MacGuffin
MacGuffin, Alfred Hitchcock’un sinemaya kazandırdığı bir deyim. Hikayedeki karakterleri motive eden, hikayeyi yürüten ama izleyenler için hiçbir önemi olmayan nesne, olay anlamına geliyor. Yani “Kahramlarımız, bir burger yemek için evden çıkarlar ve olaylar gelişir” (“Harold&Kumar”) dersek, oradaki burger bir MacGuffin’dir. Bizim için önemli olan, kahramanlarımızın filmin sonunda o burgeri yemesi değil, o burgere ulaşana kadar yaşadıkları maceralardır. Eğer bir kıymetli bir madeni çıkarmak için bir gezegeni işgal etmeye kalkarsak (“Avatar”), metalin kendisi değil, sebep olduğu olayları merak ederiz.
Indiana Jones’un bulmaya çalıştığı kristal kafatası (“Indiana Jones and the Kingdom of the Crystal Skull”), Pulp Fiction’daki içinde ne olduğu belirsiz ışıldayan çanta da birer MacGuffin’dir. Filmde herkesin peşinde koştuğu şeydir MacGuffin.
Alfred Hitchcock, MacGuffin’in bizzat ne olduğunun hiç önemli olmadığını, sadece olması gerektiğini söyler. Yani “Avatar”da bir maden değil, gezegene özgü bir patatesin peşinde koşulsaydı da aynı macera yaşanacaktı demeye getiriyor. Bir soygun filminde çalınan şey bir tablo da olabilir, kıymetli bir mücevher de. Yeter ki macerayı körüklesin!
