Lider Dediğin!
Bir önceki yazımızda lideri tanımlarken “Gerektiğinde bedel ödemeyi göze alan, sorumluluğunun bilincinde olan kimselere “lider” denilebileceği gibi en dar çerçevede aile reiside (bay veya bayan) bir liderdir” demistik. Kısacısı, liderlik denildiği zaman en geniş çerçeveden (ülke veya bir kurum) en dar çerçeveye (aile) bireyler arasında bir etkileşimin olması gerekmektedir. Diğer bir ifadeyle bir veya iki kişiyi dahi etkileyip bir amaç veya hedefe yönlendirebilme etkinliğini gösterebiliyorsanız size lider denilmemesi için hiç bir sebep yok demektir. Fakat, büyük bir kesimin henüz 3-4 yaşındaki çocuklarına dahi söz geçiremediği bir ortamda, bu iş (liderlik) her baba-yiğidin harcı olamamaktadır. Açıkçası, kendine dahi söz geçiremiyenlerin başkasına uzun vadede söz dinletebilmeside söz konusu olamamaktadır.
Liderlik pozisyonunda olan bir kişi etki ettiği veya etkilediğini düşündüğü ortamlarda (aile, kamu veya özel sektör) ortaya çıkan problemleri nasıl algılamalıdır? Kişiler istenilmeyen davranışlara girdiklerinde (ortak amaçtan sapma olduğunda)bu durumun bazı sebepleri bulunmaktadır. Bunlar bireylerin,
1. Dikkat çekme arzusu,
2. Güç elde etme tutkusu,
3. Oç alma duygusu,
4. Beklentileri karşılayamama, şeklinde sıralanabilir.
Lider etkin olduğu grup içinde sadece sınırlı sayıda insanlarla etkileşim içine giriyor ve grubun büyük bir kısmını gözardı ediyorsa, dikkate alınmayan o bireyler dikkatleri üzerlerine çekmek isteyecektir. Başarı elde ederek dikkati üzerine çekmek uzun vadeli bir süreç olduğu için, dikkate alınmadığını düşünen kimseler daha kısa sürede dikkatleri üzerlerine çekebilmek için istenilmeyen davranışlar sergileyeceklerdir. Çözüm? Liderlik konumundaki kimseler grubun her bir ferdini (nasıl olucağı liderin becerisine bağlı) bir şekilde önemsediğini göstermek zorundadırlar.
İkinci sebep olarak güç elde etme tutkusu demistik. Lider elindeki gücü takipçileriyle paylaşmıyorsa kişiler liderin hiçde hoşuna gitmeyecek yanlışlıkları doğal olarak sergileyecektir. Liderin etkinliğinin süresi gücünü paylaşmasıyla doğru orantilidir. Gücü hep kendine saklayan liderlerin uzun vadede etkin olabilmesi söz konusu olamamaktadır. Bu gibi durumlarda takipçilerle lider arasında açık- gizli bir güç mücadelesi başlar ve bundan en büyük zararıda genelde lider görür. Kısacası, paylaşılamıyan bir lider olmanın yolu, elindeki gücü paylaşmaktan geçmektedir.
Üçüncü sebep öç alma duygusu demistik. Liderin yapmış olduğu yanlışlıklar kişilerin içindeki kinin yada öç alma duygusunun büyümesine sebep olabilir. Yukarıda sıraladığımız ilk iki sebep doğrultusunda arzusunu gerçekleştiremiyen bireyler durumu daha da kötüleştirmek adına üçüncü aşamaya (öç alma, kin) geçebilirler. Sezgileri güçlü bir lider durum daha da kötüye gitmeden gerekli olan önlemlemleri alabilmelidir.
Son olarak, kişiler kendilerinden bekleneni gerçekleştiremedikleri durumlarda da bazı davranışsal yanlışlıklara girebilirler. Liderin etkin olduğu insanların sınırlarını kestirebilme yetişi sayesinde problemler büyümeden çözülebilir. Tabii ki öncelikle liderin kendi sınırlarını bilmesi gerekmektedir. Aksi durumlarda hayil kırıklığı kaçınılmaz olmaktadır.
Sonuç olarak, lider etkin olduğu çevrede (aile, iş, okul) sorunlarla karşılaşıyorsa nedenini yukarda sıralamış olduğumuz sebeplerde aramalıdır. Lider gelen sinyalleri doğru algılayamadığı sürece yanlış sinyal göndermeye devam edecek ve başarısızlık kaçınılmaz olucaktir…
