Mahir Çayan
Mahir Çayan, Türkiye devrim tarihinin en radikal teorisyen ve eylemcilerinden birisidir. 1960’lı yıllarda, henüz üniversiteye yeni başladığı yıllarda atıldığı mücadelesi, 26 yaşındayken Tokat’a bağlı Kızıldere köyünde uğradığı jandarma baskınıyla sona ermiştir. Kısa süren hayatı, onun Türkiye tarihi içerisinde yadsınamaz bir yer edinmesine engel değildi; zira Çayan ölümüne dek oluşturduğu devrimci teorileriyle ve ortaya koyduğu devrimci pratikle, milyonlarca yoksulun ve emekçinin hayatında silinmez bir iz bırakmayı başarmıştı. Bugün onlarca legal-illegal parti, örgüt ya da politik çevre onun tezlerini doğrudan ya da yorumlayarak kendisine mal etmekte, onun mirasına sahip çıkmaktadır.
Ülke iktidarlarının gözünde başıbozuk ve tehlikeli bir terörist olan Çayan’ı bu kadar sevilen bir ‘doğal önder’ konumuna getiren şey nedir? İhtimal ki bu sorunun yanıtı, Çayan’ı yazılarında yoğun biçimde ortaya koyduğu “başka bir dünyaya” duyduğu sarsılmaz inanç ve tutkusudur. Kendisini toplumun en alt kesimiyle özdeşleştirmeyi başarmış bir önderdir Çayan. Açlığı, yoksulluğu ve baskıyı tavizsiz bir kararlılıkla mahkum etmiş, “güzel günler görmenin” hayalini milyonlarca ezilenin meselesi haline getirmeyi başarmıştır. Devrimci anlayışı, hayatının sonlarına doğru onu kaçınılmaz biçimde silahlı çatışmalara sürüklese de Çayan özgürce ve insanca yaşama kavgasının, yaşam sevincinin en önde giden neferlerinden birisi olmuştur.
Sadece Türkiye değil, Dünya devrim tarihinde esaslı bir yere sahip olan Çayan’ı en insani ve yalın haliyle anlamak ve örnek almak gerekir…
MAHİR ÇAYAN
Mahir Çayan (14 Ağustos 1945 – 30 Mart 1972), Türkiye Halk Kurtuluş Partisi-Cephesi lideri.
1)HAYATI
2)KATILDIĞI SİLAHLI EYLEMLER
3)YAZILARI
4)KİTAPLARI
5)LİTERATÜRDE MAHİR ÇAYAN
5.1)HAKKINDA YAZILAN KİTAPLAR
5.2)HAKKINDA ÇEVRİLEN FİLMLER
5.3)HAKKINDA ÇEVRİLEN DİZİLER
Samsun doğumlu olan Mahir Çayan ortaokul ve lise dönemlerini Haydarpaşa Lisesi’nde İstanbul’da devam etti. 1963’de İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesine kaydoldu. Ertesi yıl Ankara Siyasal Bilgiler Fakültesi’nde öğrenimine devam etti. Bu dönemde TİP ve FKF’ye (Fikir Kulüpleri Federasyonu) bağlı olan SBF (Siyasal Bilimler Fakültesi) Fikir Kulübüne girdi. 1965’te bu kulübün başkanlığını da üstlendi.
1967’de kısa süreliğine Fransa’ya gitti. Burdaki Sosyalist hareketlerin genel seyri ve içinde bulundukları tartışmaları izledi. 1968’deki 6. filo eylemlerine İzmir’de katıldı ve göz altına alındı. Bu dönemde Türkiye İşçi Partisi (TİP) içinde başlayan Mihri Belli’nin savunduğu Milli Demokratik Devrim tartışmalarında Mahir Çayan ve daha sonra kurulacak olan THKP-C’nin önder kadrolarıyla tartışmaların içinde aktif şekilde bulundu. Bu tartışma sürecinde TİP adına Zonguldak Ereğlisi’nde çalışmalar yürüttü.
Bu geziden sonra ideolojik olarak Milli Demokratik Devrim saflarında yer aldı. TİP ile olan temel ayrılığı devrim sorunu olarak tarifler. Fransa’da bulunduğu süreçte Latin Amerika silahlı (fokoist) mücadelerinden etkilenmiştir. TİP’i bu süreçte yasalcılıkla suçlamış. Türkiyedeki devrim sürecinin ancak silahlı bir mücadeleyle ve kendi özgül koşullarının tespit edilmesiyle olabileceğini savunmuştur. Bu görüşe daha yakın olan Türk Solu ve Aydınlık dergilerinde yazılar yazdı. bu dönemde yazdığı önemli yazıları “Revizyonizmin Keskin Kokusu 1”, “Revizyonizmin Keskin Kokusu 2” ve “Aren Oportünizminin Niteliği” dir.
1969 yılında Ankara’da yapılan ve adını DEV-GENÇ (Devrimci Gençlik Fedarasyonu) olarak değiştirdiği toplantıda Türkiye sosyalist hareketinin seyrini değiştirmiştir. 1971 yılında yapılan TİP kongresine katılmamış,TİP ve kendi çalışma çevresinden öğrenci ve işçilerle birlikte bir toplantı örgütlemiştir. Mihri Belli ile olan ayrılıkları iyice ortaya çıkmış olmasıyla birlikte yolunu Milli Demokratik Devrim (MDD) sürecinden ayırarak, önce “genç subayların” askeri darbe yapmasını beklemek yerine halk ihtilali için silahlı propaganda faaliyetlerine başlamıştır. Bu ayrışmanın temel noktası, aslında MDD tespitinin TİP yasalcılığının başka bir versiyonu olduğu görüşüdür. O dönemde Türkiye devrim Sürecini Kesintisiz Devrim I-II-III broşürlerinde dile getirmiş. Türkiye’nin sahip olduğu yapıyı oligarşi olarak tanımlamıştır. Ek olarakta “Türkiye’deki geçmişe nazaran refah seviyesinin artması ile birlikte devlet ve halk arasında bir denge vardır.” demiş ve bu dengeyi Suni denge olarak adlandırmıştır. Suni dengeyi de bozmanın ancak silahlı mücadele ile olacağını savunmuştur.
Bu süreçte Münir Ramazan Aktolga ve Yusuf Küpeli ile birlikte THKP-C’nin kuruluş çalışmalarını sürdürmüştür. Örgütün diğer önemli isimleri arasında Ertuğrul Kürkçü, İlhami Aras, Ulaş Bardakçı ve Hüseyin Cevahir vardı. Şehir Gerillası modellini benimseyen Mahir Çayan buna uygun bir silahlı eylemlerin planlanmasında ve içinde bizzat bulunmuştur. Çalışmalarını sürdürmek için Şubat 1971’de İstanbul’a geçen Mahir Çayan burda da silahlı eylemlere devam etmiştir. 1 Haziran 1971’de kaldıkları evden kaçarken polisle girdikleri çatışmada Hüseyin Cevahir ölmüştür. Mahir Çayan yaralı olarak ele geçirildi. Daha sonra arkadaşlarıyla birlikte Kartal-Maltepe Askeri Cezaevi’nden kaçan Mahir Çayan bir süre İstanbul’da saklandı. Ocak 1972 de THKO ile ortak eylem kararı alarak arkadaşları ile birlikte Fatsa’ya geçti. Mart 1972’de Fatsa’da radar istasyonunda çalışan 3 ingiliz teknisyeni kaçırdılar ve karşılığında THKO (Türkiye Halkın Kurtuluş Ordusu) önderleri Deniz Gezmiş Hüseyin İnan ve Yusuf Aslan’ın serbest bırakılmasını istediler. Niksar’ın Kızıldere köyünde jandarmayla girdiği çatışmada diğer arkadaşları ile beraber öldürülmüştür. Çatışmadan sadece Ertuğrul Kürkçü sağ çıkmıştır. Mahir Çayan’ın mezarı Ankara Karşıyaka Mezarlığı L/3 adası 99 no’lu mezardır.
2) KATILDIĞI SİLAHLI EYLEMLER
-12 Subat 1971’de Ankara’da Ziraat Bankasi Küçükesat Subesi soygununa katıldı.
-15 Mart 1971’de Türk Ticaret Bankası Erenköy Şubesi soygununa katıldı.
-4 Nisan 1971’de işadamları Mete Has ve Talip Aksoy’un kaçırılıp 400 bin liralık fidye alınması eylemini arkadaşlarıyla birlikte gerçekleştirdi.
-17 Mayıs 1971 günü İsrail’in İstanbul Başkonsolosu Ephrahim Elrom’un kaçırılması eylemini Ulaş Bardakçı, Hüseyin Cevahir ve Oktay Etiman ile birlikte gerçekleştirdi.
-1 Haziran 1971’de polisin açtıgı ateş sonunda Hüseyin Cevahir öldü. Mahir Çayan yaralı olarak ele geçti.
-26 Mart 1972’de Ünye’deki Radar Üssü’nde çalışan üç İngiliz teknisyeni kaçırdılar.
-30 Mart 1972’de girdiği çatışmada öldürüldü.
3) YAZILARI
-Aren Oportünizminin Niteliği
-Revizyonizmin Keskin Kokusu I
-Revizyonizmin Keskin Kokusu II
-Sağ Sapma, Devrimci Pratik ve Teori
-Yeni Oportünizmin Niteliği Üzerine
-ASD’ye Açık Mektup
-Yayın Politikamız
-Devrimde Sınıfların Mevzilenmesi
-Kesintisiz Devrim I
-Kesintisiz Devrim II-III
4) KİTAPLARI
-Toplu Yazılar
NOT:Mahir Çayan’ın Toplu Yazılar Adlı Kitabı İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi, Mayıs 2008’de kitabın “suçu ve suçluyu överek yasadışı terör örgütlerinin propagandası yaptığı” gerekçesiyle toplatılmasına karar verdi.
5) LİTERATÜRDE MAHİR ÇAYAN
5.1) HAKKINDA YAZILAN KİTAPLAR
-Ali H. Neyzi, Mahir
-Turhan Feyizoğlu, Mahir
-Talip Doğan Karlıbel, Kaçak Naziler ve Mossad: Mahir Çayan Olayı ve Kızıltepe’nin İç Yüzü
-Tarkan Tufan, Mahir Çayan’ın Hayatı ve Fikirleri: Bir Devrimcinin Portresi
5.2) HAKKINDA ÇEVRİLEN FİLMLER
Leoparın Kuyruğu (yönetmen Turgut Yasalar)
5.3) HAKKINDA ÇEVRİLEN DİZİLER
Hatırla Sevgili (Mahir Çayan rolünü Kanbolat Görkem Aslan üstlenmiştir)
KIZILDERE OLAYI VE İÇ YÜZÜ
12 Mart 1971 muhtırasından sonra yakalanan Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan ve Hüseyin İnan’ın idamlarını engellemek için 27 Mart 1972’de Ünye’deki NATO üssü görevlilerini kaçıran Türkiye Halk Kurtuluş Partisi – Cephesi kurucularından Mahir Çayan, Dev-Genç Genel Başkanı Ertuğrul Kürkçü, Dev-Genç MYK üyesi Hüdai Arıkan, THKO’dan Cihan Alptekin, Fatsalı Nihat Yılmaz, öğretmen Ertan Saruhan ve Ünyeli Ahmet Atasoy, iki İngiliz ve bir Kanadalı radar teknisyenini NATO üssünden kaçırdılar. Kendilerini Kızıldere’de bekleyen Dev-Genç Genel Sekreteri Sinan Kazım Özüdoğru, SBF Öğrenci Derneği yöneticisi Sabahattin Kurt, THKO’dan Ömer Ayna ve ‘Hava Kuvvetleri Proleter Devrimci Örgütü’nün kurucusu olarak aranan üsteğmen Saffet Alp’le buluştular.
Mahir Çayan ile yoldaşları köyün muhtarının evinde saklanırlar.30 Mart 1972 günü,sabah 05:00’te köy muhtarının evine bilgi almak için gelen jandarmalara önceden hazırlanmış ihbar mektubunu teslim etmesi üzerine komandolar evin etrafını kuşatırlar.Askerlerin teslim ol çağrısına karşı Mahir Çayan “Asıl siz teslim olun,kahrolsun emperyalizm,yaşasın tam bağımsız Türkiye,sıradan askerleri çekin üst düzeyler gelsin” diyerek karşılık vermiştir.
Çayan,megafondan amaçlarını,İngiliz teknisyenleri neden kaçırdıklarını köylülere ve askerlere anlatır.Öğle saatlerine kadar devam eden bu kargaşa,Ankara’dan 3 helikopterin Kızıldere’ye gelmesiyle değişir.
Evin ve köyün etrafının komandolar tarafından sarılması üzerine grup,taleplerine karşılık verilmez ve yaylım ateşi açılırsa rehineleri öldürüp çatışma kararı alır.
Evin giriş çıkışları hububat ve un çuvalları ile tahkim edilir ve çatıya delikler açılarak çevre gözetlenir.Güvenlik güçlerinin İngilizlerin kendileri ile konuşturulması talebine olumlu yanıt veren grup,rehineleri çatıya çıkarır.
Mahir çayan,Ertuğrul Kürkçü,Cihan Alptekin ve Saffet Alp görüşme için çatıda beklerken,gruba makineli tüfeklerle ateş açılır.Üç kişi deliklerden eve atlamayı başarırken,Mahir Çayan başından yediği altı kurşunla ölür.
Ardından karar gereğince teknisyenler öldürülür ve savunmaya geçilir.Ancak hedeflerin menzil dışı olması nedeniyle etkisiz kalan grup,kerpiç evde duvarları delen ağır ateşin hedefi olur.
Ömer Ayna gözünden,Cihan Alptekin karnından vurulmuştur.Fiilen kurşuna dizilen devrimciler,kolluk güçleriyle görüşmeyi redederek kendilerini savunmak üzere sahanlıkta toplanır ve el bombalarını hazırlarlar.Ancak roketatarlarla yapılan saldırıda sahanlık isabet alınmıştır ve yıkılan bölümde hayatını yitiren kişinin elinde yere düşen el bombası patlayarak bir dizi patlamaya neden olur.
Ertuğrul Kürkçü dışındakilerin hepsi hayatını kaybederken,ateşin kesilmesi üzerine eve giren güçler,can çekişen Saffet Alp’i kurşuna dizmiştir
Ertuğrul Kürkçü ise samanlığa saklanmıştır.Evde 11 kişi bulunmalarına rağmen muhtar önceden verdiği ifadede 10 kişi olduğunu söylediği için Ertuğrul Kürkçü kurşunlanmaktan kurtulmuştur. Ancak ceset tespiti için çağrılan babasının oğlunun cesedini tespit edememesi üzerine yapılan aramada samanlıktan ayrılmamış olan Kürkçü ağır yaralı olarak yakalanmıştır.
Kızıldere olayının İsrail İstihbarat birimi MOSSAD tarafından hazırlandığı iddia ediliyor.İsrail istihbaratı MOSSAD, Mahir Çayan ve arkadaşlarını adım adım takip ederek, Türk emniyet ve istihbarat güçlerine Kızıldere’yi hazırladı.
Bu iddialar İsrail’in İstanbul Başkonsolosu Efraim Elrom’un 1972’de Mahir Çayan ve arkadaşları tarafından kaçırılarak öldürülmesiyle ilgili olarak ortaya atılıyor.Elrom’un öldürülmesinden sonra Türkiye’ye gelen 12 kişilik MOSSAD timi, Çayan ve arkadaşlarını Kızıldere’de kıstırarak olayı hazırladı.
MOSSAD’ın Türkiye masası şefi Ziri Aharoni’nin, ‘Adolf Eichmanı Kaçırdım’ isimli kitabında, “Operasyonumuzda bulunan şahıslardan Elrom 1971 yılında İstanbul’da öldürüldü.Biz de onun takibatını yapmak üzere 12 kişilik birlik gönderdik.” yönündeki ifadelerin, bu birliğin Mahir Çayan ve arkadaşlarını adım adım takip ettiklerini ortaya koyuyor.Mahir Çayan ve arkadaşlarının Fatsa’da iki İngiliz ve bir Kanadalı mühendisi kaçıracağından bu ekip vasıtasıyla Türk istihbaratının haberi olduğunu, Kızıldere’deki olayın da aynı ekip yani MOSSAD vasıtasıyla gerçekleştirildiği iddia ediliyor.
TÜRKİYE HALK KURTULUŞ PARTİSİ-CEPHESİ(THKP-C)
Türkiye Halk Kurtuluş Partisi – Cephesi 1970 başlarında Mahir Çayan, Münir Ramazan Aktolga ve Yusuf Küpeli tarafından kurulmuştur. Örgütün önemli isimleri arasında Ertuğrul Kürkçü, İlhami Aras, Ulaş Bardakçı, Hüseyin Cevahir,Kürşat İstanbullu, Yahşi Karamollaoğlu vardı.
Fikri temelleri olarak 1960 sonlarında TİP içinde yeşeren Milli Demokratik Devrim tezi ve mahir çayan’in üzerine sürekli vurgu yaptiği “pasifizm” olgusu neden olarak gösterilebilir.TKP ve TİP gibi o donem gruplarini revizyonistlik ve pasifizmle suclayarak FKF(fikir klupleri federasyonu)içerisinde örgütlü diğer arkadaslari ile birlikte örgütü kurma karari almişlardir.TİP içindeki muhalefet örgütlenme problemini önceleri TİP yönetimin ele geçirilmesi olarak görmüş ve partide bir örgütlenme tartışması başlamıştır. Aydınlık Sosyalist Dergi ve THKP-C hareketini oluşturacak çevre arasındaki ayrılık döneminde Mihri Belli’nin fikirlerinden de ayrılan Mahir Çayan ve arkadaşları 1970 başlarında THKP-C’yi kurmuşlardır.örgütün kendisine aldiği hedef,latin amerika ve daha cok küba tarzi bir anlayiştan yola cikarak,halk ile devlet(oligarşi)arasinda kurulu olan suni dengeyi kiracak bir öncü savaşı sürdürmektir.bunun için silahli propagandayi temel alacak,şehir ve kir gerillasinin kurulmasi aciliyetini vurgulayan cayan,görüşlerini 1972 yilinda devlet tarafindan aranirken illegalite kosullarinda yazdiği kesintisiz devrim II-III adli kitabinda aciklamiştir.kitaba göre türkiye 1950’lerin başlarindan itibaren sömürgeleşmeye başlamiş ve uluslararasi emperyalizm teknik imkansizliklar nedeniyle türkiye’yi gizli bir biçimde işgal etmiştir.kitapta anlatildigina göre,12 mart 1971 yari-askeri muhtirasinin ardindan,yerli komprador burjuvazi,amerikan tekelleri ile ittifak halinde orduya oligarşiyi geçirmiş ve kendi söylemine göre devrimci olarak atif yaptiği kemalistler ordu ve burokrasinin içinden tamamen ihraç olmus devlet yönetimi kücük-burjuvazi’den,yabanci ve işbirlikçi yerli tekellerin eline geçmiştir.12 mart muhtirasi sonrasinda I.erim hükümeti tarafindan başlatilan balyoz harekati süresince,kadrolarin devlet tarafindan kizildere’de öldürülmesinin ardindan örgüt, devrimci-yol,thkp-c(hdö)[acilciler],dördüncü yol,mlspb gibi gruplara parçalanarak varliğini yitirmiştir.bu gelenegin günümüzdeki son temsilcisi dev-sol kökenli dhkp-c’dir.
kaynak:
muratuz.blogspot.com
