sporun tarihi – osmanlılarda spor tarihi – ödev

OSMANLILARDA SPOR

Osmanlılarda spor büyük önem taşır. Osmanlılarda spor yapana büyük ilgi, alâka ve saygı vardır. Gençlerde spora ve sporcu olmaya büyük özen vardır.

Osmanlıların uğraştığı bağlıca sporlar;

  • Güreğ
  • Avcılık
  • Ok atıcılığı (kemankeğlik)
  • Cündilik (binicilik)
  • Cirid oyunları

GÜRE?

Osmanlılara güreğ sporu Selçuklular’ dan gelmedir. Güreğçiye pehlivan güreğe de küşti denilerek saray kuruluşuna alınmıştır. Güreğin bağlıca kuralları arasında kispet giyinmek, dua okumak, Hz. Muhammed’ in ve Hz. Ali’ nin adını anmak gerekiyordu.

Güreğe olan merak çeşitli Şairlerimiz tarafından dile getirilmektedir. Örnek olarak Yunus Emre’ nin Şu kat’asın? verebiliriz;

A??k oldum bugün, meydan benimdir,

Benimdir pehlivan benimdir

Topu kimse alamaz meydanımızdan

Bugün meydan topu çevgan benimdir.

Türk milleti erkeği, kadını ve çocuŞu ile güreği sever güreğçiye saygı duyar ve pehlivanlara ayrıcalık tanır. şüphesiz ki bu sevgi ve saygı, Türkün ruhundaki savaşçılık kahramanlık duygularından ve sporu bu yönüyle görmesinden kaynaklanmaktadır. Güreğçiye karşı duyduğu sevgi ve saygıda pehlivanların herkesten daha güçlü, kuvvetli, vücut yapısının, adalelerinin daha gelişmiş, görünüşünün sağlıklı görünmesinden, davranışının yişitçe, karakterinin doğru ve mertçe oluŞu diline, eline ve beline güvenilir olmasından ileri gelmektedir. Türk milleti tümüyle güreğçiyi böyle bilir ve böyle olmasını ister.

Erkek çocuklar köyün, kasabanın veya çevresinin ünlü pehlivanlarına özenir onun gibi güçlü adaleli, ve yakığıklı olmak amacını güder. Onu hayalinde, düşünde yaratır. Bu özentiyle akranları arasında güreğerek bu spora başlamış olur.

Güreğte Koca Yusuf ile Adalı Halil’ in Avrupa ve Amerika’ da, Kara Ahmet’ in Paris, Viyana ve Rusya’ da “bir Türk gibi kuvvetli” sözünü söyletmiş olmaları hâlâ övüncümüz olmaktadır. devamı –>

Osmanlıda Güreğ

1.     Saray içinde güreğ

2.     Saray dışında güreğ

  • Panayır güreğleri
  • Düşün güreğleri
  • Ramazan güreğleri
  • Hayır kurumları yararına yapılan güreğler
  • Güreğ tekkeleri

AVCILIK

Osmanlı padişahlarının çok sevdiği ve önemli saydıkları için devlet kuruluşuna aldıkları sporların basında avcılık gelir.

Osmanlılar da kendilerinden önce gelmiş, Selçuklu, Gazneli, Karahanlılar ve Moğollar gibi avcılığı savaşa hazırlanmanın, kan dökmeye ve insan öldürmeye alı?manın eğitimi sayarlardı. Ayrıca, av yaparken halk ile de iliş­ki kurdukları için, vatandağın derdim, sıkıntısın? ve Şikayetlerini dinleyerek bilgi edinirlerdi. Hümayunname isimli yapıtta. Kanuni Sultan Süley­man’ın av yaparken bir kadının Şikayetlerin! dinledişi görüntülenmiştir.

Osmanlılar’ ın avcılığa bu derece önem vermelerinin bir başka nede­ni de, ataları OŞuzlar’ dan beri süre gelen bir töre olmasıydı. Bu töre, di­?er Türk boylarında da görülür. Orta Asya’daki bazı Türkler’ de bu töre aile düzenini etkileyecek kadar önemlidir. Ava çıkacak avc?, o gece esin­den ayrı bir odada yatar, kimse ile konuşmaz ve yapacaşı her şeyi sır gi­bi gizli tutar. Kimseye bir şey söylemez. Karığı yeni Doğum yapmışsa, te­miz sayılmadığı için ona av eti yedirilmez. Samur avında kullanılan ağlara eliyle dokunmasına izin verilmez.. Bu gibi inançlara aykırı hare­ket edilirse, avın verimsiz olacaşı ve avc? ölünce ruhunun ongun’ u olan kuş ile birleğeceğine inanılırdı.

Avın Yapılığı

  • Törenli yapılan av
  • Törensiz yapılan av

OK ATICILIĞI (KEMANKE?L?K)

Yeniçeri ocaşı ilk oluşturulduğu zaman bağlıca silahları ok, zenberek kılıç ve hançer idi. Ok uzaktan atılabildişi ve etkili olduğu için, eğitimine önem verilir iyi atıcılar padişahlar ve devlet büyükleri tarafından çaşımızdaki imkanlarla ölçülemeyecek derecede ödüllendirilirdi. Hatta bu ödüller yalnız ok atan atıcıya (kemankeğ) verilmez, onun okunu ve yayını yapan ustalara da verilirdi. Çünkü her rekor yapan ünlü atıcının kendisine özel yaycısı ve okçusu vardı. Bu ustalar yalnız o atıcıya ok ve yay yapar, başkasına hele o atıcıya rakip olan kemankeğe yapmazdır.Sultan Yıldırım Bayezid zamanına kadar, padişahları yalnız Sek­banlar korurdu. Yıldırım Bayezid Sekbanlar’ dan uzun boylu, yakığıklı ve genç olan dördü solak, dördü sağ eliyle ok atan sekiz neferi özel korumacıs? olarak ayırıp, önünde yürüttü. Bunlardan sağ eliyle atanlar solda, sol elleriyle atanlar da sağda yürüdü. Sonradan sayılan çoğaltıldı ve ocağın en ya?lı a?alarından bir odabaşı bağ yapılarak adına Solakbaşı denildi. Bu makam ocakta en eski mansİblardan olup bir de Kethüda’ s? bulunuyordu.

Okçuya verilen önem oku yapana da önem verilir. Kazanılan ödül oku yapan verilir. Ok ustası sadece bir kişiye ok yapar. Kesinlikle ok yaptığı kişinin rakibine veya rakiplerine ok yapmaz.

CÜNDİLİK (BİNİCİLİK)

Cündi sözcüşü Osmanlılarda yalnız hünerli biniciler için kullanılmıştır. Atlı askere sipahi denir.

Ankara Savağından sonra, Amasya’ya çekilen Şehzade Mehmet Çelebi kardeğlerini yenip padişah olabilmesi için, çevik kuvvete ihtiyaç olduğu görülerek binicilişe önem verildi. Amasyalılardan oluşan atlı bölüme Bamyacılar ve Merzifonlulardan oluşan bölüme de Lahanacılar denildi. Bölüklerin bayrak taşıması adet olduğundan birine kırmızı dişerine de yeğil bayrak verildi.

Mehmet Çelebi zamanında oluşturulan bu ilk cündilere ne renk ve biçimde elbise girdirildişini bilmiyoruz. Ancak 18. y.y da padişah huzurunda cirit oynayan cündilerden Lahanacıların yeğil ve Bamyacıların da kadifeden elbiseler giyindiklerini Hem’ danizade Süleyman Efendi bildirmektedir.

Osmanlı padişahları içinde cündilikte en başarılı olan sultan IV. Murad’ dır. Ortadan biraz uzun boylu, geniş omuzlu ve adaleli olup çok kuvvetli bir bünyeye sahipti Hammer’ in (Riko) dan naklen bildirdişine göre Sultan Murad, bir atın üzerinden inmeden başka bir atın üzerine sİçramak suretiyle binecek kadar çevik binicisiymiş.

Sultan Murad, güreğte, cirid atmada ve ok atmada olduğu kadar cündilerin yaptığı h??t denilen kalemli cirid ile sert ağaçları ve kalkanları delmede de bir benzeri asla gelmeyecek kadar başarılı bir sporcuydu.

CİRİT OYUNLARI

Atlı cirid oyunu, Osmanlı Sarayı’nda en çok oynanan ve padişahla­rın yabancı elçilere göstermekten gurur duydukları bir spordu. Sürekli olduğu için “Harhari” cirid diye de anılır.

Orta Asya’daki Türk illerinde cirid oynanmaz. Çevgan ve gökbörü oynanırdı. Horasan Selçukluları da cirid oynamaz çevgan oynarlardı. Ancak Anadolu Selçukluları’ nın bu sporu yaptığım îbni Bibi, “Tevarih-i ali Selçuk” isimli tarihinde yazmaktadır. Sultan I. Alaüddin Keykubad (1220-1237) cirid oynamayı çok severmiş.

Spora önem vermiş olan Mısır’daki Kıpçak ve Çerkez Memlukluları’nın da Osmanlılar’ ın oynadığı “Harhari” türde cirid oynamadıkları çaşımıza kadar gelen tarihi belgelerden ve özellikle spor için yazılmış ya­p?tlardan anlaşılmaktadır.

Mısır, Yavuz Sultan Selim tarafından alındıktan sonra, Mısır’a vali olarak atanmış olan Çerkez beylerinden Hayr Bey (31 AŞustos 1517-11 Ekim 1522) den sonra vali olarak gönderilen Osmanlı paralarının kap? cündileri burada Osmanlı tarz? “harhari” ciridi oynamayı yaygınlaştırdı­lar. Zaten binicilikte ün yapmış olan Kıpçak Türkleri ve Çerkezler de bunu hemen benimsediler. İşte o tarihten sonra Mısır’da da Çerkez cün­dileri Osmanlılar gibi harhari ciridini de oynamaya başladılar.

Bu bilgiler, cirid oyununun Anadolu’ya özel bir oyun olduğunu gös­terir. Osmanlı cündilerinden ve silahşöran-? Osmaniyan’ dan Mustafa A?a, bu konuda şöyle diyor:

“Üstadlarımızdan işitmişizdir ki, cirid oyununun aslında şeyhi yok­tur. Kürd peydasıdır derler idi. Filhakika üstada müracaat olunmayub herkes bağlı basma oynadıkları ve yolsuz, usulsüz oynayub biri birinin sözünü dinlemeyüb…

Mustafa A?a’ nın dedişi gibi cirid Kürd’ lerin buluŞu bir oyun da olsa, Osmanlılar bu oyunu o kadar çok sevmiş ve benimsemişlerdi ki, her Cuma şehir meydanlarında, orduların konakladığı yerde cirid oynanmasın? gelenek haline getirmişlerdi.

Cirid Oyununun Kaldırılması

Cirid oynayan kişinin kin gülmemesi oyunun başta gelen kuralıdır. Buna rağmen, zaman zaman isteyerek veya istemeyerek de olsa binicile­rin ve atların yaralandığı hatta öldüşü olmuştur. Yavuz Sultan Selim çaşı cündilerinde olup mezarı Soğuk Çeğme Kap??? karşısında bulunan Yusuf A?a. Sultan I. Ahmed çaşı Kaplamaları’ ndan cündi Ahmed A?a (Yenibahçe’ de cirid oynarken) ve Sultan I. Abdülhamid’ in Sadrazam kapısından Hazine koşuşuna aldığı Kara Hasan A?a’ da Sultan III. Selim zamanında cirid isabetiyle ölen cündilerden birkaçıdır.

Bu gibi olaylar eksik olmadığı halde yine de cündilik eski ocaktır denilerek cirid oyunu Sultan II. Mahmud zamanına kadar yapıla gelmişti. Fakat, Hicri (1231) yılı kurban bayramının ikinci günü (2 Kasım 1816), Sultan Mahmud Çırağan Yalıs?’ nda bulunurken, yapılan bayram ciridinde Seferli koşuşundan Çopur Hasan isminde birisi, Harem Adaları’ndan ünlü cündi Şuayb A?a’ ya gizlice kin besledişi için, habersiz atından düşürerek dizinden yaralanmasına sebep oldu. Suayb A?a, bu yaradan kurtulamayıp altı ay sonra (18 Haziran 1817) günü öldü.

Enderun a?alarının da çok sevip saydığı, Şuayıp A?a’ nın ölümüne üzülen Sultan Mahmud, o günden sonra bir daha atlı cirid oynatmayıp kendisi de ok atmaya başladı. 1826yılında saray kuruluşlarında perso­nel azaltması yapılırken, Ekim 1826 de cirid oyununu tamamen kaldırıp yalnız menzil ciridi ve lâbud attırmakla yetindi.

TÜFENK ATICILIĞI

Ateğli silahların etkisini anlayan Yıldırım Beyazıd ve ondan sonraki Osmanlı padişahları askerin tüfenkle eğitimine önem verirlerdi. Yavuz Sultan Selim ve Kanuni Sultan Süleyman Zamanında yeniçeri sekbanlarında atlı veya yaya (4-5000) den fazla tüfenk atan (tüfenk-endaz) bulunuyordu. Bu tüfenk atanların sorguçları sırmalarla süslü ve kılıçları sırmadan örülmüş kayı?larla omuzlarına asılıydı.

Ünlü tüfek atıcıları

Sultan III. Ahmed

Sultan III. Selim

Sultan II. Mahmud olarak bilinir.

Görüldüşü gibi Osmanlılar’ da ilk başlarda spor anlayışı yoktu. Bunun yanı sıra Osmanlılarda daha çok güce dayalı, savaşlarda başarı sağlayabilecek çalışmalar ve hareketler ön plândaydı. Sonraları bu anlayı? yerini günümüzdeki spor anlayIşına bırakmıştır.

tuna

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir