Fes Surları ve Bab Bou Jeloud Kapısı
Fas’ın en eski imparatorluk şehri Fes’te, dünyanın en büyük araç trafiğine kapalı kentsel alanlarından biri olan eski medineyi kilometrelerce uzunlukta toprak rengi surlar çevreler. Bu surların en ünlü kapısı ise dış yüzü parlak mavi, iç yüzü yeşil çinilerle süslenmiş görkemli bir kapıdır. Ziyaretçileri binlerce dar sokağın, çarşının ve medresenin bulunduğu eski şehre davet eden bu kapı, Bab Bou Jeloud’dur.
Fes el-Bali olarak bilinen eski Fes medinesi, 1981 yılında UNESCO Dünya Mirası Listesi’ne alınmıştır. Medineyi çevreleyen surlar, yüzyıllar boyunca farklı hanedanlar tarafından inşa edilmiş ve onarılmıştır. Bu yazıda Fes surlarının tarihini, Bab Bou Jeloud başta olmak üzere şehrin kapılarını, kuzey ve güney burçlarını ve ziyaret bilgilerini sakin ve ayrıntılı bir dille ele alıyoruz.

İçindekiler
- Genel Bilgiler
- Konum
- İsmin Anlamı
- Fes’in Kuruluşu
- Surların Tarihi
- Merinîler ve Fes el-Cedid
- Saadi Dönemi
- Alevi Dönemi
- Bab Bou Jeloud Kapısı
- Eski Kapı ve Yeni Kapı
- Kapıdan Görülen Minareler
- Fes’in Diğer Kapıları
- Kuzey ve Güney Burçları
- Merinî Mezarları
- Fes el-Bali Medinesi
- Bou İnaniye Medresesi
- Attarin Medresesi
- Karaviyyin
- İdris Türbesi
- Endülüs Mahallesi
- Şuvara Tabakhanesi
- Fatıma el-Fihri
- Medinede Kaybolmak
- Hanlar ve Fondüklar
- Fes’in Zanaatları
- Fes Mutfağı
- Medinede Bir Gün Hayal Etmek
- Surların Yapımı
- Çeşmeler ve Su
- Bou Jeloud Bahçeleri
- Fes el-Cedid ve Kraliyet Sarayı
- Geleneksel Hamamlar
- Fotoğraf Noktaları
- Ne Zaman Gidilmeli
- Akşam Saatlerinde Fes
- Ziyaret Rehberi
- Gezi İpuçları
- Ulaşım
- Diğer Kalelerle Karşılaştırma
- Koruma Çalışmaları
- Seyahat Bilgisi
- Seyahat Bilgisi
- Sıkça Sorulan Sorular
- Video
- Neden Görülmeli
- Aynı Yolda
Genel Bilgiler
- Adı: Fes Surları ve Bab Bou Jeloud Kapısı
- Konum: Fes, Fas
- Şehrin kuruluşu: 8. yüzyılın sonu – 9. yüzyılın başı
- Surların büyük bölümü: 11. – 13. yüzyıllar ve sonrası
- Bab Bou Jeloud: 1913 (bugünkü süslü kapı)
- Statüsü: UNESCO Dünya Mirası (1981, Fes medinesi)
Koordinatlar: 34.0617° K, 4.9839° B
Google Haritalar’da Bab Bou Jeloud
Konum
Fes, Fas’ın kuzey kesiminde, Orta Atlas Dağları ile Rif Dağları arasındaki verimli bir vadide yer alır. Şehir, Fes Nehri’nin iki yakasına kurulmuştur. Eski medine, nehrin vadisi boyunca yamaçlara yayılır ve çevresindeki tepelerden bakıldığında, toprak rengi evlerin ve minarelerin oluşturduğu muhteşem bir manzara sunar.
Bab Bou Jeloud, eski medinenin batı ucunda yer alır ve medineye giren ziyaretçilerin en sık kullandığı kapıdır. Kapının hemen dışında, 20. yüzyılın başlarında düzenlenen geniş bir meydan ve Bou Jeloud Bahçeleri bulunur. Kapıdan içeri girildiğinde, medinenin iki ana caddesinin başlangıç noktasına ulaşılır.
Kapının önündeki meydan, gün boyu hareketli bir buluşma noktasıdır.
İsmin Anlamı
Bab, Arapça’da kapı anlamına gelir. Bou Jeloud adının kökeni konusunda farklı görüşler bulunur. Bazı kaynaklar, adın “Ebu’l-Cünud”, yani “askerlerin babası” anlamına gelen bir ifadeden türediğini, bunun da yakındaki eski bir kasbanın adıyla ilişkili olduğunu belirtir. Ancak bu konuda kesin bir bilgi bulunmamaktadır.
Fes adının kökeni de tartışmalıdır. Bir anlatıya göre şehrin kurucusu, şehrin temelini atarken altın ya da gümüşten yapılmış bir kazma kullanmış ve şehrin adı, Arapça’da kazma anlamına gelen “fas” kelimesinden gelmiştir. Bu güzel hikâyenin ne ölçüde gerçeğe dayandığı ise bilinmemektedir.
Fes’in Kuruluşu
Fes, 8. yüzyılın sonlarında İdrisi hanedanının kurucusu I. İdris tarafından kurulmuştur. Kaynaklara göre şehrin ilk temelleri 789 yılı civarında, Fes Nehri’nin doğu yakasında atılmıştır. I. İdris’in oğlu II. İdris ise 808-809 yılları civarında nehrin batı yakasında ikinci bir şehir kurmuştur. Bu iki şehir, uzun yıllar boyunca ayrı surlarla çevrili iki ayrı yerleşim olarak varlığını sürdürmüştür.
9. yüzyılda bu iki şehre farklı yerlerden göçmenler gelmiştir. Endülüs’ten gelen aileler nehrin doğu yakasına, Kayrevan’dan gelen aileler ise batı yakasına yerleşmiştir. Bu nedenle iki yakaya Endülüslüler Mahallesi ve Kayrevanlılar Mahallesi adları verilmiştir. Kayrevanlı bir kadın olan Fatıma el-Fihri’nin 859 yılında kurduğu Karaviyyin Camisi ve eğitim kurumu, dünyanın hâlâ faaliyet gösteren en eski eğitim kurumlarından biri olarak kabul edilir.

Surların Tarihi
Fes’in iki yakasının tek bir surla çevrilmesi, 11. yüzyılda Murabıtlar döneminde gerçekleşmiştir. Murabıtlar, iki şehri birleştirmiş ve tek bir sur sistemiyle kuşatmıştır. 12. yüzyılın sonlarında Muvahhidler döneminde surlar büyük ölçüde yeniden inşa edilmiş ve genişletilmiştir. Bugün görülen surların önemli bir bölümünün temellerinin Muvahhidler döneminden kaldığı kabul edilir.
Sonraki yüzyıllarda, Merini, Saadi ve Alevi hanedanları dönemlerinde surlar defalarca onarılmış, bazı bölümleri yeniden inşa edilmiş ve yeni kapılar eklenmiştir. Bu nedenle Fes surları, farklı dönemlerin izlerini taşıyan katmanlı bir yapıya sahiptir. Surlar, sıkıştırılmış toprak tekniğiyle inşa edilmiş ve belirli aralıklarla kare biçimli kulelerle güçlendirilmiştir.
Merinîler ve Fes el-Cedid
13. yüzyılda Fas’ın yönetimine gelen Merinî hanedanı, Fes’i başkent olarak seçmiştir. Merinîler, 1276 yılında eski medinenin batısında yeni bir saray şehri inşa etmiştir. Bu yeni şehre Fes el-Cedid, yani “Yeni Fes” adı verilmiştir. Fes el-Cedid, kendi surlarıyla çevrili, içinde saraylar, camiler ve yönetim binaları bulunan bir şehirdi.
Merinîler dönemi, Fes’in en parlak dönemlerinden biri olarak kabul edilir. Bu dönemde şehirde pek çok medrese, cami, çeşme ve han inşa edilmiştir. Bou İnaniye ve Attarin medreseleri, Merinî mimarisinin en güzel örnekleri arasında yer alır. Fes, bu dönemde İslam dünyasının önemli ilim ve kültür merkezlerinden biri hâline gelmiştir.
Saadi Dönemi
16. yüzyılda Fas’ın yönetimine gelen Saadi hanedanı, başkentini Marakeş’e taşımıştır. Ancak Fes, bu dönemde de önemli bir şehir olmaya devam etmiştir. Saadiler, Fes’i kontrol altında tutmak ve şehri gözetlemek amacıyla medineye bakan tepelere Borj Nord ve Borj Sud gibi burçlar inşa ettirmiştir.
Bu burçlar, dönemin yeni silah teknolojisine uygun olarak tasarlanmıştır. Kalın duvarları ve top platformlarıyla, eski toprak surlardan farklı bir savunma anlayışını yansıtır. Saadi döneminde Fes’te bazı çeşmeler ve camiler de onarılmış ya da yeniden inşa edilmiştir.
Alevi Dönemi
17. yüzyılın ikinci yarısında Fas’ın yönetimine gelen Alevi hanedanı, Fes’i yeniden önemli bir merkez hâline getirmiştir. Bu dönemde şehrin surları onarılmış, yeni kapılar eklenmiş ve pek çok tarihî yapı restore edilmiştir. Alevi sultanları, Fes’te yeni saraylar ve bahçeler de inşa ettirmiştir.
Alevi hanedanı bugün de Fas’ı yönetmektedir ve Fes, Fas’ın dört imparatorluk şehrinden biri olarak önemini korumaktadır. Diğer imparatorluk şehirleri Marakeş, Meknes ve Rabat’tır. Fes, bu şehirler arasında en eski ve kültürel açıdan en zengin olanı olarak kabul edilir.

Bab Bou Jeloud Kapısı
Bab Bou Jeloud, Fes’in en ünlü ve en çok fotoğraflanan kapısıdır. Bugün gördüğümüz süslü kapı, 1913 yılında inşa edilmiştir. Kapının bulunduğu yerde daha önce daha sade bir kapı bulunduğu ve bu eski kapının, yeni kapının hemen yanında bugün de görülebildiği aktarılır. Yeni kapı, medineye daha kolay ulaşım sağlamak ve şehrin girişine görkemli bir görünüm kazandırmak amacıyla yapılmıştır.
Kapı, üç at nalı biçimli kemerden oluşur. Ortadaki kemer en büyük olanıdır ve iki yanındaki kemerler daha küçüktür. Kemerlerin çevresi ve kapının cephesinin tamamı, zellij adı verilen renkli çini mozaiklerle kaplanmıştır. Kapının dışa bakan yüzü parlak mavi, medineye bakan iç yüzü ise yeşil çinilerle süslenmiştir.
Mavi rengin Fes’in geleneksel rengi olduğu, yeşil rengin ise İslam’ı ve Fes’in kutsal yerlerini simgelediği aktarılır. Kapının çinilerinde, geometrik desenler, bitkisel motifler ve Arapça hat yazıları bir arada kullanılmıştır. Kapının üst kısmında ise ahşap oymalarla süslenmiş bir saçak bulunur.
Eski Kapı ve Yeni Kapı
Bab Bou Jeloud’un yanında, daha eski ve sade bir kapının bulunduğu aktarılır. Bu eski kapı, kalın toprak surların içinden geçen dolambaçlı bir geçide sahipti. Eski kapıların bu tür dolambaçlı geçitleri, şehre giren birinin doğrudan ilerlemesini engellemek ve savunmayı kolaylaştırmak amacıyla tasarlanmıştı.
1913 yılında inşa edilen yeni kapı ise düz bir geçide sahiptir ve medineye doğrudan giriş sağlar. Bu fark, kapının savunma amacından çok, şehrin girişine görkemli bir görünüm kazandırmak ve ulaşımı kolaylaştırmak amacıyla yapıldığını gösterir. Eski ve yeni kapıyı yan yana görmek, Fes’in farklı dönemlerdeki ihtiyaçlarının mimariye nasıl yansıdığını anlamak için ilginç bir fırsattır.
Kapıdan Görülen Minareler
Bab Bou Jeloud’un en büyüleyici özelliklerinden biri, kemerlerinden medinenin içine bakıldığında görülen minarelerdir. Ortadaki büyük kemerin içinden, medinenin içinde yükselen Bou İnaniye Medresesi’nin minaresi ve bir başka caminin minaresi görülür. Bu manzara, adeta bir tablo gibi kapının çerçevesi içine yerleşir.
Bu görüntü, Fes’in en ikonik fotoğraflarından biridir. Kapının dışındaki meydandan bakıldığında, mavi çinilerle çevrili kemerlerin içinden yükselen minareler, ziyaretçilere medinenin içindeki zengin dünyaya dair ilk ipucunu verir.
Fes’in Diğer Kapıları
Fes’in eski medinesini çevreleyen surlarda, pek çok tarihî kapı bulunur. Bunların en eski ve en etkileyicilerinden biri, Muvahhidler döneminde inşa edilen Bab Mahruk’tur. Bu kapı, sade ama güçlü yapısıyla Muvahhid mimarisinin özelliklerini taşır. Medinenin kuzeyinde yer alan Bab Guissa ve doğusunda yer alan Bab Ftouh da şehrin önemli tarihî kapıları arasındadır.
Fes el-Cedid’in en görkemli kapısı ise kraliyet sarayının girişindeki Bab el-Makhzen’dir. Bu kapı, altın renkli pirinç kapı kanatları, zengin zellij çinileri ve oyma sedir ağacı süslemeleriyle Fas’ın en güzel kapılarından biri olarak kabul edilir. Sarayın kendisi ziyaretçilere kapalı olsa da, bu görkemli kapının önünde fotoğraf çekmek mümkündür.

Kapıların her birinin, şehrin farklı bir yönüne ve farklı bir bölgesine açılan bir geçit olduğu, Fes’in ticaret ve ulaşım ağının bu kapılar etrafında şekillendiği aktarılır.
Kuzey ve Güney Burçları
Fes’in eski medinesine bakan tepelerin üzerinde, Borj Nord ve Borj Sud olarak bilinen iki büyük burç bulunur. Bu burçlar, 16. yüzyılın sonlarında Saadi hanedanı döneminde inşa edilmiştir. Burçların, şehri gözetlemek ve savunmak amacıyla yapıldığı kabul edilir. Borj Nord’un tasarımında, dönemin Avrupa askerî mimarisinin etkileri görüldüğü aktarılır.
Borj Nord, bugün silah müzesi olarak kullanılmaktadır. Müzede farklı dönemlere ve ülkelere ait tarihî silahlar sergilenir. Burcun bulunduğu tepeden, eski medinenin muhteşem bir panoraması izlenebilir. Borj Sud ise daha az ziyaret edilen ama yine de güzel bir manzara sunan bir noktadır.
Merinî Mezarları
Borj Nord’un yakınında, medineye bakan tepenin üzerinde, Merinî Mezarları olarak bilinen kalıntılar bulunur. Bu kalıntılar, 14. yüzyılda Merinî hanedanı döneminde inşa edilmiş türbelerin harabeleridir. Bugün yalnızca toprak duvarların ve kemerlerin kalıntıları ayaktadır.
Merinî Mezarları, Fes’in en popüler seyir noktalarından biridir. Özellikle gün batımı saatlerinde, buradan eski medinenin binlerce evini, minarelerini ve yeşil kiremitli cami çatılarını izlemek unutulmaz bir deneyim sunar. Gün batarken medinenin her köşesinden yükselen ezan sesleri, bu manzaraya ayrı bir büyü katar.
Fes el-Bali Medinesi
Bab Bou Jeloud’dan içeri adım atan ziyaretçiler, dünyanın en büyük ve en iyi korunmuş ortaçağ şehirlerinden birine girmiş olur. Fes el-Bali, binlerce dar sokaktan, çıkmaz yoldan, merdivenden ve geçitten oluşan karmaşık bir labirent yapısına sahiptir. Medinenin sokaklarının büyük bölümü araç trafiğine kapalıdır ve mallar hâlâ eşekler ve katırlarla taşınır.
Medinenin iki ana caddesi, Tala’a Kebira ve Tala’a Sghira, Bab Bou Jeloud’un yakınından başlayarak medinenin kalbine, Karaviyyin Camisi’nin çevresine doğru iner. Bu caddeler boyunca çarşılar, dükkânlar, atölyeler, camiler, medreseler, çeşmeler ve hanlar sıralanır. Medinede kaybolmak neredeyse kaçınılmazdır; ancak bu kayboluş, Fes deneyiminin en büyüleyici parçalarından biridir.

Bou İnaniye Medresesi
Bab Bou Jeloud’un hemen yakınında, Tala’a Kebira caddesinin başında, Bou İnaniye Medresesi yer alır. Bu medrese, 14. yüzyılın ortalarında Merinî Sultanı Ebu İnan tarafından inşa ettirilmiştir. Medrese, Fes’in en görkemli yapılarından biri olarak kabul edilir ve hem eğitim kurumu hem de cami olarak kullanılmıştır.
Medresenin avlusu, zellij çinileri, oyma alçı süslemeleri ve sedir ağacından yapılmış ahşap işçiliğiyle büyüleyici bir görünüme sahiptir. Avlunun ortasında bir havuz, çevresinde ise öğrencilerin kaldığı odalar bulunur. Medresenin minaresi, Bab Bou Jeloud’un kemerlerinden görülebilen minarelerden biridir. Medresenin, gayrimüslim ziyaretçilerin girebildiği az sayıdaki dini yapılardan biri olduğu aktarılır.
Attarin Medresesi
Karaviyyin Camisi’nin hemen yakınında, Attarin Medresesi bulunur. Bu medrese, 14. yüzyılın başlarında Merinî Sultanı Ebu Said Osman tarafından inşa ettirilmiştir. Medresenin adı, yakınındaki baharatçılar çarşısından gelir. Attarin, Arapça’da baharatçı ya da güzel koku satıcısı anlamına gelir.
Attarin Medresesi, Bou İnaniye’ye göre daha küçük olsa da, süslemelerinin inceliği bakımından Merinî mimarisinin en zarif örneklerinden biri olarak kabul edilir. Avlunun duvarlarını kaplayan zellij çinileri, alçı oymaları ve sedir ağacı işçiliği, ziyaretçileri hayran bırakır. Medresenin üst katındaki öğrenci odalarından ve terastan, Karaviyyin Camisi’nin yeşil kiremitli çatısı görülebilir.
Karaviyyin
Fes medinesinin kalbinde, Karaviyyin Camisi ve eğitim kurumu yer alır. Daha önce de belirtildiği gibi, bu kurum 859 yılında Kayrevanlı bir kadın olan Fatıma el-Fihri tarafından kurulmuştur. Karaviyyin, sonraki yüzyıllarda büyük bir ilim merkezi hâline gelmiş ve Kuzey Afrika ile Endülüs’ün dört bir yanından öğrencileri ve âlimleri bir araya getirmiştir.
Karaviyyin’in kütüphanesi, dünyanın en eski kütüphanelerinden biri olarak kabul edilir ve değerli el yazmalarına ev sahipliği yapar. Kütüphanenin, uzun bir restorasyon çalışmasının ardından yeniden düzenlendiği aktarılır. Caminin içine gayrimüslim ziyaretçilerin girmesine genellikle izin verilmez; ancak kapılardan avlunun güzelliğini görmek mümkündür.
İdris Türbesi
Fes medinesinin kalbinde, şehrin kurucularından II. İdris’in türbesi bulunur. Bu türbe, Fes halkı için en kutsal yerlerden biri olarak kabul edilir. Türbe, yüzyıllar boyunca pek çok kez yeniden inşa edilmiş ve genişletilmiştir. Bugünkü yapının büyük bölümü 18. yüzyıla aittir.
Türbenin çevresindeki sokaklar, mum, tütsü, kuru meyve ve geleneksel tatlılar satan dükkânlarla doludur. Türbenin kendisine gayrimüslim ziyaretçilerin girmesine izin verilmez; ancak türbenin süslü girişlerini ve çevresindeki hareketli yaşamı dışarıdan görmek mümkündür. Türbe, Fes’in dini ve kültürel yaşamının önemli bir merkezidir.
Endülüs Mahallesi
Fes Nehri’nin doğu yakasında yer alan Endülüs Mahallesi, 9. yüzyılda Endülüs’ten gelen ailelerin yerleştiği bölgedir. Bu mahallenin merkezinde, Endülüslüler Camisi bulunur. Caminin görkemli kapısı, zengin süslemeleriyle dikkat çeker.
Endülüs Mahallesi, medinenin Karaviyyin tarafına göre daha sakin bir atmosfere sahiptir. Mahallenin sokaklarında yürürken, geleneksel evler, küçük camiler ve zanaat atölyeleri görülebilir. Bab Ftouh, bu mahallenin doğu ucundaki önemli bir kapıdır.
Şuvara Tabakhanesi
Fes medinesinin en tanınmış manzaralarından biri, Şuvara Tabakhanesi’dir. Bu tabakhane, yüzyıllardır aynı yöntemlerle deri işlemenin yapıldığı geleneksel bir atölyedir. Tabakhanenin avlusunda, farklı renklerde boyalarla dolu taş havuzlar, petek gibi yan yana sıralanır. Çalışanlar, derileri bu havuzlarda yıkar, işler ve boyar.
Tabakhaneyi görmek için, çevresindeki deri dükkânlarının teraslarına çıkılır. Bu teraslardan, renkli havuzların ve çalışanların muhteşem bir görünümü izlenebilir. Tabakhanenin keskin kokusu nedeniyle, ziyaretçilere genellikle burunlarına tutmaları için nane yaprakları verilir. Bu deneyim, Fes’in en unutulmaz anlarından biri olarak anılır.

Fatıma el-Fihri
Fes’in tarihinde özel bir yere sahip olan Fatıma el-Fihri, 9. yüzyılda yaşamış Kayrevanlı bir kadındır. Ailesiyle birlikte Fes’e göç eden Fatıma, babasından kalan mirası, şehrin topluluğuna hizmet edecek bir cami ve eğitim kurumu kurmak için kullanmıştır. Kaynaklara göre caminin inşası 859 yılında başlamıştır.
Fatıma el-Fihri’nin kurduğu Karaviyyin, sonraki yüzyıllarda büyük bir ilim merkezi hâline gelmiş ve İslam dünyasının önde gelen âlimlerini yetiştirmiştir. Fatıma’nın bu cömert girişimi, bugün de Fes’te ve dünyanın farklı yerlerinde saygıyla anılmaktadır. Onun hikâyesi, ilme ve topluma hizmete adanmış bir hayatın güzel bir örneği olarak kabul edilir. Fatıma’nın kız kardeşi Meryem’in de Endülüslüler Camisi’nin kurulmasında rol oynadığı aktarılır.
Medinede Kaybolmak
Fes medinesini ziyaret eden hemen herkes, bir noktada yolunu kaybeder. Medinenin dokuz bin civarında sokak ve çıkmaz yoldan oluştuğu aktarılır. Sokakların çoğu dar ve dolambaçlıdır, bazıları yalnızca bir kişinin geçebileceği genişliktedir. Bazı sokaklar bir anda bir avluya, bir merdivene ya da bir çıkmaza açılır.
Ancak medinede kaybolmak, aslında Fes’i keşfetmenin en güzel yollarından biridir. Kaybolduğunuzda, ana caddelerde göremeyeceğiniz sakin mahallelere, gizli avlulara, küçük çeşmelere ve atölyelere rastlarsınız. Yolunuzu bulmak için ana caddelere doğru, yani genellikle eğimin yukarı ya da aşağı yönüne doğru ilerlemek yardımcı olabilir. Yerel halktan yardım istemek de mümkündür; ancak bu durumda bir ücret talep edilebileceğini göz önünde bulundurmak gerekir.
Hanlar ve Fondüklar
Fes medinesinde, fondük adı verilen pek çok tarihî han bulunur. Bu hanlar, eskiden şehre gelen tüccarların konakladığı, mallarını depoladığı ve hayvanlarını barındırdığı yapılardı. Fondüklar genellikle iki ya da üç katlı olup, ortasında geniş bir avlu ve çevresinde odalar bulunur.
Bugün bu hanların bir kısmı zanaat atölyelerine, dükkânlara ya da müzelere dönüştürülmüştür. Nejjarin Fondüğü, ahşap sanatları müzesi olarak düzenlenmiştir ve Fas’ın geleneksel ahşap işçiliğinin güzel örneklerini sergiler.
Fes’in Zanaatları
Fes, yüzyıllardır Fas’ın zanaat başkenti olarak kabul edilir. Medinenin sokaklarında, her biri belirli bir zanaata ayrılmış çarşılar bulunur. Bakırcılar Meydanı’nda ustaların çekiç sesleri yankılanırken, dokumacılar, ahşap oymacıları, seramikçiler, deri ustaları ve terziler kendi atölyelerinde çalışır.
Fes’in en ünlü zanaatlarından biri, mavi ve beyaz renkli seramiklerdir. Fes mavisi olarak bilinen bu renk, şehrin seramiklerinin simgesidir. Ayrıca zellij çini ustalığı da Fes’te en yüksek seviyesine ulaşmıştır. Bab Bou Jeloud’un çinileri de bu ustalığın güzel bir örneğidir. Fes’in ustaları, Fas’ın dört bir yanındaki saraylarda, camilerde ve konaklarda çalışmıştır.
Fes’in zanaat çarşılarında dolaşırken, ustaların çoğunun mesleği babalarından ve dedelerinden öğrendiğini ve aynı atölyede kuşaklardır çalıştığını duymak mümkündür. Bu süreklilik, Fes’in zanaat geleneğinin yüzyıllar boyunca canlı kalmasının en önemli nedenidir.
Fes Mutfağı
Fes, Fas mutfağının en rafine ve en zengin örneklerini sunan şehirlerden biri olarak kabul edilir. Şehrin en ünlü yemeklerinden biri, ince yufka katmanları arasında tavuk, badem ve baharatlarla hazırlanan ve üzerine pudra şekeri ile tarçın serpilen bastiladır. Bu tatlı-tuzlu börek, Fes mutfağının simgesi olarak anılır.
Fes’te ayrıca tajinler, kuskus, harira çorbası ve çeşitli geleneksel tatlılar tadılabilir. Medinenin sokaklarında satılan taze ekmekler, kızarmış atıştırmalıklar ve naneli çay, şehrin sokak lezzetlerinin vazgeçilmez parçalarıdır. Medinedeki geleneksel konaklarda hizmet veren restoranlarda, Fes mutfağının en güzel örneklerini tatmak mümkündür.
Medinede Bir Gün Hayal Etmek
14. yüzyılda Fes’te bir gün nasıl geçerdi? Sabahın erken saatlerinde şehrin yüzlerce minaresinden yükselen ezan sesleri, medinenin sakinlerini uyandırırdı. Çarşılarda dükkânlar açılır, zanaatkârlar atölyelerine koyulur, kervanlar hanlara yük boşaltırdı. Medreselerde öğrenciler derslere başlar, Karaviyyin’in avlusunda âlimler ders verirdi.
Şehrin kapılarından, Fas’ın dört bir yanından gelen tüccarlar, öğrenciler ve yolcular içeri girerdi. Akşam saatlerinde ise şehrin kapıları kapanır, medine sessizliğe bürünürdü. Bu canlı ve zengin yaşam, Fes’i yüzyıllar boyunca İslam dünyasının en önemli şehirlerinden biri hâline getirmiştir.
Surların Yapımı
Fes surları, büyük ölçüde sıkıştırılmış toprak tekniğiyle inşa edilmiştir. Bu teknikte, ahşap kalıpların içine toprak, kireç, çakıl ve su karışımı doldurulur ve tokmaklarla sıkıştırılır. Bu yöntemle oluşturulan duvarlar, oldukça sağlam ve dayanıklıdır. Surların bazı bölümlerinde ise taş ve tuğla da kullanılmıştır.
Surların üzerinde belirli aralıklarla kare biçimli kuleler bulunur. Bu kuleler, surların savunmasını güçlendirmek amacıyla yapılmıştır. Surların üst kısmında, mazgallı bir korkuluk ve nöbetçilerin yürüdüğü bir yol bulunur. Surların toplam uzunluğunun birkaç kilometreyi bulduğu ve hem eski medineyi hem de Fes el-Cedid’i kapsadığı aktarılır.
Surların duvarlarında, yapım sırasında kullanılan ahşap kalıp kirişlerinin bıraktığı küçük delikler görülebilir. Bu delikler, zamanla kuşların yuva yaptığı oyuklara dönüşmüştür. Surların yanından geçerken, bu deliklerden uçup giren serçeleri ve leylekleri görmek mümkündür.
Surların bazı bölümleri, bugün medinenin çevresinde dolaşan yolların kenarında yükselir. Bu yollarda araçla ya da yürüyerek ilerlerken, surların büyüklüğünü ve uzunluğunu daha iyi kavramak mümkündür. Özellikle akşamüstü saatlerinde, surların toprak rengi batan güneşin ışığında sıcak tonlara bürünür.
Çeşmeler ve Su
Fes medinesi, yüzyıllardır gelişmiş bir su dağıtım sistemine sahiptir. Fes Nehri’nden ve çevredeki kaynaklardan gelen su, kanallar ve borular aracılığıyla şehrin dört bir yanına dağıtılır. Bu sistem sayesinde medinenin her mahallesinde, camilerde, hamamlarda ve evlerde su bulunur.
Medinenin sokaklarında, zellij çinileri ve ahşap oymalarla süslenmiş pek çok çeşme bulunur. Bu çeşmelerin en tanınmışlarından biri, Nejjarin Meydanı’ndaki çeşmedir. Nejjarin Meydanı’nda ayrıca eski bir han bulunur ve bu han bugün ahşap sanatları müzesi olarak kullanılmaktadır. Çeşmeler, medinenin günlük yaşamının ve sanatının önemli bir parçasıdır.
Bou Jeloud Bahçeleri
Bab Bou Jeloud’un yakınında, Bou Jeloud Bahçeleri olarak bilinen geniş bir park bulunur. Bu bahçeler, eski saray bahçelerinin bir bölümüdür ve 20. yüzyılda halka açılmıştır. Bahçelerde yüksek palmiyeler, servi ağaçları, çiçek tarhları ve havuzlar bulunur.
Medinenin kalabalık ve hareketli sokaklarından sonra bu bahçelerde dinlenmek, ziyaretçiler için güzel bir mola fırsatı sunar. Bahçeler, Fes halkının da sevdiği bir buluşma ve dinlenme yeridir. Akşamüstü saatlerinde bahçelerde yürüyüş yapan aileler ve sohbet eden gençler görmek mümkündür.
Fes el-Cedid ve Kraliyet Sarayı
Fes el-Cedid, Merinîler tarafından 13. yüzyılda kurulan saray şehridir. Bu bölgede, bugün de Fas kralının Fes’teki sarayı bulunur. Sarayın görkemli kapısı Bab el-Makhzen, Fes’in en çok fotoğraflanan yapılarından biridir. Kapının altın renkli pirinç kanatları, güneş ışığında parlar ve zellij çinileriyle çevrili kemerleriyle etkileyici bir görünüm oluşturur.
Fes el-Cedid’in sokaklarında, eski medineye göre daha geniş caddeler ve daha düzenli bir yapı görülür. Bölgede, 19. yüzyıldan kalma tarihî yapılar, çarşılar ve konutlar bulunur. Fes el-Cedid’i gezmek, Fes’in farklı dönemlerdeki gelişimini anlamak için güzel bir fırsattır.
Geleneksel Hamamlar
Fes medinesinde, yüzyıllardır kullanılan pek çok geleneksel hamam bulunur. Bu hamamlar, medinenin sosyal yaşamının önemli bir parçasıdır. Geleneksel olarak her mahallenin bir camisi, bir fırını, bir çeşmesi ve bir hamamı bulunurdu. Bu düzen, mahallelerin kendi kendine yeten topluluklar olarak yaşamasını sağlıyordu.
Ziyaretçiler, medinedeki bazı hamamlarda geleneksel Fas hamamı deneyimini yaşayabilir. Bu deneyimde, sıcak buharlı odalarda dinlendikten sonra, siyah sabun adı verilen geleneksel bir sabunla yıkanılır ve kese yapılır. Medinenin yorucu sokaklarından sonra bir hamamda dinlenmek, günün en keyifli anlarından biri olabilir.
Fotoğraf Noktaları
Bab Bou Jeloud’u fotoğraflamak için en uygun nokta, kapının dışındaki meydandır. Buradan kapının mavi çinileri ve kemerlerinden görülen minareler bir arada yakalanabilir. Sabahın erken saatlerinde meydan daha sakin olduğu için kalabalıksız fotoğraflar çekmek daha kolaydır.
Eski medinenin panoramik görüntüsü için Merinî Mezarları ve Borj Nord en iyi seçeneklerdir. Medinenin içinde ise renkli çarşılar, zanaat atölyeleri ve tabakhane terasları güzel kareler sunar. İnsanların fotoğrafını çekmeden önce izin istemek, Fas’ta saygılı bir davranış olarak kabul edilir.
Ne Zaman Gidilmeli
Fes, iç kesimde yer aldığı için yaz aylarında oldukça sıcak, kış aylarında ise serin ve yağışlı geçer. Bu nedenle Fes’i ziyaret etmek için en uygun dönemler, havanın ılıman olduğu ilkbahar ve sonbahar aylarıdır. Bu dönemlerde medinenin sokaklarında yürümek ve çevredeki tepelerden manzara izlemek oldukça keyiflidir.
Fes’te her yıl haziran ayında düzenlenen Dünya Kutsal Müzikleri Festivali, şehrin en önemli kültürel etkinliklerinden biridir. Bu festivalde dünyanın dört bir yanından gelen müzisyenler, tarihî mekânlarda konserler verir. Ziyaretinizi bu festivale denk getirmek, Fes’in kültürel zenginliğini yakından tanımak için güzel bir fırsat olabilir.
Akşam Saatlerinde Fes
Fes’te akşamüstü saatleri, günün en büyüleyici anlarıdır. Güneş batmaya başladığında, medinenin toprak rengi evleri altın tonlarına bürünür. Merinî Mezarları’ndan ya da bir riyadın terasından medineye bakıldığında, yüzlerce minareden aynı anda yükselen akşam ezanı, unutulmaz bir atmosfer yaratır.
Gün battıktan sonra medinenin ana caddeleri bir süre daha hareketli kalır; ancak ara sokaklar hızla sessizleşir. Akşam yemeğini bir riyadın avlusunda ya da terasında yemek, Fes’te günü tamamlamanın en güzel yoludur.

Ziyaret Rehberi
Bab Bou Jeloud ve Fes surları, yıl boyunca ve günün her saatinde görülebilir. Medineyi gezmek ücretsizdir; ancak medreseler, müzeler ve bazı tarihî yapılar için giriş ücreti alınır. Medinenin karmaşık yapısı nedeniyle, ilk ziyarette resmî lisanslı bir rehberle gezmek, hem yolunuzu bulmanıza hem de medinenin tarihini daha iyi anlamanıza yardımcı olabilir.
Medineyi gezmek için en az bir tam gün ayırmanız önerilir. Ancak Fes’in zenginliğini gerçekten tanımak için iki ya da üç gün ayırmak daha uygundur. Medinede geleneksel konaklardan dönüştürülmüş pek çok riyad bulunur ve bu riyadlarda konaklamak, Fes deneyimini daha da zenginleştirir.
Gezi İpuçları
- Medinede yolunuzu kaybetmeniz doğaldır; bir harita uygulaması ya da rehber faydalı olur.
- Rahat ayakkabılar giyin; medinenin sokakları dar, yokuşlu ve yer yer kaygandır.
- Eşek ve katırlarla taşıma yapılan sokaklarda “balak” uyarısını duyduğunuzda kenara çekilin.
- Gün batımını Merinî Mezarları’ndan izleyin.
- Tabakhaneyi ziyaret ederken nane yaprağı yanınızda olsun.
- Camilere girişin genellikle yalnızca Müslümanlara açık olduğunu unutmayın.
Ulaşım
Fes’e Fas’ın büyük şehirlerinden trenle kolayca ulaşılabilir. Rabat’tan trenle yaklaşık iki ila üç saatte, Kazablanka’dan yaklaşık üç ila dört saatte ulaşılabildiği aktarılır. Fes’in havalimanı, bazı Avrupa şehirlerine ve Fas’ın diğer şehirlerine uçuşlara sahiptir.
Fes’in tren istasyonundan Bab Bou Jeloud’a taksiyle yaklaşık on beş dakikada ulaşılabilir. Fes’te küçük kırmızı taksiler, şehir içi ulaşım için yaygın olarak kullanılır.
Diğer Kalelerle Karşılaştırma
Fes surları, Fas’ın imparatorluk şehirlerinin sur sistemlerinin en eski ve en kapsamlı örneklerinden biridir. Rabat’taki Udaya Kasbahı‘nın surları da Muvahhidler dönemine ait olup Fes surlarıyla benzer bir mimari geleneği paylaşır. Essaouira ise 18. yüzyılda planlı olarak kurulmuş daha genç bir kale şehridir.
Güneydeki Taourirt Kasbahı gibi toprak kasbalarla karşılaştırıldığında, Fes surları da aynı sıkıştırılmış toprak tekniğiyle inşa edilmiştir; ancak çok daha büyük bir ölçekte. Mazagan‘ın Portekiz kalesi ise Avrupa Rönesans mimarisini yansıtır. Bu çeşitlilik, Fas’ın tahkimat mimarisinin ne kadar zengin olduğunu gösterir.
Koruma Çalışmaları
Fes medinesi, UNESCO Dünya Mirası statüsü kapsamında koruma altındadır. Medinenin surları, kapıları, camileri, medreseleri ve evleri için kapsamlı restorasyon programları yürütülmektedir. Son yıllarda Bou İnaniye ve Attarin medreseleri, Karaviyyin kütüphanesi ve pek çok tarihî han restore edilmiştir.
Medinenin canlı bir yaşam alanı olarak korunması da büyük önem taşır. Fes el-Bali’de bugün de on binlerce insan yaşar ve geleneksel zanaatlar sürdürülür. Bu canlı yaşamın korunması, medinenin ruhunun gelecek kuşaklara aktarılmasını sağlar.

Seyahat Bilgisi
Seyahat planı yapmadan önce Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri Bakanlığı’nın güncel seyahat bilgilerini kontrol etmeniz ve giriş koşullarını resmi kaynaklardan teyit etmeniz önerilir.
Sıkça Sorulan Sorular
Bab Bou Jeloud ne zaman yapılmıştır?
Bugünkü süslü kapı 1913 yılında inşa edilmiştir. Yanında daha eski bir kapının izleri bulunur.
Kapı neden dışta mavi, içte yeşil?
Mavinin Fes’in geleneksel rengi, yeşilin ise İslam’ın ve şehrin kutsal yerlerinin simgesi olduğu aktarılır.
Fes surları ne zaman inşa edilmiştir?
Surların büyük bölümü 11. ve 13. yüzyıllar arasında Murabıtlar ve Muvahhidler döneminde inşa edilmiş, sonraki dönemlerde onarılmıştır.
Fes medinesinde kaybolur muyum?
Medinenin labirent yapısı nedeniyle kaybolmak olasıdır; bir rehber ya da harita uygulaması faydalı olur.
Video
Aşağıdaki videoda Bab Bou Jeloud’u ve Fes medinesini görebilirsiniz.
Neden Görülmeli
Fes surları ve Bab Bou Jeloud, dünyanın en büyüleyici ortaçağ şehirlerinden birine açılan kapıdır. Mavi çinileriyle parlayan kapı, kemerlerinden görülen minareler, binlerce dar sokağıyla medine, yüzyıllık medreseler ve zanaat atölyeleriyle Fes, ziyaretçileri zamanın durduğu bir dünyaya davet eder.
Bab Bou Jeloud’un mavi kemerinin altından geçip medinenin kalabalığına karıştığınızda, binlerce yıllık bir şehrin nabzını hissedeceksiniz. Sevgiyle kalın.
Fas yolculuğunuzda Fes’e en az iki gün ayırmanızı ve medinenin sokaklarında acele etmeden kaybolmanızı öneririz.
Aynı Yolda
- Udaya Kasbahı – Rabat’ta Atlas Okyanusu’na bakan kale
- Taourirt Kasbahı – Varzazat’ın kerpiç sarayı
- Essaouira Surları – Rüzgârlar şehrinin deniz kalesi
- El Cedide Portekiz Sarnıcı – Mazagan surları ve sarnıcı


2 thoughts on “Fes Surları ve Bab Bou Jeloud Kapısı”