Joseph Priestley (1733-1804): Oksijeni Keşfeden Papaz

On sekizinci yüzyıla kadar hava dışında bir gaz bilinmiyordu. Üstelik hava da tek bir gaz (bir element) olarak algılanıyordu. Başka deyişle dört element (su, hava, toprak, ateş) düşüncesi eleştirilse de yaşamaya devam ediyordu. Gerçi Belçika-Hollandalı Jan Baptist Van Helmont (1577-1644) çeşitli gazların olabileceğini düşünmüştü; ama onları elde edemediği için inceleyememişti. İrlandalı kimyacı Robert Boyle (1627-1691), yanma için havanın gerekli olduğunu ortaya koymuştu. Bir mumun havasız ortamda yanmadığı, havası az olan bir bardak altında ise kısa sürede söndüğü biliniyordu. Fakat yanmanın açıklanabilmesi için havanın bir element değil, bir gaz karışımı olmasının anlaşılması gerekiyordu. Bu yolda ilk adımı İskoçyalı kimyacı Joseph Black (1728-1799) attı.Joseph Black’in 1756’da bugün karbon dioksit (CO2) dediğimiz “sabit hava”yı bulması ve onu farklı bir gaz olarak tanımlaması önemli bir kilometre taşı olmuştur. Kendine ait özellikleri olan “sabit hava”, havanın tek bir element olduğu anlayışının yıkılmasına ve kimyacıların aletlerini geliştirerek hava üzerindeki çalışmalarının artmasına yardımcı olmuştur. On yıl sonra (1766’da) Henri Cavendish (1731-1810), “yanar hava” adını verdiği ve asitlerin metallerle tepkimesinden elde ettiği bir gazı (hidrojen) bulmuştu.

tuna

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir