KİMYASAL SAVAŞ

1- Giriş

2- Kimyasal Savaşın Tarihçesi

3- Kimyasal Savaşın Önemi

4- Kimyasal Savaşın Tanımı

5- Kimyasal Savaş Konularında Geçen Bazı Sözcüklerin Tanımı

1- G İ R İŞ

Dünyadaki süper devletlerin nükleer silah stoklarının yeter seviyeye ulaşması ile nükleer dengenin oluşu “KİMYASAL Sİ­LAHLARIN” önemini artırmıştır.

Gerek Amerika ve gerekse Rusya kimyasal ve biyolojik silahlar üzerinde hummalı bir şekilde çalışmaktadırlar. Bugün her iki devlette uçucu sinir gazlarından sonra kalıcı sinir gazlarını da yapmış olup henüz etkisinin nasıl olacağını bildiğimiz bir çok gazı da imal edip stoklamışlardır. Bu faaliyetler diğer dev­letlerde de mevcuttur.

Günümüzde yapılan NATO tatbikatlarında NBC taarruzları yapılacağı farz edilerek gereken önlemlerin alınması, yapıldığı anda da olabilecek zayiatın hesaplanması istenmektedir.

Bugün Rusya’da da bütün Rus Birliklerine kimyasal cephanenin dağıtılmış olduğu, bunların kullanılmasında devamlı eğitime tabi tutulduğu bilinmektedir.

Bunlarda bize gösteriyor ki çıkabilecek bir savaşta kim­yasal. savaş maddeleri kullanılacaktır.

0 halde kimyasal savaşa karşı hazırlıklı olalım. Bilgisiz ve hazırlıksız olanlar en çok zarar görecek olanlardır.

2- KİMYASAL SAVAŞIN TARİHÇESİ

Kimyasal savaşın tarihi çok eskidir. Tarihi dokümanları inceleyecek olursak, pek ilkel bir şekilde de olsa kimyasal savaş maddelerinin kullanımları hakkında eski Yunan, İran, Roma, İngi­liz ve Amerikan tarihlerinde bir çok örneklere rastlamak mümkün­dür.

M.E.428 de Peleponez Muharebelerinde “PLATEA” şehrinin kuşatılmasında kükürt, zift ve odunun yanmasından çıkan zehirli gazlar kullanılmıştır.

M.S.453 senesinde bir Rum tarafından bulunan ve “RUM ATEŞİ” adı verilen kükürt, zift, tuz, gazyağı ve zeytinyağı karışımının İstanbul’u kuşatan Fatih Sultan Mehmet Ordularına karşı kullanıldığı bilinmektedir.

Kuzey Amerika’da Kızılderililerin balık yağı ile doyu­rulmuş zehirli sarmaşığı yakarak zehirli gaz elde ettikleri söylenmektedir.

Gizleyici sis temin etmek maksadıyla katranla karıştı­rılmış ıslak saman kullanılmıştır.

Kimyasal savaş maddelerinin bilinçli olarak yapılması ve kullanılması 19 . yüzyılın başlarında, kimya sanayiindeki gelişme ile olmuştur.

İlk defa Bilimsel Kimyasal savaş maddesi 1854 yılında Kırım Muharebesi sırasında İngilizler tarafından hazırlanmış fa­kat kullanılmamıştır.

Kimyasal savaş maddelerindeki bu gelişme bir çok ülke­leri korkutmuş, 1899 LAHEY KONFERANSIN’nda bu gelişme çığırının önü alınmak istenilmişse de başarılı olunamamıştır.

İlk göz yaşartıcı gaz 1914 de Fransızlar tarafından kullanılmıştır.

Kimyasal savaş maddelerinin geliştirilmesi ve başarı ile kullanılması Birinci Dünya Savaşı sırasında olmuştur. 1915 Ağustosun da “YPRES”de Almanların Fransızlara karşı zehirli gazları kullanmaları modern savaş tekniğinde yepyeni bir çığır açmıştır. Bu savaşta boğucu, yakıcı, kusturucu gazlar kullanılmıştır. (150 ton – Beş bin ölü, 0n bin yaralı)

Cenevre protokolünün imzalanmasından 11 yıl sonra 1936 da İtalyanla­rın Habeşistan’a zehirli gaz kullandıklarına bütün dünya şahit olmuştur.

Gaz saldırısına bağlı en büyük kayıp Elli bin kişi ile Rus cephesinde olmuştur. Bunun üzerine Ruslarda bu konu üzerinde çalışmalar başlatmıştır.

Birinci Dünya Savaşı sonrasında bilanço; 113.500 ton Kimyasal madde kullanımı, 91.000 ölü, 1.300.000 yaralı.

Gününüze değin kimyasal silahların üretimi ve stoklanması sürekli artmıştır. Bugün A.B.D.’de dünya nüfusunun 5000 katını yok edecek stok bulunduğu bildiriliyor. Kimyasal silah kullanılmasının yasaklanması ile ilgili olarak 1925 yılında Cenevre protokolü 108 ülke tarafından imzalanmıştır.


Birinci Dünya Savaşı’ndan sonra ve İkinci Dünya Savaşı sırasında bir çok yeni savaş gazları bulunmuş ve geliştirilmiştir. Bu arada Almanlarca sinir gazları bulunmuştur. Savaş sıra­sında büyük sinir gazları stokları meydana getiren Almanlar, ta­rihi büyük bir blöf sayesinde bunları kullanmaktan çekinmişler ve bu gaz stokları savaş sonunda müttefiklerin eline geçmiştir.

Savaştan sonra Amerikalılar VX, Ruslarda VR-55 ve Goman gazlarını üretmişlerdir.

1963-67 de Yemen’de, 1968 de Vietnam’da, 1970 de Laos, Kamboçya, Vietnam ve Afganistan’da, 1983 de İran-Irak savaşında, 1988 de Halepçe’de Hardal gazı kullanıldığı bilinmektedir.

Tüm bu gelişmeler çalışmaları hızlandırmış Ocak 1989’da Paris konferansı yapılmıştır. Birleşmiş Milletler Silahsızlanma Konferansı Kimyasal Silahlar Çalışma Grubu Kimyasal Silahlar Sözleşmesini 1992 de kabul ederek 3 Ocak 1993 te imzaya açmıştır. Türkiye tarafından 13.01.1993 tarihinde Paris’te imzalanan Kimyasal silahların geliştirilmesinin, üretiminin, stoklanmasının ve kullanılmasının yasaklanmasını öngören “Kimyasal Silahlar Sözleşmesi” (KSS) 29 Nisan 1997 tarihli Bakanlar Kurulu Kararı ile onaylanmıştır.

Bu sözleşmeye rağmen Kimyasal silahlara sahip olan veya sahip olma çalışmalarını sürdüren ülkelerin varlığı ülkemiz içinde tehdit oluşturmaktadır.

Kimyasal savaş maddelerinin geliştirilmesi çalışmaları savaştan sonrada aralıksız devam etmiş ve halen büyük, küçük bir çok memlekette bir taraftan standart hale getirilmiş bulunan kimyasal savaş maddelerinin imalatı devam ederken diğer taraftan yeni gelişmeler için aralıksız çalışılmaktadır.

3- KİMYASAL SAVAŞIN ÖNEMİ

Günümüzde modern savaş silah ve vasıtaları korkunç dere­cede çoğalmış ve geliştirilmiştir. Nükleer ve termonükleer silah­ların seri halde imali, dünyamızın geleceği bakımından büyük bir tehlike teşkil etmekte ise de büyük tahrip gücüne sahip oluşu, her iki tarafta bulunması sebebiyle misilleme korkusu bu silahların kullanılmasını tehdit etmekte ve kimyasal silahların ön pla­na çıkmasına sebep olmaktadır.

Gelecek savaşlarda konvansiyonel silahların yanında özel silahlarda kullanılacak olursa her halde kimyasal silahlar nükleer ve termonükleer silahlardan önce gelecektir. Çünkü kimyasal silahların yapımlarının kolay ve ucuz olması, tesirlerinin çok çeşitli bulunması, tesis ve malzemeyi tahrip etmemeleri, icabında nükleer veya termonükleer silahların tesir altına alabildikleri bölgeden çok daha geniş sahaları kaplayabilmeleri bu silahların tercih edilmesini sağlayacak en önemli özelliklerindendir.

Bu özellikleri nedeniyle yasaklanmış olmasına bakılmaksızın İI.Dünya Savaşı’ndan günü­müze değin çıkan bölgesel savaşlarda kimyasal silahların kullanıldığı ve kullanılmaya da devam olunacağı Vietnam Savaşı, İran-Irak ile Savaşı açıkça belirginleşmiştir.

Şunu da önemle ilave etmek gerekir ki; kimyasal maddeler ucuza mal olur, fakat buna karşı alınacak savunma tedbirleri çok pahalıdır


4- KİMYASAL SAVAŞIN TANIMI

Kimyasal Savaş; Kimyasal özelliği sayesinde öldürücü, yaralayıcı ve tahriş edici etkiler gösteren, sis ve yangın meydana getiren, bitki. ve metallere etkili olan katı, sıvı, gaz veya aerosol halindeki maddeler ile yapılan savaştır.

Kimyasal savaşın genel rumuzu (CW)dir. Kısaca (C) ile gösterilir. Her kimyasal maddenin de ayrı ayrı rumuzları mevcuttur.

5- KİMYASAL SAVAŞ KONULARINDA GEÇEN BAZI SÖZCÜKLERIN TANIMI

a-AEROSOL : Gazlı ortamda asılı, küçük parçalardan olu­şan sıvı veya katı bir maddedir. Genel aerosol tipleri arasında pus, sis ve duman bulunur.

b-ATROPİN : Atropa belladonna’dan elde edilen bir alkoloid’tir. Sinir sistemindeki belirtileri gidermeye yarar.

c-KONSANTRASYON (Yoğunluk) : Bir hacim birimi havada bulunan savaş gazı ve gizleyici sis miktarıdır. Metreküpte mili­gram olara.k ifade edilir.

(c= ….. mg/m3)

d-TACİZ EDİCİ KONSANTRASYON : Bir savaş gazının koruyucu maske takılmasını gerek.tiren konsantrasyonuna o gazın taciz edici konsantrasyonu denir.

e- ORTA DERECEDE SAF DIŞI EDİCİ DOZAJ: Kimyasal savaş maddelerinin etkisinde kalmış personelin %50 sini saf dışı edebilecek dozajdır. (ICT 50=mg.dk/m3)

f- ORTA DENECEDE ÖLDÜRÜCÜ DOZ: Korunmamış durumda Kimyasal Savaş maddelerin etkisinde kalmış personelin büyük kısmının zamanında tıbbı tedavi görmedikleri takdirde %50 sini öldürebilecek dozajdır. (LCT50=mg.dk/m3)

g-DOZ: Vücut tarafından alınan veya emilen madde mik­tarı olup, kimyasal doz miligram olarak ölçülür.

h-DOZAJ : Bir canlının maruz kaldığı savaş gazı konsantrasyonu ile o gaza maruz kalınan sürenin çarpımına denir. Dozaj cxt ile gösterilir. (c) mg/m olarak gazın konsantrasyonunu, (t) ise dakika olarak zamanı gösterir.

ı-KİRLETME: Zehirli bir kimyasal maddenin insan, eşya veya bir sahaya uygulanmasına denir.

j-KİRLENME (Kontaminasyon): Bir kimyasal savaş madde­sinin personel, giyecek, yiyecek, teçhizat, silah, mühimmat, araç, malzeme, eşya, bina ve sahalar üzerinde tehlikeli miktarda bulaşmasıdır. Kirlenme konsantrasyonu metrekarede miligram miktarı, hektarda ise paund miktarı olarak belirtilir. (Mg./m2 veya paund/hektar)


k-TEMİZLEME (Dekontaminasyon) : Eşya ve sahanın üzerin­deki veya kimyasal madde kirlenmelerini kimyasal tahrip ile fi­ziksel yollarla kaldırma, örtmek veya diğer yöntemlerle korunmamış personeli emniyete almaktır.

l- TEMİZLEME MADDESİ: Bir kimyasal maddenin kimyasal kirliliğinin fiziksel yollarla kaldırılması, izale edilmesi veya kısaca zararsız hale gelmesini sağlayan herhangi bir maddeye denir.

m-KİMYASAL SİLAH SİSTEMİ: Kimyasal maddeler, mühimmat, püskürtücü aletler ve taşıyıcı araçlar arasındaki bütünleyici iliş­ki ile kimyasal faaliyetlerin idaresinde uyum sağlamaktır.

n-KİMYASAL MADDE SİMGESİ: Herhangi bir kimyasal maddeyi tanıtmak için kullanılan isim koduna denir. Bu bir harften üç harfe kadar oluşan harf ve numara terkibi olabilir.

o-UYUŞTURUCU MADDELER : Geçici fizyolojik veya zihni etki veya her iki etkiyi birden gösteren madde; kişilerin görevlerini uyum içinde yapmalarını engeller.

ö-ZEHİRLİ KİMYASAL MADDE: Fiziki durumuna bakılmaksızın sahra konsantrasyonlarında yaralayıcı veya öldürücü etki gösteren kimyasal zehirli bir maddedir.

KİMYASAL SAVAŞ MADDELERİ

1- KİMYASAL SAVAŞ MADDELERİNİN TANIMI

Kimyasal savaş maddeleri ; Kimyasal özelliği sayesinde; öldürücü, yaralayıcı ve tahriş edici etkiler gösteren, sis ve yangın meydana getiren, insan, hayvan, bitki ve metallere etki­li olan, katı, sıvı, gaz veya aerosol halindeki maddelere denir.

2- KİMYASAL SAVAŞ MADDELERİNİN GENEL AYIRIMI

A- KULLANIM SIRASINDAKİ FİZİKSEL DURUMLARINA GÖRE:

I- KATI,

II- SIVI,

III- GAZ,

IV- AEROSOL,


B- FİZYOLOJİK ETKİLERİNE GÖRE:

C-

I- KARGAŞALIĞI KONTROL AMAÇLILAR

1- Gözyaşı Getiren Gazlar,

2- Kusturucu Gazlar,

II- SAF DIŞI BIRAKANLAR

1- Boğucu Gazlar,

2- Kan Zehirleyici Gazlar,

3- Sinir Gazları,

4- Yakıcı Gazlar,

5- Uyuşturucu Gazlar,

C- ARAZİDE KALMA ÖZELLİKLERİNE GÖRE:

I- Uçucu Gazlar,

II- Kalıcı Gazlar,

D- KULLANIM AMAÇLARINA GÖRE:

I- Zehirli Kimyasal Maddeler (Zayiat veren gazlar),

II- Uyuşturucu Maddeler (Saf dışı edici gazlar),

III- Kargaşalığı Bastıran Gazlar,

IV- Eğitim Maddeleri,

V- Gizleyici ve İşaret Sisleri,

VI- Yangın Maddeleri,

VII- Antiplant Maddeler (Bitkilere etkili),

VIII- Antimateryal Maddeler (Tesis ve malzemeye etkili),

3- KİMYASAL SAVAŞ MADDELERİNİN ETKİLERİ

a- SOLUNUM SİSTEMİNE ETKİLERİ

Solunum sistemi yoluyla alınan doz, maddenin havadaki miktarına ve yoğunluğuna ve kişinin bu maddeye maruz kaldığı sürenin uzunluğuna bağlıdır.

b- CİLT ÜZERİNE ETKİLERİ

Sıvı kimyasal savaş maddeleri cilt tarafından emilmek suretiyle etkilerini yaparlar.

c- KİMYASAL SAVAŞ MADDELERİNİN BİRİKMESİNDEN MEYDANA GELEN ETKİLER

Bazı kimyasal savaş maddeleri vücutta birikmek suretiyle etki meydana getirirler. Normal olarak zararsız, düşük bir doza maruz kalan kişi neticede zararlı şekilde etkilenir.

d- KİŞİSEL HAREKETE GÖRE ETKİLERİ

Hareket eden kişinin nefes alma oranı daha fazla olacağından gaza daha çok maruz kalacaktır.

e- KİRLETME ETKİLERİ

Bazı kimyasal savaş maddeleri personel, teçhizat ve araziyi kirletebilirler. Doğrudan doğruya veya kirletme sonucu meydana gelen gazlar cilt ile temas ettiğinde veya cilt tarafından emildiğinde zayiatlara yol açabilirler. (VX) sinir gazları ve (H) yakıcı gazlar gibi.

f- KALICI ETKİLERİ

Bazı kimyasal savaş maddeleri kalıcıdır.. Kimyasal maddelerin kalıcılığı fiziksel özelliklerine, hava şartlarına, kimyasal maddenin atılma usullerine ve kimyasal maddenin üzerinde topladığı arazinin, malzemenin ve teçhizatın tipine ve durumuna bağlıdır.

g- ORTAM ETKİLERİ

Bütün kimyasal maddeler, atıldıkları bölgeden etkilenirler. Bu etkilenme hava ve arazi şartlarına göre değişir. Güneşli, güneşsiz, yağmurlu, karlı hava ile dağlık, ovalık, ormanlık bölgelere göre de etkileri değişir.

4- GAZ KEŞİF VE ÖLÇME ARAÇLARI:

Bilinen düşman kimyasal maddelerinin varlıkları bu araçlarla keşfedilebilir. Kimyasal madde keşif ve ölçme araçları muhabere sahasındaki gazları tanımada kullanılır. Bazı kimyasal gazlar son derece öldürücü olduklarından ve bir kaç nefes alış zayiata sebep olabileceğinden koklama duyusu bir keşif vasıtası olarak kullanılmaz. Koklama duyusu ile keşif en son başvurulacak keşif usulüdür.


ASKERİ KİMYASAL SAVAŞ MADDELERİ VE ÖZELLİKLERİ

1- ZEHİRLİ KİMYASAL MADDELER

a- ZEHİRLİ KİMYASAL MADDELER:

Cilde temas ettiği, per­sonel tarafından solunduğu veya sindirim yolu ile alındığı zaman öldürücü ve zarar verici etkiler meydana getirirler. Bunlara aynı zamanda “ZEHİRLİ GAZLAR”da denir.

Herhangi bir zehirli maddenin askeri yönden savaş gazı olabilmesi için bazı özelliklere sahip olması gerekir.

Bu özellikleri aşağıdaki şekilde sıralamak mümkündür:

1- Zehirleme gücü yüksek olmalıdır.

2- Renksiz, kokusuz, havadan ağır olmalıdır.

3- Yapısı kolaylıkla bozulmamalıdır.

4- Maskeler tarafından kolaylıkla tutulmamalıdır.

5- Havaya, suya ve kimyasal maddelere karşı dayanık­lı olmalıdır.

6- Tesir tarzı, korunma tedbirleri ve tedavi yöntem­leri bilinmemelidir.

7- Üretimi kolay ve ucuz olmalıdır.

8- Gerekli önlemler alındıktan sonra kullanılabilmeli ve taşınabilmelidir.

Bu özellikleri içeren kimyasal maddeler savaş gazı olarak kullanılabilir.

b- SAVAŞ GAZLARININ FİZYOLOJİK ETKİLERİNE GÖRE AYIRIMI VE ÖZELLİKLERİ

I- SİNİR GAZLARI

a- GENEL BİLGİLER

Sinir gazları ilk defa Almanlar tarafından bulun­muştur. Alman kimyagerleri yeni ve daha etkili haşarat öldürücü ilaçlar bulmak için araştırmalar yaparken 1937 yılında Elber Feld şehrinde çok zehirli bir bileşik bulmuşlar ve bu bileşiğe “TABUN” adı verilmiştir. Daha sonraki yıllarda bu bileşiğe benzer yeni bileşiklerde bulunmuş, bu bileşiklere de SARİN, SOMAN adı verilmiştir. Almanlar bu kimyasal maddeleri savaş gazı olarak kullanmak üzere stoklamışlardı. II.Dünya Savaşında Almanların yenilmesiyle bu gaz stokları Amerikalıların eline geçmiştir. Analiz edilmek üzerede Amerika Birleşik Devletleri’ne götürülmüştür. Bu gazlar üzerinde yapılan çalışmalar sonucu, Amerikalılar VX, Ruslar GOMAN ve VR—55 adını verdikleri yeni ve daha etkili, çabuk uçmayıp arazide kalma özelliği olan sinir gazlarını da hazırlayıp stoklarına ilave etmiş­lerdir. Sinir gazları henüz bir savaşta kullanılmamıştır.

Sinir gazları kişinin sinir sistemine doğrudan doğruya etki yaparak Asetilkolinesteraz intibütörü (Engelleyici) olarak geliştirilmiştir. Sinir hücrelerinin hatalı sinyal göndermelerine sebep olurlar, hayati fonksiyonları felce uğratırlar. Sıvı ve gaz şeklinde bulunabilir ve her iki şekilde de oldukça zehirlidir. Gaz halinde genellikle kokusuz, renksiz ve tatsızdır. Sıvı halinde ise kahve rengindedirler. Bu yüzden varlığını anlamak zordur. Havadaki konsantrasyonları algılanabilme sınırına geldiğinde ajan öldürücü etkilerini göstermiştir. Sıvı ve buhar iken deri ve normal kumaştan kolaylıkla geçerler. Ancak butil kauçuk ve poliester gibi sentetik maddeler dirençlidir. Cerrahi eldivenler geçirgendir.


Bu gaz; havada buharlaşır ve solunum yoluyla vü­cuda girer. Sıvı halinde ise; temasla veya damlalarla elbiselerden geçer ve derinden bir tahrişat yapmadan vücuda girer. Gazların cilt tarafından emilmesi veya solunum yoluyla alınmasının fizyolojik et­kileri aynıdır. Bu gazlar, çok süratle zayiata sebep olduklarından dolayı çok tehlikeli kimyasal savaş maddeleridir. Sinir gazları da­ha ziyade baskın şeklinde zayiat verdirmek ve huzursuzluk yaratmak için kullanılır.

SİNİR GAZLARİ İKİ GRUBA AYRILIRLAR

1- G Sinir Gazları (Kalıcı olmayan grup),

2- VX Sinir Gazları (Kalıcı grup),

1- G SİNİR GAZLARI (Kalıcı Olmayan Grup)

Bu gruptaki sinir gazları;

-GA TABUN -GB SARİN -GD SOMAN

Bu Üç kimyasal sinir maddelerinin molekül yapı­ları değişik olmakla beraber insan üzerindeki fizyolojik etkileri aynıdır.

GA Sovyetler Birliği’nin, GB ise Amerika Birle­şik Devletleri’nin standart sinir gazlarıdır.

G sinir gazları, solunum yoluyla zayiata sebep olduklarından normal olarak buhar halinde atılırlar. Yiyecek ve içecekleri kirleterek deriden vücuda ve mideye geçmesini temin etmek amacıyla sıvı halinde de atılabilir. Gerek buharları ve gerekse sıvıları renksiz ve kokusuz olduklarından teşhisleri güçtür, öldürücü doz kolaylıkla alınabilir. G gazları çabuk tesir eden öldürücü gazlardır. Bu gazlar kalıcı değillerdir.

2- VX SİNİR GAZLARİ (Kalıcı Grup)

VX gazları yoğunlaştırılmış sinir gazlarıdır. Genellikle VX maddeleri renksiz ve kokusuz sıvılar olup normal ısılarda süratle buharlaşmayan ve donmayan maddelerdir. Alçak uçuculuklarından dolayı kalıcı özellikler gösterirler.

VX gazları normal olarak deriden emilmek suretiyle tesir eder, bu yüzden maske takmak pek önemsenmez. Bu gazlar aynı zamanda solunum yoluyla ve deriden emilmek suretiyle zayiata sebep olmak amacıyla aerosol şeklinde de atılabilirler. Sıvı veya aerosol şeklinde olan VX gazları, G gazlarının tesir ettiği şekil­de vücuda tesir ederler.

Sıvı VX in askeri amaçlarla kullanma gayelerin­den en önemli olanlarından biri bulaşık arazide devamlı harekata mani olmaktır,

a- SİNİR GAZLARININ GENEL OLARAK FİZYOLOJİK  BELİRTİLERİ (MUSKARİNİK-NİKOTİNİK-SSS) :

1- Sebepsiz burun akması,

2- Göğüs tıkanıklığı,

3- Göz bebeklerinin nokta kadar küçülmesi,

4- Ağızdan salya akması,

5- Bulantı, kusma aşırı terleme,

6- İdrarını tutamama

7- Sebepsiz sıçramalar,

8- Kaslarda seğirme (Sıvı bulaşma),

9- Görüşte bulanıklık,

10- Denge bozukluğu,

11- Baş ağrısı,

12- Şaşkınlık, miskinlik,

13- Çırpınma, koma ve ölüm,

b-SİNİR GAZLARINDAN KORUNMA

Sinir gazlarına karşı aşağıdaki malzemelerle ko­runma sağlanır.

1- Maske, gazlara karşı korunma sağlayan sığınaklar,

2- Gaz elbise ve pelerinleri veya diğer koruyucu örtüler,

3- Atropin iğnesi,

4- Atropin sülfat eriği,

5- Atropin sülfat tabletleri,

c-KENDİ KENDİNE YARDIM

Gaz belirtileri görüldüğünde süratli hareket esastır.

1- Göze gaz bulaşmış ise, gözünü bulaşan sıvıdan bol bol su ile yıkayarak temizle,

2- Yüzünde veya diğer açık yerlerinde bulunması muhtemel olan gaz bulaşığını su veya sabunlu su ile bol bol yıkayıp temizle,

3- Maske tak,

4- Yukarıda 1-5 arasında gösterilen araz belirirse bir atropin iğnesi yap,

5- Bulaşık elbiseleri temizle veya at,

d-İLK YARDIM

1- Sinir gazı ile gazlanmış bir kişiye derhal bir atropin iğnesi yapılır,

2- Mümkünse hasta açık ve temiz havaya çıkartılır. Eğer temiz havaya çıkartılamazsa, bulaşan sıvıyı su ile iyice yıkayarak temizle, su yoksa ku­rutma kağıdı ile alıyormuş gibi temizle. Gaz göze bulaşmış ise, baş arkaya eğilip göz kapakları elle açılmak suretiyle gözün içine temiz su dökerek yıkanır, fakat göze el sürülmemelidir.

3- Gerekiyorsa gaz maskesi takılır.

4- 4-9 arasında araz belirirse hastayı iki veya daha fazla atropin iğnesi yapılır.

5- Gerekiyorsa suni teneffüs yaptırılır.

6- İlk yardımdan sonra gazlanmış şahıs mümkün olduğu kadar çabuk doktora gösterilir.

II- YAKICI GAZLAR

a- GENEL BİLGİLER

Hücre DNA’sını tahrip ederek hücre faaliyetlerini durdurur. Hücre zehirleyici ve yapısını değiştirici etki gösterir.

Buhar ve sıvı olarak kullanılan yakıcı gazlar gözlere ve akciğerlere etki eder ve deriyi yakarlar. Bazı çeşitle­ri acı vermez, diğerleri ise acı verirler. Renkleri renksizden ko­yu kahve rengine kadar değişen yağlı sıvılardır.Buhar halinde iken normal olarak görünmezler. Bu gazların bir kısmı kokusuz olup, diğerlerinin hardal, sarımsak, sardunya, bayır turpu kokusu vardır. Yakıcı gazlar etkilerini sinsice gösterirler. Dokunulduğunda ağrı ve sızı duyulmaz, etkisi geçtir. Bu bakımdan korun­mak son derece güçtür.

Yakıcı gazlar personeli saf dışı etmek ve saf dı­şı olma korkusu altında bulundurup, giyildiğinde içinde uzun müddet kalınamayan koruyucu elbiseleri çıkarmamayı sağlayan gazlardır. Ay­nı zamanda maskenin hasıl ettiği korunmayı bertaraf etmek içinde kullanılır. (HD)

YAKICI GAZLAR İKİYE AYRILIR

1- LAVİNSTEİN İPERİTİ (H),

1- İPERİTLER: 2- DESTİLE İPERİT (HD),

3- AZOTLU (HN-l, HN-2, HN-3)

1- LEVİZİT (L)

2- İPERİT-LEVİZİT KARIŞIMI (HL),

3- İPERİT T MADDESİ KARIŞIMI (HT),

2- ARSENİKLİLER: 4- FENİLDİ KLORARSİN (PD),

5- ETİLDİKLORARSİN (ED),

6- METİLDİKLORARSİN (MD),

7- FOSGENOKSİNİ (CX),

I. Dünya Savaşı sırasında en fazla kullanılan ya­kıcı gaz iperittir. İlk defa Almanlar 1917 de Ypres’te İngilizlere karşı Destile İperiti (HD) kullanarak kimyasal savaşta yeni bir çığır açmışlardır.

b-YAKICI GAZLARIN FİZYOLOJİK ETKİLERİ

1- Gözlerde kızarıklık, sulanma, yanma, iltihap,

2- Gözlerde ışığa karşı hassasiyet,

3- Göz kapaklarının şişmesi,

4- Öksürük ve boğulma hali,

5- Boğaz ve nefes yollarında iltihaplanma,

6- Ciltte kızarıklıklar ve yanma,

7- Ciltte kabarcıklıklar,

8- Bulantı ve kusma,

MUSTARD (H)KİMYASAL VE FİZİKSEL ÖZELLİKLERİ

Saf iken berrak, renksiz veya amber renkli. Sudan ağır zeytinyağı kıvamında, hardal, turp, sarımsak benzeri bir kokuya sahiptir.

Öldürücü ve kapasite bozucu, vezikan, gaz veya sprey olarak uygulanır.

LEVİZİT (L)KİMYASAL VE FİZİKSEL ÖZELLİKLERİ

Arsenikli vezikan olarak da anılır. Bu grupta levizitten başka etildiklorarsin, metildiklorarsin ve fenildiklorarsin de bulunur. Bu üçü “diks”diye de anılır. Saklamaya dayanıksızdır. Uçuculuğu H gazından daha fazladır.

a-KORUNMA

1- Maske,

2- Gaz elbisesi, gaz pelerinleri veya diğer koru­yucu örtüler,

3- Sığınak,

4- Koruyucu merhemler,

5- M-258 KİTİ

b-KENDİ KENDİNE YARDIM

1- Eğer sıvı halindeki yakıcı gaz gözünüze kaçmışsa; gözlerinizi bol su ile yıkayınız, Yıkadıktan sonra ağrıyor ve sardunya yaprağı veya sarımsak kokusu duyuluyorsa M-258 KİTİ kullanınız.

2- Buhar halindeki yakıcı gaza karşı da gözleri süratle bol sabunlu su ile yıkamak ve hemen maske takmak icap eder.

3- Yüzünü, kulağını ve boynunu bulaşan maddelerden temizle ve maskeyi yüzüne uydur.

4- Cilt üzerine bulaşmış sıvıyı sürtmeden yarayı temizler gibi sil.

5- Koruyucu merhemi ovuşturarak sür.

6- Gazlanmış elbiseyi derhal değiştir veya temizle, bulaşmış kısımlar az ise bulaşan kısmı kes at.

7- Sıvı haldeki iperit’in başa bulaşması halinde; saçlar kesilip atılır, baş derisi sabunlu su ile yıkanarak temizlenir.

8- Eğer ilkyardımda gecikilmiş ve içi su dolu kabarcıklar meydana gelmişse; bunların üzeri te­miz bir sargı ile örtülüp delinmemesine dikkat edilmeli ve derhal doktora başvurulmalıdır.

c-İLKYARDIM

Yaralanmış olup da kendi kendine yardım yapamayacak durumda olanlara yanındakiler tarafından yukarıdaki şekilde ilkyardım yapılır.

NOT : Göze sıvı yakıcı gazlar bulaştığından emin olmadan M-258 KİTİ kullanma.

III- KAN ZEHİRLEYİCİ GAZLAR

a- GENEL BİLGİLER:

Kan zehirleyici gazlar genellikle gaz veya buhar olarak atılır ve solunum yoluyla vücuda girerler. Vücut hücreleri­nin kandaki oksijeni kullanmalarına engel olmak suretiyle dolaşım ve solunum sistemlerini etkilerler. Bu gazlar renksizdirler. Bazı­larında şeftali çekirdeğinin bayıltıcı kokusu veya acı badem koku­su vardır. Bazıları burnu tahriş edebilir. Kan zehirleyici gazı fazla teneffüs eden kişiler bir kaç dakika içinde kendilerini kaybedebilir ve ölebilirler.

KAN ZEHİRLEYİCİ GAZLAR;

1- HİDROJEN SİYANÜR (AC)

2- SİYANOJEN KLORİD (CK)

3- ARSİN (SA)

Kan zehirleyici gazlardan (AC) ve (CK) çabuk tesir edici, (SA) ise geç tesir edici, zayiat meydana getirici gazlardır.

AC ve CK gazları ilk defa Fransızlar tarafından I. Dünya Savaşı’nda kullanılmıştır.

b-KAN ZEHİRLEYİCİ GAZLARIN FİZYOLOJİK ETKİLERİ

1- Burun ve boğazda tahribat,

2- Öksürük (CK),

3- Göğüs darlığı ve boğulma hali,

4- Gözde tahriş ve yaşarma,

5- Baş ağrısı, baş dönmesi, göz kararması,

6- Bulantı ve kusma,

7- Solunum artması (AC),

8- Güç ve ağır teneffüs (CK),

9- Titreme (SA),

10- Koma ve ölüm (Fazla miktarda teneffüs edildi­ğinde.)

HİDROJEN SİYANİD (AC)KİMYASAL VE FİZİKSEL ÖZELLİKLERİ

Katı, sıvı, gaz halinde bulunabilir. Gaz halinde uygulanır.

c-KORUNMA

1- Koruyucu maske ve sığınaklar,

2- Amilnitrit Ampul,

d-KENDİ KENDİNE YARDIM

1- Maskeni tak,

2- Mümkünse temiz hava bulunan yere git,

3- Lüzumsuz hareketler yapma,

4- Gaz almış isen, derhal bir amilnitrit ampulünü kır, maske içine serperek teneffüs et. 3-4 dakika ara ile tekrar et,

5- Elbiselerine sıvı gaz bulaşmış ise çıkar ve havalandır.

e-İLKYARDIM

1- Kendi kendine yardımda olduğu gibi eğer teneffüs durmuş ise derhal suni teneffüs uygula,

2- Hastayı sıkı tut, yürümesini engelle,

3- Hemen bir ilkyardım merkezine gönder,

Amilnitrit ampulü ceman 8 adet 3-4 dakika ara ile kullanılabilir. Suni teneffüs amilnitrit ampulünün etkisini kolaylaştırır.

IV- BOĞUCU GAZLAR

a-GENEL BİLGİLER

Boğucu gazlar, solunum yoluyla vücuda girerler. Nefes yolları ve akciğeri tahrip etmek suretiyle solunum sistemi­ni etkilerler. Fazla miktarda alındığında gazla şişen akciğerler kanın serumu nedeniyle sıvı ile dolar ve oksijen eksikliği ölüme neden olur. Tıpkı su içerisinde boğulmak gibi ölüm meydana geti­rirler. Çok uçucu olan bu gruptaki gazlar genellikle renksiz ve yeni biçilmiş çayır, çürümüş saman ve mısır püskülü kokusu gibi kokuları vardır.

Bu gruptaki maddelerin en önemlileri;

2- FOSGEN (CG)

3- DİFOSGEN (DP) dir.

Fosgen Birinci Dünya Savaşı’nda geniş şekilde kullanılmış ve kimyasal madde ölümlerinin % 80’i fosgen ile gerçekleştirilmiştir.

Fosgen ve difosgenin fizyolojik etkileri aynı­dır. Her ikisi de saf dişi edici kimyasal savaş maddesidir.

b- BOĞUCU GAZLARIN FİZYOLOJİK ETKİLERİ

1- Öksürük,

2- Burun ve boğazda tahriş ve akınti,

3- Solunumda güçlük,

4- Gögüste darlık,

5- Gözlerde yaşarma (DP)

6- Dudaklarda morarma,

7- Baş ağrısı,

8- Bulantı ve kusma,

9- Yoğunluk,

10- Şok ve ani ölüm,

c- KORUNMA

Maske takarak veya emin sığınaklara girerek ko­runma sağlanır.

d- KENDİ KENDİNE YARDIM

1- Boğucu gazların belirtileri görüldüğünde hemen maske takmak,

2- Gazlı sahadan dışarı çıkmak ve dinlenmek,

3- Vücudun oksijen ihtiyacını arttıracak her tür­lü hareketten kaçınmak,

4- Tembih edici alkolsüz içki almak (Kahve ve çay gibi),

e- İLKYARDIM

1- Hastanın maskesini yüzüne uydur.

2- Hastayı yürütme ve konuşturma,

3- Hastayı rahat ve sıcak tut, elbiselerini gevşet

4- Alkollü içki ve sigara verilmez, ancak tembih edici şekerli çay ve kahve verilir.

5- Solunumda bir duraklama görüldüğünde suni so­lunum yaptırılamaz, (Akciğerler arızalı olduğu için) oksijen cihazı tatbik olunur.

6- İlk fırsatta ve sarsmadan en yakın sağlık merkezine götürülür.

V- UYUŞTURUCU GAZLAR:

a-GENEL BİLGİLER

Uyuşturucu gazlar, geçici olarak fizyolojik ve zihinsel etkiler veya her iki etkiyi birden hasıl ederek personeli aldığı görevi yapamayacak hale getiren kimyasal savaş maddeleridir.

Bu gazlar genellikle zerre (aerosol) ler halinde bazıları da buhar halinde atılırlar. Solunum yolu ile vücuda girerler. Kan dolaşımını, sindirim ve sinir sistemini etkilerler.

Uyuşturucu gazlar genel olarak iki grupta toplanmıştır;

1- Felç, körlük ve sağırlık gibi geçici fiziksel etkiler gösterenler, (Fjzikoşimik maddeler)

2- Geçici olarak, akıl hastalıklarına neden olan­lar (Psikoşimik maddeler),

Uyuşturucu gazlar, sivil halka karşı kullanılması pek mümkün olmayan gazlardır. Ancak askeri gereksinmelerde kullanıl­dığı gibi, sinsi faaliyetlerde de kullanılır.

Bu maddelerden bir tanesi, bu günün konusu olan ve modern esrar olarak kullanılan LSD-25 (Asit Liserjikdietlamid) dir.

LSD-25. çok küçük miktarı ile etkili olup, bilhas­sa zaman ve mekan algılamalarında zihni karışıklıklar ve tereddütler meydana getirirler. LSD ile zehirlenmelerin klinik arızaları bulantılarla başlar. Bunu 45-60 dakika sonra hayal görme ve benzetmeyle karışan bir zihinsel karışma devresi takip eder. Hiç bir tedaviye ihtiyaç göstermeden tesirler kendiliğinden ortadan kalkar.

Uyuşturucu gazlardan bir diğeri de Benzilat’lardır. Bu grupta olanların başlıcası “(BZ)” (3-KİNUKLİDİNİL BENZİNAT) maddesidir. (BZ) son derece, hem zihni ve hem de fizyolojik bozukluklar yapan psikolojik bir savaş gazıdır. Çok küçük dozlarda bile etkilidirler. Hafif dozlarda tatlı sarhoşluktan ağır bunalıma kadar değişen belirtiler görülür. Yüksek dozlarda ise, kuvvet kaybı, buhran ve akli hareketlerde yavaşlama meydana getirerek, açık ve dengeli düşünmeye geçici olarak engel olur­lar. Adeta kişi kim olduğunu ve ne yaptığını bilemez hale gelir. As­keri şartlarda etkisi ise, moral bozukluğu, disiplinsizlik ve emirlerin yerine getirilmemesi şeklinde ortaya çıkar. Etki bir kaç daki­ka ile bir kaç saat arasında, görülür. Devam süresi saatlerce ve hat­ta günlerce devam edebilir. Tedavi yapılmadan iyileşme görülür. (BZ) personeli öldürmez saf dışı eder.

b- FİZYOLOJİK ETKİLERİNİN SAATLERE GÖRE DAĞILIŞI

1-4 Saat İçerisinde :

1- Tansiyon yükselmesi, baş dönmesi, kalp çarpıntısı ve vücut ısısında yükseliş.

2- Ağız, dudak ve ciltte kuruma,

3- Görüşte bulanıklık, göz bebeklerinin büyümesi,

4- Kusma, kabızlık ve idrar tutulması,

5- Şaşkınlık, işitmede güçlük,

6- Uyuşukluk ve sersemleme,

4-12 Saat İçerisinde:

1- Çevreye intibaksızlık,

2- Korku,

3- Hareketsizlik veya gayesiz dolaşma.

12-96 Saat İçerisinde:

1- Gelişi güzel, tahmin edilmeyen davranışlar,

2- Hayal ve sayıklamalar,

96 saat sonunda tedricen normale dönüş başlar. De­vam süresi kullanılan maddeye göre değişir.

c- KORUNMA

1- Koruyucu maske ve deriyi korumak için özel elbi­seler,

2- Temizlemek için deterjan, sabun, su,malzeme te­mizliği için hipoklorit ve alkolkosik eriyikleri,

d- TEMİZLENME (Dekontaminasyon)

1- BZ ye bulaşmış vücut, sabun ve su ile yıkanarak temiz1enir.

2- Gözler sadece temiz su ile yıkanır,

3- Elbise ve teçhizat silkelenir, fırçalanır ve yı­ kanır,

4- Silah ve malzemeye üzerindeki BZ nin temizlenmesinde hipoklorit ve alkolkosik eriyikler kulla­nılması uygundur,

5- BZ ile kirlenmiş satıhları deterjan eriği ile yıkanmalı, fırçalanmalı veya tazyikli su ile yıkamak mümkündür.

e- PERSONELE YAPILACAK TEDAVİ

1- Güneş çarpmasına engel olunur,

2- Kusma, idrar, ter dolayısıyla kaybedilen suyun telafisi bakımından sıvı içecekler verilir.

3- Vücutta fazla su kaybı olduğundan idrar tıkanıklığına engel olunur.

4- Hasta tecrit edilir.

5- Ayakta duramayan, hezeyan halinde olan hasta sedyeye veya sahrada başka çare yoksa ağaçlara bağlanmalıdır.

2- KARGAŞALIĞI BASTIRMA KİMYASAL SAVAŞ MADDELERİ

I- KUSTURUCU GAZLAR:

a- GENEL BİLGİLER

Bu gazlar normal olarak katı halde bulunurlar, ısıtıldıklarında buharlaşır ve sonra yoğunlaşıp zehirli aerosoller oluştururlar.

Atıldığı anda beyaz veya sarı renkte görülebilir ve hava ile karıştıktan sonra genellikle renksizdir. Yoğunluğu az ol­duğu zaman bu gazların kokusu yanan donanma fişeklerine benzer.

Bu gazlar, teneffüs edildiğinde veya gözlere temas ettiği zaman geçici olarak tahriş eder. Sahra şartları altında personele şiddetli rahatsızlık verir. Kapalı yerlerde atıldıklarında şiddetli hastalık veya ölüme sebebiyet verebilir.

Kusturucu gazlar genel olarak ayaklanmaları ve karga­şalıkları bastırmada kullanıldığı gibi zehirli gazların tesirlerini artırmak amacıyla zehirli gazlarla da beraber kullanılır.

KUSTURUCU GAZLAR

1- DİFENİL KLORARSİN (DA),

2- ADAMZİT (DM)

3- DİFENİLSİYONARSİN (DC),

ÖZELLİKLERİ

1- Koku Bariz bir kokuları yoktur, yalnız (DC) nin sarımsak ile acı badem karışımı kokusuna benzer kokusu vardır.

2- Tesir Hızı ; Çok hızlıdır. 30 saniye ile 1 daki­ka maruz kalmak takatten düşürmek için kafidir.

3- Kalıcılık; Kalıcı değildirler.

4- Fizyolojik Etki Tahriş edici gaz.

5- Teşhis Edilebilen Vasati Konsantrasyonu: DA=O,5, DM=O,38, DC=O,l3-O,19 mgr.dak/m3,

a- FİZYOLOJİK BELİRTİLERİ

1- Burun ve boğazda tahriş,

2- Öksürme ve aksırma, (Karabiber tesirine benzer),

3- Boğazda ve nefes borusunda şiddetli acı,

4- Bulantı ve kusma,

5- Salya akması,

6- Şiddetli baş ağrısı,

b- KORUNMA

Koruyucu maske takarak veya sığınağa girerek ko­runma sağlanır.

c-KENDİ KENDİNE YARDIM

1- Maskeyi tak ve hiç çıkarma, (Öksürme, aksırma ve ağızdan salya gelse bile,)

2- Kusmaya mecbur olduğun zaman, maskenin alt kısmını aç, fakat tekrar yüzüne uydururken içindeki gazı şiddetle üfleyerek dışarı at,

3- Açık ve temiz havaya çık, kendi kendine iyileşir.

d- İLK YARDIM

1- Maskesini tak,

2- Açık ve temiz havada istirahat ettir,

3- Boğazdaki tahriş tesirine karşı ayran içirmek faydalıdır,

4- Kendi kendine iyileşir,

II- GÖZ YAŞI GETİRİCİ GAZLAR

a- GENEL BİLGİLER

Bu gazlar bol gözyaşı hasıl ederek keskin ve tahriş edici ağrılar meydana getirirler. Aynı zamanda burnun tahriş olması­na ve deri üzerinde sızlamalara. sebebiyet verirler. Normal olarak aerosol halinde atılırlar. Sıcak havalarda atılan gazın yoğunluğu çoksa veya bu gazlara devamlı olarak maruz kalınmışsa ciltte yanıklar meydana gelir. Yoğunluğu çok olan gaza maruz kalınmışsa, bulantı, kusma ve baş dönmesi meydana gelir.

Göz yaşı getiren gazların saf dışı edici etkileri az olduğundan eğitim ile ayaklanma ve nümayişlerde kullanılmakta­dır.

GÖZ YAŞI GETİREN GAZLAR

1- KLORDASETO FENON (CN)

2- KLORASETE FENON KLOR FROM (CNC)

3- KLORPİKRİN KARIŞIMI (CNS),

4- BENZON VE TETRA KLORİDDE KLORASTE FENON (CNB),

5- BROM BENZİLSİYANÜR (BBC)

6- KLORBENZİLMALONİTRİL (CS)

ÖZELLİKLERİ

1-Koku

CN : Baygın elma çiçeği gibi,

CNC : Kloroforma benzer,

CNS : Sinek kağıdı gibi,

CNB : Benzin gibi,

BBC : Eskimiş meyve gibi,

CS : Biberimsi

2-Fizyolojik Tesir

Şiddetli tahriş ve göz yaşı, üst solunum yolunu tahriş eder.Yüksek yoğunluklarda cildi tahriş eder. Bi1hassa nemli kısımlarında bir yanma ile kaşınma hissi uyandırır. Etkileri güneş yanığına benzer. Tamamen zararsızdırlar,bir kaç saat içinde temiz havaya çıkınca kaybolurlar.

3-Tesir Hızı

Çok süratlidir. Ani etki gösterirler. Kısa sürerler.

4 -Kalıcılık

Kalıcı değildirler.

b- FİZYOLOJİK BELİRTİLERİ

1- Gözlerden bol yaş gelir,

2- Gözleri ovuşturma arzusu,

3- Cilt ve burun içerisinden iğnelenmesi,

4- Sıcak su kullanıldığında ciltte hafif yanma,

5- Şiddetli baş ağrısı,

6- Kusma arzusu,

7- Kısa zamanda etkilerinin izalesi,

c- KORUNMA

Koruyucu maske,

d- KENDİ KENDİNE YARDIM

1- Maske tak. (Gaz aldıktan sonra maske takmışsanız, gözlerinizi kapamadan bir kaç defa kuvvetli nefes alarak maskenin içindeki gazi dışarı üfleyiniz. Göz normal görmeye başlayınca mas­kenin içinde gaz kalmadığı anlaşılır.)

2- Gaz tehlikesi geçince; maskeyi çıkar, yüzünü rüzgara çevir, elbiselerini gevşet,

3- Gözlerinizi ovuşturmadan yarayı temizliyormuş gibi sil.

4- Cilde bulaşmış sıvı gazı sabun ve su ile temizle,

5- Göze kaçan gazı su ile yıka,

6- Kendi kendine iyileşir.

3- BİTKİLERE, TESİS VE MALZEMEYE ETKİLİ OLAN KİMYASAL SAVAŞ MADDELERİ

1-KİMYASAL ANTİPLANT MADDELER (Bitkilere Karşı)

a- GENEL BİLGİLER

Bitkilere karşı kullanılan kimyasal savaş maddele­rine “HERBESİTLER” denir.

Herbesitler, kimyasal. bir takım bileşikler olup, bitkilere etki ederler. Bitkilerin gelişmelerini geciktirir, durdurur, hızlandırır, kurutur veya sarartarak yapraklarını dökebilirler.

Herbesitlerin insanlara, hayvanlara karşı zehirliliği azdır. Deriyi hafif tahriş eder. Fakat tarım ürünlerini ve ormanları mahvederler.

Herbesitler Amerikalılar tarafından Vietnam da kul­lanılmıştır.

b- HERBESİTLERİN ÇEŞİTLERİ

Herbesitler ikiye ayrılır.

1- TEMAS HERBESİTLERİ,

2- SİSTEMATİK HERBESİTLER,

1- TEMAS HERBESİTLERİ (KURUTUCULAR)

Bitkilere temas ettikleri yerde, bitkinin hücrele­rinin ölmesine neden olurlar. Bu nedenle temas herbesitlerden azami tesir sağlamak için bitkinin tamamını kaplayacak şekilde püskürtmek suretiyle kullanılır. Temas herbesitler, kırmızımtırak veya mavimtırak renkte ve akıcı kabiliyette bir sıvıdır. Su ve alkolde erir, yağlarda erimez.

Temas herbesitler genellikle ot cinsinden bitki­lere etkilidir. Özellikle tarım ürünlerine karşı kullanılmaktadır. Bu maddeler kullanıldığında bir gün içinde bitkiler ölürler.

Hayvanlara karşı zehirliliği azdır.

2- SİSTEMATİK HERBESİTLER

Sistematik herbesitler, bitkiye temas ettikleri yerde bitki tarafından emilir ve bitkinin özsuyu tarafından diğer bölümlere götürülür. Bu kimyevi maddeler bitkinin gelişmesine etki ederek yavaşlatır, durdurur veya hızlandırır, hatta ölümüne neden olurlar. Sistematik herbesitler ormanlara ve geniş yapraklı bitki­lere karşı çok etkilidirler.

Sistematik herbesitler “TURUNCU” ve “BEYAZ” sı­vıdırlar.

Turuncu herbesitler, geniş yapraklı bitkilere karşı etkili olup bitkilerin yapraklarını dökerler. Bu kimyevi maddeler suda erimez yağda eriyebilirler.

Beyaz herbesitler; orman bitkilerine karşı etkilidirler. Bunlarda yağda erimez suda erirler.

c-HERBESİTLERE KARŞI KORUNMA VE TEMİZLEME

1- KORUNMA

Herbesitler sıvı kimyasal maddeler olup püskürtmek suretiyle atıldıklarından bitkilerin üzerlerinin örtülmesi en iyi korunma sağlar.

2- TEMİZLEME

Bu herbesitler suda eridiğinden, bitkileri yağmur lama yöntemi ile temizlemek mümkündür. Bazıları da yağda eridiklerin den bunların kullanıldığı yerlere yağ püskürtmek suretiyle de temiz­lemek mümkündür.

4- SİS VE YANGIN MADDELERİ

I- SİSLER:

a- GENEL BİLGİLER

Tarihin eski çağlarında bile insanlar dumanın gizleyici özelliğinden istifade etmişlerdir. Çeşitli yöntemlerle mey­dana getirdikleri dumanla düşmanlarını yanıltmışlardır.

Yeni sis yayma vasıtaları günümüze değin gelerek ge­liştirilmiş, bu arada II.Dünya Savaşında bütün muharebe şekillerin­de ileri ve geri alanlarda çok etkili bir şekilde kullanılmıştır.

b- SİSİN TARİFİ

Sisi meydana getiren kimyasal maddelerin havadaki su buharı ile birleşerek ışığı geçirmeyen bir ortam oluşturmasına denir.

Bir sis bulutunun ömrü veya kalıcılığı meteorolojik şartlara bağımlıdır. Havadaki su buharı da sisin oluşumunda önemli bir rol oynar. Bu sebepten rutubet sisin tesirini artırır. Çevrede­ki hava hareketi sislerin kaybolmasında büyük rol oynar.

c- SİSLERİN ÇEŞİTLERİ:

Muharebede kullanılan sisler genel olarak ikiye ay­rılır,

1- GİZLEYİCİ SİSLER,

2- İŞARET SİSLERİ,

1- GİZLEYİCİ SİSLER

(a) Gizleyici Sislerin Amacı

Dost kıta ve tesisleri gizlemek veya düşmanı yanıltmaktır.

(b) Gizleyici Sislerin Elde Edilişi

Gizleyici sisler, sis yapıcı vasıta veya mühimmatlardan iki şekilde elde edilir.

(1) Mekanik Yöntemle : Sıvı olan sis yapıcı kimyasal maddelerin infilak ettirilmesiyle sis meydana getirilir.

(2) Termik Yöntemle : Katı olan sis yapıcı kimyasal maddeler termik bir metotla yayılırlar. Bu usul sıvı haldeki sis yapıcı bazı maddeler içinde kullanılabilir.

(c) Gizleyici Sis Meydana Getiren Kimyasal Mad­deler

(1) Titan tetraklorür (FM) sıvı,

(2) Kükürt trioksit, klor sülfanik asit (FS) sıvı,

(3) Heksa kloretan karışımı (HC) katı,

(4) Beyaz fosfor (WP) katı,

(5) Plastize edilmiş beyaz fosfor (PWP) katı,

(6) Sis jeneratör yağı (SG-F-l ve SGF-2)

(d) Gizleyici Sis Şekilleri

(1) Sis örtüsü,

(2) Sis perdesi,

(3) Sis dumanı veya pus

(4) Köre1etici sis,

2- İŞARET SİSLERİ

(a) İşaret Sislerinin Amacı

İşaret sisleri, dost birliklerinin tanınma­sında, topçu, havan ve hafif silahların ateş toplanmasında ve ke­silmesi kontrolünde, hedeflerin tanınmasında, yaralı ve hastaların tahliyesinde haberleşmek için kullanılır.

(b) İşaret Sislerinin Çeşitleri

Genel olarak uzaktan kesin olarak ayırt ede­bilen dört renkte işaret sisi vardır.

(1) KIRMIZI (RS),

(2) YEŞİL (Gs)

(3) SARI ‘(Ys)

(4) MOR (vs

d- SİS ATMA VASITALARI

(1) Sis paketleri,

(2) Sis kutuları,

(3) Sis el ve tüfek bombaları,

(4) Sis jeneratörleri,

e- SİSLEME METODLARI

İki türlü sisleme metodu vardır;

(1) ATMA METODU: Sis madde ve mühimmatının topçu, havan, uçaklar, roketlerle atılmasıdır.

(2) YERLEŞTİRME METODU : Sis kaynaklarının dost kıt’alar içine veya civarına yerleştirilerek meydana gelen sisin rüzgar yardımı ile sislenecek bölgeye sevk edilmesidir.

f- SİSLERİN ETKİLERİ

Sislerin bir kısmı zehirli, bir kısmı da zehirsizdir. Zehirli sislere uzun süre maruz kalındığında boğucu etki gös­terirler. Zehirsiz sisler ise; moral bozmak ve diğer gazların teşhisini gizlemek ve şaşırtmak için kullanılır. Bunların yoğun oldu­ğu yerde uzun süre kalmak hastalıklara neden olur. Sisler; sıvı ol­duğu için ciltte tahrişler yapar ve hafif acı verirler.

g- KORUNMA

Sisi görünce veya öksürük, burun, boğaz ve göz tahrişatı belirince; maske takılır ve sislenmiş bölge terk edilir. Eğer bulantı,kusma ve nefes almada zorluk baş gösterirse; doktora müracaat edilmelidir. Eğer sıvı halindeki sis asidi deriye bulaşmış ise; derhal o kısım bol sabunlu su ile yıkanmalıdır. Göze kaç­tığı takdirde; gözü açıp su ile bolca yıkayınız. İlk fırsatta teda­vi için doktora müracaat ediniz,

II- YANGIN MADDELERİ

a- GENEL BİLGİLER

Ateş tarihin başlangıcından beri savaşlarda kullanıla gelmektedir. Muharebede kullanılışı asırlar boyunca karabarut ile yapılmıştır. I.Dünya Savaşı’nın sonlarında uçakların şehirlere ve askeri üslere yangın bombaları atabileceğini düşündüler. Fakat modern yangın bombalarının yapımı ve geliştirilmesi dört sene ka­dar sürdü, bu nedenle I.Dünya Savaşında yangın maddeleri etkili bir şekilde kullanılamadı. Alev makineleri I.Dünya Savaşında bir antipersonel silah olarak kullanılmış, sonradan geliştirilmek sure­tiyle II.Dünya Savaşında çok tesirli bir şekilde kullanılmıştır.

II.Dünya Savaşında yangın bombaları Almanya ve Ja­ponya’nın yenilmelerinde önemli rol oynamıştır.

b- YANGIN MADDELERİNİN ÇEŞİTLERİ

Yangın maddeleri sahra şartlarında; binaları, sana­yii tesislerini, mühimmatı ve akaryakıt depolarını v.s. yakmak için kullanılabilir.

MODERN ASKERİ YANGIN MADDELERİ ÜÇE AYRILIR

1- YAĞLI YANGIN MADDELERİ,

2- MADENSEL YANGIN MADDELERİ,

3- KARIŞIK (YAĞLI VE MADENSEL) YANGIN MADDELERİ,

Yangın maddeleri; eksotermik reaksiyonlar ile kendi kendini besleyerek yangın çıkartanlar ve yanmaları için atmosferin oksijeninden istifade edenler diye de sınıflandırılabilirler.

1- YAĞLI YANGIN MADDELERİ

Yağlı yangın maddelerinin esası benzin olup, bu benzin dizel yağı, yağlama yağı, ince yağ v.s, ile karıştırılarak kullanılır. Her cins benzin kullanılabilir. (Uçak benzini pahalı olması nedeniyle kullanılması arzu edilmez.)

Yağlı yangın maddeleri koyulaştırılmamış yakıt ve koyulaştırılmış yakıt diye ikiye ayrılır.

(a) Koyulaştırılmamış yakıtta, yağ benzine oran­la daha yavaş yandığından, yağın miktarı daha fazla benzinin mik­tarı ise az tutulmuştur. Yağ oranının artması menzili uzatır.

Koyulaştırılmamış yakıt sadece portatif alev cihazlarında kullanılır.

(b) Koyulaştırılmış yakıt; bu yakıt alev cihaz­larının menzilini artırır. Yavaş yanan ve yapışkanlığını artıran özellikleri vardır. Bütün yangın çıkaran yağ bombalarında ve alev cihazlarında kullanılabilir.

(c) Koyulaştırıcılar ;

(1) M1 Koyulaştırıcısı (Napalm): Napalm adı i].e tanınan koyulaştırıcı, karışık alüminyum sabunu olup, içindeki organik asitlerin % 50 sini Hindistan cevizi yağından, % 25 naftanik asitlerden, % 25 oleik asitlerden üretilmişlerdir.

(2) M2 Koyulaştırıcısı (Napalm) :Yardımcı bir standart koyulaştırıcı olan M2 koyulaştırıcısı %95 Mi koyulaştırıcı ve yüzde % 5 uçuculuğu giderilmiş silika aeroselinin iyi bir karışımıdır.

Yalnız hava kuvvetleri tarafından kulla­nılmaktadır, MI ve M2 koyulaştırıcılar aynı amaç için kullanılırlar.

(3) M3 Koyulaştırıcı : M3 koyulaştırıcısı 2 etil hekzoik asidin alüminyum sabunudur. Üzerinde yapılan gelişme­ler henüz tamamlanmamakla beraber standart bir koyulaştırıcıdır.

Bu koyulaştırıcının Mi ve M2 koyulaştırıcılardan farklı havaya bırakıldığında az rutubet emmesidir.

(4) Diğer Koyulaştırıcılar : Tabii kauçuk ve isobütil metakrilat (polimerde) etkili koyulaştırıcılardır.

Yağlı yangın maddeleri ekseriye beyaz fosforlu tutuşturucularla teşhis edilmişlerdir. Beyaz fosforun tutuşması su ile önlendiğinden, su üzerine atılacak yağlı yangın maddesinde sodyumlu tutuşturucu kullanılır.

2- MADENİ YANGIN MADDELERİ

Madeni yangın maddeleri, değişik magnezyum şekillerinden toz demir oksit ihtiva eden grenli alüminyumdan oluşurlar. Madeni yangın maddeleri ikiye ayrılır.

(a) Magnezyumlu Yangın Maddeleri : Magnezyum yu­muşak bir madendir, tutuşma ısısına getirildiğinde, havada şiddetle yanar. Katı ve toz şeklinde yangın imha maddesi olarak kullanılır.

(b) Termit Yangın Maddeleri : Termit özellikle toz demir oksit (Fe2O3) ile toz veya granül halinde alüminyum karışımıdır.

3- YAĞLI MADENİ YANGIN MADDELERİ KARIŞIMLARI

Standart olan tek yağlı ve madeni yangın maddesi PT-l, karışımıdır.

PT-l magnezyum oksit, yeterli miktarda damıtılmış petrolü olan karbon ve asfalttan meydana gelen ve (goop) diye adlan­dırılan macunu esas alan komplaks bir karışımdır. Bu karışım II. Dünya Savaşı sırasında muayyen magnezyum bombalarının imalinde sı­nırlı olarak kullanılmıştır.

c- ALEV VE YANGIN CİHAZLARI

Yangın maddeleri alev ve yangın cihazları ile kulla­nılır. Alev ve yangın cihazları şunlardır.

1- PORTATİF ALEV CİHAZLARI,

2- MEKANİK ALEV CİHAZLARI,

3- UÇAK YANGIN BOMBALARI,

4- YANGIN KARA MAYINLARI,

5- YANGIN EL BOMBALARI,

6- YANGIN ROKET BOMBALARI,

KİMYASAL SAVAŞ MADDELERİNİN BULUNMASI VE TANINMASI

GENEL BİLGİLER

Düşman tarafından atılacak savaş gazlarına karşı gerekli korunma önlemleri alınabilmesi için; savaş gazlarının bulunması ve tanınması çok önemlidir.

Savaş gazlarının bulunmasında ve tanınmasında çabukluk, basitlik ve doğruluk esastır. Diğer taraftan bu gazların tanımlamasını yapacak personelinde iyi bir eğitim görmüş olması gereklidir.

Genellikle savaş gazlarının tanınması sadece duyular ile veya hariçten fiziksel veya kimyasal bir yardım ile yapılır.

Bu bakımdan savaş gazlarının tanınması için tatbik edilen metotlar “SUBJEKTİF” ve “OBJEKTİF” olarak iki başlık altında topla­nır.

1- SUBJEKTİF (ÖZNEL) METODLAR:

Sübjektif metotlar, beş duyudan yararlanarak yapılır. Bir kimyasal maddenin sübjektif bulunması, o maddenin varlığı hak­kında sadece bir ikaz sağlamalıdır ve bunu müteakip derhal koruyucu maske takılmalıdır. Objektif bulma yöntemi bunu takip etmelidir. Objektif tanımlamalar sübjektif metotlarla yapılan tanımlamaları teyit etmelidir. Bu nedenle, beraber uygulandıklarında bu yöntem­lerle mevcut olabilecek herhangi bir kimyasal maddenin tanımı hak­kında. geçerli bilgi elde edilebilir.

Tanım hususunda personelin sübjektif metotlarla eğitim görmüş olması lazımdır.

SÜBJEKTİF METODLAR: Koku, görme, işitme, tatma ve vücutta yaptıkları ilk tesirleri bulma ve tanıma gibi kısımlara ayrılır.

a- KOKLAMA İLE BULMA VE TANIMA:

Biliyoruz ki bazı zehirli kimyasal savaş maddelerinin kendilerine has kokuları vardır. Örneğin; İperit, sarımsak gibi, levizit, sardunya yaprağı gibi, siyanidrit asit, acı badem çekirdeği gibi kokar. Bu kokuların veya benzerlerinin yapılarak personele öğretilmesi ve eğitilmesi gereklidir. Bilhassa gaz ara­yacak, ikaz edecek personelin iyi koku alabilen bir buruna sahip olmasına önem verilmelidir. Şunu da önemle belirtmek gerekir ki, bazı kimyasal gazlar son derece öldürücü olduklarından ve bir kaç nefes alış zayiata sebep olabileceğinden koklama duyusu bir tanıma vasıtası olarak kullanılmaz. Koklama duyusu ile tanıma en son baş­vurulacak tanıma yöntemidir.

KOKLAMA İLE TANIMADA KAİDELER

1-KOKLA: Bunun için burunla nefes almak lazımdır. Ağızla nefes alınmaz. Koklamada dikkat edilecek bir husus, KAN ve SİNİR gazları ihtiva eden gazlar asla koklanmaz.

2-SADECE BİR KEZ KOKLA : Çünkü tekrar edilen koklamalar koklama hissini köreltecektir.

3-KOKLADIKTAN SONRA DÜŞÜN : Kokuları hatırlamak tecrübe ile elde edilir. Kokuları ezberlemek lazımdır.

4-KOKLADIKTAN SONRA BURNUNDAN BİRKAÇ DEFA NEFES VER: Sonuncunun tesiri geçmeden tekrar koklamaya kal­kışma

5-KOKLAMA ESNASINDA SİGARA İÇME: Çünkü koku alma hissini bozar.

6-HER KOKU HİSSİNE BİR İSİM VER: Böylece onu ta­nımla. Şayet tanımlama yapamadıysan, normal hava kokusundan başka koku duyulduğu zaman gazın var olduğu kabul olunur ve gaz ikazı ve­rilir.

b- GÖREREK BULMA VE TANIMA

Zehirli kimyasal maddelerin etrafta bulaşıklarının görülmesi suretiyle tanınmasına çalışıldığı gibi, düşman uçakları­nın havadan bir şeyler serpmesi ve saçmalarını görmek veya düşman tarafından gelen duman ve sis görüldüğünde şüphe edilir ve gerekli koruyucu önlemler alınır.


c- İŞİTME İLE BULMA VE TANIMA

Mermi patlama seslerinden kimyasal mühimmatı fark etmek mümkün olur. Örneğin; kimyasal maddelerle dolu topçu mermileri, gerek havada ilerlerken gerekse patladığı zaman tahrip tanelerine nazaran daha az ses çıkarırlar. Gaz ile dolu topçu mermileri muhtemel olarak çok az ses ile patlarlar. Gaz taarruzlarında kazanılan tecrübe ile sağlanabilir.

d- TATMA İLE BULMA VE TANIMA

Muayyen bir dereceye kadar gazlar tatma yoluyla fark edilebilir. Sigara, su veya yiyeceklerde alışılmayan tatların hissedilmesi bu maddelerin gazlanmış olduğu hakkında fikir verebi­lir.

e- VÜCUTTA YAPTIKLARI İLK TESİRLERİ İLE BULMA VE TANIMA

Zehirli kimyasal savaş maddeleri gerek damla gerek­se buharları vücutta fizyolojik etkiler yaparlar. Gözlerde yanma, gözyaşı akması, gözlerde kızarıklık, öksürük, aksırık, boğaz ve burunda yanma, baş ağrısı, bulantı, kusma, gözbebeklerinin küçülmesi, görüşün karartılı ve bulanık olması, göğüste tazyik ve sıkışma, sebepsiz olarak burun ve ağızdan akıntı gelmesi gibi durum­lar zehirli kimyasal savaş maddelerinin kullanılmış olduğunun belirtileridir.

2- OBJEKTİF (ÖZNEL) METODLAR İLE BULMA VE TANIMA

Bu metotlarda sübjektif metotlarda olduğu gibi beş duyudan faydalanılmaz. Ancak elde mevcut bazı detektör vasıtaları ve malzemesinden faydalanı1ır.

OBJEKTİF METODLARDA KULLANILAN DEDEKTÖR VASITALARI VE MALZEMELERİ ŞUNLARDIR

a- DEDEKTÖR KAĞIDI,

b- DEDEKTÖR KALEMİ,

c- DEDEKTÖR KİTLERİ,

d- ERKEN İKAZ-ALARM CİHAZLARI,

a-DEDEKTÖR KAĞIDI

Yakıcı gazların sıvı şekilleriyle, sinir gazlarının sıvı şekillerini tanımaya yarar.


b-DEDEKTÖR KALEMİ

Sadece yakıcı kimyasal savaş maddelerinin tanınma­sında kullanılır.

c-DEDEKTÖR KİTLERİ

Zehirli kimyasal savaş gazlarının gaz veya buhar şe­killerini tanımaya, tanınması yapılamayan gazlardan numune almaya yarayan müşterek bir vasıtadır.

d-ERKEN İKAZ-ALARM CİHAZLARI

Sinir gazlarının buharlarını uzak mesafelerden bul­ma ve tanımada kullanılan, ses ve ışıkla ikaz eden otomatik cihazlardır.

Bu malzemelerin tanıtımı ve kullanılması Korunma Dersinde görülecektir.

I-KİMYASAL SAVAŞ MADDELERİNİ ATMA VE YAYMA METODLARI

a- KİMYASAL SAVAŞ MADDELERİNİ ATMA VE YAYMA VASITALARI:

1- HAVANLARLA,

2- TOP VE OBÜSLERLE,

3- GÜDÜMLU FÜZELERLE,

4- SERBEST ROKETLERLE,

5- UÇAKLARLA,

6- ÇEŞİTLİ BOMBALARLA,

7- KARA MAYINLARIYLA,

b-KİMYASAL SAVAŞ MADDLERİNİ YAYMA METODLARI

Kimyasal savaş maddeleri şu metotlarla yayılırlar.

1-İNFİLAKLI TİP MUHİMMAT: Kimyasal madde ile doldurul­muş bir mermi veya bomba yeryüzünde infilak edince, doldurulmuş sıvı her istikamete saçılır.

2-PÜSKÜRTME CİHAZLARI: Uçaklardan saçılan kimyasal savaş maddelerinden meydana gelen serpinti saçılma hattından itiba­ren büyük bir rüzgar altı bölgeyi kapsar.

3-TERMİK TİP MÜHİMMAT : Bu mühimmat kimyasal savaş madde­leri saçmak için hararet neşrederler. Bunlar jeneratör, el ve tüfek bombası gibi.

4-SAÇICI CİHAZLAR: Helikoptere monte edilmiş veya portatif saçıcılarla çok ufak zerrecikler halinde püskürtülmüş kimyasal savaş maddeleri olup, püskürtmek için basınçlı havadan faydalanılır.

II- KİMYASAL SAVAŞ MADDELERİNİN DEPOLANMASI

Kimyasal savaş maddelerinin bulunduğu yerde kimseye zarar vermeyecek şekilde depolanması şarttır. Bunun içinde kimyasal savaş maddeleri aşağıdaki muhafaza kaplarına konarak depolanması yapılır.

MUHAFAZA KAPLARI

a- 1 tonluk bidonlar,

b- 55 galonluk çelik veya demir bidonlar,

c- 25 Kg.lık madeni kaplar,

d- Tahta veya fiber sandık kutular,

Bütün bu bidon ve kapların üzerinde, içinde bulunan gaz ve kimyevi maddenin ismi, kod numarası, ayrıca bidonların üzerin­de de ne kadar basınca dayandıkları ve ağırlıkları yazılmalıdır.

III- KİMYASAL SAVAŞ MADDELERİNİN TİPLERİ

A TİPİ : H-HD-HT-HN-GA-GB-GD-HL-L,

B TİPİ : AC—CG-CK-CL-CN-CNB-CNC-CNS-DP-PS-DM-FS, FM,

C TİPİ : WP , PWP,

D TİPİ : İM-NP-PT-l, TH-HC-CN-DM Bombaları,

A GRUBU : Kalıcı gazlar ve sinir gazları,

B GRUBU : Boğucu, kan, göz yaşartıcı gazlar ve sisler,

C GRUBU : Yanabilen maddeler,

D GRUBU : Yanabilen sıvılar (Emprenye ve temizleme malzemeleri),

IV-KİMYASAL SAVAŞ MADDELERİNİN İMHA ŞEKİLLERİ:

a-Denize akıtmak,

b-Yakmak,

c-Tahrip kalıpları ile infilak ettirmek,

d-Tahliye,

e-Kimyasal maddeler ile tesirsiz hale getirmek,

f-Açık havada bırakmak,

g-Gömmek,


KİMYASAL SAVAŞA KARŞI SAVUNMA

I-GİRİŞ

Günümüzde kimyasal silahlar ne kadar geliştirilmişse, bunlara karşı korunma sağlayan malzemelerde o denli geliştirilerek üstün bir seviyeye ulaşmış bulunmaktadır.

Bu mükemmel koruyucu malzeme, bilgili ve mahir ellerde kimya savaşından beklenen zayiatı çok azaltacaktır.

Kimyasal saldırılara karşı etkili bir savunma yapabilmek önleyici ve koruyucu tedbirleri bilmekle mümkün olacaktır 0 halde kimyasal savaştan, bilgisiz ve hazırlıksız olanlar en çok zarar görecek olanlardır. Bu yönden asker, sivil herkesin kimyasal savaş hakkında bilgi sahibi olmaları, korunma çarelerini bilmeleri gerek­lidir. Bu bakımdan bilinçlenme ve eğitime barış zamanından başlan­ması zarureti vardır.

Kimyasal ajanlara maruz kalındığın da alınacak önlemler ve yapılacak işlemler şu sıra içinde verilebilir:

1-Deteksiyon ve uyarı

2-Koruyucu önlemler

3-Ön tedavi, ilk yardım ve kendi kendine tedavi

4-Dekontaminasyon

5-Spesifik ve destekleyici tedavi

Deteksiyon işlemi; detektör kayıtlarıyla , elle kullanılan detektörler ile ve otomatik detektörler ile yapılır. Turnusol kağıdı benzeri olan boya pigmenti içeren selülöz liflerinden yapılmış bu kağıtlar, hardal gazı ile bordo, Gx ile Turuncu, Vx ile yeşil renk verir. El dedektörleri ise, bir kimyasal renk reaksiyonuna veya enzimatik reaksiyona dayalı olarak çalışan deteksiyon tüpleridir. Otomatik dedektörler, enzimatik, kimyasal, iyonizasyon veya optik yöntemlerle çalışan ve havada gaz veya aerasol halindeki ajanı teşhise yarayan aletlerdir. Alev iyonizasyon-alev emisyon detektörlerinde gaz molekülleri, hidrojen gazı alevinde iyonize ve eksite edilirler. İyonizasyon akımı hidrokarbon konsantrasyonu ölçmeye yararken, fosfor atomunun spesifik foto emisyonunun ölçülmesiyle de fosfor konsantrasyonu belirlenir. Bu yöntem özellikle sinir gazlarının tespiti için uygundur. Amaç, ajanın tehlikeli konsantrasyonda olup olmadığını saptamaktır. 30 dakikalık temastan sonra hafif semptomlar yapan hava konsantrasyonları ve günde 3 litrelik tüketimle hafif semptomlara neden olan su konsantrasyonları şunlardır:

KİMYASAL AJAN

Hava (30 dakika temas) mg/m3

Su (3 L/24 saat)
mg/L

Sarin, Soman

0.1 – 0.3

0.1

Vx

0.02 – 0.04

0.02

Hardal gazı

1 – 5

1.0

HCN

50

–

Fosgen

1.0

–


Gaz maskeleri , koruyucu ve güvenli sığınaklarının zamanında ve gereğince kullanımı kimyasal silahlara karşı korunmanın birinci basamağını oluşturur. Gaz maskeleri, tüm yüzü koruyan, solunan havayı adsorbsiyon kapasitesi yüksek bir karbon filtresinden süzerek içeriye alan apreylerdir. Bunların sağladığı koruyuculuk, uyarının erken verilmesine, maskenin takıldığı süreye ( 10 saniye kadar) , filtre materyalinin (aktif kömür) adsorbsiyon kapasitesine ve sızdırma oranına bağlıdır. Ancak buradaki karbon filtreyi doyurup, ajanın serbestçe geçişini sağlamak üzere perfluorizobııten gibi maske kırıcılarında geliştirildiği bildirilmektedir. Cilt temasını önlemek için de koruyucu giysilerin kullanımı söz konusudur. Bu giysilerin dış yüzeyi yağa rezistan, kolaylıkla dekontamine olabilecek pamuk ve sentetik karışımı bir materyalden, tercihen butil kauçuğundan yapılır. İç yüzeyleri ise bir plastik köpüğe tutturulmuş ince aktif kömür partiküllerinden oluşan bir filtre tabakasından yapılmıştır. Sığınaklarda dikkat edilmesi gereken ise, filtre edilen hava ile ventilasyonun uygun hacimde olmasıdır.

Dekontaminasyon, zor, zaman alıcı, fakat zorunlu bir işlem olup, kimyasal ajanlara karşı korunmada hayati öneme sahiptir. Sinir gazları ve yakıcı gazların boya, lak, plastik ve kauçuk gibi materyallerdeki çözünürlüğü daha fazladır ve bu yüzden bunların dekontaminasyonu zordur. Dekontaminasvon, yıkama, durulama, kurutma, adsoran materyale emdirme ve ısı kullanılarak yapılır. Dekontaminasyonun iki dakikadan daha kısa bir sürede yapılması toksik maddenin absorbsiyonunu önleyerek kişinin yaşama şansını artırmaktadır. Cilt için dekontaminasyon ajanları olarak sudan başka, sabunlu, sodalı, bikarbonatlı, hipokloritli su, fuller toprağı, MgO ve klorlu kireç karışımı adsorban pudra, kloramin ve Na tiyosülfat çözeltileri. nadiren gazyağı, parafin ve organik çözücüler kulanılmaktadır. Bu amaçla bir absorban pudra (MgO ve klorlu kireç karışımı içerir), sıvı alkali sabun çözeltisi, temizleyici bez ve tampon flaster pad ihtiva eden hazır kişisel dekontaminasyon kiti mevcuttur. Yaralının hiçbir dekontaminasyon işlemi yapılmaksızın hastaneye getirilmesi de hatadır. Ayrıca yıkama işlemleri sırasında yaralı cildi oymak, toksik ajanın absorbsiyonunu artırır. Gözün dekontarninasvonu bol akar su veya SF ile yapılmalı, hardal gazı ile temasta %2.5’luk Na tiyosülfat çözeltisi ile yıkama tavsiye edilmektedir. Bunlardan başka, kontamine alanın, eşya, malzeme, teçhizat ve besinlerin de dekontaminasyonu gereklidir.

Sadece birkaç kimyasal ajanın spesifik antidotu vardır. Bundan başka konvansiyonel ve kimyasal silahların yada iki kimyasal ajanın birlikte kullanıldığında oluşan kombine yaralanmalarda, ilave teşhis ve tedavinin de gerektiğı göz önüne alınmalıdır.

II- KİMYASAL SAVAŞA KARŞI SİVİL SAVUNMA ÖNLEMLERİ

Yukarıdaki bilgilerin ışığı altında sivil savunma önlemle­rini üç

başlık halinde değerlendireceğiz.

a- SALDIRIDAN ÖNCE,

b- SALDIRI SIRASINDA,

c- SALDIRI SONRASINDA,

a- SALDIRIDAN ÖNCE

1- Sivil savunma personeline, mükelleflerine ve sivil halka kimyasal savaş hakkında bilgi verilmelidir.

2- Kimyasal savaş maddelerine karşı korunma sağlayan malzemeleri (Maske, koruyucu elbise v.s.) barıştan itibaren yeter­li düzeyde stoklamak ve bu malzemelerin kullanılmasını öğretmek.

3- Kimyasal savaş maddelerinin tesirini ortadan kaldırabilecek tıbbi maddelerin stoklanması (Atropin, amilnitrat, melhem v.s.) ve bunların kullanılmasının öğretilmesi.

4- Toplu korunma sağlayan sığınakların yapılması ve arazide toplu korunmayı sağlayacak gaz çadırlarının stok edilmesi.

5- Kendi kendine yardım ve ilkyardım esaslarının öğretilmesi.

6- Yurt düzeyinde erken ikaz sisteminin kurulması ve alarm verme usullerinin öğretilmesi.(Sirenlerin bu maksatla kulla­nılması yasaktır)

7- Kimyasal savaş maddelerinin tanınmasına yarayan detektör kitlerinin stoklanması ve kullanacak personele öğretilmesi.

8- Kimyasal maddelerin temizlenmesinde kullanılan, temizleme maddelerinin stoklanması ve bunların kullanılmasının öğ­retilmesi.

9- Bütün bu bilgileri içeren, sivil savunma üniteleri­nin ve bizzat halkın faydalanacağı, bir eğitim planlaması yapılması ve gerçekleştirilmesi.

10- İkmal-donatım planları yapılması ve plan hedefleri­nin gerçekleştirilmesi.

b- SALDIRI SIRASINDA

Bir ikaz duyulduğunda ya da gaz kullanıldığından şüphe edildiğinde veya gaz saldırılarının belirtileri görüldüğünde derhal ferdi ve toplu korunma önlemleri alınır.

1- FERDİ KORUNMA

(a) Maske tak, emir almadan çıkarma,

(b) Varsa gaz sığınağına gir,

(c) Sis ve duman içine girme,

(d) Üzerine gaz bulaşmışsa temizle,

(e) Elbise fazla kirlenmişse çıkar at,

(f) Ellerine koruyucu merhem sür,

(g) Göğüs sıkışır, gözler bulanır ve bebekleri küçü­lür, baş dönerse (ATROPİN) iğnesi yap,

(h) Solunum sıkışması, nefes zorluğu, baş ağrısı ve titreme halinde (AMİLNİTRİT) ampulünü kır 3-4 dakika ara ile ikişer adet maskeye sokarak azami 8 adet kullan.

(ı) Gaz göze kaçmışsa gözü yıkayıp (BAL) merhemi sür.

2- TOPLU KORUMA

Toplu korunma; süzgeçli havalandırma sistemi olan sı­ğınaklarda veya gaz çadırlarında mümkün olmaktadır.

Sığınak Devamlı Talimatı’na göre hareket edilir.

c- SALDIRIDAN SONRA

Kimyasal bir saldırı sonunda, sivil halkın karşılaşacağı sorunlar, bulundukları bölgelere göre değişik olacaktır. Bu so­runlar, bir taraftan kimyasal maddenin cinsine, iklim ve meteorolojik şartlara ve bu savunma için ülkenin hazırlık durumuna bağlı ola­caktır.

Bu durumlarda Sivil Savunma Teşkilatı’nca alınacak önlemleri de şu şekilde sıralayabiliriz.

1- Gazdan etkilenenlere ilkyardım yapılmalı, tedavi için hastanelere sevk edilmelidir.

2- Başlangıç yangınlarına derhal müdahale edilmelidir.

3- Üzüntü ve paniğe engel olunmalıdır.

4- Gazla kirlenmiş yerler tespit edilip, kontrol altına alınmalı.

5- Saldırı sonunda evsiz, barksız kalan insanların, yer­leşme ve gıda meselelerini halletmek için acil yardım planları ya­pılmalıdır.

6- Yiyecek ve içecekler kontrol edilmelidir.

7- Kimyasal bir saldırının hemen arkasından, tarımsal faaliyetlerin büyük bir kısmı derhal, durdurulmalıdır. Çiftlik hay­vanları kapalı ağıllarda tutulmalı ve otlaklar kapatılmalıdır.(Sütü ve sütlü maddeleri kontrol etmek gerekir.)

8- Her türlü avlanma durdurulmalıdır. Kalıcı kimyasal maddeler kullanılmışsa, balık numuneleri dikkatle teste tabi tutulmalıdır.

9- Kimyasal maddelerle kirlenmiş bölge, bina ve malzeme­lerin temizliği yapılmalıdır.

10- Mümkün olduğu takdirde, temizlemenin sonuna kadar yollar kapatılmalı ve trafik kesilmelidir.

11- Kara, hava., deniz nakliyatlarının durdurulması gibi faaliyetleri kapsar.

tuna

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir