Nijniy Novgorod Kremlini: Volga ile Oka’nın Buluştuğu Kale

İki büyük nehrin buluştuğu bir tepenin üzerinde, kırmızı tuğla duvarların yamaçlardan aşağı süzülerek suya doğru indiği bir kale düşünün. Nijniy Novgorod Kremlini tam olarak böyle bir yer. Volga ile Oka’nın birleştiği noktada, Dyatlov Tepeleri’nin sırtında yükselen bu kale, Rusya’nın en etkileyici manzaralarından birine sahip. Üstelik tarihinde hiçbir zaman düşman eline geçmemiş olmasıyla da ayrı bir gurur taşıyor.

Kaleler serimizin Rusya ayağında, Moskova’nın güneyindeki küçük kremlinlerden sonra bu kez doğuya, Volga’nın kıyısına gidiyoruz. Nijniy Novgorod, Rus tarihinin en kritik anlarından birine, 1612’de Moskova’yı kurtaran halk ordusunun doğuşuna sahne olmuş bir şehir. Zaraysk yazımızda andığımız Dmitri Pojarski’nin ve tüccar Kuzma Minin’in hikâyesi, bu kremlinin duvarlarının dibinde başladı. Hadi bu büyük hikâyeyi birlikte takip edelim.

Nijniy Novgorod Kremlini manzarası
Nijniy Novgorod Kremlini manzarası

Nijniy Novgorod Kremlini Nerede?

Nijniy Novgorod, Moskova’nın yaklaşık 400 kilometre doğusunda, Volga ile Oka nehirlerinin birleştiği yerde kurulmuş büyük bir şehir. Kremlin, şehrin tarihi merkezinde, nehirlerin birleşim noktasına hâkim olan yüksek bir tepenin üzerinde bulunuyor. Kremlinin bulunduğu bu tepeler, halk arasında Dyatlov Tepeleri olarak biliniyor. Tepenin Volga’ya bakan yamacı oldukça dik; kremlinin duvarları bu yamaçtan aşağı inerek neredeyse nehrin kıyısına kadar uzanıyor.

Koordinatlar: 56.3287° K, 44.0037° D
Google Haritalar’da Nijniy Novgorod Kremlini

Şehrin adı “Aşağı Yeni Şehir” anlamına geliyor. Bu ad, Rusya’nın kuzeybatısındaki eski ve ünlü Novgorod şehrinden ayırt etmek için verilmiş. Serimizde daha önce gezdiğimiz Novgorod Kremlini, Veliki Novgorod’da yer alıyor; Nijniy Novgorod ise ondan tamamen farklı, çok daha doğudaki bir şehir. Sovyet döneminde, 1932 ile 1990 yılları arasında şehir, burada doğan yazar Maksim Gorki’nin adıyla “Gorki” olarak anıldı.

İki Nehrin Kavşağında Bir Şehir

Nijniy Novgorod, 1221 yılında Vladimir Büyük Knezi Yuri Vsevolodoviç tarafından kuruldu. Knezin bu noktayı seçmesinin sebebi açıktı: Volga ile Oka’nın birleştiği yer, hem ticaret hem de savunma açısından son derece stratejik bir konumdaydı. Volga, Rusya’yı doğuda Kazan’a, oradan da Hazar Denizi’ne ve İran’a bağlayan büyük bir ticaret yoluydu. Oka ise Moskova’ya ve Rusya’nın merkezine uzanıyordu. Bu iki yolun kesiştiği noktayı kontrol eden, doğu ile batı arasındaki ticaretin önemli bir kısmını da kontrol etmiş oluyordu.

Şehir kurulduğu dönemde, Rus topraklarının doğu sınırındaydı. Doğusunda Volga Bulgarları ve Fin-Ugor kökenli Mordvin ve Mari toplulukları yaşıyordu. İlk kale, büyük olasılıkla ahşap ve topraktan yapılmış basit bir yapıydı. Kuruluşundan kısa süre sonra, 1238’de Moğol istilası Rus topraklarını sardı ve Nijniy Novgorod da bu büyük yıkımdan nasibini aldı. Ancak şehir zamanla toparlandı ve on dördüncü yüzyılda bir süre bağımsız bir knezliğin başkenti oldu. Bu dönemde şehirde ilk taş yapıların inşa edildiği ve taş bir kale yapımına başlandığı anlatılıyor.

On dördüncü yüzyılın sonlarında Nijniy Novgorod, yükselen Moskova Büyük Knezliği’ne bağlandı. Bu tarihten itibaren şehir, Moskova’nın doğu sınırını koruyan en önemli kalelerden biri haline geldi.

Nijniy Novgorod Kremlini surları
Nijniy Novgorod Kremlini surları

Doğu Sınırının Bekçisi

On beşinci yüzyılda Altın Orda’nın parçalanmasıyla Volga’nın orta kesiminde Kazan Hanlığı ortaya çıktı. Kazan, Nijniy Novgorod’un yalnızca birkaç yüz kilometre doğusunda, aynı nehrin kıyısındaydı. Bu durum, iki taraf arasında yüz yılı aşkın sürecek bir rekabetin başlangıcı oldu. Kazan orduları zaman zaman Volga boyunca batıya ilerleyerek Rus topraklarına akınlar düzenledi; Rus orduları da Kazan’a karşı seferler yaptı. Nijniy Novgorod, bu rekabetin ön cephesinde, Moskova’nın doğuya açılan kapısında duruyordu.

Şehir bu dönemde defalarca saldırıya uğradı. Ahşap surlar ve ilk taş yapılar, büyük kuşatmalara karşı yetersiz kalıyordu. Moskova’nın yöneticileri, doğu sınırını kalıcı olarak güvence altına almak için Nijniy Novgorod’a modern ve güçlü bir taş kale inşa etmeye karar verdi. Bu karar, Moskova Kremlini’nin yeni taş surlarının tamamlanmasından kısa süre sonra alındı ve aynı mimari anlayışla hayata geçirildi.

Taş Kremlinin İnşası

Nijniy Novgorod’un taş kremlininin inşası 1500’lerin başında başladı. Kaynaklar, inşaatın 1508 ile 1515 yılları arasında, Moskova Büyük Knezi III. Vasili döneminde yoğun şekilde sürdüğünü ve büyük ölçüde tamamlandığını belirtiyor. Bazı bölümlerin daha önce başlamış olabileceği ve inşaatın birkaç aşamada gerçekleştiği de düşünülüyor.

İnşaatın başında, Rus kaynaklarında Pyotr Fryazin olarak anılan İtalyan bir usta bulunuyordu. “Fryazin” kelimesi, o dönemde Rusya’da çalışan İtalyan ve diğer Avrupalı ustalara verilen genel bir lakaptı. Bu ustanın gerçek adının Pietro Francesco olduğu düşünülüyor. Moskova Kremlini’nin inşasında da İtalyan ustaların önemli rol oynadığını hatırlarsak, Nijniy Novgorod Kremlini’nin mimarisindeki benzerlikler şaşırtıcı değil.

İnşaatın en büyük zorluğu, arazinin yapısıydı. Kremlinin kurulduğu tepeler, Volga’ya doğru çok dik bir şekilde iniyordu. Duvarların bu yamaçlarda inşa edilmesi, büyük bir mühendislik becerisi gerektiriyordu. Ustalar, duvarları arazinin kıvrımlarını takip edecek şekilde tasarladı. Sonuç olarak duvarların bazı bölümleri tepenin en yüksek noktasında, bazıları ise neredeyse nehir seviyesinde yer aldı. Kremlinin en yüksek ve en alçak noktası arasındaki fark yaklaşık yetmiş metreyi buluyor. Bu da duvarların yamaçtan aşağı akan kırmızı bir nehir gibi görünmesine yol açıyor.

Kremlinin inşası tamamlandıktan sonra çok geçmeden ilk sınavını verdi. 1520’lerde Kazan ve Kırım ordularının ortak bir saldırısı sırasında Nijniy Novgorod kuşatıldı, ama kale direndi. Sonraki yüzyıllarda da kremlin hiçbir zaman düşman eline geçmedi. Bu durum, onu Rusya’nın en başarılı savunma yapılarından biri haline getiriyor.

Volga'ya inen kremlin duvarı
Volga’ya inen kremlin duvarı

Duvarlar ve On Üç Kule

Nijniy Novgorod Kremlini’nin duvarlarının toplam uzunluğu iki kilometreyi biraz aşıyor. Duvarların yüksekliği arazinin durumuna göre değişiyor; bazı bölümlerde yirmi metreye kadar ulaşıyor. Kalınlığı ise yer yer beş metreyi buluyor. Duvarların üzerinde, Moskova Kremlini’nde olduğu gibi kırlangıç kuyruğu biçimli siper dişleri sıralanıyor.

Kremlinin duvarlarında başlangıçta on üç kule bulunuyordu. Bu kulelerden bir kısmı yuvarlak, bir kısmı dörtgen. Kuleler, duvarın her bölümünü korumak ve çapraz ateş imkânı sağlamak için stratejik noktalara yerleştirilmişti. Kulelerden biri, Zaçatskaya Kulesi, on sekizinci yüzyılda bir toprak kayması sonucu yıkılmıştı. Bu kule, yirminci yüzyılın sonları ve yirmi birinci yüzyılın başlarında yapılan restorasyonlarla yeniden inşa edildi. Böylece kremlin, on üç kulesine yeniden kavuştu.

Kulelerin her birinin kendine ait bir adı var: Dmitriyevskaya, Kladovaya, Nikolskaya, Koromıslova, Tainitskaya, Severnaya, Çasovaya, İvanovskaya, Belaya, Borisoglebskaya, Georgiyevskaya, Pogorelaya ve Zaçatskaya. Bu isimlerin bazıları kulelerin yakınındaki kiliselerden, bazıları işlevlerinden, bazıları ise halk arasında anlatılan hikâyelerden geliyor. Örneğin Koromıslova Kulesi’nin adının, efsaneye göre kulenin temeline gömülen ve omzunda su taşıma sırığı, yani “koromıslo” taşıyan bir kızın hikâyesinden geldiği anlatılıyor. Bu tür efsaneler, Rus kalelerinin pek çoğunda karşımıza çıkıyor.

Dmitriyevskaya Kulesi
Dmitriyevskaya Kulesi
Borisoglebskaya Kulesi
Borisoglebskaya Kulesi

Dmitriyevskaya Kulesi

Kremlinin en görkemli ve en bilinen kulesi Dmitriyevskaya Kulesi. Minin ve Pojarski Meydanı’na bakan bu kule, kremlinin ana giriş kapısı. Dörtgen planlı, yüksek ve heybetli yapısıyla şehrin en önemli simgelerinden biri. Kulenin tepesindeki sivri çatı ve çatının üzerindeki çift başlı kartal, uzaktan bile dikkat çekiyor. Bugün gördüğünüz görünüm, on dokuzuncu yüzyılın sonunda yapılan bir restorasyonun ürünü; kulenin özgün hali biraz daha sade olabilir.

Dmitriyevskaya Kulesi’nin içinde bugün bir sergi alanı bulunuyor. Kulenin katlarında kremlinin tarihini, inşasını ve şehrin geçmişini anlatan sergiler düzenleniyor. Kuleden kremlinin içine geçtiğinizde, bir anda bambaşka bir dünyaya adım atmış gibi hissediyorsunuz. Dışarıdaki kalabalık meydandan sonra, kremlinin içindeki parklar ve tarihi yapılar size daha sakin bir atmosfer sunuyor.

Minin ve Pojarski: Halk Ordusunun Doğuşu

Nijniy Novgorod Kremlini’nin tarihindeki en önemli an, şüphesiz 1611-1612 yıllarında yaşandı. Bu dönemde Rusya, tarihçilerin Karışıklık Dönemi adını verdiği derin bir krizin içindeydi. Moskova, Leh kuvvetlerinin kontrolü altındaydı. Ülkede meşru bir çar yoktu, farklı taraflar birbiriyle çatışıyor, bazı bölgeler yabancı güçlerin eline geçiyordu. Rus devletinin varlığı ciddi bir tehdit altındaydı.

İşte bu karanlık dönemde, Nijniy Novgorod’un tüccarlarından Kuzma Minin, şehir halkına seslendi. Anlatılana göre Minin, kremlinin yakınında halkı toplayarak ülkeyi kurtarmak için bir halk ordusu kurulması gerektiğini söyledi. Halkı, bu ordunun masraflarını karşılamak için mal varlıklarının bir kısmını bağışlamaya çağırdı. Minin’in çağrısı büyük bir karşılık buldu. Tüccarlar, zanaatkârlar ve sıradan halk, ellerindeki imkânları ortaya koydu.

Minin, bu ordunun başına deneyimli bir askerî lider getirilmesi gerektiğini düşünüyordu. Seçim, daha önce Zaraysk’ta voyvodalık yapmış ve Moskova’daki çatışmalarda yaralanmış olan Knez Dmitri Pojarski’ye düştü. Pojarski bu görevi kabul etti. Böylece bir tüccar ile bir soylu, ülkeyi kurtarmak için güçlerini birleştirdi. Bu iş birliği, Rus tarihinin en sembolik ortaklıklarından biri olarak hatırlanıyor.

Nijniy Novgorod’da toplanan halk ordusu, 1612 baharında Volga boyunca ilerleyerek önce Yaroslavl’a, oradan da Moskova’ya yürüdü. Aylar süren mücadelenin ardından, 1612 sonbaharında Moskova Kremlini’ndeki Leh garnizonu teslim oldu. Bu zafer, Karışıklık Dönemi’nin sona ermesinde belirleyici bir rol oynadı. Bir yıl sonra, 1613’te, Mihail Romanov çar seçildi ve Rusya’yı üç yüz yıl boyunca yönetecek olan Romanov hanedanı başladı.

Bu olaylar, Nijniy Novgorod’u Rus ulusal hafızasında özel bir yere taşıdı. Moskova’nın Kızıl Meydanı’nda bugün Minin ve Pojarski’nin ünlü heykeli yükseliyor. Nijniy Novgorod’da ise kremlinin önündeki büyük meydan, Minin ve Pojarski Meydanı adını taşıyor. Meydanda ve kremlinin içinde, bu iki kahramanı anan anıtlar bulunuyor. Rusya’da 4 Kasım’da kutlanan Ulusal Birlik Günü de, 1612’deki bu olayları anmak için belirlenmiş bir tatil.

Dmitriyevskaya Kulesi ve surlar
Dmitriyevskaya Kulesi ve surlar

Arhangelsk Katedrali

Kremlinin içindeki en eski ve en önemli dini yapı, Mikail Başmelek Katedrali, yani Arhangelsk Katedrali. Bugünkü yapı 1631 yılında, daha önce aynı yerde bulunan eski kiliselerin yerine inşa edildi. Katedral, sivri çadır biçimli çan kulesiyle dikkat çekiyor. Bu tür çadır çatılı yapılar, on altıncı ve on yedinci yüzyıl Rus mimarisinin tipik örnekleri arasında yer alıyor.

Katedralin en önemli özelliği, Kuzma Minin’in burada gömülü olması. Minin, 1616 yılında hayatını kaybetti ve bu kiliseye defnedildi. Sovyet döneminde katedral kapatıldı ve Minin’in kalıntıları başka bir yere taşındı. Daha sonra kalıntılar yeniden katedrale getirildi. Bugün katedrali ziyaret eden pek çok kişi, Minin’in mezarını görmek ve bu ulusal kahramanı anmak için geliyor.

Kremlinin İçinde

Nijniy Novgorod Kremlini, Rusya’daki diğer pek çok kremlin gibi, bugün hem tarihi bir alan hem de yaşayan bir yönetim merkezi. Kremlinin içinde bölgesel yönetim binaları, mahkeme ve resmi kurumlar bulunuyor. Bu yüzden bazı bölümler ziyaretçilere kapalı olabiliyor. Ancak kremlinin büyük kısmı, parkları, yürüyüş yolları, müzeleri ve tarihi yapılarıyla herkese açık.

Kremlinin içindeki en dikkat çekici yapılardan biri, on dokuzuncu yüzyılda inşa edilmiş eski vali sarayı. Bu bina bugün bir sanat müzesi olarak kullanılıyor ve Rus ressamların önemli eserlerini barındırıyor. Müzede on sekizinci yüzyıldan yirminci yüzyılın başlarına kadar uzanan Rus resim sanatının önemli örneklerini görebilirsiniz. Sanata ilgi duyuyorsanız, bu müzeye mutlaka zaman ayırın.

Kremlinin içinde, İkinci Dünya Savaşı’nda kullanılmış tankların, topların ve diğer askerî araçların sergilendiği açık hava bir alan da bulunuyor. Bu alan, Nijniy Novgorod’un savaş sırasında Sovyetler Birliği’nin en önemli sanayi ve askerî üretim merkezlerinden biri olduğunu hatırlatıyor. Şehrin fabrikalarında üretilen tanklar, uçaklar ve araçlar savaşın gidişatında önemli bir rol oynamıştı. Sergi alanının yakınında, savaşta hayatını kaybedenlerin anısına yanan bir sönmez ateş de bulunuyor.

Kremlinin içindeki parklar ve yeşil alanlar, şehrin en sevilen dinlenme yerlerinden biri. Özellikle Volga’ya bakan yamaçlarda bulunan seyir noktalarından nehrin ve karşı kıyının muhteşem manzarası açılıyor. Bu noktalarda durup Volga’nın geniş sularını izlemek, kremlin ziyaretinin en unutulmaz anlarından biri olacak.

Kremlin duvarı ve Volga Nehri
Kremlin duvarı ve Volga Nehri

Duvarlar Üzerinde Yürüyüş

Nijniy Novgorod Kremlini’nin en keyifli deneyimlerinden biri, duvarların üzerinde yürümek. Kremlinin duvarlarının bir bölümü, ziyaretçilere açık bir yürüyüş yolu olarak düzenlenmiş. Bu yürüyüş, bilet karşılığında yapılabiliyor ve sizi birkaç kulenin içinden geçirerek kremlinin farklı noktalarına götürüyor.

Duvar yürüyüşünün en güzel yanı, kremlinin arazinin kıvrımlarını nasıl takip ettiğini kendi ayaklarınızla deneyimlemek. Bir kuleden diğerine geçerken bazen yokuş yukarı, bazen yokuş aşağı yürüyorsunuz. Duvarın Volga’ya doğru inen bölümlerinde manzara nefes kesici. Bir yanda kremlinin içindeki katedral ve yapılar, diğer yanda nehir, köprüler ve şehrin geniş siluetleri uzanıyor.

Duvar yürüyüşü genellikle mevsime bağlı olarak açık oluyor; kış aylarında hava koşulları nedeniyle kısıtlanabiliyor. Açık olan bölümler ve bilet fiyatları değişebildiği için Dmitriyevskaya Kulesi’ndeki bilgi noktasından güncel bilgiyi almanızı öneririm. Yürüyüş için rahat ayakkabı giymeyi unutmayın; bazı bölümlerde dik merdivenler ve eğimli yollar bulunuyor.

Çkalov Merdivenleri ve Volga Manzarası

Kremlinin hemen yanında, Nijniy Novgorod’un en ünlü yapılarından biri olan Çkalov Merdivenleri yer alıyor. Kremlinin bulunduğu tepeden Volga kıyısına doğru inen bu anıtsal merdiven, İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra inşa edildi. Sekiz rakamını andıran kıvrımlı yapısı ve yüzlerce basamağıyla, şehrin en çok fotoğraflanan noktalarından biri. Merdivenin adı, Nijniy Novgorod bölgesinde doğan ünlü Sovyet pilotu Valeri Çkalov’dan geliyor. Merdivenin tepesinde Çkalov’un bir heykeli bulunuyor.

Çkalov Merdivenleri’nin tepesinden bakıldığında, Volga Nehri ve karşı kıyı bütün güzelliğiyle önünüzde uzanıyor. Özellikle gün batımında bu manzara gerçekten büyüleyici. Merdivenlerden aşağı inerek Volga kıyısındaki yürüyüş yoluna ulaşabilir, oradan kremlinin duvarlarına aşağıdan bakabilirsiniz. Bu açıdan görüldüğünde kremlin, tepenin üzerinde heybetli bir şekilde yükseliyor ve duvarların yamaçtan nasıl aşağı süzüldüğü çok net görülüyor.

Merdivenleri inmek kolay, ama yeniden çıkmak biraz yorucu olabilir. Yine de bu yürüyüş, Nijniy Novgorod’u tanımanın en güzel yollarından biri. Yaz akşamlarında Volga kıyısı, yürüyüş yapan aileler, gençler ve turistlerle dolup taşıyor; şehrin canlı ruhu burada çok net hissediliyor.

Rusya’nın Pazarı: Makaryev ve Nijniy Novgorod Fuarı

Nijniy Novgorod’un tarihini anlamak için kremlinin yanı sıra şehrin ticari geçmişine de bakmak gerekiyor. On dokuzuncu yüzyılda şehir, Rusya’nın en büyük ticaret fuarına ev sahipliği yapıyordu. Başlangıçta Volga’nın aşağı kesimindeki Makaryev Manastırı’nın yakınında düzenlenen bu fuar, bir yangından sonra 1817’de Nijniy Novgorod’a taşındı. Kısa sürede Rusya’nın ve hatta dünyanın en büyük fuarlarından biri haline geldi.

Her yaz, Rusya’nın dört bir yanından, Orta Asya’dan, İran’dan, Çin’den ve Avrupa’dan tüccarlar Nijniy Novgorod’a akın ediyordu. Çay, ipek, kürk, demir, tahıl, balık, halı ve sayısız başka mal bu fuarda alınıp satılıyordu. “Rusya’nın cebi” lakabı, şehrin bu ticari önemini çok iyi anlatıyor. Fuarın yapıldığı alan, Oka’nın karşı kıyısında, kremlinin tam karşısında yer alıyordu. Kremlinin seyir noktalarından bakıldığında, eski fuar binasını hâlâ görebiliyorsunuz.

Bu ticari zenginlik, şehrin mimarisine de yansıdı. On dokuzuncu yüzyılda ve yirminci yüzyılın başlarında Nijniy Novgorod’da görkemli tüccar konakları, bankalar, kiliseler ve kamu binaları inşa edildi. Bunların önemli bir kısmı bugün hâlâ ayakta ve şehrin tarihi merkezine zengin bir karakter katıyor. Kremlinden çıkıp şehrin ana yürüyüş caddesi olan Bolşaya Pokrovskaya’da gezinirken bu binaların pek çoğunu görebilirsiniz.

Maksim Gorki’nin Şehri

Nijniy Novgorod, Rus edebiyatının önemli isimlerinden Maksim Gorki’nin doğduğu şehir. Gorki, 1868’de burada doğdu ve zor bir çocukluk geçirdi. Çocukluk ve gençlik yıllarını anlattığı otobiyografik eserlerinde, Nijniy Novgorod’un sokakları, Volga kıyısı ve şehrin yoksul mahalleleri canlı bir şekilde yer alıyor. Gorki daha sonra Rusya’nın en tanınmış yazarlarından biri oldu ve Sovyet döneminde büyük bir saygı gördü. Bu saygının bir sonucu olarak, şehrin adı 1932’de onun onuruna “Gorki” olarak değiştirildi.

Şehir, 1990 yılında eski adına geri döndü, ama Gorki’nin izleri hâlâ her yerde. Şehirde yazarın çocukluğunu geçirdiği ev müze olarak korunuyor. Bu küçük ahşap evde, Gorki’nin büyükanne ve büyükbabasıyla birlikte yaşadığı dönemin atmosferini hissedebilirsiniz. Edebiyat meraklıları için bu ev, Nijniy Novgorod gezisinin önemli duraklarından biri.

Gorki döneminin bir diğer ilginç yönü, şehrin Sovyet döneminde uzun yıllar yabancılara kapalı olması. Önemli askerî sanayi tesisleri barındıran şehir, güvenlik nedeniyle dış dünyaya kapatılmıştı. Bu dönemde ünlü Sovyet fizikçisi ve insan hakları savunucusu Andrey Saharov, sürgün olarak birkaç yıl Gorki’de yaşamaya zorlandı. Saharov’un yaşadığı daire bugün müze olarak ziyaret edilebiliyor. Şehir, Sovyetler Birliği’nin dağılmasından sonra yeniden yabancı ziyaretçilere açıldı.

Nijniy Novgorod Kremlini’ni Videoda İzleyin

Kremlinin duvarlarını, kulelerini ve Volga’ya bakan manzarasını görmek için aşağıdaki videoya göz atabilirsiniz.

Nijniy Novgorod’a Nasıl Gidilir?

Nijniy Novgorod’a Moskova’dan ulaşmanın en hızlı yolu hızlı tren. Moskova’nın Kurski Garı’ndan kalkan hızlı trenler, Nijniy Novgorod’a yaklaşık dört saatte ulaşıyor. Daha yavaş trenlerle ya da gece trenleriyle de seyahat etmek mümkün. Nijniy Novgorod’un ana tren garı, Oka’nın karşı kıyısında, kremline biraz uzakta yer alıyor. Gardan kremline metro, otobüs ya da taksiyle ulaşabilirsiniz.

Şehrin uluslararası bir havalimanı da bulunuyor. Moskova ve Rusya’nın diğer büyük şehirlerinden uçuşlar mevcut. Yaz aylarında Volga üzerinde yolcu gemileriyle seyahat etmek de bir seçenek; bazı nehir turlarının Nijniy Novgorod’da mola verdiği biliniyor.

Şehirde dikkat çekici bir ulaşım aracı daha var: Volga’nın üzerinden geçen teleferik. Nijniy Novgorod’u karşı kıyıdaki Bor kasabasına bağlayan bu teleferik, Avrupa’nın en uzun nehir üzerinden geçen teleferiklerinden biri olarak biliniyor. Teleferikten Volga ve kremlin manzarası gerçekten muhteşem.

Volga: Rusya’nın Ana Nehri

Nijniy Novgorod’u anlamak için Volga’yı anlamak gerekiyor. Avrupa’nın en uzun nehri olan Volga, Rusya’nın kalbinden geçerek Hazar Denizi’ne dökülüyor. Ruslar bu nehre sevgiyle “Volga Ana” diyor. Yüzyıllar boyunca Volga, Rusya’nın en önemli ticaret yolu, en önemli su kaynağı ve kültürel kimliğinin ayrılmaz bir parçası oldu. Sayısız şarkı, şiir ve tabloya ilham kaynağı olan bu nehir, Rus ruhunun bir simgesi olarak görülüyor.

Nijniy Novgorod, Volga’nın üst ve orta kesimleri arasındaki en önemli şehirlerden biri. Oka’nın Volga’ya karıştığı bu noktada, iki nehrin farklı renkteki suları bir süre yan yana akıyor; kremlinin seyir noktalarından bu renk farkını görebilmeniz mümkün. Bu birleşme noktası, şehrin yüzyıllardır neden bu kadar önemli olduğunu en açık şekilde gösteren manzara.

Volga’nın Nijniy Novgorod’daki önemi, sadece ticaretle sınırlı değildi. Nehir aynı zamanda bir savunma hattı ve bir istila yoluydu. Doğudan gelen ordular Volga boyunca ilerleyebiliyordu; aynı şekilde Rus orduları da Kazan’a ve daha ötesine bu nehri kullanarak ulaşıyordu. 1552’de Korkunç İvan’ın Kazan seferinde de Volga ve Nijniy Novgorod önemli bir lojistik rol oynadı. Serimizde daha önce gezdiğimiz Kazan Kremlini’nin hikâyesi, Volga aracılığıyla Nijniy Novgorod’a bağlanıyor.

Restorasyon ve Kremlinin Bugünü

Beş yüz yılı aşkın bir süredir ayakta duran Nijniy Novgorod Kremlini, tarihi boyunca pek çok zorlukla karşılaştı. Düşmanlar onu ele geçiremedi, ama doğa ve zaman duvarlara zarar vermeyi başardı. Kremlinin kurulduğu tepelerin yamaçları, özellikle Volga’ya bakan tarafta, toprak kaymalarına karşı hassas. On sekizinci yüzyılda yaşanan büyük bir toprak kayması, Zaçatskaya Kulesi’nin ve duvarın bir bölümünün yıkılmasına yol açtı. Bu kule, iki yüz yılı aşkın bir süre boyunca yalnızca kalıntılar halinde kaldı.

On dokuzuncu yüzyılda kremlinin bazı bölümlerinde onarımlar yapıldı, ama asıl büyük restorasyon yirminci yüzyılın ortalarında başladı. Sovyet döneminde yürütülen kapsamlı çalışmalarla duvarlar güçlendirildi, kulelerin çatıları yenilendi ve kremlin bugünkü görünümüne büyük ölçüde kavuştu. Restorasyonu yöneten mimarların, eski çizimler, gravürler ve arkeolojik bulgular üzerinden kremlinin özgün halini anlamaya çalıştığı biliniyor.

Yirmi birinci yüzyılın başlarında ise yıkık Zaçatskaya Kulesi yeniden inşa edildi. Bu çalışma, kremlinin on üç kulesinin uzun bir aradan sonra yeniden tamamlanmasını sağladı. Ayrıca son yıllarda kremlinin içi ve çevresi düzenlendi, yürüyüş yolları ve seyir noktaları yenilendi. 2021 yılında şehrin kuruluşunun 800. yıl dönümü kutlanırken, kremlin ve çevresinde kapsamlı bir yenileme yapıldığı biliniyor.

Bugün Nijniy Novgorod Kremlini, hem şehrin yönetim merkezi hem de en önemli turistik ve kültürel mekânı. Yıl boyunca burada konserler, festivaller, sergiler ve resmi törenler düzenleniyor. Kremlin, şehrin geçmişi ile bugünü arasında güçlü bir köprü olmaya devam ediyor. Ziyaretiniz sırasında bir etkinliğe denk gelirseniz, kremlinin bu canlı yüzünü de görme fırsatı bulursunuz.

Bir Günlük Kremlin Rotası

Nijniy Novgorod Kremlini’ni bir günde en verimli şekilde gezmek için şöyle bir rota önerebilirim. Sabah Minin ve Pojarski Meydanı’ndan başlayın ve Dmitriyevskaya Kulesi’nden kremline girin. Kuledeki sergiyi gezdikten sonra duvar yürüyüşü için bilet alın. Sabah saatlerinde duvarlar daha sakin oluyor ve ışık fotoğraf için çok uygun.

Duvar yürüyüşünün ardından kremlinin içindeki Arhangelsk Katedrali’ni ziyaret edin ve Minin’in mezarının önünde biraz durun. Ardından İkinci Dünya Savaşı askerî araç sergisini ve sönmez ateşi görün. Öğle saatlerinde kremlinin içindeki sanat müzesini gezebilir ya da parklarda kısa bir mola verebilirsiniz.

Öğleden sonra kremlinin Volga’ya bakan seyir noktalarına gidin ve iki nehrin birleşimini izleyin. Ardından kremlinden çıkıp Çkalov Merdivenleri’ne yönelin. Merdivenlerden Volga kıyısına inin ve nehir boyunca yürüyüş yapın. Akşamüstü yeniden yukarı çıkarak Bolşaya Pokrovskaya Caddesi’nde bir akşam yemeği ile günü tamamlayın.

Bu rota yoğun ama keyifli. Eğer ikinci bir gününüz varsa, teleferikle Volga’nın karşı kıyısına geçmeyi, Gorki’nin çocukluk evini ve şehrin diğer müzelerini ziyaret etmeyi programınıza ekleyebilirsiniz. Nijniy Novgorod, aceleye getirilmeden gezildiğinde çok daha fazlasını sunan bir şehir.

Kışın Nijniy Novgorod

Nijniy Novgorod’u kış aylarında ziyaret etmek, bambaşka bir deneyim sunuyor. Volga’nın büyük bölümü buzla kaplanıyor, kremlinin duvarları ve kuleleri karla örtülüyor ve şehir kış masalı gibi bir görünüme bürünüyor. Yeni Yıl ve Ortodoks Noeli döneminde kremlin ve çevresi rengârenk ışıklarla süsleniyor, meydanlara büyük süslü ağaçlar dikiliyor ve kış pazarları kuruluyor.

Kış gezisinde soğuğa karşı iyi hazırlanmak gerekiyor. Sıcaklıkların sıfırın altında yirmi dereceye kadar düşebildiği günler olabiliyor. Kalın mont, bere, eldiven, atkı ve kaymayan botlar olmazsa olmaz. Çkalov Merdivenleri ve kremlinin eğimli yolları kar ve buz nedeniyle kaygan olabilir; dikkatli yürümekte fayda var. Duvar yürüyüşü kış aylarında genellikle kapalı oluyor, ancak kremlinin avlusu ve müzeler ziyarete açık kalıyor.

Kış manzarası fotoğraf meraklıları için de harika fırsatlar sunuyor. Karla kaplı kırmızı kuleler, buz tutmuş Volga ve sisli sabahlarda yükselen katedral kubbeleri, unutulmaz kareler oluşturuyor. Soğuk bir kış gününde kremlini gezdikten sonra sıcak bir kafede çay içmek, bu deneyimin en tatlı kısmı olacak.

Pratik İpuçları

Nijniy Novgorod’u ziyaret etmek için en uygun dönem mayıs ile eylül arası. Yaz aylarında Volga kıyısı canlanıyor, açık hava etkinlikleri düzenleniyor ve günler uzun oluyor. Haziran ayının sonlarında beyaz gecelere yakın uzun günlerin tadını çıkarabilirsiniz. Sonbaharda ise kremlinin içindeki ağaçlar sarı ve kızıl renklere bürünüyor ve Volga manzarası bambaşka bir güzellik kazanıyor.

Kremlin ve çevresi için en az bir tam gün ayırmanızı öneririm. Duvar yürüyüşü, müzeler, katedral, Çkalov Merdivenleri ve Volga kıyısı derken gün çabuk geçiyor. Şehrin tarihi merkezini, Bolşaya Pokrovskaya Caddesi’ni ve diğer müzeleri de görmek isterseniz iki ya da üç gün kalmak daha rahat bir gezi sağlar.

Kremlinin içindeki bazı bölümler resmi kurumlara ait olduğu için ziyarete kapalı. Bu bölümlere girmeye çalışmayın ve güvenlik görevlilerinin uyarılarına uyun. Resmi binaların fotoğrafını çekerken de dikkatli olmanızda fayda var.

Nijniy Novgorod’da Rus mutfağının yanı sıra Volga balıklarından yapılan yemekleri de deneyebilirsiniz. Şehrin çeşitli restoranlarında yerel lezzetler, geleneksel çorbalar ve hamur işleri bulmak mümkün. Volga kıyısındaki restoranlarda nehir manzarası eşliğinde yemek yemek, gezinin keyfini artıracak.

Sıkça Sorulan Sorular

Nijniy Novgorod Kremlini ne zaman yapıldı?

Taş kremlinin büyük kısmı 1508 ile 1515 yılları arasında, Moskova Büyük Knezi III. Vasili döneminde inşa edildi.

Kremlin hiç ele geçirildi mi?

Hayır, Nijniy Novgorod Kremlini tarihi boyunca hiçbir zaman düşman tarafından ele geçirilmedi.

Kremlinin kaç kulesi var?

Kremlinin on üç kulesi var. Bunlardan biri, on sekizinci yüzyılda yıkıldıktan sonra yakın dönemde yeniden inşa edildi.

Minin’in mezarı nerede?

Kuzma Minin’in mezarı, kremlinin içindeki Arhangelsk Katedrali’nde bulunuyor.

Duvarların üzerinde yürünebilir mi?

Evet, duvarların bir bölümü bilet karşılığında ziyaretçilere açık. Açık olan bölümler mevsime göre değişebilir.

Kulelerin Efsaneleri

Rus kalelerinin pek çoğunda olduğu gibi, Nijniy Novgorod Kremlini’nin kuleleri de kendi efsanelerine sahip. Bu efsanelerin en ünlüsü, Koromıslova Kulesi’ne ait. Anlatılana göre kremlinin inşası sırasında bu kulenin temeli bir türlü sağlam atılamıyordu. Ustalar, kulenin ayakta kalması için bir kurban gerektiğine inandılar ve temele ilk gelen kişiyi gömmeye karar verdiler. Sabah erkenden, omzunda su taşıma sırığıyla Volga’ya su almaya giden genç bir kız oradan geçti ve efsaneye göre temele gömüldü. Kulenin adı da kızın taşıdığı sırıktan, yani “koromıslo”dan geliyor.

Bu efsane elbette tarihsel bir gerçeklikten çok, halkın hayal gücünün ve eski inançların bir yansıması. Ancak Avrupa ve Asya’nın pek çok bölgesinde, köprülerin, kalelerin ve duvarların temellerine kurban gömüldüğüne dair benzer efsaneler anlatılıyor. Serimizde daha önce gezdiğimiz Arnavutluk’taki Rozafa Kalesi’nin efsanesi de bu türden bir hikâye. Bu benzerlikler, insanlığın büyük yapılar karşısında hissettiği hayranlığın ve korkunun ortak bir dili olduğunu gösteriyor.

Bir başka efsane ise Tainitskaya Kulesi ile ilgili. Kulenin adı “gizli” anlamına gelen bir kelimeden türetilmiş. Efsaneye göre bu kulenin altından Volga’ya ya da şehrin başka noktalarına uzanan gizli tüneller bulunuyordu. Kuşatma anında bu tüneller su almak, haber göndermek ya da gizlice kaçmak için kullanılıyordu. Bu tünellerin gerçekten var olup olmadığı ya da ne kadar uzandığı konusunda kesin bilgi bulunmasa da, gizli geçitler Rus kalelerinin yaygın bir özelliğiydi.

Kremlinden Şehre: Bolşaya Pokrovskaya

Kremlinin Dmitriyevskaya Kulesi’nden çıktığınızda, karşınızda Minin ve Pojarski Meydanı uzanıyor. Bu meydandan başlayan Bolşaya Pokrovskaya Caddesi, Nijniy Novgorod’un en ünlü yaya caddesi. Caddenin iki yanında on dokuzuncu ve yirminci yüzyılın başlarından kalma görkemli binalar, kafeler, restoranlar, dükkânlar ve tiyatrolar sıralanıyor. Sokak müzisyenleri, ressamlar ve yürüyüş yapan kalabalıklar, caddeye canlı bir atmosfer katıyor.

Caddenin üzerinde, Rusya Devlet Bankası’nın on dokuzuncu yüzyılın sonunda inşa edilen görkemli şubesi dikkat çekiyor. Eski Rus mimarisinden esinlenen bu bina, iç mekânındaki süslemeler ve resimlerle de ünlü. Caddede ayrıca çeşitli bronz heykeller bulunuyor; bunlar şehrin günlük hayatından sahneleri ve tarihi figürleri tasvir ediyor. Bu heykellerle fotoğraf çekmek, ziyaretçilerin en sevdiği etkinliklerden biri.

Bolşaya Pokrovskaya’da akşam yürüyüşü yapmak, kremlin ziyaretinden sonra günü tamamlamanın en güzel yolu. Caddenin sonunda Gorki Meydanı’na ulaşıyorsunuz. Buradan istediğiniz yöne doğru şehrin diğer tarihi mahallelerini keşfetmeye devam edebilirsiniz.

Sonuç: Volga’nın Bekçisi

Nijniy Novgorod Kremlini, Rusya’nın en etkileyici kalelerinden biri. İki büyük nehrin birleştiği yerde, tepelerden aşağı süzülen kırmızı duvarları, on üç kulesi ve nefes kesen Volga manzarasıyla, hem tarih hem de doğa meraklıları için unutulmaz bir yer. Hiçbir zaman düşman eline geçmemiş bu kale, aynı zamanda Rusya’nın en karanlık döneminde umudun yeniden doğduğu yer. Minin’in çağrısı, Pojarski’nin liderliği ve halkın fedakârlığı, bu duvarların dibinde başlayan bir kurtuluş hikâyesi.

Rusya’nın içlerine doğru bir yolculuk planlıyorsanız, Nijniy Novgorod’u rotanıza mutlaka ekleyin. Kremlinin duvarlarında yürüyün, Çkalov Merdivenleri’nden Volga’yı izleyin ve Minin’in mezarının önünde biraz durun. Bu şehir, size Rusya’nın tarihini, ruhunu ve büyük nehrinin hikâyesini bir arada anlatacak.

Aynı Yolda Görülecek Diğer Kaleler

Volga boyunca doğuya ilerlerseniz serimizin önceki duraklarından Kazan Kremlini sizi bekliyor. Pojarski’nin hikâyesini merak ediyorsanız, onun voyvodalık yaptığı Zaraysk Kremlini yazımıza göz atabilirsiniz. Halk ordusunun kurtardığı Moskova Kremlini ve güneydeki Tula Kremlini de serinin önemli durakları arasında.

Altın Halka’nın incisi Rostov Kremlini de serimizde.

Volga’nın en güney ucundaki Astrahan Kremlini de serimizde.

Bir İyilik

Dünyayı daha iyi yapmayan insan insan değildir.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir