Biyoritim ve Kanser İlişkisi
Amerika’da görev yapan Türk bilim adamı, vücudun 24 saatlik bir devrede işlemesini sağlayan içsel saatin kanser oluşumunu geciktirebileceğini gösterdi.
Araştırma, vücudun günlük döneminin değişmesi durumunda insanların ve farelerin kansere eğilim gösterdiği sorusunu inceleyen alanında gerçekleştirildi. Dört temel “zaman ayarlayıcı” genin biri değiştirildiğinde ise kanser gelişiminin bastırıldığı North Carolina Üniversitesinde görev alan araştırmacılar tarafınca tespit edildi. Bu keşif sayesinde hekimlerin, hastalardaki içsel zaman ayarını sıfırlayarak her bir kanser hücresini kemoterapi tedavilerine daha hassas duruma getirerek kolayca yok etmeleri düşünülüyor.
Aynı zamanda Türkiye Bilimler Akademisi üyesi olan bilim adamı Aziz Sancar, “zaman ayarıyla oynamak, kanser tedavisi için önemli bir gelişme”, diyor ve ekliyor, “yaptığımız bu araştırma, zaman genlerine müdahale etmenin kanser konusunda etkili olabileceğine ve kanser hücrelerinin bu yöntemle öldürülebileceğine işaret ediyor. Bu, alışılagelmiş kemoterapi yönteminin bir hayli gelişmesini sağlayacaktır.”
Daha önceki araştırmalarda, sirkadyan saatinin sağlığı etkilediği tespit edilmişti. En büyük epidemiyolojik araştırmalardan birisinde, göğüs kanserinin gece nöbetçisi olarak çalışan hemşirelere kıyasla gündüz çalışan hemşirelerde daha az göründüğü belirlenmişti. Benzeri bir olgu, sıkça denizaşırı uçuşlar gerçekleştirmeleri nedeniyle içsel saatlerinin tahrif olduğu hosteslerde de gözlemlendi.
Ancak, Sacar gibi bilim adamları bazı fare türlerinin içsel saatlerini ayarlamaya çalıştıklarında bu durumun kimi zaman meydana gelmediğini tespit etti. Dört yıl önce yapılan bir araştırmada Aziz Sancar, bu zaman ayarlayıcı genlerin silinmesiyle, kanser hücrelerinin beklenenden çok daha az etki gösterdiğini saptadı.
Sancar ve çalışma arkadaşları bu zaman ayarlayıcı genlerin dağıtılmasıyla kansere yol açıp, açmayacağını incelemek üzere yürüttükleri bir araştırmada, bunun tam tersi bir duruma yol açtığının ve kanser hücrelerini yok ettiğinin farkına vardı.
Sancar, “elde edilen neticeler gösteriyor ki, zaman ayarlayıcı genlerin işlevleri ayarlandığında, inanlarda görünen kanser hastalıklarının %50’sine sebep olan p53 genindeki mutasyonların sebep olduğu kanser hücrelerinin oluşumu bir hayli geciktirilebiliyor. Kanser tedavisinde kullanılan diğer yaklaşımlarla birlikte uygulandığında, bu yöntem kanseri yenme oranını ciddi anlamda yükseltebilecektir”, şeklinde sözlerini bitiriyor.
kaynak: ansipedi.com
