İstanbul Kiliseleri
Yanbolu Sinagogu
Makedonya’nın Yanbolu Kasabası’ndan göç edenlerin kurup, adını verdikleri Balat’taki sinagog, yörenin halen hizmette olan ikinci tarihi Musevi yapıtıdır. Sinagogun toprak boyalı tavan tezyinatındaki tabloların Yanbolu Kasabası’nı resmettiği ifade edilir.
İtalyan Sinagogu
Galata’da Şair Ziya Paşa yokuşu üzerindedir. Osmanlı İmparatorluğu’nda yaşayan, özellikle İtalyan ve Avusturya tebaalı Musevilerin kurduğu bu sinagog, 1886 yılında hizmete girmiştir. Gotik stilde cephesi ve mermer merdivenleri ile görülmeye değer bir sanat eseridir.
Aşkenazi Sinagogu
Sayıları 1.000’in altına düşen Aşkenaz ritine mensup Musevilerin, bir zamanlar İstanbul’da bulunan birkaç sinagogundan halen hizmette kalan tek sinagogdur. Galata’da Yüksek Kaldırım Caddesi’nde bulunan sinagog, Avusturya kökenli Aşkenazlar tarafından yaptırılmış olup, Avrupa stili cephesi ve Polonya etkili tahta pagoda stilindeki Ehal ve Teva’sı (dua kürsüsü) ile geleneksel Seferad ve Romaniot sinagoglarından farklı bir görünüm arz eder.
Zülfaris Sinagogu
Galata’da bulunan ve 17. yüzyıldan beri mevcut olan bu sinagogun bugünkü binası 19. yüzyıla aittir. Neve Şalom Sinagogu inşa edilmeden önce bir çok dini törenin icra edildiği bu sinagog, birkaç yıldan beri fiili hizmette bulunmamaktadır. Ancak, 1992 yılı kutlama etkinlikleri programı içinde sinagogun dini yapı kimliği kaybedilmeden “500 Yıllık Huzurlu Yaşam Müzesi’ne” dönüştürülmesi kararlaştırılmıştır.
SURP KRIOR LUSAROVIÇ ERMENI ORTODOKS KILISESI
| Karaköy’de, Sakızcılar Sokağı No:3’tedir. İstanbul’daki en eski Ermeni Kilisesi’dir. 1360 yılına ait bir yazmada bugünkü kilisenin bulunduğu yerde Surp Sarkis adında başka bir kiliseden bahsedilmektedir. Şimdiki kilisenin inşa tarihi ise 1431’dir.Tarih boyunca bir çok defalar tamirat gören kilise, 1958’deki Karaköy-Tophane arasındaki yol yapım çalışmaları sırasında önce kısmen, sonra tamamen yıkılır. Daha sonra 1965 yılında Mimar Bedros Zobyan tarafından eski yerinden biraz ileride yeniden inşa edilir.
Cumhuriyet döneminde inşa edilen birkaç kilise biri olan Krikor Lusaroviç, külah biçimindeki kubbesi ile Ermeni Kiliseleri arasında özel bir yere sahiptir. İstanbul’da bu tarz kubbesi olan çok az sayıdaki kiliselerden biridir. Girişe bitişik olarak inşa edilen Çan Kulesi klasik Ermeni kilise mimarisi üslubundadır. İçi, yıkılan kiliseye ait çinilerle bezeli bulunan kilisede, aynı zamanda az sayıda resim de süsleme unsuru olarak kullanılmıştır. İç aydınlatması da, Ermeni kilise stiline uygun olarak az sayıda ve dar pencereler vasıtasıyla sağlanmaktadır. |
MERYEM ANA SURYANI KADIM KILISESI
Beyoğlu, Tarlabaşı’nda Karakurum Sokağı’ndadır. İstanbul’da Süryanilerce yaptırılan tek kilisedir. Süryaniler, kullandıkları diğer kiliseleri ya öteki mezheplerden ödünç almakta veya kiralamaktadırlar.
Meryem Ana Kilisesi 1960 yılında, Süryaniliğin Türkiye’deki merkezi olan Mardin’den getirilen taşlarla yaptırılmıştır. Taştan büyük bir binadır. Kilise dışında idare ve okul gibi bölümleri de vardır.
ANGLIKAN KILISESI
Beyoğlu’nda, Serdanekrem Sokağı No.83 tedir. Kırım Kilisesi olarak da anılan bu yapının mimarı G. E. Street’dir.
Kınm Savaşına katılan İngiliz askerlerinin anısına inşa edilen kilisenin arsası Sultan Abdülmecid tarafından temin edilmiştir. Yapımına 1858 yılında başlanmış ve ancak 10 yıl sonra tamamlanmıştır. 1971 yılında cemaati iyice azaldığı için kapatılan kilise, 1991 yılında yeniden ibadete açılmıştır.
Neogotik bir mimarisi olan kilisenin, inşa esnasında kullanılan bütün taş malzemesi Malta’dan getirilmiştir.
Ahrida Sinagogu
Balat’ta bulunan sinagog Makedonya’nın Ahri kasabasından göç edenler tarafından 15. yy.da kurulmuştur. Gemi pruvası şeklindeki Teva’sı (dua kürsüsü) bazılarına göre Nuh’un gemisini, bazılarına göre de Sefarad göçmenlerinin İspanya’dan Osmanlı limanlarına getiren Osmanlı kadırgalarını simgeler. 500 yılı aşkın bir süre, sürekli hizmet veren Ahrida sinagogu birkaç kez yanmış ve yeniden inşa edilmiş veya tamir görmüş olup 500 yıl etkinlikleri programı çerçevesinde rastlanabilen en eski görünümü olan Lale Devri barok stilinde restore edilmiştir.
AYA YORGI FENER RUM ORTODOKS PATRIKHANESI KILISESI
Fener’de, Sadrazam Ali Paşa Caddesi ile İncebel Sokağı arasında bulunmaktadır. Rum Ortodoks Patrikhanesi de bu kilisenin avlusunda yer almaktadır. 16. yüzyılda manastır olarak kullanılan Aya Yorgi’ye, Patrikhane 1602 yılında taşınmıştır. O günden bu yana, defalarca çeşitli sebeplerle hasar görmüş ve tamir edilmiştir. En son 1941 yılındaki yangında büyük hasara uğramış ve 1989 yılında başlatılan tamira çalışmaları 1991 yılında tamamlanmıştır.
Kilise, mimari olarak pek değerli ve gösterişli değildir. Ancak içerisinde bazı çok değerli eşyalar vardır. 5. yüzyıldan kaldığı söylenen patrik tahtı, dünyada benzeri çok az sayıda bulunan üç mozaik ikon, Kudüs’te Hz. İsa’nın bağlanarak kırbaçlandığı kabul edilen bir sütun ve üç azizeye ait tabutlar bunların başlıcalarıdır.
STEPHAN (BULGAR) KILISESI
| Bulgar azınlığa ait bu kilise belki de İstanbul’un en ilginç kilisesidir. Osmanlı Devleti’nin Bulgar uyrukları daha önceleri Fener Ortodoks Patrikhanesi’ne bağlı kiliselerde ibadet ederlerdi. 19. yy’da milliyetçilik akımlarının etkisiyle olsa gerek, Bulgarlar kendi kiliselerine sahip olmak için devletten izin aldılar. Kilisenin bugün bulunduğu yer olan Balat’la Fener arasında ve Haliç kıyısındaki alanda ilk önce küçük ve ahşap bir kilise inşa edildi. Daha sonra büyük bir kilise yaptırmak için çalışmalar başlatıldı. Zeminin zayıf olmasından ötürü betonarme yerine daha hafif olduğu için demir iskelet yöntemi tercih edildi. |
Kilisenin projesini İstanbul’lu bir Ermeni olan Hovsep Aznavur yaptı. Kilisenin prefabrik parçalarının yapılması için uluslararası bir yarışma açıldı ve R Ph Wagner isimli bir Avusturya firması bu yarışmayı kazandı. Viyana’da imal edilen parçalar Tuna Nehri ve Karadeniz üzerinden gemiyle İstanbul’a taşındı. Yaklaşık 1.5 yıllık bir çalışmadan sonra 1898 yılında şimdiki yerine kuruldu.
Kilisenin taşıyıcı profilleri çelikten yapılmış ve üzeri saç ve döküm levhalarla kaplanmıştır. Bütün parçalar birbirlerine civata, somun, perçin veya kaynakla birleştirilmiştir. Mimari stil açısından neogotik ve neobarok öğeler içermektedir.
SAINT ANTOINE KILISESİ
Beyoğlu’nda İstiklal Caddesi üzerinde Galatasaray’dan Tünele doğru sol kolda bulunmaktadır.
İnşasına 1906 yılında başlanmış ve 1912 yılında tamamlanarak hizmete girmiştir. Mimarı İstanbul doğumlu olan Giulio Mongeri’dir. İtalyan rahipler tarafından yönetilen kilise, İstanbul’daki en büyük ve cemaati en geniş Katolik kilisesidir.
Bir avlu içerisinde kurulan kiliseye, ön cadde üzerinde kiliseye gelir temin etmek maksadıyla yapılan ki apartmanın arasındaki kapıdan girilir. Kilise betonarme olarak ve İtalyan Neogotik uslubunda inşa edilmiştir.
SAINT ANTOINE KILISESİ
Beyoğlu’nda İstiklal Caddesi üzerinde Galatasaray’dan Tünele doğru sol kolda bulunmaktadır.
İnşasına 1906 yılında başlanmış ve 1912 yılında tamamlanarak hizmete girmiştir. Mimarı İstanbul doğumlu olan Giulio Mongeri’dir. İtalyan rahipler tarafından yönetilen kilise, İstanbul’daki en büyük ve cemaati en geniş Katolik kilisesidir.
Bir avlu içerisinde kurulan kiliseye, ön cadde üzerinde kiliseye gelir temin etmek maksadıyla yapılan ki apartmanın arasındaki kapıdan girilir. Kilise betonarme olarak ve İtalyan Neogotik uslubunda inşa edilmiştir.
Ayia Eufemia Kilisesi (Kadıköy)
Kadıköy çarşısının bulunduğu meydanda Rum Ortodoks Kilisesidir. Halkedonlu (Kadıköy0 azize Eufemia’ya ithaf edilmiştir. Kadıköylü zengin bir ailenin kız olan Azize Euphemia, hıristiyanların henüz büyük bir takipte bulundukları devrede inancı yüzünden 303 de öldürülmüştür. Daha sonra ailesi onun naaşını Halkedon’un dışında bir mezara gömerler. Hıristiyanlık Bizans’da İmparator I.Constantinus (324-337) zamanında resmen tanındığında mezarının bulunduğu yere ailesi bir Martirion yaptırırlar. Daha sonra 451 de toplanan Ökümenik konsilinde,Ortodoks aleminin koruyucusu ilan edilir ve ölüm tarihi olan 16 Eylül de Yortu günü olarak kabul edilir. O tarihten itibaren de her yıl yortu kutlamaları yapılır. Bu tarihi hem doğu hem de batı kiliseleri ortak olarak Yortu günü kabul etmişlerdir. Eski kaynaklar bu azizenin adına İstanbul’da bugün mevcut olmayan 4 kilise daha olduğundan bahsederler Bunların içinde en önemlisi Sultanahmed’de Hipodrom yakınında olanıdır. Azize’nin röliklerinin de bulunduğu bu kilisedeki rölikler İkonoklast dönemde İmparatorun emriyle buradan kaldırılmıştır. Daha sonra 798’de İmparatoriçe Eirene rölikleri törenle geri getirmiştir. Diğer kiliselerin Olibreu (Şehzadebaşı),Petrion (Cibali civarı) ve Petra (Edirnekapı civarı) da olduğu söylenir.
Kadıköy meydanındaki bu kilisenin antik Ayia Eufemia kilisesinin bulunduğu yer ile hiçbir ilgisi yoktur Bizans devrinde burada Ayia Basis manastırı bulunuyordu daha sonra burası Ayia Euphemie Metropolitlik Manastırı olarak kullanılan bina zaman içinde yıkılmıştır. Bugünkü kilise 1694 de Kadıköy metropoliti Gabriel tarafından yeniden yaptırılmıştır.1830 da Kadıköy Metropoliti II. Zaharias Rusya’dan temin ettiği mali destek ile kiliseyi büyütmüştür. Zaman içinde bakımsız kalan bina 1993 de Metropolit III. Iokem’in mali desteği ile yenilenmiş ve 1 Nisan 1993 de yeniden ibadete açılmıştır. Kapalı Yunan Haçı plânındadır. Ortada yüksek kasnaklı bir kubbesi bulunur. İkonastasion ahşaptır ve kabartma bezemelidir. İçerisinde gümüş kaplı ikonalar bulunmaktadır. Kilisenin sağ tarafında taştan inşa edilmiş çan kulesi vardır.
Ayios İoannis Hiristosmos Kilisesi (Kadıköy)
Eski Kalamış vapur iskelesinin karşısında Rum Ortodoks kilisesidir. İlk yapılışı hakkında kesin tarih bilgimiz yoktur. Kalamış Caddesi açılırken bazı temel izlerinden burada yan-yana iki kilise olduğu düşünülebilir. 1947 de yan tarafa demir çubuklardan bir çan kulesi yapılmıştır. Dış cephe son derece sade olup yüksek pencerelerle içerisinin aydınlatılması sağlanmıştır. Yan taraftaki kuyunun mermer teknesi kabartma nakışlarla süslü olup ortasında aziz Ayios Ioannis’in kesik başı vardır. Bu yüzden bu kuyuya kutsallık atfedilmiş ve “Ayios Ioanis Prodromos Ayazması” adıyla da anılmasına neden olmuştur.
Rum Ortodoks Kilisesi (Kadıköy)
Yeldeğirmeni Karakolunun yanında bulunan bu kilise 1895 de Rum Okulu olarak inşa edilmiş sonra okul 1918 de yanda inşa edilen yeni binaya taşınınca burası kiliseye dönüştürülmüştür. Demir çubuklardan yapılmış olan çan kulesindeki dökme çan Samatyalı Zilciyan Usta’nın yapımıdır.
Ayia Triada Kilisesi (Kadıköy)
Bahariye Caddesi Nisbetiye Sokağında Rum Ortodoks kilisesidir. 1902 de Patrik III. Yovakim ve Kadıköy Metropoliti Yermenos zamanında yapılmış olup metropolit’in mezarı kilisenin bahçesindedir. Kapalı Yunan haçı planlıdır. Orta mekanın üzerini dört sütun üzerine oturan yüksek kasnaklı bir kubbe örtmektedir. İki tarafında birer çan kulesi bulunmaktadır. Dış cephe oldukça sadedir. Giriş kapısının olduğu cephe yuvarlak geniş bir kemerin içinde yer alan kapı ve üzerindeki yuvarlak kemerli sütunlarla hareketlendirilmiş olup bu kemerin üzerine de sivri bir alınlık yerleştirilmiştir. Bu kısım dışarıya çıkıntılıdır. Etrafı demir parmaklıklı alçak bir duvar ile çevrilidir. Kilisenin altında Bizans döneminde yaşamış günahkar bir kadın iken hıristiyan olup günahlarını bağışlatmak için manastıra kapanan Ayia Ekaterini’ye atfedilen bir ayazma mevcuttur.
Surp Levon Ermeni Kilisesi (Kadıköy)
Kadıköy Altıyol’da Ermeni Katolik kilisesidir. Parmaksızoğlu isimli bir Ermeni’nin Bahariye Caddesinden Hasırcıbaşı Sokağına kadar uzanan büyük bir bağı vardı. 1890 da ölümünden sonra bu arazi varisleri tarafından parsellenmiş bir parçası da kilise yapımı için kurulan “Ermeni Katolik Cemaati Vakfı”na verilmiştir. Cemaat 1911 de kiliseyi yaptırarak ibadete Surp Levon ismiyle açmıştır.
Surp Takavor Kilisesi (Kadıköy)
Kadıköy’de Muvakkithane Caddesinde Ermeni Gregoryen kilisesidir. Bu kilisenin adı ilk defa Sarkis Hovhannesyan “Başkent İstanbul’un Topoğrafyası” isimli eserinde geçmektedir. Ona göre burada “Surp Asdvadzazin” isminde ayrıca içinde Surp Takavor’a atanmış küçük bir şapelin bulunduğu yıkılmaya yüz tutmuş bir kilise vardı. Bu bina Patrik Abraham zamanında,Harutyan Amira Nordukyan’ın maddi katkıları ile tamir edilmiş ve 4 Temmuz 1814 de ibadete açılmıştır. Ağustos 1855 de çıkan bir yangında yanan bina bu sefer Erzurumlu Murat Garabetyan’ın maddi katkısı ile mimar Mıgırdıç Kalfa’nın hazırladığı proje doğrultusunda yeniden inşa edilir ve Aziz Kral anlamına gelen “Surp Takavor” adı 1858 de ibadete açılır. Bu onarım sırasında avluya Hamazasbyan Muradyan adında bir de okul ilave edilir. 1862 de ölen Murat Garabetyan mabedin avlusuna defnedilir. Bir müddet sonra eşi de vefat edince o da oraya defnedilir. Görkemli mermer lahitleri girişin sağında ve solunda yer almaktadır. 1936 da tekrar bir onarım geçiren binaya bu sefer maddi yardımı Divriği’nin Kesme köyünden Hovhannes ve eşi Mariam Noradukyan yapar. 1978 de Herman Türkmen dış camekanları yeniler ve kilise kapısıyla çan kulesi arasındaki alan kapatılarak cemaatin durabileceği yer genişletilmiş olur.
Binanın mimarisi klasik Ermeni mimarisinden uzaktır. Kapalı haç planındadır.Orta mekanın üzerini yüksek kasnaklı bir kubbe örtmektedir. Haçın diğer kolları ise kiremitle kaplı çatıdır. Dış görünüşü oldukça sadedir,sadece giriş cephesi kesme taş ile kaplanmış olup yarım yuvarlak kemerli ikiz pencerelere sahiptir. Gotik mimari tarzında yapılmış olan çan kulesi yapının kubbe’den sonra dikkati çeken ikinci mimari unsurudur.
İstanbul’da itfaiye teşkilatı kurulmadan evvel bu kilise kendisine bir tulumbacı takımı kurmuştur. Bunların ahşap olan koğuşu Güneşlibahçe sokağına bakmakta idi. sonra bu teşkilat kaldırılınca burası yıkılarak kargir iki katlı bir dükkana dönüştürülmüştür.
Anglikan Kilisesi (Kadıköy)
Moda,Yusuf Kamil Paşa Sokağındadır. 1878 de İngilizler tarafından Galata kulesi yakınında inşa edilen Kırım kilisesinin mimarı tarafından projelendirilmiştir. İnşaat maliyetinin büyük bir kısmını Modada oturan Sir James William Whittall sağlamış,burada oturan diğer İngilizler de katkıda bulunmuşlardır. Etrafı alçak bir duvar ve demir parmaklıklar ile çevrili olan bu kilisenin cemaati son derece azdır ve tapu kaydına göre de sahibi Bayan Irene Whıttall görünmektedir. Apsis cephesinde ki vitraylarda İncil’den sahneler işlenmiştir.
Ayios Panteleimon Kilisesi (Üsküdar)
Kuzguncuk İcadiye Caddesindedir. Aziz Pantelemion’a ithaf edilmiş Rum Ortodoks kilisesidir. Sokaktan bur duvar ile ayrılan avlunun içindedir. Son devir Rum kiliselerinden olan yapı’nın 1831 de ibadete açıldığını içindeki kitabelerden öğreniyoruz. 26 Eylül 1872 de yanan kilise Mimar Nikola Ziko’nun hazırladığı proje doğrultusunda 1890 de inşaata başlanmış ve yeniden ibadete açılışı ise 28 Haziran 1892 dir. Kapalı Yunan Haçı planında olan kilisenin orta mekanını örten kubbe dört sütuna oturmaktadır. Zarif bir mimari yapıya sahip olan mermerden avlu giriş kapısı üzerinde 1911 de Andon Hüdaverdioğlu tarafından yaptırılan çan kulesi vardır. Kilisenin yanında yol üzerinde kare planlı küçük bir ayazma bulunmaktadır.
İlya Profiti Rum Ortodoks Kilisesi (Üsküdar)
Üsküdar Yenimahalle’de Hacı Murat sokağında Rum Ortodoks kilisesidir. İlk yapılış tarihi hakkında bir bilgimiz bulunmamaktadır. II. Mahmud’un 1831 tarihli fermanı ile inşa edilmiştir. Sokaktan bir duvar ile ayrılan avlunun içindedir. Klasik bazilika planına sahip olan binanın apsisi yarım daire şeklinde dışarıya taşkındır. Avlu içerisinde kiliseye bitişik altı tane lahit ile 1945 de tamir edilmiş küçük bir de ayazma mevcuttur.
Surp Haç Kilisesi (Üsküdar)
Üsküdar Selamsızda Kozanoğlu (eski adı Papaz Abraham) sokağındadır. Balatlı Abraham adlı bir rahip 1676 da buraya ahşap bir kilise yaptırdığı içerideki kitabelerden birinde yazılıdır. Mezarı kilisenin avlusundadır. 1727 de Patrik Hovhannes zamanında tamir görmüş ve genişletilmiş olup 1797 de yanına bir de okul açılmıştır. 1808 de bir onarım geçiren bina Patrik III. Garabed zamanında yeni baştan Hassa Mimarı Hovhannes Serveryan tarafından hazırlanan projesi doğrultusunda yeni baştan bugünkü halinde yapılır ve 22 Eylül 1830 da takdis edilerek ibadete açılır. 1882 de çatısı onarılırken yanına bir de kesme taştan kat aralarında pencereler açılmış çan kulesi inşa edilmiştir. Kilisenin 1710 tarihinde kurulmuş olan Miatzal isimli korosu Ermeni cemaati için çok önemlidir ve eneski ermeni korosu olarak halen aynı isimle hizmet vermektedir. Muntazam kesme taştan inşa edilmiş olup tonoz kubbe ile örtülüdür. Apsis’in ortasındaki sunak 1842 de Hassa Mimarı Hovhannes Aznavuryan tarafından kiliseye hediye olarak yaptırılmıştır. Bu sunağın arka tarafında tören elbiselerinin bulunduğu oda vardır. Bu sunağın çevresinde İsa ve oniki havari’nin Saray ressamı Umed Beyzad tarafından yapılmış resimleri vardır. Sunak kemerinde “Kutsal Haç’ının gölgesinde bizleri koru” yazılıdır. Avlusundaki büyük sarnıç 1831 de Pişmişyan tarafından yaptırıldığı mermer kuyu bileziğinde yazılıdır.
Surp Karabet Kilisesi Kilisesi (Üsküdar)
Üsküdar,Bağlarbaşı,Vasiyet Sokaktadır. İlk inşaatının ahşap olduğu ileri sürülen bu Ermeni Gregoryen Kilisesi 1617 de Atik Valide ve Çinili Külliyesinin inşası için Van’dan getirtilen Ermeni ustalar tarafından yapılmıştır. 1727 de Patrik Hovhannes zamanında tamir ettirilmiş,daha sonra 1844 deki büyük onarımla tamamen yenilenmiş olan kilise 1887 deki büyük Yenimahalle yangınında yanmıştır. II. Abdülhamit’den alınan izin ile Apik ve Matus kardeşler tarafından ailelerinin ruhu için yeniden yaptırılarak bugünkü halini almıştır. İbadete açılış tarihi 12 Haziran 1888 dir. Son onarım tarihi 1984 dür. Ermeni kiliselerinde çok az görülen bazilika planında bir yapıdır. Muntazam kesme taştan yapılmış olan yapının giriş cephesi iki katlı olup üçgen bir arşitravla nihayetlenir. Kiremit kaplı çatısı iki tarafa meyillidir. Girişin iki yanında yer alan çan kulelerinin üstü sivri ve dilimli birer kubbe ile örtülü olup üzerlerinde birer haç vardır. Sütunlarla üç nefe ayrılmış kilisenin doğu nefi ahşap oymalı korkulukları ile zeminden biraz daha yüksek olup koro’ya ayrılmıştır. Apsis’in iki tarafında iki ayrı küçük şapel vardır. Bunlardan kuzeydeki vaftizhane olarak kullanılmaktadır.
Surp Krikor Lusavoriç (Üsküdar)
Kuzguncuk iskelesinin karşısında Çarşı Caddesinde Ermeni Gregoryen kilisesidir.Yapılış tarihi içerisindeki kitabesinde yazdığına göre Patrik Zakaryan Ağavani’nin (1831-1839) zamanında Hassa Mimarı Hovhannes Amira Serveryan’ın proje ve kontrolunda inşa edilerek 11 Mayıs 1835 ibadete açılıştır. Zamanla tahrip olan yapı 1865 tarihli ferman üzerine Bedros Ağa Şalcıyan ve Kuzguncuk’daki Ermeni cemaatinin maddi katkılarıyla büyük bir onarım geçirmiştir. 1967 de ise kilisenin içinde bazı düzenlemeler ve tamirat yapılmıştır. Kilise ana caddeden alçak bir duvar üzerine demir parmaklıkların ayırdığı küçük bir avlunun içindedir. Dış görünüşü son derece sade olup iki kat ve giriş kapısı yuvarlak kemerler içerisine alınmıştır. Plan şeması Ermeni kiliselerinde çok kullanılan kapalı Yunan haçıdır. Orta mekanın üzerini örten basık kasnaklı kubbe penceresizdir. Apsis’in iki yanında küçük şapellerden biri vaftizhane olarak kullanılmaktadır. Cephede açılmış olan yüksek pencerelerden içerisi çok fazla ışık almaktadır. Apsis’in arkasındaki geçitten çan kulesine geçilmektedir. Dış görünümünün sadeliğine karşı iç son derece abartılı tablolar ve çeşitli süsleme unsurları kullanılmıştır. Kapıdan girince sağda kilisenin atandığı Aziz Lusavoriç’in portresi bulunmaktadır. İçteki galerilere geçişi sağlayan ceviz ağacından yapılmış korkuluklar ,ince işçilikleri ile büyük bir sanat eseridir.
Ayios Dimitrios Kilisesi (Adalar)
Büyükada’nın kumsal semtinde büyük bir bahçe içindedir. 1856-1857 de Ada’da yaşayan Rum ortodoks cemaat tarafından yaptırılmış olup mimarı Fıstıki Kalfa’dır. Üç nefli bir bazilika plânında olan bu kilise’nin orta nefi Dimitrios’a yan nefler ise doktor aziz Pandeleimon (=Lokman Hekim) ve İliya’ya (İlyas Peygamber) atanmıştır. Kilisenin orta mekanını içten kubbe dıştan ise çift meyilli kiremit kaplı bir çatı örtmektedir. Bu kubbede oniki havari arasında İsa tasvir edilmiştir. Orta mekanın sağ tarafında büyük bir çerçeve içinde oniki havari resmedilmiştir. Ambon ve despot kürsüsü ahşaptır. Üç nefi de kapsayan ahşap,oymalı ikonastasis’de baş melek Mikhael’in altın kaplama bir ikonu ile gümüş çerçeve içinde Meryem’e ait diğer bir ikon bulunmaktadır.
Ayios Nikolaos Kilisesi (Adalar)
Büyükada, Ayios Nikolaos manastırının içindedir. İlk yapılışının 14. ncü yy. ait olduğu bilinir. Bu kilise zamanla yıkıldığından yerine 1868 de bugünkü ibadethane yapılmıştır. Kapalı Yunan haçı plânındaki bu yapının üzerini dört fil ayağına oturan bir kubbe örtmektedir. Kubbede Pantokrator (dünyaya hakim) İsa resmedilmiştir. Kubbeye geçişteki pantantiflerde ise dört incil yazarının portreleri bulunmaktadır. Mimari bakımdan önemli olmayan bu kilisenin avlusunda demir karkas üzerine asılı çanı vardır.
Ayios Yeoryios Kilisesi (Adalar)
Büyükada, Asker Azizlerden Georgios’a ithaf edilmiştir. Bizans devrinde burada mevcut olan bir manastırın üzerine 1906 yılında Büyük Ada’lı ortodoks cemaatin ve rahip Dionisios’un maddi katkılarıyla yapılmıştır. Mimari bir özelliği yoktur. Kilisenin en değerli eşyası gümüş bir çerçeve içindeki Aziz Georgios’u at üzerinde elinde mızrakla gösteren ikonudur.
Ayios Nikolaos Kilisesi (Adalar)
Heybeliada’da İşgüzar sokağı ile İmralı kavşağında,evvelce mevcut olup yıkılmış olan bir kilisenin yerine 1857 de inşa edilmiş Rum ortodoks kilisesidir.Aziz Nikolaos’a ithaf edilmiştir. 1894 depreminde büyük zarar görmüş ve II. Abdülhamid’den alınan izin ile tamir edilmiştir. Kapalı Yunan haçı planında olan yapının orta mekanını dört kemere oturan bir kubbe örtmektedir. İkonastasis mermerden yapılmış olup üzerine azizlere ve Meryem’e ait ikonlar yerleştirilmiştir. Apsis’in sağındaki duvarda gümüş kaplanmış 1895 tarihli Azize Barbara ikonu ile yine gümüş kaplı Aziz Nikolaos’un ikonu vardır.
Ayios Spiridon Manastırı Kilisesi (Adalar)
Heybeliada’da Çam Limanı mevkiindeki tepenin üzerindedir. Halk arasında “Tarik-i Dünya” adı verilir. Trakyalı olup Heybeli Ada’ya yerleşmiş bir keşiş olan Arsenios tarafından 1862 de küçük bir kulübe şeklinde inşa edilmiştir. Bu bina 1894 depreminde yıkılınca Ortodoks cemaat tarafından yeniden yapılmıştır. Arsenios 1906 da vefat edince buraya gömülmüştür. Kayserili bir rahip olan Kyprianos Stylianidis kilisenin etrafına taştan bir duvar çektirmiş bazı yerleri de onarmıştır. 1954 de Patrik Athenagoras’ın ricası üzerine onarımdan geçmiştir. Tek nefli bir bazilika planına sahip olan kilisenin üstünü çift meyilli bir çatı örtmektedir. İçinde bulunduğu avlu kısmen kapatılmış olup adeta bir narteks görevini görür. Apsis yarım yuvarlak şeklinde dışarıya taşkındır.
Ayios Yeoryios (Aya Yorgi) Manastır ve Kilisesi (Adalar)
Burgaz Adası’nda, deniz tarafındaki manastırın önündeki “Cennet Yolu “denilen yol ile tepedeki kiliseye ulaşılır. Aşağıdaki manastır 1920 de buraya yerleştirilen ,ihtilalden sonra Rusya’dan kaçan Beyaz Rusların kazaen çıkardıkları bir yangın sonucu yanmıştır. Tepedeki kilise 1882 de inşa edilmiş olup 1894 de deprem sonucu yıkılmıştır. Bugünkü bina 1897 de inşa edilmiştir. Yunan Haçı plânındaki bu kilisenin orta mekanının üzeri dört fil paye’nin taşıdığı kemerlere oturan yüksek kasnaklı kubbe ile örtülüdür. Yan kolların üzerindeki kubbeler küçüktür Kilisenin avlusundaki üç adet çan vardır. Yortu günü 23 Nisan’dır.
İoannes Prodromos Kilisesi (Adalar)
Burgaz Ada’da Takımağa sokağındadır. Vaftizci Yahya’ya ithaf edilmiştir. Bizans’ın İkonaklazma devrinde bu akıma karşı olan Patrik I. Metodios ,Ignatios ve Fotios İmparator Teofilos tarafından adaya sürgün olarak gönderilmişlerdi. Burada toprak altında bir hücrede yanında iki katil ile 7 yıl hapsedilmiş olan Metodios’a söylenceye göre adalı bir balıkçı tepedeki delikten yiyecek atarak onun hayatta kalmasını sağlamıştır. Teofilos’un ölümünden sonra karısı Teodora ikonaklazma karşı olduğu için Metodios’u İstanbul’a getirtir ve patrik tayin eder. O da kiliselerden kaldırılan bütün ikonaların yerlerine konmasını sağlar. İgnatios ise İmparatoriçeden Burgaz adasında yaşadıkları zindanın bulunduğu yere bir kilise yapılmasını ister ve 842 de Aya Yani (İoannes Prodromos) kilisesi inşa edilir. Metodios ölümünden sonra hıristiyanlığa yaptığı hizmetlerden dolayı “Aziz” kabul edilir. Zaman içinde harap olan kilise 1759 da yenilenmiş 1817 de büyük bir onarım görmüştür. 10 Temmuz 1894 depreminde yıkılmış ve yeniden inşa edilmiştir. Bugünkü kapalı yunan haçı planlı ve merkezi kubbeli olan kilise bu tarihten kalmadır ve zindanın tam üstüne inşa edilmiştir. Bu hücre 3,5 x 1.75 m. ebadında 2 m. yüksekliğinde taştan yapılmış bir odadır. Buraya 11 basamaklı bir merdivenle inilmekte olup kilisenin Yortu günü olan 29 Ağustosta ziyaretçiler tarafından ziyaret edilmektedir.
Kariye (Chora) Kilisesi
Edirnekapı yakınlarındadır. Mozaik ve freskleriyle ünlü bu kilise Bizans İmparatoru Alexius Komnenos`un kayınvalidesi Maria Dukaina tarafindan yaptırılmış ve sonradan büyütülmüştür. Hz. İsa`ya ithaf edilmiştir. Mozaik ve fresklerinin çoğu 1305-1320 yıllarında yapılmıştır. II. Bayezit döneminde camiye çevrilmiş, Cumhuriyet döneminde 1929`da restore edilerek mozaikleri ortaya çıkarılmış ve Ayasofya`dan sonra müze olarak ziyarete açılmıştır. Halen Mozaik Müzesi olarak ziyarete açıktır.
NEVE ŞALOM SINAGOGU
Sinagog Beyoğlu Kuledibi’nde Büyük Hendek Caddesi üzerindedir. “Barış Vahası” anlamına gelen Neve Şalom Sinagogu bir Musevi ilkokulunun jimnastik salonunun yeniden düzenlenmesiyle inşa edilmiştir. İlk olarak bu salon 1938 yılında ibadethane haline getirilmiş, ama gerekli izinler alınamadığı için kullanılamamıştır.1949’ında bu izin alınmış ve İstanbul Teknik Üniversitesi’nden yeni mezun olmuş iki Musevi olan Elio Ventura ve Bernard Motola tarafından projesi hazırlanmıştır. Neve Sinagoğu 1951 yılında ibadete açılmıştır.
8 ton ağırlığında bir avizeyi taşıyan kubbesi, camları özel olarak İngiltere’den ithal edilen vitrayları ve mermer bölmeleri çok dikkat çekicidir.
1986 Eylül’ünde bombalı bir terörist tarafından saldırıya uğrayan sinagog, 1987 Mayıs’ında tamiratı tamamlanarak yeniden hizmete açılmıştır.
Zülfaris Sinagogu (500.Yıl Vakfı Türk Musevileri Müzesi)
Adres : Karaköy Meydanı, Perçemli Sokak Karaköy İstanbul
Bu sinagogun 1671’de mevcut olduğu bilinmektedir. Ancak bugünkü bina eski temeller üzerinde, muhtemelen 19.yüzyıl başında, tekrar inşa edilmiştir.
1882 – Ehal etrafındaki mermer çerçeve Samuel Malki tarafından yaptırıldı.
1890 – Kamondo ailesinin maddi yardımı ile tamir edildi.
1904 – Dönemin Galata Musevi Cemaatı Başkanı Jak Bey de Leon’un deyimiyle “ Musevi olan ve olmayan ziyaretçilere mahcup olmamak için” restore edildi.
1968 – Esaslı bir tamir gördü.
1979 – Trakya kökenli Musevilerin ibadetine tahsis edildi.
1983 – Zülfaris’te son düğün.
2001 – Sinagog, Kamhi ailesinin maddi ve Jak Kamhi’nin değerli katkıları, Naim Güleryüz’ün öneri ve tasarımlarıyla 500. Yıl Vakfı tarafından kutlama programı çerçevesinde Müze olarak düzenlenerek 25 Kasım 2001 günü fiilen hizmete girdi.
Ahrida Sinagogu
Adres : Gevgili Sokak Balat
1400`lü yıllarda Makedonya`nın Ohri kasabasından gelen Yahudiler, Balat`ta bir sinagog inşa ettiler. Teva`sını da (dua okuma kürsüsü) bir rivayete göre Nuh`un Gemisi`ni, bir başka rivayete göre de Sefarad`ları (İspanya`dan göç eden Yahudilere verilen ad) İspanya`dan Osmanlı topraklarına getiren kadırgaları simgelemek için gemi pruvası şeklinde yaptılar. Sinagogun Barok ihtişamını yansıtan rengarenk boyalı tavan ve duvarları 17. Yüzyıl sonunda restore edilmiştir. En dikkate değer olansa ortada duran, goblen örtülerle kaplı ve içinde nadide parşömenlerin saklandığı Kutsal Sandık’tır. Günümüze kadar aralıksız hizmet veren bu sinagog yıllar içinde dini ve sosyal açıdan pek çok önemli olaya mekan oldu.
17.yy.da kendisini Mesih ilan eden Sabetay Sevi`nin İstanbul`a geldiğinde vaaz verdiği iddia edilen Ahrida Sinagogu`nda, Osmanlı-Rus savaşına (93 seferi) katılan Osmanlı Ordusu`nun zaferi için 18 Mayıs 1877`de düzenlenen ve Sadrazam İbrahim Edhem Paşa ile üst düzey görevlilerin de katıldığı bir dua töreni yapıldı. 2. Dünya Savaşı`nda da, seferberlik döneminde bir süvari müfrezesi Ahrida Sinagog`unda barındı.
Yıllar boyunca sayısız Bar-Mitzva (13 yaşına gelen Musevi erkek çocuğun ibadet topluluğuna kabulü ve ergenlik töreni) töreninin yapıldığı Sinagog`taki düğünler unutulmayacak anlara sahne olurdu. Gelinin denizdeki balıklar gibi doğurgan olması için, sinagog içindeki görkemli düğün töreninden sonra kapı dışına serilen bir halı üzerine, içinde levrek balığı olan bir tepsi konur, gelin bunun üzerinden atlayarak dışarı çıkardı. İsrail`e ve Yahudiler`e karşı olan bir terörist grubun, Karaköy`deki Neve Şalom`a düzenlediği kanlı baskından sonra, İstanbul`daki tüm sinagoglarda olduğu gibi Ahrida Sinagogu da sadece hafta içi ve randevu alınarak geziliyor. Bütün sinagoglarda her Cumartesi sabahı ayin var. Çünkü her Cumartesi Museviler için Şabat yani en kutsal gün. Cumartesi günleri Museviler çalışmıyor, günü ibadetle geçiriyor, akşam da bütün aile toplanıp dua ediyor ve birlikte yemek yiyor.
Ahrida Sinagogu`nda, Hanuka (Işık) Bayramı kutlamalarını da görürsünüz. Hanuka Bayramı, Kislev ayının 25. gününden başlayarak sekiz gün boyunca kutlanır. Hanuka Bayramı`nda yakılan Hanukiya`daki (dokuz kollu şamdan) ilk mum Şamaş adını taşıyor. Dualar eşliğinde yakılan Şamaş`ın yanısıra sekiz gün boyunca her gün bir mum yakılır ve Hanukiya ışıl ışıl olur. Birinci mum Tanrı`nın “ışık olsun” deyişini anımsatır, 2. mum Tora`yı (Kutsal kitap) simgeler, 3. mum “Adalet”, 4. mum “Merhamet”, 5. mum “Kutsallık”, 6. mum “Sevgi”, 7. mum “Sabır”, 8. mum da “Cesaret” ışığıdır.
