Alkol ve Biz
Dünya Sağlık Örgütü WHO’nun Kafkasya ve Orta Asya ülkelerini de içeren 53 ülke için verdiği rapora göre Türkiye, alkol tüketimi açısından sondan üçüncü olmasına karşılık, alkolle ilişkili trafik kazaları bakımından birinci sırada yer alıyor.
Bu ne anlama geliyor?
Söz konusu 53 ülkeden ellisi bizden daha fazla alkol tüketiyor, ama ya alkollü olarak direksiyona geçmiyorlar, ya da bizim kadar sarhoş olmuyorlar.
Neticede biz, az alkolle de hemen “kafayı buluyor” ve deliler gibi araba kullanmaya başlıyoruz. Hatta sağa sola saldıranlarımız bile oluyor.
Özellikle dini Hıristiyan olan ve iklimi sertçe geçen ülkelerde alkol tüketimi gerçekten de bizden kat kat daha fazladır. Bir Azeri dostumun ifade ettiği gibi Azerbaycan’da dahi “masadan votka eksik olmaz” ve gelen misafire önce bir (veya daha fazla) kadeh votka ikram edilirmiş.
Oralarda alkol yaşamın bir parçası; bizim “çay” ikram ettiğimiz gibi onlar alkol ikramında bulunuyor. Onlar ve onların vücutları alkolle tanışık; bizim beynimiz bir yerden sonra kafamıza hükmedemiyor.
Bu 53 ülkenin çoğunda sürücülere yasal olarak izin verilen kandaki azami alkol oranı binde 0,5; yani bizde de olduğu gibi 0,5 promil. Bu, yetişkin bir erkekte yemekte akşama yayılmış bir şekilde yaklaşık iki duble rakı eder.
“Promil” binde demektir ve promil olarak belirtilen kandaki alkol oranı bir litre yani 1000 gram kan içindeki alkolün gram cinsinden miktarını gösterir. Örneğin 0,5 promil kan alkol konsantrasyonu 1000 gram kanda yarım gram alkol bulunduğunu ifade etmektedir.
Sürücüleri durdurup alkometre ile ölçüm yapan trafik zabıtasına ve arkasından basına yansıyan rakamlar alette okunuş şekliyle “promil” değerinin bin katı değerlerdir. Nedenini açıklayalım: Kontrolleri yapan polis veya jandarma, alkol konusunun yasada ifade edilişinden dolayı okuduğu değerin “promil” olduğunu sanır. Oysa aletin gösterdiği 1 litre kandaki alkolün mikrogram olarak miktarıdır. Bu da “promil” değerinin tam bin katı eder.
Şöyle diyelim: Polis bir sürücüde “150 promil” alkol ölçüldüğünü söylüyorsa, o sürücünün alkometre kan alkol oranı gerçekte 1,5 promildir. Bu da tabir-i caiz ise “zil zurna” sarhoş demektir. İzin verilenin tam üç katı alkol almış demektir ve sürücülük kabiliyetini çoktan yitirmiştir. Şayet kanda gerçekten de 150 promil alkol olacak kadar alkol almak yaşarken mümkün değildir. Hatta o kişi çoktan alkol zehirlenmesine uğramış demektir.
Görüldüğü gibi, alkolle ilgili resmi makamlarımızın dahi bilgileri sağlıklı sayılmaz. Ne de olsa aramız millet olarak alkolle iyi değildir. Bakın, WHO istatistiklerinde tüketim bakımından çok arkalardayız.
Mesleği sürücülük olan taksi, dolmuş, kamyon, otobüs, makam aracı sürücüsü gibi kişilerin bırakın 0,5 promil sınırını, alkollü olarak araç kullanmaları tümden yasaktır.
Alkollü trafik kazalarında dünya şampiyonu olduğumuza göre biz bu “mereti” içmesini bilmiyoruz demektir. Öyleyse direksiyonla rakıyı, şarabı veya birayı bile aynı kefeye koymayalım. En iyisi bu.
Yasalardan üstün olan şu bizim yüz karası “dokunulmazlar” alkol testinde ne yaparlar acaba? “Ben X ilinin milletvekiliyim, bana bu kanunlar sökmez!” mi derler? “Yoksa şu ilçenin savcısıyım, bana TC Devletinin yasalarını uygulayamazsın!” mı derler?
Onlar –mutlaka- sorumluluklarının bilincinde olup alkollü olarak direksiyona geçmezler, umarız.
