Kültür Terimleri Sözlüğü – m

Kültür terimleri ve diğer terim sözlükleri için aşağıdaki bağlantıları kullanabilirsiniz.

abcçdefghiıjklmnoöpqrsştuvwyzx

makale

ar. Bir görüşü savunmak ya da bilgi vermek için gazete ve dergilerde yayımlanan başlıklı, imzalı yazı “Toplumsal makale, bilimsel makale, siyasal makale”

makam

ar. Türk müziğinde bir dizinin işleniş biçimine verilen ad. Batı müziğinde ise belirli aralıklar dizisi “Rast makamı, Klasik Türk Müziğinin en temel makamı sayılır.”

mani

Genellikle birinci, ikinci ve dördüncü dizeleri uyaklı olan halk koşuğu. “Saz ve tekke ozanları da bu türe ilgi göstermişler, maniler söylemişlerdir.”

manzum

ar. Düzyazı olmayan, ölçülü uyaklı olan, koşuk biçiminde yazılmış dil ürünü, koşuk “Türk edebiyatında o zamana kadar böyle sembolik şahsiyetleri ele alarak manzum bir mesnevi yazılmamıştı.” -A. H. Çelebi

marş

fr. 1 Ritmi, yürüyen bir kimsenin veya topluluğun adımlarını hatırlatan müzik parçası 2 Bir topluluğu simgelemek için düzenlenmiş müzik parçası “Bu şiir ya da manzumeyi marş biçimine bile sokmuştur.” -S. Birsel.İstiklal marşı, Türk ulusunun marşıdır.

meddah

ar. Gülünç öyküler anlatan ve taklitler yaparak bir olayı canlandıran sanatçı. Omuzunda bir mendil, elinde bir sopa vardır, taklitçi “Ramazan geceleri bu kahveye meddahlar, cura, bağlama gibi meşhur saz çalanlar geliyordu.” -O. C. Kaygılı

mehterhane

Osmanlılarda askeri mızıka takımı Mehterhane köz, nakkare, zil, zurna ve borulardan oluşur.’

melik

ar. Selçuklularda Sultan tarafından bir eyaleti, bölgeyi yönetmekle görevlendirilen hanedan mensubu “Melik Arapçada kral demektir ve örnek olarak Suudi Arabistan melik tarafından yönetilmektedir.”

menkıbe

“ar. 1 Din büyüklerinin veya tarihe geçmiş ünlü kimselerin yaşamları ve olağanüstü davranışlarıyla ilgili hikâye 2 Olağanüstü olaylarla ilgili anlatı 3 Hikâye ” “Kemalettin Bey, bize sağda ve solda, alçak, yüksek nihayetsiz tepelerin harp menkıbelerini anlatıyordu.” -H. E. Adıvar. “Bu menkıbe onun hakikaten eski bir şair olduğunu ispat etmektedir.” -A. H. Çelebi.

methiye

ar. Bir kimseyi veya bir şeyi övmek için yazılmış şiir “Osmanlı döneminde, tarikata bağlı şairler, tarikatın pirini öven methiyeler yazarlar ve bu methiyeler bestelenirdi.”

mevlit

ar. Hz. Muhammed’in doğumunu, yaşamını anlatan mesnevi. Bu mesnevinin okunduğu dinsel tören “Daha mevlit bitmeden dört aydır yağmayan yağmur dışarısını sel içinde bıraktı.” -Ö. Seyfettin.

mısra

ar. Dize, bir şiiri oluşturan dizelerden her biri “Şiirler mısralardan oluşur.”

mihrap

Cami, mescit vb. yerlerde Kâbe yönünü gösteren, duvarda bulunan ve imama ayrılmış olan oyuk veya girintili yer “Cennetten, cehennemden bahseden ihtiyar imamı, mihrabın yanındaki kürsüye çıkardı.” -Ö. Seyfettin

minare

ar. Camilerde müezzinin ezan okuduğu, sala verdiği, şerefesi olan, çoğunlukla taştan, yüksek ve ince yapı “Sokak kapısını çalarken, minarede akşam ezanı okunuyordu.” -Y. Z. Ortaç.

minber

ar. Camilerde hutbe okunan merdivenli, yüksekçe yer “Minber mihrabın sağında yer alır.”

mintan

1 Yakasız, uzun kollu erkek gömleği 2 Gömlek üzerine giyilen kollu yelek “Cepkenini, damalı mintanını çıkarmış, kolalı gömleğine kravatını bağlıyordu.” -T. Buğra.

minyatür

fr. 1 Çoğunlukla eski yazma kitaplarda görülen, ışık, gölge ve hacim duygusu yansıtılmayan küçük, renkli resim sanatı 2 Bu biçimde yapılmış küçük resim “Aynı oyunu, avuç içi kadar bir minyatürden seçilmiş bir köşecikle oynuyorlar.” -B. R. Eyuboğlu.

mokassen

İkinci Dünya Savaşında memleketimizde geniş ölçüde rağbet görmüş bir erkek ayakkabı çeşidinin adı. “Mokassen Kuzey Amerika kızılderililerinin giydikleri çarığın adıdır.”

monarşi

fr. Siyasi otoritenin genellikle miras yolu ile bir kişinin üzerinde toplandığı devlet düzeni veya rejim, tek erklik “Eski Avrupa monarşileri gibi tanzim etmeye, yeni gelenekler kurmaya çalışıyordu.” -Ahmet Hamdi Tanpınar,

muhzır

İlgililerin mahkemede bulunmalarını sağlayan görevli “Kadı ola davacı ve muhzır dahi şahit / Ol mahkemenin hükmüne derler mi adalet” -Ziya Paşa.

muska

İçinde dinsel veya büyüleyici bir gücün saklı olduğu sanılan, taşıyanı, takanı veya sahip olanı zararlı etkilerden koruyup iyilik getirdiğine inanılan bir nesne, yazılı kâğıt vb. “İnsan, üstünde tercihen boynunda mutlaka bir muska taşımalıydı.” -A. Ş. Hisar.

mühür

Bir kimsenin bir kuruluşunadının veya ünvanının tersine kazılı bulunduğu metal, lastik, tahta gibi şeylerden yapılmış araç, damga, kaşe Osmanlı hükümdarlarıda kendilerine mühürler kazdırmışlar ve bu mühürlerinamelerde, menşurlarda, defterler de kullanmışlardır.

mütevelli

ar. Bir vakfın yönetimi kendisine verilmiş olan kimse “Mütevelli heyeti yıllarca hiç değişmedi”.

müzehhib

Tezhip ustası, yaldızcı Müezzib İsmail, I. Mahmud için yapılan bir çekmeceyi fevklade nefis bir şekilde tezhip etmiştir.

tuna

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir