yeterince durmuştum. Eğer ki burada anlatılanlar yeterli değilse bu yazıma internetten ulaşabilir ve okuyabilirsiniz, aklınızda soru işareti kalmayacağını temin ederim. Ayrıca şunu da eklemeliyim ki, bir sosyalist ezilen bir ulusun kurtuluşunu desteklemeli ancak olaya enternasyonalist pencereden bakmalı, ülke bütünlüğünü korumaya çalışmalıdır. Ayrıca bir sosyalist, ezilen ulusun kurtuluşunu kapitalist bir devlet kurarak sağlamasına destek olmamalıdır, olamaz. Ezilen ulusların kurtuluşu sosyalizmdedir aksi takdirde proletarya ezilmeye devam edeceğinden kurtuluş sağlanamayacaktır.
Ezilen ulus milliyetçiliği ile sosyalist mücadele birbirinden farklıdır. İki yolun da aynı kapıya çıktığı ve Kürtlerin haklarına kavuştuğu düşüncesi yanlıştır. Milliyetçi mücadelede amaç sadece Kürtleri özgürleştirmektir, bu 2 şekilde olabilir; TC’de Kürtlerin haklarına kavuşması veya bağımsız bir Kürdistan kurulması. Bu iki yolda da başarı sağlandığında ülke rejiminin ne olacağı önemli değildir, birinci yol başarıya ulaşırsa Kürtlerin haklarına kavuştuğu bir TC zaten kapitalistken ikinci yol seçilirse kurulacak olan Kürdistan da büyük ihtimalle kapitalist olacaktır. Sosyalist olacağını varsayarsak da bu mücadele milliyetçi sosyalizmden başka bir şey değildir. Yani iki mücadele de sosyalizme ve enternasyonalizme aykırıdır.
Bu sorunun çözümünün sosyalizmde ve enternasyonalizme ve halkların kardeşliğine uygun bir şekilde ülke bütünlüğünü sağlamakta olduğunu belirttik ancak bir problem var; Türk halkı tarafından Kürt kimliğinin kabul edilmemesi. Bunun çözümü de yine sosyalizmde ve insanları sınıf bilincine ulaştırmaktadır. İnsanlar sınıf bilincine eriştiklerinde Kürtlerin de kimliğe sahip olmalarının bir hak olduğunu tüm kalıplarını kırarak, milliyetçilikten arınarak kavrayacak ve tam bağımsız, eşit ve sosyalist bir Türkiye için mücadele edeceklerdir. Kurtuluş için her iki halkta milliyetçilikten vazgeçmeli ve sosyalist mücadele de bütünleşmelidirler. Ayrıca burada da açıkça görülmektedir ki, Kürt sorunu kaynağını milliyetçilikten almaktadır ve milliyetçilik insanlığa zararlıdır.
Bu ülkede iki halk 1000 yıldır kardeşçe yaşayabilmektedir, bundan sonra da yaşaması mümkündür. Emekçilerin ve ezilen ulus olan Kürtlerin haklarına kavuşmaları, emek-sermaye çelişkisinin çözümlenmesi ve proletaryanın yani ezilen Türkiye halkının kurtuluşu yalnızca tam bağımsız sosyalist Türkiye ile mümkündür.
Murat UZ
kaynak:
muratuz.blogspot.com
