Domatesin Yararları


Domatesle İlgili Yapılan Bilimsel Çalışmalar

Koroner arter hastalığı (KAH)’nın önlenmesinde likopenin rolü temel olarak epidemiolojik çalışmalardan köken almaktadır. Çok sayıda epidemiolojik çalışma, meyve ve sebzeden zengin beslenen insanlarda KAH riskinin düşük olduğunu göstermiştir. Meyve ve sebzeler, özellikle de domates, likopenin önemli bir kaynağıdır. Domates, domates ürünleri, likopen ve diğer karotenoidlerden zengin Akdeniz tipi beslenme düşük ateroskleroz ve KAH insidansı ile ilişkili bulunmuştur.

EURAMIC çalışması çok merkezli bir olgu-kontrol çalışması olup bu alandaki en güçlü popülasyon temelli kanıtlara sahiptir (Kohlmeier 1997). Bu çalışmada, 10 Avrupa ülkesinden 662 olgu ve 717 kontrol denekten, miyokard infarktüsünü hemen takiben yağ dokusundan iğne aspirasyon biopsisiyle örnek alınmış ve α- ve β-karoten, likopen ve                     α-tokoferol düzeyleri ölçülmüştür. Yağ dokusu likopen düzeyleri 0,21-0,36 mg/gram yağ asidi arasında elde edilmiş ve yaş, beden kitle indeksi, sosyo-ekonomik durum, sigara kullanımı, hipertansiyon ve aile öyküsüne göre düzenleme yapıldıktan sonra yalnızca likopen istatistiksel olarak anlamlı bir şekilde KAH’na karşı koruyucu bulunmuştur. İlgi çekici bir sonuç olarak, en fazla çoklu doymamış yağ asidi depolarına sahip kişilerde, likopenin koruyucu potansiyeli de en yüksek olarak değerlendirilmiştir. Bu sonuçlar antioksidan hipotezi destekler niteliktedir. KAH’na bağlı mortalite oranları bakımından farklılık gösteren İsveçli ve Lituanyalı toplumları karşılaştıran çapraz kesitsel bir çalışmada da, düşük kan likopen düzeylerinin artmış KAH riski ve mortalitesiyle ilişkili olduğu bulunmuştur (Kristenson 1997). Avusturya’da yapılan stroke (inme) önleme çalışmasında, serebrovasküler hastalık için risk faktörü olarak kabul edilen mikroanjiopati ile bağlantılı serebral hasar için yüksek risk grubundaki yaşlılarda düşük serum likopen ve α-tokoferol düzeyleri rapor edilmiştir (Scmidt 1997). Başka bir klinik çalışmada, sağlıklı kişiler 2 hafta süreyle likopenden yoksun bir diyetle beslenmişler, ardından serum likopen düzeylerinin % 50 azaldığı ve in vivo lipit oksidasyonlarının da % 25 arttığı gözlenmiştir (Rao 1998). Küçük ölçekli bir diyet supplementasyon çalışmasında ise, 6 sağlıklı erkek denek 3 ay süreyle günde 60 mg likopen almışlar ve tedavi sürecinin sonunda plazma LDL kolesterol düzeylerinde % 14’lük istatistiksel olarak anlamlı bir düşme bulunmuştur. Aynı çalışmanın bir parçası olarak, in vitro ortamda likopenin makrofaj HMG-CoA reduktaz enzim aktivitesi üzerine inhibitör etkisi saptanmıştır (Fuhrman 1997). İn vitro bir çalışmada, domates ekstresi sağlıklı deneklerden alınan kan örnekleriyle inkübe edildiğinde kollajen, adenozin difosfat (ADP)                           ve trombin tarafından indüklenen platelet agregasyonunda % 70’lik bir azalma                            görülmüştür (Dutta-Roy 2001).

Domates, domates ürünleri ve likopen tüketiminin çeşitli kanser türlerine karşı koruyucu etkilerine yönelik de çok sayıda epidemiolojik, in vitro ve klinik çalışmalar bulunmaktadır.

Sıçanlarda yapılan bir çalışmada, diyete likopen eklenerek absorpsiyonu ve çeşitli dokulara dağılımı incelenmiş ve likopen düzeyleri en yüksek karaciğer, dalak ve prostat dokularında, en düşük olarak da beyinde bulunmuştur (Jain 1999). Meme kanseri yüksek insidansta olan fare türlerinde yapılan bir çalışmada, diyetle kronik likopen alımının meme kanseri başlangıcını geciktirdiği ve gelişimini de yavaşlattığı gösterilmiştir (Nagasawa 1995). Bu etki azalmış meme bezi timidilat sentetaz enzim aktivitesi ve düşmüş serum yağ asidi ve prolaktin düzeyleri ile ilişkili bulunmuştur. Bir prospektif kohort çalışmada, Colditz ve arkadaşları (1985) Massachusettsli 1271 yaşlı kişide kansere bağlı ölümlerle değişik sebze çeşitlerinin tüketimini araştırmış ve tüm bölgelerde yüksek domates tüketimiyle kansere bağlı mortalitede % 50 azalmayı ilişkili bulmuştur. U.S. Health Professionals Follow-up çalışmasında bir yeme alışkanlığı anketinden çeşitli karotenoidler ve retinol alımı değerlendirilmiştir. Sonuç olarak değişik domates ürünlerinden alınan likopen miktarı ile prostat kanseri riski ters yönde ilişkili bulunmuştur (Giovannucci 1999). Benzer olarak, serum ve doku likopen düzeyleri ile prostat kanseri riski ters ilişkili çıkmıştır (Rao 1999; Gann 1999). İtalya’da yapılan bir olgu kontrol çalışmasında ise yüksek miktarda domates tüketiminin sindirim sistemi kanser riskini düşürdüğü rapor edilmiştir (Franceschi 1994). Giovannucci domates, likopen ve kanserle ilgili 72 epidemiolojik çalışmayı incelemiş ve   domatesin en güçlü koruyucu etkisinin prostat, akciğer ve mide kanserine karşı olduğu sonucuna varmıştır. Bununla beraber, pankreas, kolon ve rektum, yemek borusu, ağız mukozası, meme ve serviks kanserinde de önerilebileceğini belirtmiş ve taradığı çalışmalardan hiçbirinde kanser riskinde artış saptanmamıştır (Giovannucci 1999).

Anabilim dalımızda gerçekleştirdiğimiz bir çalışmada da, prostat kanserli hastalardan çıkarılmış prostat dokularında, in vitro ortamda domates suyunun nükleotid yıkımında rol alan bir enzim olan adenozin deaminaz (ADA) enzim aktivitesini anlamlı olarak düşürdüğünü gözledik. Bu inhibisyon domatesin prostat kanserindeki koruyucu rolünün etki mekanizmalarından biri olarak değerlendirilebilir (Durak 2003).

Tüm bu literatür bilgilerinin ışığında, domates ve domates ürünlerinin günlük diyetle tüketilmesi, kronik hastalıkların önlenmesindeki rolüyle insan sağlığı açısından ve aynı zamanda dengeli beslenme yönünden büyük bir önem taşımaktadır. Likopen supplementlerinin bu aşamada yararlı olup olmayacağı gün ışığına çıkarılamamıştır. Bu alanda gelecekte yapılacak olan diyete dayalı ve kontrollü klinik çalışmalar bu konunun daha iyi aydınlatılmasına yardımcı olacaktır.

Finlandiyalı bilim adamlarının yapmış olduğu araştırmalar sonucunda ,domatesin felç riskini azalttığını tespit ettiler.

1031 erkekte kalp ve damar hastalıklarının araştırılınca domatesin felç riskini azalttığı sonucunu ortaya koydu.

42 ile 61 yaşları arasında olan ve Finlandiya’nın Kuopio şehrinde yaşayan erkekler üzerinde yapılan araştırma, 1990’ların başlarında başladı.

Araştırma katılımcılarının kanları, çalışmanın başında ve yedi yıl sonra tekrar alındı ve karşılaştırıldı. Denekler yaklaşık 12 yıl boyunca takip edildi.

Sonuçlar, likopen miktarı fazla olan erkeklerde felç riskinin yüzde 55 daha az olduğunu gösterdi.
Likopen en fazla domateste bulunuyor. Karpuz, greyfurt, papaya ve mango da likopen yönünden zengin yiyecekler arasında.

tuna

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir