Tobolsk Kremlini: Sibirya’nın Tek Taş Kalesi

Ural Dağları’nın doğusunda, Sibirya’nın uçsuz bucaksız ormanları ve bataklıklarının ortasında, iki büyük nehrin buluştuğu yüksek bir yamacın üzerinde, beyaz duvarlı bir kremlin yükseliyor. Tobolsk Kremlini, Sibirya’daki tek taş kremlin olarak biliniyor. Moskova’dan binlerce kilometre uzakta, bir zamanlar Rusya’nın bütün Sibirya topraklarının başkenti olan bu şehir, bugün sakin bir taşra kasabası. Ama kremlinin heybetli duvarları, Tobolsk’un bir zamanlar ne kadar önemli bir yer olduğunu hâlâ hatırlatıyor.

Kaleler serimizin Rusya ayağında bu kez Avrupa’yı geride bırakıp Asya’ya, Sibirya’ya geçiyoruz. Tobolsk’un hikâyesi, Yermak’ın Kazaklarının Sibir Hanlığı’nı yıkmasıyla, Sibirya’nın fethiyle, sürgünlerle ve son Rus çarının trajik kaderiyle iç içe geçmiş. Türk okuyucular için de ilginç bir yanı var: Bu topraklar, Rus fethinden önce bir Türk-Tatar hanlığının, Sibir Hanlığı’nın yurduydu. Gelin bu uzak ve büyüleyici kremlinin hikâyesini birlikte keşfedelim.

Tobolsk Kremlini panoraması
Tobolsk Kremlini panoraması

Tobolsk Kremlini Nerede?

Tobolsk, Rusya’nın Batı Sibirya bölgesinde, Tümen Oblastı’nda yer alan bir şehir. Moskova’ya uzaklığı yaklaşık 2.000 kilometre. Şehir, İrtiş Nehri ile onun kolu Tobol Nehri’nin birleştiği yerde kurulmuş. Kremlin, İrtiş’in kıyısında yükselen dik bir yamacın üzerinde, Troitski Burnu olarak bilinen bir tepede bulunuyor. Bu yüksek konum, kremline hem stratejik bir avantaj hem de muhteşem bir manzara kazandırıyor.

Koordinatlar: 58.1980° K, 68.2540° D
Google Haritalar’da Tobolsk Kremlini

Kremlinin bulunduğu tepeden aşağıya bakıldığında, İrtiş’in geniş vadisi, aşağıdaki eski şehir ve ufka kadar uzanan Sibirya ormanları görülüyor. Bu manzara, Tobolsk’un neden Sibirya’nın ilk başkenti olarak seçildiğini anlamanızı sağlıyor. İrtiş, Sibirya’nın en önemli nehirlerinden biri; Ob Nehri’ne karışarak Kuzey Buz Denizi’ne ulaşıyor. Bu nehir sistemi, Sibirya’nın keşfi ve fethi sırasında ana ulaşım yolu olarak kullanıldı.

Sibir Hanlığı ve Küçüm Han

Tobolsk’un hikâyesi, aslında Rus fethinden önce başlıyor. On beşinci yüzyılda Altın Orda’nın parçalanmasıyla birlikte, Batı Sibirya’da bir Türk-Tatar devleti olan Sibir Hanlığı ortaya çıktı. “Sibirya” adının da bu hanlığın adından ya da başkenti Sibir’den geldiği düşünülüyor. Hanlığın başkenti, bugünkü Tobolsk’un yaklaşık on beş kilometre uzağında, İrtiş’in kıyısında bulunan İsker, diğer adıyla Kaşlık’tı.

Sibir Hanlığı’nın en ünlü hükümdarı, on altıncı yüzyılın ikinci yarısında hüküm süren Küçüm Han’dı. Şiban soyundan gelen Küçüm, Buhara’dan destek alarak Sibir tahtına oturdu ve bölgede İslam’ı yaymak için çaba gösterdi. Küçüm Han döneminde hanlık, Rus devletiyle ilişkilerinde giderek daha bağımsız bir tutum sergiledi. Bu durum, kısa süre sonra Rusya ile büyük bir çatışmaya yol açacaktı.

Sibir Hanlığı’nın topraklarında Sibirya Tatarları, Hantılar, Mansiler ve diğer yerli halklar yaşıyordu. Hanlık, kürk ticaretiyle zenginleşmişti. Sibirya’nın ormanlarında avlanan samur, tilki ve diğer hayvanların kürkleri, o dönemde dünyanın en değerli ticari mallarından biriydi. Bu zenginlik, Rus tüccarlarının ve devletinin de dikkatini çekti.

Tobolsk Kremlini ve Tura vadisi
Tobolsk Kremlini ve Tura vadisi

Yermak ve Sibirya’nın Fethi

Sibirya’nın fethinin hikâyesi, Rus tarihinin en efsanevi hikâyelerinden biri. Bu hikâyenin kahramanı, Yermak Timofeyeviç adlı bir Kazak atamanı. Yermak’ın geçmişi hakkında kesin bilgiler sınırlı; bir dönem Volga’da faaliyet gösteren bir Kazak grubunun lideri olduğu anlatılıyor. Ural Dağları’nın batısında geniş topraklara ve tuz işletmelerine sahip olan zengin Stroganov ailesi, Yermak’ı ve Kazaklarını kendi topraklarını Sibir Hanlığı’nın akınlarına karşı korumak için işe aldı.

1581 ya da 1582 yılında Yermak, yaklaşık birkaç yüz Kazaktan oluşan küçük bir birlikle Ural Dağları’nı aştı ve Sibir Hanlığı’nın topraklarına girdi. Kazakların ateşli silahları, hanlığın okçu ağırlıklı ordusuna karşı önemli bir üstünlük sağladı. 1582 sonbaharında İrtiş Nehri kıyısında yapılan büyük bir savaşta Küçüm Han’ın ordusu yenildi ve Yermak, hanlığın başkenti İsker’i ele geçirdi.

Ancak Yermak’ın zaferi uzun sürmedi. Küçüm Han direnişi sürdürdü ve Kazaklara karşı baskınlar düzenledi. 1585 yılında Yermak, İrtiş Nehri üzerinde bir gece baskınında hayatını kaybetti. Anlatılana göre ağır zırhı nedeniyle nehirde boğuldu. Ancak Yermak’ın başlattığı fetih durmadı. Moskova’dan gönderilen yeni kuvvetler, bölgedeki Rus varlığını güçlendirdi ve Sibir Hanlığı zamanla tamamen ortadan kalktı. Küçüm Han, yıllarca direndikten sonra güneye çekildi ve hayatının sonunu sürgünde geçirdi.

Yermak, Rus halk kültüründe büyük bir kahraman olarak anılıyor. Tobolsk’ta, kremlinin yakınında Yermak’ın anısına dikilmiş bir anıt bulunuyor. Sibirya’nın fethi, Rusya’nın Pasifik Okyanusu’na kadar uzanan dev bir imparatorluğa dönüşmesinin başlangıcı oldu. Bu süreçte Sibirya’nın yerli halkları, Tatarlar ve diğer topluluklar, derin değişimler ve kayıplar yaşadı.

Tobolsk’un Kuruluşu

Tobolsk, 1587 yılında Moskova’dan gönderilen Danila Çulkov komutasındaki birlikler tarafından, eski Sibir Hanlığı başkentinin yakınında kuruldu. Şehir başlangıçta ahşap bir kale olarak inşa edildi. Kısa sürede Tobolsk, Sibirya’nın yönetim, askerî ve dini merkezi haline geldi. On yedinci yüzyılda Tobolsk, Rusya’nın bütün Sibirya topraklarının başkenti olarak kabul ediliyordu. Sibirya’ya giden bütün yollar bu şehirden geçiyor, Sibirya’nın kürkleri ve diğer zenginlikleri bu şehir üzerinden Moskova’ya gönderiliyordu.

Tobolsk’un ilk kalesi ahşaptan yapılmıştı ve yangınlara karşı son derece savunmasızdı. Nitekim on yedinci yüzyılda şehir defalarca büyük yangınlarla harap oldu. Özellikle 1677’deki büyük yangın, kalenin ve şehrin büyük bölümünü yok etti. Bu yangından sonra Moskova, Tobolsk’ta taş bir kremlin inşa edilmesine karar verdi. Bu karar, Sibirya’da ilk kez büyük ölçekli bir taş inşaatın yapılması anlamına geliyordu.

Taş inşaat için Moskova’dan ustalar getirildi, çevrede tuğla fabrikaları kuruldu ve kireç ocakları açıldı. Sibirya’nın zorlu iklimi, uzun ve sert kışları, inşaatı son derece zorlaştırıyordu. Yine de birkaç on yıl içinde Tobolsk’ta etkileyici bir taş kremlin yükseldi.

Tobolsk Kremlini iç avlusu
Tobolsk Kremlini iç avlusu

Semyon Remezov: Sibirya’nın Leonardo’su

Tobolsk Kremlini’nin hikâyesinde bir isim özellikle öne çıkıyor: Semyon Remezov. 1642 civarında Tobolsk’ta doğan Remezov, gerçek bir çok yönlü dâhiydi. Haritacı, mimar, ressam, tarihçi, coğrafyacı ve etnograftı. Bazı tarihçiler, onun çok yönlülüğünü vurgulamak için ona “Sibirya’nın Leonardo’su” diyor.

Remezov, Sibirya’nın ilk ayrıntılı haritalarını çizdi. Onun hazırladığı harita atlasları, o dönemde Sibirya’nın coğrafyası, nehirleri, şehirleri ve halkları hakkında en kapsamlı bilgiyi içeriyordu. Bu atlaslar, bugün bile tarihçiler için çok değerli kaynaklar. Remezov ayrıca Yermak’ın Sibirya seferini anlatan resimli bir kronik de yazdı. Bu eserdeki renkli çizimler, Sibirya’nın fethine dair en önemli görsel kaynaklardan biri.

Remezov, Tobolsk’taki taş inşaatların planlanmasında ve yönetiminde de önemli bir rol oynadı. On sekizinci yüzyılın başlarında kremlinin bazı yapılarının tasarımını yaptı ve inşaatını denetledi. Kremlinin genel planının ve bazı binalarının onun eseri olduğu kabul ediliyor. Ne yazık ki Remezov’un tasarladığı yapıların bir kısmı zamanla yıkıldı ya da değiştirildi. Ama bugün kremlini gezerken, onun vizyonunun izlerini görmek hâlâ mümkün. Kremlinin yakınında Remezov’a adanmış bir anıt bulunuyor ve Tobolsk’un yeni havalimanı da onun adını taşıyor.

Taş Kremlinin Yapıları

Tobolsk Kremlini, Rusya’daki diğer kremlinlerden biraz farklı bir karaktere sahip. Burada asıl önemli olan, uzun savunma duvarlarından çok, kremlinin içindeki yönetim ve dini yapılar. Kremlinin taş duvarları ve kuleleri, on sekizinci yüzyılın başlarında inşa edildi. Ancak bu dönemde Sibirya’da artık ciddi bir askerî tehdit bulunmadığı için, duvarlar daha çok sembolik ve temsili bir işlev görüyordu. Bugün duvarların bir kısmı ayakta, bir kısmı ise yıkılmış ya da yeniden inşa edilmiş durumda.

Kremlinin içindeki en önemli yapılar arasında Ayasofya-Uspenski Katedrali, Pokrovski Katedrali, çan kulesi, piskoposluk sarayı, Rentereya ve Gostiny Dvor yer alıyor. Bu yapıların hepsi beyaz badanalı duvarları ve yeşil ya da gümüş kubbeleriyle, kremline uyumlu ve zarif bir görünüm kazandırıyor. Kremlinin içinde yürürken, Rus kilise mimarisinin, barok süslemelerin ve yönetim binalarının ilginç bir karışımıyla karşılaşıyorsunuz.

Gostiny Dvor, yani tüccar sarayı, kremlinin içindeki ilginç yapılardan biri. On sekizinci yüzyılın başlarında inşa edilen bu bina, Sibirya’ya gelen tüccarların mallarını depoladığı, sattığı ve konakladığı bir ticaret merkeziydi. Kare planlı, iç avlulu ve köşelerinde küçük kuleleri olan bu yapı, adeta kremlinin içinde küçük bir kale gibi görünüyor. Bugün Gostiny Dvor restore edilmiş ve müze, otel ve etkinlik alanı olarak kullanılıyor.

Kremlinin içindeki piskoposluk sarayı da dikkat çekici bir yapı. Tobolsk, uzun süre Sibirya’nın dini merkeziydi ve buradaki piskoposlar, bütün Sibirya’nın dini hayatından sorumluydu. Saray, bu önemin bir yansıması olarak görkemli bir şekilde inşa edilmiş. Bugün sarayın bir bölümü müze olarak kullanılıyor.

Tobolsk Kremlini duvarları
Tobolsk Kremlini duvarları
Kışın Tobolsk Kremlini
Kışın Tobolsk Kremlini

Ayasofya-Uspenski Katedrali

Tobolsk Kremlini’nin en görkemli yapısı, Ayasofya-Uspenski Katedrali. 1680’lerde inşa edilen bu katedral, Sibirya’daki ilk taş yapı olarak kabul ediliyor. Katedralin inşası için Moskova’dan ustalar getirildi; bu ustaların Moskova’daki Voznesenski Manastırı’nın katedralini örnek aldığı anlatılıyor. Sonuç, Sibirya’nın ortasında Moskova mimarisinin görkemini yansıtan etkileyici bir yapı oldu.

Katedral, beş büyük kubbesiyle kremlinin silüetinde en belirgin yapı. Yüksek duvarları, geniş pencereleri ve sade ama heybetli cephesiyle, uzaktan bile dikkat çekiyor. Katedralin içi, yüksek tavanları, geniş iç mekânı ve görkemli ikonostazıyla etkileyici. Katedral, yüzyıllar boyunca Sibirya’nın en önemli dini merkezi oldu ve Sibirya metropolitlerinin ana kilisesi olarak kullanıldı.

Katedralin içinde, Sibirya’da Hristiyanlığın yayılmasında önemli rol oynayan bazı din adamlarının mezarları bulunuyor. Bunlardan en bilineni, on sekizinci yüzyılda yaşayan ve azizlik mertebesine yükseltilen Tobolsklu Aziz İoann. Katedral, Sovyet döneminde kapatıldı ve uzun yıllar müze olarak kullanıldı. 1990’lardan itibaren yeniden ibadete açıldı ve kapsamlı bir restorasyon geçirdi.

Katedralin yanında, yüksek bir çan kulesi yükseliyor. Bu çan kulesinin tarihinde ilginç bir hikâye var. On altıncı yüzyılın sonlarında, Rusya’nın Uglich şehrinde Korkunç İvan’ın küçük oğlu Dmitri esrarengiz bir şekilde öldüğünde, halkı ayaklanmaya çağırmak için çalınan çan “cezalandırılarak” Tobolsk’a sürgün edildi. Bu “sürgün çan”ın dilinin koparıldığı ve kırbaçlandığı anlatılıyor. Çan uzun yıllar Tobolsk’ta kaldı ve daha sonra on dokuzuncu yüzyılın sonlarında Uglich’e geri gönderildi. Bu ilginç hikâye, Tobolsk’un bir sürgün yeri olarak tarihteki rolünün sembolik bir örneği.

Ayasofya-Uspenski Katedrali
Ayasofya-Uspenski Katedrali

Rentereya ve İsveçli Esirler

Tobolsk Kremlini’nin en ilginç yapılarından biri, Rentereya. Bu bina, on sekizinci yüzyılın başlarında Sibirya’nın hazinesini, yani kürkleri, değerli eşyaları ve vergi gelirlerini saklamak için inşa edildi. Adı, İsveççe “hazine” anlamına gelen bir kelimeden geliyor. Peki Sibirya’nın ortasındaki bir binaya neden İsveççe bir ad verilmişti?

Bunun cevabı, Rus-İsveç savaşlarında yatıyor. 1709’daki Poltava Savaşı’nda Büyük Petro, İsveç Kralı XII. Karl’ın ordusunu ağır bir yenilgiye uğrattı. Bu savaşta binlerce İsveçli asker esir alındı. Esirlerin önemli bir kısmı Sibirya’ya, özellikle de Tobolsk’a sürgün edildi. Bu İsveçli esirler arasında mühendisler, mimarlar, zanaatkârlar ve eğitimli subaylar da vardı. Tobolsk’ta bu esirlerin bilgi ve becerilerinden yararlanıldı.

Rentereya’nın inşasında İsveçli esirlerin çalıştığı ve binanın tasarımında İsveç mimari etkilerinin görüldüğü anlatılıyor. Binanın kalın duvarları, köşe kuleleri ve sağlam yapısı, bir hazine binasına yakışır bir güvenlik anlayışını yansıtıyor. İsveçli esirlerin Tobolsk’ta okul açtığı, haritacılık ve mühendislik çalışmalarına katkıda bulunduğu da biliniyor. Bu esirlerin bir kısmı yıllar sonra serbest bırakılarak İsveç’e döndü, bir kısmı ise Sibirya’da kalarak yerel halka karıştı.

Bugün Rentereya, bir müze olarak kullanılıyor. Müzede Sibirya’nın yerli halklarına ait arkeolojik ve etnografik eserler sergileniyor. Burada Hantı ve Mansi gibi halkların geleneksel eşyalarını, giysilerini, avcılık araçlarını ve dini nesnelerini görebilirsiniz. Bu sergi, Sibirya’nın Rus fethinden önceki zengin kültürel mirasını anlamak için çok değerli.

Rentereya binası
Rentereya binası

Sürgünler Şehri

Tobolsk, yüzyıllar boyunca Rusya’nın en önemli sürgün merkezlerinden biri oldu. Sibirya’ya gönderilen sürgünlerin büyük çoğunluğu, önce Tobolsk’a getiriliyor ve buradan Sibirya’nın farklı bölgelerine dağıtılıyordu. Şehirde bu amaçla büyük bir hapishane inşa edildi. On dokuzuncu yüzyılda inşa edilen bu hapishane, kremlinin hemen yanında yer alıyor ve bugün müze olarak ziyaret edilebiliyor.

Tobolsk’tan geçen sürgünler arasında pek çok ünlü isim var. Bunların en bilinenlerinden biri, büyük Rus yazarı Fyodor Dostoyevski. Dostoyevski, devrimci bir grupla ilişkisi nedeniyle tutuklandıktan sonra 1850’de Omsk’taki kampa gönderilmeden önce Tobolsk’ta kısa bir süre kaldı. Burada, daha önce Sibirya’ya sürgün edilen Dekabristlerin eşleri tarafından ziyaret edildiği ve kendisine bir İncil verildiği anlatılıyor. Bu İncil, Dostoyevski’nin sürgün yıllarında yanından ayırmadığı bir kitap oldu.

Dekabristler, yani 1825’te Çar I. Nikolay’a karşı başarısız bir ayaklanma düzenleyen soylu subaylar da Sibirya’ya sürgün edildi. Bunların bir kısmı Tobolsk’ta yaşadı ve şehrin kültürel hayatına önemli katkılarda bulundu. Tobolsk’ta Dekabristlerin mezarlarının bulunduğu bir mezarlık da var.

Tobolsk Hapishane Müzesi’ni ziyaret etmek, şehrin bu karanlık yüzünü anlamak için önemli. Müzede hücreler, sorgu odaları ve hapishane hayatına dair sergiler bulunuyor. Bazı programlarda ziyaretçiler, gece hapishanede kalma deneyimi bile yaşayabiliyor. Bu deneyim herkese göre olmayabilir, ama Sibirya sürgün tarihinin ne kadar zorlu olduğunu çok çarpıcı bir şekilde gösteriyor.

Son Çarın Tobolsk Günleri

Tobolsk’un tarihindeki en trajik sayfalardan biri, Rusya’nın son çarı II. Nikolay ve ailesiyle ilgili. 1917 Şubat Devrimi’nden sonra tahttan çekilen Nikolay, eşi Aleksandra ve beş çocuğu, Geçici Hükümet tarafından güvenlik gerekçesiyle Tobolsk’a gönderildi. Aile, 1917 Ağustos’unda Tobolsk’a ulaştı ve şehrin valilik konağında yaşamaya başladı.

Romanov ailesi, Tobolsk’ta yaklaşık sekiz ay kaldı. Bu dönemde aile görece sakin bir hayat sürdü; çocuklar ders gördü, aile birlikte vakit geçirdi, kilise ayinlerine katıldı. Ancak Ekim Devrimi’nden sonra Bolşeviklerin iktidara gelmesiyle durum değişti. 1918 baharında aile, Ural Dağları’ndaki Yekaterinburg şehrine götürüldü. Aynı yılın Temmuz ayında, Yekaterinburg’da Romanov ailesinin tüm üyeleri öldürüldü.

Romanov ailesinin Tobolsk’ta yaşadığı valilik konağı bugün bir müze olarak düzenlenmiş. Müzede ailenin Tobolsk’taki günlerine ait eşyalar, fotoğraflar, mektuplar ve belgeler sergileniyor. Bu müzeyi ziyaret etmek, Rus tarihinin dönüm noktalarından birine çok yakından tanıklık etmek gibi. Çocukların günlükleri, ailenin fotoğrafları ve kişisel eşyaları, tarihin büyük olaylarının arkasındaki insani hikâyeyi gözler önüne seriyor.

Gece Tobolsk Kremlini
Gece Tobolsk Kremlini

Yukarı Şehir ve Aşağı Şehir

Tobolsk, ikiye bölünmüş bir şehir. Kremlinin bulunduğu yüksek tepeye “Yukarı Şehir”, İrtiş’in kıyısındaki alçak bölgeye ise “Aşağı Şehir” deniyor. Bu iki bölge, dik bir yamaçla birbirinden ayrılıyor. Yamacı tırmanan eski bir yol ve merdiven, iki bölgeyi birbirine bağlıyor. Bu yollardan en ünlüsü Pryamskoy Vzvoz, yani “Düz Yokuş”. Kremlinin ana kapısına doğru yükselen bu ahşap merdivenli yokuş, Tobolsk’un en karakteristik görüntülerinden biri.

Aşağı Şehir, Tobolsk’un en eski mahallelerini barındırıyor. Burada on sekizinci ve on dokuzuncu yüzyıldan kalma ahşap evler, kiliseler, tüccar konakları ve dar sokaklar bulunuyor. Bu bölgenin bir kısmı zamanla bakımsız kalmış olsa da, hâlâ otantik bir atmosfere sahip. Aşağı Şehir’de dolaşırken, eski Sibirya kasabalarının nasıl göründüğüne dair güzel bir fikir edinebilirsiniz.

Kremlin gezisinden sonra Pryamskoy Vzvoz’dan aşağı inerek Aşağı Şehir’i keşfetmenizi öneririm. Ancak geri dönüşte yokuşu tırmanmanın yorucu olabileceğini unutmayın. Merdivenin tepesinden kremline ve aşağıdaki şehre bakan manzara ise bu yorgunluğa kesinlikle değiyor.

Tobolsk’un Ünlü Çocukları

Tobolsk, uzak bir Sibirya şehri olmasına rağmen, Rus kültürüne ve bilimine önemli isimler kazandırmış. Bunların en ünlüsü, periyodik tabloyu geliştiren büyük kimyager Dmitri Mendeleyev. Mendeleyev, 1834’te Tobolsk’ta, şehrin lise müdürünün on yedinci çocuğu olarak doğdu. Çocukluğunu Tobolsk’ta geçirdi ve burada eğitim gördü. Babasının ölümünden sonra annesi, onun iyi bir eğitim alabilmesi için büyük fedakârlıklarda bulundu ve onu Moskova’ya, ardından Sankt Peterburg’a götürdü.

Mendeleyev’in elementleri atom ağırlıklarına ve özelliklerine göre sınıflandırdığı periyodik tablo, bilim tarihinin en önemli buluşlarından biri olarak kabul ediliyor. Tobolsk’ta Mendeleyev’in anısını yaşatan anıtlar ve bir müze bulunuyor. Bilim meraklıları için bu müze, şehir gezisinin ilginç duraklarından biri.

Tobolsk’un yetiştirdiği bir diğer önemli isim, şair ve yazar Pyotr Erşov. Erşov, Rus çocuk edebiyatının klasiklerinden biri olan “Küçük Kambur At” adlı masalın yazarı. Bu masal, Rusya’da nesiller boyunca çocuklara okunmuş ve sevilmiş bir eser. Erşov, Tobolsk’ta öğretmenlik ve okul müdürlüğü yaptı; hatta Mendeleyev’in de öğretmenlerinden biri olduğu anlatılıyor. Ayrıca besteci Aleksandr Alyabyev de Tobolsk doğumlu.

Bu isimler, Tobolsk’un bir zamanlar ne kadar canlı bir kültür ve eğitim merkezi olduğunu gösteriyor. Sibirya’nın başkenti olduğu dönemde şehirde okullar, matbaalar, tiyatrolar ve kütüphaneler kurulmuştu. Hatta Sibirya’nın ilk tiyatrosunun ve ilk gazetelerinden birinin Tobolsk’ta kurulduğu anlatılıyor.

Kürk Yolu: Sibirya’nın Altını

Tobolsk’un yüzyıllar boyunca bu kadar önemli olmasının arkasında, Sibirya’nın en değerli hazinesi yatıyordu: kürk. On altıncı ve on yedinci yüzyıllarda samur, tilki, kunduz, sincap ve diğer hayvanların kürkleri, Avrupa’da ve Asya’da son derece değerliydi. Özellikle Sibirya samurunun kürkü, kralların, soyluların ve zengin tüccarların gözde lüks malıydı. Rus kaynaklarında kürke “yumuşak altın” dendiği anlatılıyor.

Rus devleti, Sibirya’nın yerli halklarından “yasak” adı verilen bir vergi topluyordu. Bu vergi, para yerine kürkle ödeniyordu. Her yıl Sibirya’nın dört bir yanından toplanan binlerce kürk, Tobolsk’a getiriliyor, burada sayılıyor, sınıflandırılıyor ve Moskova’ya gönderiliyordu. Kremlindeki Rentereya, işte bu hazinenin saklandığı yerdi. Kürk ticaretinden elde edilen gelir, bir dönem Rus devletinin hazinesinin önemli bir bölümünü oluşturuyordu.

Kürk ticareti, Sibirya’nın keşfini ve fethini de hızlandırdı. Daha fazla kürk elde etmek isteyen avcılar, tüccarlar ve Kazaklar, Sibirya’nın derinliklerine doğru ilerledi. Bu ilerleyiş, birkaç on yıl içinde Rusları Pasifik Okyanusu’na kadar ulaştırdı. Tobolsk, bu büyük doğu yürüyüşünün başlangıç noktası ve ana üssüydü.

Ancak bu sürecin yerli halklar açısından ağır bedelleri oldu. Yasak vergisi, zorla toplama, salgın hastalıklar ve topraklarının ellerinden alınması, Sibirya’nın yerli halklarının hayatını derinden etkiledi. Rentereya’daki etnografik müzeyi gezerken, bu halkların zengin kültürünü ve yaşadıkları zorlukları da hatırlamak önemli.

Tobolsk’ta İki Günlük Rota

Tobolsk’u en iyi şekilde tanımak için iki günlük bir program önerebilirim. İlk günü tamamen kremline ayırın. Sabah erkenden kremline girerek Ayasofya-Uspenski Katedrali’ni ziyaret edin, ardından çan kulesini ve Pokrovski Katedrali’ni görün. Daha sonra Rentereya’daki etnografik müzeyi gezin ve Sibirya’nın yerli halklarının kültürünü tanıyın. Öğleden sonra Gostiny Dvor’u ve piskoposluk sarayını ziyaret edin. Gün batımına doğru kremlinin İrtiş’e bakan seyir noktasına gidin ve vadinin muhteşem manzarasını izleyin.

İkinci gün sabah, kremlinin yanındaki hapishane müzesini ziyaret edin. Ardından Romanov ailesinin yaşadığı valilik konağını görün. Öğleden sonra Pryamskoy Vzvoz’dan Aşağı Şehir’e inin ve eski ahşap evlerin, kiliselerin ve caminin bulunduğu sokaklarda dolaşın. Mendeleyev müzesine ve Yermak anıtına da uğrayabilirsiniz. Akşam yemeğinde Sibirya balıklarından yapılan bir yemek deneyerek günü tamamlayın.

Eğer üçüncü bir gününüz varsa, Tobolsk’un çevresine bir gezi yapabilirsiniz. Sibir Hanlığı’nın eski başkenti İsker’in bulunduğu tepe, yakındaki köyler ve manastırlar, ya da İrtiş Nehri’nde bir tekne gezisi, programınıza ekleyebileceğiniz seçenekler arasında. Sibirya’nın vahşi doğasını yakından görmek için yakındaki ormanlarda kısa yürüyüşler de yapabilirsiniz.

Tobolsk, acele edilmeden gezildiğinde gerçek güzelliğini gösteren bir şehir. Burada geçireceğiniz günler, size hem Rusya’nın hem de Sibirya’nın tarihine dair derin bir anlayış kazandıracak.

Sibirya Kışında Tobolsk

Tobolsk’u kışın ziyaret etmek, gerçek bir Sibirya deneyimi yaşamak anlamına geliyor. Kasım ayından mart ayına kadar şehir kalın bir kar örtüsüyle kaplanıyor ve sıcaklıklar sıklıkla sıfırın altında yirmi ila otuz dereceye düşüyor. Bazı soğuk günlerde termometreler çok daha düşük değerler gösterebiliyor. İrtiş Nehri tamamen donuyor ve nehrin üzerinde buz yolları açılıyor.

Bu zorlu koşullara rağmen, kış Tobolsk’un en büyüleyici olduğu mevsimlerden biri. Karla kaplı beyaz kremlin, mavi kış göğünün altında masalsı bir görüntü sunuyor. Kubbelerin üzerindeki kar, ağaçların dallarını kaplayan kırağı ve donmuş nehrin üzerinden yükselen sis, unutulmaz manzaralar oluşturuyor. Fotoğraf meraklıları için kış Tobolsk’u gerçek bir hazine.

Kış gezisinde soğuğa karşı çok iyi hazırlanmak gerekiyor. Termal iç çamaşırları, kalın yünlü kıyafetler, kaz tüyü mont, sıcak bot, eldiven, bere ve yüzünüzü koruyacak bir atkı olmazsa olmaz. Dışarıda uzun süre kalmaktan kaçının ve sık sık sıcak mekânlarda mola verin. Sibirya kışında bir fincan sıcak çay ya da bir kâse sıcak çorba, hayat kurtarıcı olabilir.

Kış aylarında Tobolsk’ta Yeni Yıl ve Ortodoks Noeli kutlamaları da yapılıyor. Kremlinin içinde ve şehir meydanlarında buz heykelleri, süslü ağaçlar ve kış festivalleri düzenleniyor. Bu dönemde şehri ziyaret ederseniz, Sibirya’nın kış geleneklerini yakından görme fırsatı bulursunuz.

Sibirya Barokunun İzleri

Tobolsk’ta, kremlinin içindeki ve şehrin farklı noktalarındaki kiliselerde, “Sibirya barokları” olarak adlandırılan özel bir mimari üslubun izlerini görebilirsiniz. Bu üslup, on sekizinci yüzyılda Ukrayna ve Moskova barok mimarisinin Sibirya’ya taşınmasıyla ortaya çıktı. Sibirya’ya gönderilen din adamlarının bir kısmı Ukrayna kökenliydi ve beraberlerinde kendi mimari zevklerini de getirdiler.

Sibirya baroku, kilise cephelerinde yoğun dekoratif süslemeler, kıvrımlı pencere çerçeveleri, renkli boyalar ve zengin taş işçiliği ile kendini gösteriyor. Bazı süsleme motiflerinde ise yerel Sibirya halklarının sanatından ve hatta Çin sanatından etkiler görüldüğü öne sürülüyor. Bu karışım, Sibirya baroğunu Rusya’nın diğer bölgelerindeki barok mimariden ayırıyor ve ona kendine özgü bir karakter kazandırıyor.

Tobolsk’un kiliselerinde bu üslubun güzel örneklerini görebilirsiniz. Kremlinin içindeki Pokrovski Katedrali ve şehrin Aşağı Şehir’deki bazı kiliseleri, Sibirya barokunun zarif detaylarını taşıyor. Bu kiliseleri gezerken, cephelerdeki süslemelere ve pencere çerçevelerindeki işçiliğe dikkat etmenizi öneririm. Her biri, Sibirya’nın uzak köşelerinde bile güzelliğe ve sanata verilen önemin bir göstergesi.

Ne yazık ki Sovyet döneminde Tobolsk’un pek çok kilisesi yıkıldı ya da harap oldu. Bugün ayakta kalanlar, kapsamlı restorasyon çalışmalarıyla yeniden hayata döndürülüyor. Bu çalışmalar, Sibirya’nın bu eşsiz mimari mirasının gelecek nesillere aktarılması için büyük önem taşıyor.

İrtiş’e Bakan Seyir Noktası

Tobolsk Kremlini’nin en güzel köşelerinden biri, İrtiş vadisine bakan seyir noktası. Kremlinin kenarında, dik yamacın tam üzerinde bulunan bu noktadan bakıldığında, aşağıda Aşağı Şehir’in çatıları, kiliselerin kubbeleri, geniş İrtiş Nehri ve onun ötesinde ufka kadar uzanan Sibirya ormanları görülüyor. Bu manzara, Tobolsk’un neden yüzyıllar önce Sibirya’nın başkenti olarak seçildiğini en açık şekilde anlatıyor.

Gün batımında bu noktaya gelmenizi özellikle öneririm. Sibirya’nın geniş gökyüzü, güneşin batışıyla birlikte turuncu, pembe ve mor tonlara bürünüyor. Nehrin yüzeyi bu renkleri yansıtıyor ve kremlinin beyaz duvarları altın rengine dönüşüyor. Yaz aylarında Sibirya’da gün batımı oldukça geç saatlerde gerçekleşiyor; bu da size uzun ve keyifli akşamlar sunuyor. Bu manzarayı izlerken, yüzyıllar önce aynı noktadan nehri gözetleyen Kazakları, tüccarları ve sürgünleri düşünmek, Tobolsk deneyiminin en derin anlarından biri olacak.

Tobolsk’tan ayrılmadan önce bu seyir noktasına bir kez daha gelin ve Sibirya’ya son bir kez bakın. Bu manzara, yolculuğunuzun en kalıcı hatıralarından biri olacak.

Sibirya’nın bu uzak köşesinde, beyaz duvarların ve altın kubbelerin arasında geçirdiğiniz zaman, size Rusya’nın büyüklüğünü ve tarihin derinliğini hiç unutamayacağınız bir şekilde hissettirecek.

İyi yolculuklar ve Sibirya’nın kalbinde unutulmaz keşifler dilerim.

Tobolsk Kremlini’ni Videoda İzleyin

Sibirya’nın tek taş kremlinini ve İrtiş manzarasını görmek için aşağıdaki videoya göz atabilirsiniz.

Tobolsk’a Nasıl Gidilir?

Tobolsk, Rusya’nın büyük şehirlerinden oldukça uzak olsa da, ulaşım son yıllarda kolaylaştı. Şehrin yakınında açılan Remezov Havalimanı’na Moskova’dan ve diğer bazı şehirlerden uçuşlar bulunuyor. Uçuş Moskova’dan yaklaşık üç saat sürüyor.

Bir diğer seçenek, Batı Sibirya’nın büyük şehirlerinden Tümen’e uçmak ya da trenle gitmek, ardından Tobolsk’a devam etmek. Tümen ile Tobolsk arasındaki mesafe yaklaşık 250 kilometre. Bu yolu tren, otobüs ya da araba ile birkaç saatte kat edebilirsiniz. Tümen, Trans-Sibirya Demiryolu üzerinde yer aldığı için, Rusya’nın farklı bölgelerinden trenle ulaşmak mümkün.

Trans-Sibirya Demiryolu ile yolculuk yapanlar için Tobolsk, ana hattan biraz uzakta olsa da yapılabilecek güzel bir yan gezi. Tümen’de trenden inip Tobolsk’a gidebilir, birkaç gün geçirdikten sonra yeniden Tümen’e dönerek yolculuğunuza devam edebilirsiniz.

Pratik İpuçları

Tobolsk’u ziyaret etmek için en uygun dönem haziran ile ağustos arası. Sibirya’nın kısa ama sıcak yazında hava ılık, günler uzun ve doğa yemyeşil. Ancak yaz aylarında sivrisinekler can sıkıcı olabiliyor; böcek kovucu yanınızda olsun. Kış aylarında ise sıcaklık sıfırın altında otuz, hatta kırk dereceye kadar düşebiliyor. Bu dönemde karla kaplı beyaz kremlin muhteşem görünüyor, ama soğuğa karşı çok iyi hazırlanmanız gerekiyor.

Kremlin ve şehrin müzeleri için en az iki gün ayırmanızı öneririm. Kremlin, Rentereya, hapishane müzesi, Romanov müzesi ve Aşağı Şehir derken programınız oldukça dolu olacak. Müzelerin çalışma saatlerini önceden kontrol edin.

Tobolsk’ta Sibirya mutfağını denemeyi unutmayın. İrtiş’ten tutulan balıklar, Sibirya pelmenisi, yaban mersini ve kızılcık gibi orman meyveleriyle yapılan tatlılar, yerel mutfağın öne çıkan lezzetleri. Özellikle muksun gibi Sibirya nehir balıkları, bölgenin ünlü lezzetleri arasında.

Sibirya Tatarları ve Bugünkü Tobolsk

Sibir Hanlığı’nın yıkılmasından sonra, bölgede yaşayan Sibirya Tatarları Rus yönetimi altında yaşamaya devam etti. Bugün Tobolsk ve çevresinde hâlâ önemli bir Tatar nüfusu bulunuyor. Şehirde, Sibirya Tatarlarının dini ve kültürel hayatının merkezi olan tarihi bir cami yer alıyor. On dokuzuncu yüzyılın sonlarında inşa edilen bu cami, Aşağı Şehir’de, kremlinin aşağısında bulunuyor ve Tobolsk’un çok kültürlü geçmişini hatırlatıyor.

Sibirya Tatarları, Türk dünyasının en doğudaki topluluklarından biri. Dilleri, Kazan Tatarcasıyla akraba olsa da kendine özgü özellikler taşıyor. Geleneksel olarak balıkçılık, avcılık ve tarımla geçinen bu topluluk, yüzyıllar boyunca hem kendi kimliklerini korumaya hem de Rus toplumuyla bir arada yaşamaya çalıştı. Tobolsk’u ziyaret eden Türk okuyucular için, bu topluluğun varlığı şehre ayrı bir anlam katıyor.

Tobolsk’un yakınlarında, Sibir Hanlığı’nın eski başkenti İsker’in kalıntılarının bulunduğu yer de ziyaret edilebiliyor. Bugün burada büyük yapılar kalmamış olsa da, İrtiş’in kıyısındaki bu tepe, Sibirya tarihinin önemli bir dönüm noktasının yaşandığı yer olarak anlam taşıyor. Yerel tarih meraklıları ve rehberler, bu bölgeye yönelik turlar düzenleyebiliyor.

Sıkça Sorulan Sorular

Tobolsk Kremlini neden önemli?

Tobolsk Kremlini, Sibirya’daki tek taş kremlin olarak biliniyor. Şehir, on yedinci ve on sekizinci yüzyıllarda bütün Sibirya’nın başkentiydi.

Kremlin ne zaman yapıldı?

Taş yapıların inşası on yedinci yüzyılın sonlarında başladı ve on sekizinci yüzyılın başlarında devam etti. Ayasofya-Uspenski Katedrali, 1680’lerde inşa edilen ilk taş yapı.

Romanov ailesi Tobolsk’ta ne kadar kaldı?

Son çar II. Nikolay ve ailesi, 1917 Ağustos’undan 1918 baharına kadar yaklaşık sekiz ay Tobolsk’ta yaşadı.

Tobolsk’a nasıl ulaşılır?

Şehrin yakınındaki havalimanına uçuşlar bulunuyor. Ayrıca Tümen’e uçup ya da trenle gidip, oradan Tobolsk’a tren veya otobüsle devam etmek mümkün.

Tobolsk’u ziyaret için en iyi mevsim hangisi?

Haziran ile ağustos arası en ılık dönem. Kışın kremlin çok güzel görünse de hava son derece soğuk olabiliyor.

Sonuç: Sibirya’nın Beyaz Kalesi

Tobolsk Kremlini, Avrupa’dan binlerce kilometre uzakta, Sibirya’nın kalbinde, Rus tarihinin pek çok önemli sayfasına tanıklık etmiş bir yapı. Sibir Hanlığı’nın yıkılışından Yermak’ın efsanesine, Remezov’un dehasından İsveçli esirlerin emeğine, Dostoyevski’nin sürgününden son çarın trajik kaderine kadar uzanan hikâyeler, bu beyaz duvarların içinde saklı.

Eğer bir gün Sibirya’ya yolunuz düşerse, Tobolsk’u mutlaka görün. İrtiş’in kıyısındaki yüksek tepede durup aşağıdaki nehre ve ufka uzanan ormanlara bakın. O an, Rusya’nın ne kadar büyük ve bu büyüklüğün arkasında ne kadar çok insan hikâyesi olduğunu derinden hissedeceksiniz.

Aynı Yolda Görülecek Diğer Kaleler

Sibir Hanlığı’nın kardeş devletlerinden birinin başkentini merak ediyorsanız, Volga’daki Kazan Kremlini ve Hazar kıyısındaki Astrahan Kremlini yazılarımız sizi bekliyor. Tobolsk’tan Moskova’ya dönerken Volga’nın kıyısındaki Nijniy Novgorod Kremlini de güzel bir durak olabilir.

Bir İyilik

Dünyayı daha iyi yapmayan insan insan değildir.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir