Meknes Surları ve Bab Mansur Kapısı

Fas’ın imparatorluk şehirlerinden Meknes’te, geniş bir meydanın kenarında, yeşil ve beyaz çinilerle, mermer sütunlarla ve ince oymalarla süslenmiş devasa bir kapı yükselir. Arkasında ise onlarca kilometre boyunca uzanan, kat kat surlar, saray kalıntıları, dev ambarlar ve havuzlar bulunur. Bu görkemli kapı, Fas’ın en güzel kapılarından biri olarak kabul edilen Bab Mansur’dur.

Meknes, 17. ve 18. yüzyıllarda Sultan Mevlay İsmail’in başkenti olarak büyük bir imparatorluk şehrine dönüştürülmüştür. Şehrin tarihî bölümü, 1996 yılında UNESCO Dünya Mirası Listesi’ne alınmıştır. Bu yazıda Meknes surlarının ve Bab Mansur kapısının tarihini, Mevlay İsmail’in imparatorluk şehrini, dev ambarları ve havuzları, ziyaret bilgileriyle birlikte sakin ve ayrıntılı bir dille ele alıyoruz.

Bab Mansur Kapısı
Bab Mansur Kapısı

Genel Bilgiler

  • Adı: Meknes Surları ve Bab Mansur (Bab el-Mansur el-Aleuj)
  • Konum: Meknes, Fas
  • İmparatorluk şehri: 17. yüzyılın sonu – 18. yüzyılın başı (Sultan Mevlay İsmail)
  • Bab Mansur: 1732 civarında tamamlandı (kaynaklara göre)
  • Türü: İmparatorluk şehri surları ve anıtsal kapı
  • Statüsü: UNESCO Dünya Mirası (1996)

Koordinatlar: 33.8930° K, 5.5617° B
Google Haritalar’da Bab Mansur

Konum

Meknes, Fas’ın kuzey kesiminde, Fes’in yaklaşık altmış kilometre batısında yer alır. Şehir, Orta Atlas Dağları’nın kuzey eteklerindeki verimli Saïs Ovası’nın üzerine kurulmuştur. Bu ova, zeytinlikleri, bağları ve tahıl tarlalarıyla Fas’ın en verimli tarım bölgelerinden biridir.

Bab Mansur, Meknes’in eski medinesi ile imparatorluk şehrini birbirinden ayıran noktada, El Hedim Meydanı’nın kenarında yer alır. Kapının bir yanında medinenin hareketli sokakları, diğer yanında ise Mevlay İsmail’in imparatorluk şehrinin geniş alanları bulunur.

Meknes, kalabalık turist rotalarından biraz uzakta kaldığı için, tarihî yapılarını sakin bir atmosferde keşfetmek isteyenler için ideal bir şehirdir.

İsmin Anlamı

Bab Mansur, Arapça’da “Muzaffer Kapısı” ya da “Mansur’un Kapısı” anlamına gelir. Kapının tam adı Bab el-Mansur el-Aleuj’dur. Bir anlatıya göre kapı, adını onu tasarlayan Mansur adlı bir mimardan almıştır. Bu mimarın Hristiyanlıktan Müslümanlığa geçmiş biri olduğu ve “el-Aleuj” lakabının bu nedenle verildiği anlatılır. Ancak bu hikâyenin ne ölçüde doğru olduğu kesin olarak bilinmemektedir.

Meknes adı ise şehrin kurulduğu bölgede yaşayan Miknasa adlı bir Amazigh kabilesinden gelir. Bu kabile, 10. yüzyılda bölgeye yerleşmiş ve şehrin ilk çekirdeğini oluşturmuştur. Bu nedenle şehir, Arapça’da Miknas ez-Zeytun, yani “Zeytinlerin Meknes’i” olarak da anılmıştır.

Meknes’in Tarihi

Meknes, 10. yüzyılda Miknasa kabilesi tarafından kurulmuştur. Sonraki yüzyıllarda Murabıtlar, Muvahhidler ve Merinîler döneminde şehir gelişmiş, surlar, camiler ve medreseler inşa edilmiştir. Merinîler döneminde inşa edilen Bou İnaniye Medresesi, Meknes’in en güzel yapılarından biridir.

Ancak Meknes’in tarihindeki en parlak dönem, 17. yüzyılın sonunda Alevi Sultanı Mevlay İsmail’in şehri başkent olarak seçmesiyle başlamıştır. Mevlay İsmail, Meknes’i Fas’ın en görkemli imparatorluk şehrine dönüştürmek için büyük bir inşa programı başlatmıştır.

Bab Mansur Meknes 2018
Bab Mansur Meknes 2018

Sultan Mevlay İsmail

Mevlay İsmail, 1672’den 1727’ye kadar, yaklaşık elli beş yıl boyunca Fas’ı yönetmiştir. Bu, Fas tarihinin en uzun hükümdarlık dönemlerinden biridir. Mevlay İsmail, güçlü bir merkezi yönetim kurmuş ve ülkenin her yerinde kaleler, kasbalar ve yollar inşa ettirmiştir.

Mevlay İsmail’in en büyük projesi, Meknes’i bir imparatorluk başkentine dönüştürmek olmuştur. Kaynaklara göre bu proje için on binlerce işçi çalıştırılmış ve inşaat çalışmaları onlarca yıl sürmüştür. Mevlay İsmail’in, Fransa Kralı XIV. Louis’nin Versay Sarayı’ndan etkilendiği ve Meknes’i onunla yarışabilecek bir başkent yapmak istediği anlatılır. Bu nedenle Meknes, zaman zaman “Fas’ın Versay’ı” olarak anılır. Bu dönemin siyasi ayrıntılarına bu yazıda girmiyoruz.

Büyük İnşaat

Mevlay İsmail’in Meknes’teki inşa programı, Fas tarihinin en büyük inşaat projelerinden biri olarak kabul edilir. Kaynaklara göre bu program, sultanın yarım asırlık hükümdarlığı boyunca neredeyse kesintisiz sürmüştür. Saraylar, bahçeler, havuzlar, ambarlar, ahırlar, camiler ve surlar, birbiri ardına inşa edilmiştir.

Bu büyük inşaatta kullanılan yapı malzemelerinin bir kısmının, Fas’ın farklı yerlerindeki eski yapılardan getirildiği aktarılır. Volubilis’in antik sütunları ve Marakeş’teki eski saraylardan getirilen mermerler, bu malzemeler arasında sayılır. Bu durum, Meknes’in yapılarına farklı dönemlerin izlerini taşıyan ilginç bir karakter kazandırmıştır.

İnşaatta kullanılan temel teknik ise sıkıştırılmış topraktı. Bu teknik, büyük surların ve yapıların hızlı ve görece ekonomik bir şekilde inşa edilmesini sağlıyordu. Meknes’in dev toprak surları, bu tekniğin ne kadar büyük ölçeklerde uygulanabildiğinin etkileyici bir örneğidir.

Elçiler ve Diplomasi

Mevlay İsmail döneminde Meknes, pek çok Avrupa ülkesinden elçilerin ziyaret ettiği bir başkent olmuştur. Bu elçiler, sultanın sarayında kabul edilir ve imparatorluk şehrinin görkemine tanık olurdu. Elçilerin bıraktığı anlatımlar, bugün Meknes’in o dönemdeki görünümünü anlamak için önemli kaynaklar arasında yer alır.

Mevlay İsmail’in, Fransa Kralı XIV. Louis ile yazıştığı ve iki hükümdar arasında elçiler gidip geldiği aktarılır. Bu diplomatik ilişkiler, Meknes’in Avrupa’da tanınmasına katkıda bulunmuştur.

Meknes Surları

Mevlay İsmail döneminde Meknes, kat kat surlarla çevrilmiştir. Bu surların toplam uzunluğunun onlarca kilometreyi bulduğu aktarılır. Surlar, eski medineyi, imparatorluk şehrini, sarayları, bahçeleri ve ambarları ayrı ayrı çevreleyen iç içe geçmiş bir sistem oluşturur.

Surlar, sıkıştırılmış toprak tekniğiyle inşa edilmiştir ve bazı bölümlerinde yükseklikleri on beş metreyi aşar. Surların üzerinde belirli aralıklarla kare biçimli kuleler bulunur. Surların arasında, geniş yollar ve avlular uzanır. Bu yollarda yürürken, iki yanda yükselen dev toprak duvarlar arasında kendinizi küçücük hissedebilirsiniz.

Meknes’in Diğer Kapıları

Meknes’te Bab Mansur’un yanı sıra pek çok tarihî kapı bulunur. Bunlardan biri, Bab Mansur’un hemen yakınında yer alan Bab Cemaa en-Nuar’dır. Bu kapı da yeşil çinilerle süslenmiştir ve Bab Mansur’a benzer bir üsluba sahiptir; ancak daha küçüktür. Medinenin batısında yer alan Bab el-Berdain ise süslü cephesi ve çinileriyle dikkat çeken bir başka güzel kapıdır.

Meknes’in kapıları, Mevlay İsmail döneminin mimari zevkini yansıtan zengin süslemelere sahiptir. Bu kapıların her biri, şehrin farklı bölümlerine açılan geçitler olarak hem işlevsel hem de simgesel bir önem taşır. Kapıların arasında yürürken, Meknes’in sur sisteminin ne kadar karmaşık ve kapsamlı olduğunu görmek mümkündür.

Elçiler Köşkü

İmparatorluk şehrinin içinde, Kubbet el-Hayyatin adı verilen küçük bir köşk bulunur. Bu köşkün, Mevlay İsmail döneminde yabancı elçilerin kabul edildiği yer olduğu aktarılır. Köşkün adı, daha sonraki dönemlerde burada terzilerin çalışmasından geldiği belirtilir.

Köşkün sade iç mekânı, zellij çinileri ve oyma süslemeleriyle dikkat çeker. Köşkün yanında, imparatorluk şehrinin yeraltı depolarına inen merdivenler bulunduğu ve bu depoların geniş tonozlu salonlardan oluştuğu aktarılır. Bu yeraltı yapılarının işlevi konusunda farklı görüşler bulunmaktadır.

Bab Mansur Kapısı cephesi
Bab Mansur Kapısı cephesi

Bab Mansur Kapısı

Bab Mansur, Meknes’in en görkemli yapısıdır ve Fas’ın en güzel kapılarından biri olarak kabul edilir. Kapının inşasına Mevlay İsmail döneminde başlanmış, ancak kapı onun ölümünden sonra, oğlu Mevlay Abdullah döneminde, kaynaklara göre 1732 yılı civarında tamamlanmıştır.

Kapı, büyük bir at nalı biçimli kemer ve iki yanında yer alan çıkıntılı burçlardan oluşur. Kapının cephesinin tamamı, yeşil, beyaz ve siyah renklerde zellij çinileriyle ve geometrik desenlerle kaplanmıştır. Kemerin çevresinde, iç içe geçmiş kavisli desenler ve ağ biçiminde bir süsleme bulunur. Kapının üst kısmında ise Arapça hat yazısıyla yazılmış bir kitabe yer alır. Bu kitabenin, kapının yapım tarihini ve hükümdarı öven sözleri içerdiği aktarılır.

Kapının iki yanındaki burçların önünde, mermer sütunlar bulunur. Bu sütunların, Meknes’in yakınındaki antik Roma şehri Volubilis’ten getirildiği aktarılır. Roma döneminden kalma bu sütunların, 18. yüzyılda inşa edilen bir İslam kapısında kullanılması, Bab Mansur’a ilginç bir tarihî katman ekler.

Bab Mansur’un Çinileri

Bab Mansur’un cephesini kaplayan çiniler, Fas’ın zellij sanatının en görkemli örneklerinden biridir. Çinilerin büyük bölümü yeşil, beyaz ve siyah renklerdedir. Yeşil renk, İslam sanatında cenneti ve bereketi simgeleyen bir renk olarak sıkça kullanılır. Kapının cephesinde, bu renklerin oluşturduğu geometrik desenler, kemerin çevresinden kapının üst kısmına kadar uzanır.

Kapının cephesindeki desenlerin en dikkat çekicisi, sebka adı verilen ağ biçimli süslemedir. Bu süslemede, iç içe geçmiş kavisli çizgiler bir ağ gibi cepheyi kaplar. Sebka süslemesi, Muvahhidler döneminden beri Fas mimarisinde kullanılan geleneksel bir motiftir. Bab Mansur’da bu motif, renkli çinilerle birleştirilerek görkemli bir etki yaratır.

Kapının çinilerinin yapımında, Meknes ve Fes’in en usta zellij ustalarının çalıştığı aktarılır. Her bir çini parçası elle kesilmiş ve özenle yerleştirilmiştir. Kapının restorasyonu sırasında, eksik çinilerin aynı geleneksel yöntemlerle yeniden üretildiği belirtilir.

Kapının Kitabesi

Bab Mansur’un üst kısmında, kemerin üzerinde uzanan bir kitabe bulunur. Bu kitabe, Arapça hat sanatıyla yazılmış ve kapının yapımını, tarihini ve hükümdarı öven sözleri içerir. Kitabenin, kapının ne kadar görkemli olduğunu ve dünyanın hiçbir yerinde benzerinin bulunmadığını anlatan ifadeler taşıdığı aktarılır.

Kitabenin harfleri, yeşil zemin üzerine siyah renkte işlenmiştir. Hat sanatının zarif kıvrımları, kapının geometrik desenleriyle uyum içinde bir bütün oluşturur. Kitabeyi okumak için Arapça bilmek gerekse de, harflerin estetik güzelliği herkes tarafından takdir edilebilir.

Kapının İçi

Bab Mansur, bugün bir kapı olarak kullanılmamaktadır. Kapının ana kemerinin altındaki geçit kapalıdır ve ziyaretçiler, kapının yanındaki küçük bir geçitten imparatorluk şehrine girer. Kapının iç bölümünde, zaman zaman sanat sergilerinin ve kültürel etkinliklerin düzenlendiği aktarılır.

Bab Mansur, son yıllarda kapsamlı bir restorasyondan geçmiştir. Bu restorasyon sırasında kapının çinileri temizlenmiş, eksik parçalar yenilenmiş ve yapının sağlamlığı güçlendirilmiştir. Restorasyonun ardından kapı, eski parlaklığına yeniden kavuşmuştur.

Kapının önünde durup yukarıya baktığınızda, çinilerin, sütunların ve kitabenin oluşturduğu bütünlüğün ne kadar etkileyici olduğunu fark edersiniz. Bab Mansur, yalnızca bir giriş kapısı değil, aynı zamanda bir güç ve sanat gösterisi olarak tasarlanmıştır.

El Hedim Meydanı

Bab Mansur’un önünde, El Hedim Meydanı adı verilen geniş bir meydan bulunur. Meydanın adı, Arapça’da “yıkıntı” anlamına gelir. Bu adın, Mevlay İsmail’in imparatorluk şehrini inşa ederken bu bölgedeki eski yapıları yıktırmasından geldiği anlatılır.

El Hedim Meydanı, bugün Meknes’in en hareketli yerlerinden biridir. Akşam saatlerinde meydanda sokak sanatçıları, müzisyenler, hikâye anlatıcıları ve yiyecek satıcıları toplanır. Meydanın çevresindeki kafelerin teraslarından Bab Mansur’un görkemli cephesi izlenebilir. Meydanın bu canlı atmosferi, Marakeş’teki ünlü Cemaa el-Fna Meydanı’nı hatırlatır; ancak daha sakin ve samimi bir ortama sahiptir.

Bab Mansur yakın görünüm
Bab Mansur yakın görünüm

Heri es-Suani: Dev Ambarlar

Mevlay İsmail’in imparatorluk şehrinin en etkileyici yapılarından biri, Heri es-Suani adı verilen dev ambar ve ahır kompleksidir. Bu yapı, imparatorluk şehrinin ve ordunun yiyecek ihtiyacını karşılamak amacıyla inşa edilmiştir. Ambarlar, uzun ve yüksek tonozlu salonlardan oluşur.

Ambarların kalın toprak duvarları ve tavanları, içerideki tahılın serin ve kuru kalmasını sağlamak için tasarlanmıştır. Ambarların altında, suyu dağıtmak için kanallar ve kuyular bulunduğu aktarılır. Bu sistem sayesinde ambarlarda serin bir ortam korunurdu. Ambarların yanında, binlerce atın barındırıldığı dev ahırların kalıntıları bulunur. Bu ahırların bugün yalnızca sütunları ve kemerleri ayakta kalmıştır ve sıralar hâlinde uzanan bu kemerler etkileyici bir görüntü oluşturur.

Su Sistemleri

Mevlay İsmail’in imparatorluk şehri, gelişmiş bir su sistemine sahipti. Sahric es-Suani havuzu, bu sistemin merkezinde yer alıyordu. Havuza, çevredeki kaynaklardan gelen su kanallarla taşınır ve buradan şehrin bahçelerine, saraylarına ve ambarlarına dağıtılırdı.

Heri es-Suani’nin içinde, suyun yeraltından çekilmesi için kullanılan kuyular ve dolaplar bulunduğu aktarılır. Bu dolaplar, hayvanlar tarafından döndürülerek suyu yukarı çıkarırdı. Bu sistemin kalıntıları, bugün de ambarların içinde görülebilir. İmparatorluk şehrinin su sistemi, döneminin mühendislik bilgisinin etkileyici bir örneğidir.

Ahırların Kemerleri

Heri es-Suani’nin yanındaki ahırların kalıntıları, Meknes’in en etkileyici manzaralarından birini oluşturur. Bu ahırların, binlerce atın barındırıldığı devasa yapılar olduğu aktarılır. Ahırların çatısı zamanla çökmüştür; ancak çatıyı taşıyan kemerler ve sütunlar, sıralar hâlinde ayakta kalmıştır.

Bu kemerlerin arasında yürümek, ziyaretçilere adeta bir orman içinde dolaşıyormuş hissi verir. Sıralı kemerlerin oluşturduğu perspektif, özellikle güneşin farklı açılardan vurduğu saatlerde etkileyici ışık ve gölge oyunları yaratır. Bu manzara, bazı filmlerde de çekim mekânı olarak kullanılmıştır.

Sahric es-Suani Havuzu

Heri es-Suani’nin yanında, Sahric es-Suani adı verilen büyük bir yapay havuz bulunur. Bu havuz, imparatorluk şehrinin bahçelerini sulamak ve şehrin su ihtiyacını karşılamak amacıyla inşa edilmiştir. Havuzun boyutlarının yaklaşık üç yüz metreye yüz elli metre olduğu aktarılır.

Bugün havuzun çevresi, Meknes halkının sevdiği bir yürüyüş ve dinlenme alanıdır. Akşamüstü saatlerinde havuzun kenarında yürüyen aileler, sohbet eden gençler ve havuzun suyunda yansıyan surlar, huzurlu bir manzara oluşturur. Havuzun kenarındaki kafelerde dinlenmek de mümkündür.

Bab Mansur 2007
Bab Mansur 2007

Mevlay İsmail Türbesi

Meknes’in imparatorluk şehrinin içinde, Sultan Mevlay İsmail’in türbesi bulunur. Bu türbe, Fas’ın en güzel ve en zengin süslemeli türbelerinden biri olarak kabul edilir. Türbenin avluları, zellij çinileri, oyma alçı süslemeleri, sedir ağacından yapılmış tavanları ve mermer döşemeleriyle büyüleyici bir görünüme sahiptir.

Türbe, Fas’taki az sayıdaki dini yapıdan biri olarak, belirli bölümleriyle gayrimüslim ziyaretçilere de açık olmuştur. Ziyaretçiler, türbenin avlularını ve süslü salonlarını gezebilir; ancak türbenin en iç bölümüne girmek genellikle yalnızca Müslümanlara açıktır. Türbe, son yıllarda kapsamlı bir restorasyondan geçmiştir. Ziyaret koşullarını önceden kontrol etmeniz önerilir.

Türbenin avlularındaki sessizlik ve huzur, Meknes’in hareketli meydanlarından sonra ziyaretçilere sakin bir mola sunar.

Saraylar ve Bahçeler

Mevlay İsmail’in imparatorluk şehrinde, pek çok saray, bahçe ve köşk bulunuyordu. Bu sarayların büyük bölümü, sonraki yüzyıllarda terk edilmiş ve zamanla yıkılmıştır. Ancak bazı sarayların kalıntıları ve bahçeleri bugün de görülebilir. Bu kalıntılar, imparatorluk şehrinin bir zamanlar ne kadar görkemli olduğunu hayal etmeye yardımcı olur.

Bugün imparatorluk şehrinin bir bölümünde, Fas kralının Meknes’teki sarayı bulunur. Bu saray ziyaretçilere kapalıdır; ancak sarayın surlarının yanından geçen yollarda yürüyerek imparatorluk şehrinin büyüklüğünü hissetmek mümkündür.

Saray kalıntılarının arasında yürürken, bir zamanlar burada yükselen görkemli yapıları hayal etmek mümkündür.

1755 Depremi

1755 yılında, Lizbon’u büyük ölçüde yıkan güçlü bir deprem, Fas’ı da etkilemiştir. Bu deprem, Meknes’in pek çok yapısına ciddi zarar vermiştir. Mevlay İsmail’in imparatorluk şehrinin bazı sarayları ve yapıları, bu depremden sonra bir daha onarılmamıştır.

Depremden sonra Fas’ın başkenti başka şehirlere taşınmış ve Meknes’in imparatorluk şehri yavaş yavaş terk edilmiştir. Ancak şehrin surları, kapıları ve bazı önemli yapıları ayakta kalmayı başarmıştır. Bugün Meknes’te görülen kalıntılar, depremin ve zamanın etkisine rağmen ayakta kalan bu görkemli mirasın izleridir.

Bab Mansur Kapısı Meknes
Bab Mansur Kapısı Meknes

Fas’ın İmparatorluk Şehirleri

Fas’ta tarih boyunca farklı hanedanların başkent olarak kullandığı dört şehir, imparatorluk şehirleri olarak anılır. Bu şehirler Fes, Marakeş, Meknes ve Rabat’tır. Her biri farklı bir dönemde Fas’ın başkenti olmuş ve bu dönemlerin izlerini taşıyan görkemli yapılara ev sahipliği yapmıştır.

Fes, İdrisiler ve Merinîler döneminin başkenti olarak Fas’ın kültürel ve dini merkezi olmuştur. Marakeş, Murabıtlar, Muvahhidler ve Saadiler döneminde başkent olarak Fas’ın güney kapısı olmuştur. Meknes, Mevlay İsmail döneminde kısa ama görkemli bir başkentlik dönemi yaşamıştır. Rabat ise 20. yüzyılın başından bu yana Fas’ın başkentidir. Bu dört şehri bir arada gezmek, Fas’ın binlerce yıllık tarihini anlamak için en güzel yoldur.

Dar Camai Müzesi

Meknes medinesinin kenarında, El Hedim Meydanı’nın yakınında, Dar Camai adı verilen 19. yüzyıldan kalma bir saray bulunur. Bu saray, bugün Fas’ın geleneksel sanatlarına ve el sanatlarına ayrılmış bir müze olarak kullanılmaktadır. Müzede halılar, seramikler, ahşap işçiliği, takılar ve geleneksel kıyafetler sergilenir.

Sarayın kendisi de görülmeye değerdir. Avlusundaki Endülüs tarzı bahçe, zellij çinileriyle süslenmiş salonlar ve boyalı ahşap tavanlar, 19. yüzyılın Fas saray mimarisinin güzel örneklerini sunar. Müzenin, uzun bir restorasyon çalışmasının ardından yenilendiği aktarılır.

Meknes Medinesi

Bab Mansur’un karşısında, Meknes’in eski medinesi yer alır. Bu medine, Fes ve Marakeş’in medinelerine göre daha küçük ve daha sakindir. Medinenin dar sokaklarında çarşılar, dükkânlar, camiler ve geleneksel evler bulunur. Meknes medinesi, kalabalıktan uzak, rahat bir gezinti imkânı sunduğu için pek çok ziyaretçi tarafından tercih edilir.

Medinenin en önemli yapılarından biri, 14. yüzyılda Merinîler döneminde inşa edilen Bou İnaniye Medresesi’dir. Bu medrese, Fes’teki aynı adlı medreseden farklıdır ve zellij çinileri, alçı oymaları ve ahşap işçiliğiyle Merinî sanatının güzel bir örneğidir. Medresenin terasından medinenin damları ve Büyük Cami’nin yeşil kiremitli çatısı görülebilir.

Büyük Cami

Meknes medinesinin kalbinde, şehrin Büyük Camisi yer alır. Bu caminin temellerinin 12. yüzyılda Murabıtlar döneminde atıldığı ve sonraki yüzyıllarda genişletildiği aktarılır. Caminin yeşil kiremitli çatısı, medinenin damları arasında belirgin bir şekilde görülür.

Caminin çevresinde, medinenin en eski çarşıları ve dükkânları bulunur. Büyük Cami’nin hemen yanında yer alan Bou İnaniye Medresesi’nin terasından, caminin çatısının ve avlusunun güzel bir görünümü izlenebilir. Caminin içine gayrimüslim ziyaretçilerin girmesine genellikle izin verilmez; ancak kapılardan avlunun huzurlu atmosferini görmek mümkündür.

Çarşılar

Meknes medinesinin çarşıları, Fes ve Marakeş’in çarşılarına göre daha sakin ve daha az turistiktir. Bu nedenle Meknes’te alışveriş yapmak, daha rahat ve samimi bir deneyim sunar. Çarşılarda baharat, zeytin, kuru meyve, kumaş, deri ürünleri, seramik ve el sanatları ürünleri bulunur.

Çarşıların bazı bölümleri, belirli ürünlere ayrılmıştır. Zeytin çarşısında farklı türlerde zeytinler, renkli piramitler hâlinde sergilenir. Baharat çarşısında ise kimyon, zencefil, safran ve Fas’ın ünlü baharat karışımı ras el-hanut gibi baharatların kokuları birbirine karışır. Çarşılarda dolaşmak, Meknes’in günlük yaşamını yakından görmek için güzel bir fırsattır.

Volubilis

Meknes’in yaklaşık otuz kilometre kuzeyinde, Fas’ın en önemli antik kalıntılarından biri olan Volubilis bulunur. Volubilis, Roma döneminde Moritanya eyaletinin önemli şehirlerinden biriydi. Şehrin kalıntıları arasında bir zafer takı, bir bazilika, bir tapınak ve zengin mozaiklerle süslenmiş evler bulunur.

Volubilis, 1997 yılında UNESCO Dünya Mirası Listesi’ne alınmıştır. Daha önce de belirtildiği gibi, Bab Mansur’daki mermer sütunların bu antik şehirden getirildiği aktarılır. Meknes ziyaretini Volubilis gezisiyle birleştirmek, bölgenin farklı dönemlerdeki tarihini bir arada görmek için güzel bir fırsattır.

Mevlay İdris Zerhun

Volubilis’in yakınında, iki tepenin yamacına kurulmuş Mevlay İdris Zerhun adlı kutsal bir kasaba bulunur. Bu kasaba, Fas’ın ilk İslam hanedanının kurucusu I. İdris’in türbesine ev sahipliği yapar. Fas’ta bu kasaba, en kutsal yerlerden biri olarak kabul edilir.

Kasabanın beyaz evleri, yeşil kiremitli türbe çatısı ve dar sokakları, son derece güzel bir manzara oluşturur. Türbenin kendisine gayrimüslim ziyaretçilerin girmesine izin verilmez; ancak kasabanın yukarısındaki seyir noktalarından kasabanın muhteşem görünümü izlenebilir.

Zeytin ve Şarap Bölgesi

Meknes’in çevresi, Fas’ın en önemli zeytin ve üzüm üretim bölgelerinden biridir. Saïs Ovası’nın verimli toprakları ve ılıman iklimi, zeytin ağaçlarının ve bağların yetişmesi için ideal koşullar sunar. Meknes’in zeytinyağı, Fas’ın en kaliteli zeytinyağları arasında kabul edilir.

Meknes’in çevresindeki çiftliklerde, zeytinyağı üretiminin nasıl yapıldığını görmek ve taze zeytinyağı tatmak mümkündür. Şehrin çarşılarında ise farklı türlerde zeytinler, baharatlı zeytin karışımları ve zeytinyağlı ürünler satılır. Bölgenin bu tarım zenginliği, şehrin eski adı olan “Zeytinlerin Meknes’i” ile de uyumludur.

Meknes’in Zanaatları

Meknes, kendine özgü bir zanaat olan demir üzerine gümüş kakma sanatıyla tanınır. Bu sanatta, demirden yapılmış eşyaların yüzeyine ince gümüş teller işlenerek geometrik ve bitkisel desenler oluşturulur. Bu teknikle yapılan tabaklar, kutular, vazolar ve süs eşyaları, Meknes’ten alınabilecek en özel hatıralar arasında yer alır.

Meknes’in medinesinde ve El Hedim Meydanı’nın çevresinde, bu zanaatın ustalarının çalıştığı atölyeler bulunur. Ustaların sabırlı çalışmasını izlemek ve bu eşsiz ürünleri incelemek, Meknes ziyaretinin keyifli bir parçasıdır.

Gümüş kakma ustalarının atölyelerinde, ince gümüş tellerin demir yüzeye çekiçle işlenmesini izlemek mümkündür. Bu titiz çalışma, tek bir eşyanın tamamlanması için saatler, hatta günler gerektirebilir. Ustalar, desenleri çoğu zaman önceden çizmeden, yalnızca deneyimlerine ve hafızalarına dayanarak işler.

Yerel Lezzetler

Meknes’te Fas’ın geleneksel lezzetlerinin yanı sıra bölgeye özgü tatlar da bulunabilir. Şehrin restoranlarında tajinler, kuskus, bastila ve harira çorbası sunulur. El Hedim Meydanı’nın çevresindeki sokak tezgâhlarında ise ızgara etler, salyangoz çorbası ve çeşitli atıştırmalıklar satılır.

Meknes’in çevresinde yetişen zeytinler ve zeytinyağı, yerel mutfağın vazgeçilmez parçalarıdır. Ayrıca bölgede yetişen meyveler ve sebzeler, şehrin çarşılarında taze olarak bulunabilir. Yemeklerin ardından ikram edilen naneli çay ve geleneksel tatlılar, Meknes misafirperverliğinin bir parçasıdır.

Fayton Turu

Meknes’in imparatorluk şehri, geniş bir alana yayıldığı için yürüyerek gezmek oldukça yorucu olabilir. Bu nedenle pek çok ziyaretçi, El Hedim Meydanı’nın yakınından kalkan faytonlarla imparatorluk şehrini gezmeyi tercih eder. Atlı faytonlar, ziyaretçileri surların arasındaki yollardan geçirerek Heri es-Suani’ye, Sahric es-Suani havuzuna ve diğer önemli noktalara götürür.

Fayton turu, Meknes’in dev surlarının arasında yavaşça ilerlerken şehrin büyüklüğünü ve görkemini hissetmek için keyifli bir yoldur. Tur öncesinde güzergâh ve ücret konusunda fayton sürücüsüyle anlaşmanız önerilir.

Sessiz İmparatorluk Şehri

Meknes, Fas’ın imparatorluk şehirleri arasında en az bilineni olarak kabul edilir. Fes ve Marakeş’in kalabalık turist akınına kıyasla, Meknes çok daha sakin bir atmosfere sahiptir. Bu durum, ziyaretçilere şehrin tarihî yapılarını kalabalıktan uzak, rahat bir şekilde gezme imkânı sunar.

Pek çok gezgin, Meknes’in bu sakinliğini en sevdikleri özellik olarak tanımlar. Şehrin sokaklarında yürürken, yerel halkın günlük yaşamını daha yakından gözlemlemek ve otantik bir Fas deneyimi yaşamak mümkündür.

İmparatorluk Şehrinde Bir Gün Hayal Etmek

18. yüzyılın başında Meknes’te bir gün nasıl geçerdi? Sabahın erken saatlerinde, imparatorluk şehrinin dev surlarının arasından yükselen ezan sesleri, şehri uyandırırdı. İnşaat alanlarında binlerce işçi işe koyulur, yeni saraylar, surlar ve bahçeler yükselirdi. Ambarlarda tahıllar depolanır, ahırlarda atlar beslenirdi.

Sarayın avlularında yöneticiler, elçiler ve görevliler sultanı beklerdi. Uzak ülkelerden gelen elçiler, Meknes’in görkemine hayran kalırdı. Akşam saatlerinde ise Sahric es-Suani’nin sularında batan güneş yansır, şehrin surları altın rengine bürünürdü.

Akşam Saatlerinde Meknes

Meknes’te akşam saatleri, El Hedim Meydanı’nın en canlı olduğu zamandır. Güneş batmaya başladığında meydan, sokak sanatçıları, müzisyenler, hikâye anlatıcıları ve yiyecek tezgâhlarıyla dolar. Bab Mansur ise akşam aydınlatıldığında, çinileri ışıklar altında parlayan büyüleyici bir görünüme kavuşur.

Meydanın çevresindeki kafelerin teraslarında oturup naneli çay içerken, meydandaki hareketliliği ve aydınlatılmış Bab Mansur’u izlemek, Meknes’te günü tamamlamanın en güzel yoludur. Meydanın akşam atmosferi, Marakeş’teki ünlü meydana göre daha sakin ve samimi olduğu için pek çok ziyaretçi tarafından tercih edilir.

Ne Zaman Gidilmeli

Meknes, iç kesimde yer aldığı için yaz aylarında oldukça sıcak geçer. Kış aylarında ise hava serin ve zaman zaman yağışlıdır. Meknes’i ziyaret etmek için en uygun dönemler, havanın ılıman olduğu ilkbahar ve sonbahar aylarıdır. İlkbaharda Saïs Ovası’nın yeşil tarlaları ve çiçek açan ağaçları, bölgeye ayrı bir güzellik katar.

Fotoğraf Noktaları

Bab Mansur’u fotoğraflamak için en uygun nokta, El Hedim Meydanı’dır. Meydanın karşı tarafından kapının tamamı, çinileri ve sütunlarıyla birlikte görülebilir. Akşamüstü saatlerinde, kapının çinileri güneşin sıcak ışığında parlar. Meydanın kenarındaki kafelerin teraslarından da kapının güzel bir görünümü elde edilir.

Heri es-Suani’nin ahırlarının sıralı kemerleri ve Sahric es-Suani havuzunun suya yansıyan surları da fotoğraf için ilginç kareler sunar. Mevlay İsmail Türbesi’nin avlularındaki çini ve oyma süslemeleri ise ayrıntı fotoğrafları için idealdir.

Bab el-Mansur süslemeleri
Bab el-Mansur süslemeleri

Ziyaret Rehberi

Bab Mansur ve Meknes surları, yıl boyunca görülebilir. Bab Mansur’u dışarıdan görmek ve El Hedim Meydanı’nda dolaşmak ücretsizdir. Heri es-Suani ve Mevlay İsmail Türbesi gibi yapılar için giriş ücreti alınabileceği ve bu yapıların belirli saatlerde açık olduğu aktarılır. Ziyaret saatlerini önceden kontrol etmeniz önerilir.

Meknes’in imparatorluk şehri oldukça geniş bir alana yayılmıştır. Bu nedenle bu alanı gezmek için faytonlar ya da küçük taksiler kullanılabilir. Meknes’i gezmek için en az bir tam gün ayırmanız önerilir. Volubilis ve Mevlay İdris Zerhun’u da görmek isterseniz bir gün daha eklemeniz faydalı olur.

Gezi İpuçları

  • Bab Mansur’u hem gündüz hem de akşam aydınlatıldığında görün.
  • İmparatorluk şehrini gezmek için fayton turu düşünün.
  • El Hedim Meydanı’nda akşam saatlerinde sokak gösterilerini izleyin.
  • Gezinizi Volubilis ve Mevlay İdris Zerhun ile birleştirin.
  • Demir üzerine gümüş kakma ürünlerini incelemek için atölyeleri ziyaret edin.
  • Yaz aylarında öğle sıcağından kaçının; su ve şapka bulundurun.

Ulaşım

Meknes’e Fes’ten trenle yaklaşık yarım saat ile bir saat arasında, Rabat’tan ise yaklaşık iki ila üç saatte ulaşılabildiği aktarılır. Meknes’in iki tren istasyonu bulunur. Şehir merkezinden Bab Mansur’a taksiyle kolayca gidilebilir.

Fes’te konaklayan pek çok ziyaretçi, Meknes’i ve Volubilis’i günübirlik bir geziyle ziyaret eder. Bu gezi, kiralık bir araç ya da taksiyle kolayca yapılabilir.

Diğer Kalelerle Karşılaştırma

Meknes surları, Fas’ın imparatorluk şehirlerinin sur sistemleri arasında en kapsamlı olanlardan biridir. Komşu şehir Fes‘in surları daha eski ve daha katmanlı bir tarihe sahipken, Meknes’in surları büyük ölçüde tek bir hükümdarın büyük inşa programının ürünüdür. Bab Mansur ve Fes’teki Bab Bou Jeloud, Fas’ın en güzel iki kapısı olarak sıkça karşılaştırılır.

Rabat’taki Udaya Kasbahı ve güneydeki Taourirt Kasbahı ile karşılaştırıldığında, Meknes’in imparatorluk şehri çok daha büyük bir ölçeğe sahiptir. Essaouira ise Mevlay İsmail’in torunu döneminde kurulan ve Avrupa askerî mimarisinden etkilenen bir kale şehri olarak farklı bir mimari anlayışı yansıtır.

Koruma Çalışmaları

Meknes’in tarihî şehri, UNESCO Dünya Mirası statüsü kapsamında koruma altındadır. Son yıllarda Bab Mansur, Mevlay İsmail Türbesi, Heri es-Suani ve surların bazı bölümleri kapsamlı restorasyonlardan geçmiştir. Toprak surların korunması, sürekli bakım gerektiren büyük bir çabadır.

Meknes halkı, şehrin tarihî mirasına büyük bir sevgiyle bağlıdır. Ziyaretçilerin tarihî yapılara saygı göstermesi ve kurallara uyması, bu mirasın gelecek kuşaklara aktarılmasına katkı sağlar.

Bab el-Mansur kemeri
Bab el-Mansur kemeri

Seyahat Bilgisi

Seyahat planı yapmadan önce Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri Bakanlığı’nın güncel seyahat bilgilerini kontrol etmeniz ve giriş koşullarını resmi kaynaklardan teyit etmeniz önerilir.

Sıkça Sorulan Sorular

Bab Mansur ne zaman yapılmıştır?

Kapının inşasına Mevlay İsmail döneminde başlanmış ve kaynaklara göre 1732 civarında oğlu döneminde tamamlanmıştır.

Meknes neden Fas’ın Versay’ı olarak anılır?

Mevlay İsmail’in Meknes’i görkemli saraylar ve bahçelerle donatarak Versay ile yarışabilecek bir başkent yapmak istediği anlatılır.

Heri es-Suani nedir?

İmparatorluk şehrinin dev ambar ve ahır kompleksidir.

Meknes’e nasıl gidilir?

Fes’ten trenle yaklaşık yarım saat ile bir saat arasında, Rabat’tan yaklaşık iki ila üç saatte ulaşılabilir.

Video

Aşağıdaki videoda Meknes’i ve Bab Mansur’u görebilirsiniz.

Neden Görülmeli

Meknes surları ve Bab Mansur, bir hükümdarın hayallerini gerçeğe dönüştürmek için inşa ettirdiği görkemli bir imparatorluk şehrinin izlerini taşır. Çinileriyle parlayan Bab Mansur, kilometrelerce uzanan surlar, dev ambarlar ve havuzlarla Meknes, Fas’ın en etkileyici ama en sakin imparatorluk şehirlerinden biridir.

El Hedim Meydanı’nda oturup Bab Mansur’un çinilerine bakarken, yüzyıllar önceki ihtişamın yankılarını hissedeceksiniz. Sevgiyle kalın.

Fes yolculuğunuzda Meknes’e de bir gün ayırmanızı ve bu sakin imparatorluk şehrini keşfetmenizi öneririz.

Aynı Yolda

Meknes surları ve Sahric Suani havuzu
Meknes surları ve Sahric Suani havuzu

Bir İyilik

Dünyayı daha iyi yapmayan insan insan değildir.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir